Paylaş:

gebelikte vitamin

Hamilelikte vitamin ihtiyacı, vücudun gerçekleştireceği tepkimeler, yanma ve sindirme olaylarının hızlanması açısından oldukça önemlidir.  Hamilelik döneminde gebenin ihtiyacı olan tüm vitamin ve minarelere olan ihtiyaç oldukça artar. Günlük vitamin rasyonu adı verilen RDA değerleri gebelik dönemlerinde vitaminlere olan ihtiyacın arttığının göstergesidir.

Daha önce kullanılmış olan doğum kontrol hapları, gebede bulunan vitamin depolarında folik asit ve B6 vitamini başta olmak üzere vitaminlerin azalmasına neden olmaktadır. Bundan dolayı doğum kontrol hapları kullanılacaksa kesinlikle uzman hekimler tarafından gerekli tetkikler yapıldıktan sonra kullanılmalıdır.

Doğum kontrol sonrası vitamin

Kadınların doğum kontrol haplarının kullanımını bırakıp, gebe kalmaya karar verdikten sonra öncelikle vitamin takviyesiyle bu hapların neden olduğu vitamin eksikliğini gidermeleri önerilmektedir. Eğer kadın, vitamin takviyesi almadan önce hamile olduğunu öğrenmişse zaten ortalama olarak gebeliğinde 3* 4 hafta geride kalmıştır ve vakit kaybı olmadan hemen vitamin ve mineral takviyesine başlanması gerekmekledir.

Gebelikte mineral desteği

Gebelikte mineral ve vitaminlerin yetersiz olması, bebeğin beyin ve omurilik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca gebelik anemisinin engellenmesinde oldukça önemlidir. Gebeliğin ilk on iki haftasında kusma gibi semptomlardan dolayı yeme alışkanlıklarının değişmesi ve aza indirgenmesinden dolayı vitamin ve mineral depoları hızlı bir şekilde tükenmekte ve bundan dolayı özellikle bu dönemlerde vitamin ve mineral takviyesine önem verilmektedir. Hamilelik döneminde alınması gereken başlıca mineral ve vitaminler şunlardır.

  • Demir: anne ve bebekte kan üretimi açısından oldukça önemlidir. Ayrıca kaslar ve enzimlerin yapısının oluşması için vaz geçilmez olan bu mineral, kesinlikle düzenli olarak alınmalıdır. Hatta gebelik sonlanmasından sonra da demir kullanımı kesinlikle aksatılmamalıdır.
  • D Vitamini ve Kalsiyum: vücutta kalsiyumun çoğunluğu kemiklerde bulunmaktadır. Kanın pıhtılaşmasında, kemiklerin yapısında ve sinir sisteminde oldukça önemli rol oynar. Bunun yanında kesinlikle D vitamininin de vücutta yeteri kadar olması gerekmektedir. bunun sebebi de kalsiyumun vücut tarafından emilebilmesi için D vitamininin de bulunması gerekmektedir.
  • Magnezyum: canlı hücrelerin vaz geçilmez katyonlarından birisidir. Ayrıca kemik yapısında yer almakta ve kalp kasılması gibi olaylarda kalsiyumla etkileşimini sürdürmektedir. Hamilelikte yeteri kadar magnezyum alınmazsa şiddetli titreme ve kasılmalar görülebilmektedir. Bu kasılmaların çoğalması düşük riskini artırdığından dolayı kesinlikle magnezyumun ihmal edilmemesi gerekmektedir.   

 

Tüp Bebek

Paylaş:
Comments
  • canan :
    25 Mayıs 2016

    Mrb ben 23 haftalık hamileyim ellerim ayaklarım şisiyo bazen tarif edilemez bi rahatsızlığı oluyor neden böyle oluyor yardimci olur musunuz tesekkürler.

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Gebelikte ödem ve şişlik yaşaması beklenen bir durumdur. Gebelikte vücutta değişen hormonların etkisi ile su tutulumu olur, bu değişiklik tüm anne adaylarında olurken ödem bulgusu özellikle fazla kilolu olanlarda daha belirgin olmaktadır. Bu süreçte mutlaka yeterli miktarda su içmelisiniz. Öğünleriniz sabah, öğle, akşam ana öğünler şeklinde olmalı ve ara öğünlerde de hafif ama protein-karbonhidrat içeren, vitamin yönünden zengin yiyecekler tüketmelisiniz. Protein damar içindeki sıvının damar dışına kaçışını önler bu nedenle proteinden eksik gıdalarla beslenenlerde ödem daha fazla görülür. Protein alımına önem verilmelidir. Yine fazla tuzlu gıdalar alındığında böbreklerden su ve tuz tutulduğundan ödem artmaktadır. Yoğun katkı maddesi içeren yiyeceklerden ve içeceklerden uzak durmalısınız. Çay-kahve-kola-alkol tüketiminizi azaltmalısınız. Sigara içmemeli ve sigara içilen ortamlarda bulunmamalısınız. Yeterli uyku uyuduğunuzda vücudunuzu dinlendirmiş, kan dolaşımınızı düzenlemiş olursunuz. Uzun süre ayakta kalmamak, uzun süre aynı pozisyonda oturmamak ve arada kalkıp dolaşmak, ayakları yükselterek dinlendirmek, akşamları tuzlu suda ayakları dinlendirmek de bacaklardaki ödemi azaltacaktır. Tüm bunlara rağmen vücutta ödem şikayetinizde azalma olmuyor ise ve eşlik eden baş ağrısı, görme bozukluğu, idrar çıkışında azalma, tansiyon yüksekliği, idrarda protein çıkışının artması gibi bulgular varsa mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına, bir nefroloji ve kardiyoloji uzmanına başvurmanızı öneririm.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • Özlem :
    25 Mayıs 2016

    hocam merhabalar bebeğimde omfalosel tesbit edildi bana bu konu hakkında bilgi verirmisiniz … 14.5 haftalik hocam bebegim

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Omfalosel 5000 gebelikte bir görülür. Karın ön duvarının oluşumu esnasında meydana gelen defekt sonucu olur. Karın dışına çıkan organlar yalnızca amniyon ve peritondan oluşan ince bir kese ile sarılı durumdadır. Umblikal kordon bu kesenin tepesine yerleşir. Omfalosel tanısı gebelikte 13. gebelik haftasından itibaren ultrasonografi ile konulabilmektedir. Hastaların %25-50’ sinde ek anomaliler görülür. Hastaların üçte birinde trizomi grubundan ciddi kromozom anomalileri gözlenmektedir. Defekt ne kadar küçük ise kromozomal bozukluk ihtimali o kadar fazladır. Size önerim ayrıntılı ultrasonografi, fetal eko ve fetal karyotip tayini yapılması açısından perinatoloji ile ilgilenen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanızdır. Gebeliğin devam etmesi kararı alındığında doğumun çocuk cerrahisi kliniği olan ve yenidoğan bakımı iyi olan bir merkezde yapılması gerekmektedir. Sezaryen ile doğum tavsiye edilmektedir. Eşlik eden ciddi sorunların olmadığı bebeklerde ameliyat genel olarak başarılıdır. Ancak eşlik eden genetik ve yapısal organ anomalileri olan bebeklerde prognoz kötü olmaktadır. Bu tip gebeliklerde gebeliğin sonlandırılması yönünden aile ile karşılıklı olarak konuşulması önerilmektedir.
      Saygılarımla
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • Nezihe :
    25 Mayıs 2016

    Hocam kızım 12.5 günlük hamile açık renkte kanaması gelmiş doktoruna gitmiş ultrason bakmış bebekler iyi bu arada ikiz 1gece hastanede kaldı 1ay irapor alıp evde dinlenme dusuk tehkisi mi aydinlatirsaniz çok sevinirim kanama hamen kesilmiş şimdiden teşekkürler

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Gebeliğin 20. haftasında önce yaklaşık olarak %25-30 gebede az ya da çok vajinal kanama olabilmektedir. Parlak kırmızı renkte olan kanama taze –yeni kanamayı; koyu kahverengi kanama ise daha erken dönemde olup kesilen eski kanamayı düşündürür. Kanamanın miktarı fazla ve parlak kırmızı renkte ise düşükle sonlanma ihtimali daha fazladır. Bu kanamaların nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazen düşük tehdidi, fetüsteki kromozomal bozukluklar, çoğul gebelikler, rahmin doğuştan gelen anormallikleri, kanama pıhtılaşma bozuklukları, endokrin bozukluklar, plasental gelişim bozuklukları da bu kanamalara neden olabilmektedir. Kanama şikayeti gebelikte her zaman için önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Düşük tehdidine yönelik olarak yatak istirahati, cinsel ilişki yasağı ve progesteron içeren ilaçlar önerilmektedir. Bu süreçte bol su tüketmenizi, kafeinli içeceklerden kaçınmanızı ve yine rahim kasılmalarını tetikleyebilecek bitki çaylarından uzak durmanızı öneririz.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • Nurdan :
    25 Mayıs 2016

    Mrb hocam annem iki kere kist amelliyati oldu 5/6sene arayla üc ay once gene kistlerin var dedi doktoru agrisi cogalinca gene doktor a getirdik rahmin de 5cm boyutunda bir miyom oldugunu ameliyat olmasi gerektigini soyledi doktor siz ne onerirsiniz biz siirte kaliyoruz ve burda doktorlar cok kaliteli hizmet veremiyor.

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Annenizin bir over kisti ameliyatı olduğunuzu paylaşmışsınız ancak kistin tipi ile ilgili bir veri paylaşmamışsınız. Over kistleri %80-85 oranında iyi huyludur. Hemen hemen her kadında hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kist saptanabilir. Bu kistler genellikle bulgu vermezler ve tedavi dahi gerektirmezler. Yumurtalık kistlerinin bir kısmı fonksiyon bozukluğu yaratarak belirti verirken çok büyük bir bölümü de ne fonksiyonlarda bir kayba neden olur ne de uzunca bir süre belirti verir ve sıklıkla rutin kontroller esnasında fark edilirler. En sık verdikleri belirtiler adet düzensizliği, karında şişkinlik ve karın ağrısıdır. Çok çeşitli over kistleri bulunmaktadır. Özellikle muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular, ayrıca bazı kan tahlilleri ayırıcı tanıda bize yardımcı olur. Over kistinin tedavisi kistin tipine göre değişir. Sık gözlenen basit kistler için genelde takip tercih edilir. Bu esnada doğum kontrol haplarını kullanmak da kistlerin küçülmesine yardımcı olur. İltihabi kistlerde düzenli antibiyotik tedavisi gerekir. Ancak 8-10 cm’ i geçen ya da daha küçük olduğu halde 3-4 aylık takiplerde sürekli büyüyen, ultrason ve kan testlerinde kötü huylu olma ihtimali olan kistlerin ise ameliyat ile alınması gerekebilir. Kistlerin tekrarlaması ise kistin cinsine göre değişir.

      Miyom ise rahimde ortaya çıkan, rahim duvarındaki kas dokusundan kaynaklanan bir oluşumdur. Yaş ilerledikçe, myom oluşumunda artma olmaktadır. 35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40’ında myom vardır. Myom gelişiminden başlıca östrojen hormonu sorumlu tutulmakla birlikte son yapılan araştırmalarda progesteron hormonunun da etkili olduğu gösterilmiştir. Myom tanısı almış çoğu kadında menopoza girdiklerinde myom boyutlarında küçülme izlenir. Myomlar sıklıkla belirti vermezler. Rutin jinekolojik muayeneler sırasında tesadüfen tespit edilirler. Ancak; bazen büyüme ile orantılı olarak fazla adet kanamaları, adet düzensizliği, cinsel ilişki sonrası kanama, ara kanama, kitle basısına bağlı olarak sık idrara çıkma ve kabızlık, karında büyüme veya şişlik, adet dönemlerinde yada cinsel ilişki sırasında ağrı şikayetine neden olabilirler. Myomlar genellikle küçük ve şikayete neden olmadıklarında tedavi gerektirmezler. Buna rağmen belirgin şikayet yaratanlar, doğurganlığı etkileyecek kadar büyüklükte olanlar veya kanser ya da benzeri habis (kötü huylu) tümörlerle karışabilecek özellikte olanlar tedavi gerektirirler. Tedavi için hemen hemen her zaman ameliyat uygulanır. Myomların oluşmasında genetik faktörler, siyah ırk, doğum yapmamış olmak, erken adet görmek, obezite, alkol, hipertansiyon çok önemli risk faktörleridir. Ameliyatta myomların tamamı alınsa bile tekrar yeni myomlar oluşabilir. Ortalama bir myomun tekrarlama oranı %15 kadardır. Çok başarılı ve yaygın kullanılan bir ilaç tedavisi henüz yoktur. Bu ilaçlar geçici olarak menopoz yaratırlar ve bu sayede myomların geçici bir süre için küçülmesini sağlarlar. Fakat etki kalıcı olmaz. Bu nedenle eğer bu myoma bağlı annenizde yukarıda bahsetmiş olduğum şikayetlerden bazıları var ise ve izlemde myom boyutlarında artış söz konusu ise size önerim ameliyat edilmesidir. Myomun yerleşim yerine göre rahim koruyucu bir cerrahi yapılabileceği gibi rahmin çıkarılmasıda söz konusu olabilir.
      Saygılarımla
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • şeyma :
    25 Mayıs 2016

    İyi günler benim bir özel sorum olacaktı merak ediyoruz 112 de çalılyuruz arkadaşlar arasında konulurken eşi hepatit b li ise ilerde Bebek sahibi olmak istediklerinde bir tedavi yada bir önlem var Mıdır???
    Eşinin daha önceden aşısı var ise ne olur

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba,

      Ülkemizde Hepatit B taşıyıcılık oranı %3-7 arasındadır. Normal olarak 45-180 gün arası değişen bir kuluçka süresi vardır. Kuluçka süresince özellikle vücut sıvıları oldukça bulaşıcıdır. En önemli ve yaygın bulaşma yolu korunmalı da olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla da virüsün bulaşı olabilmektedir. Kan ve kan ürünlerinin nakli, kirli enjektörlerin kullanımı, yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve pedikür setleri, tıraş bıçakları, makaslar, steril olmayan aletlerle yapılan sünnet, kulak delme işlemleri ve ortak kullanılan diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına sıklıkla aracılık etmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında Hepatit B virüsü bulaşabilir(perinatal geçiş). En etkili korunma yolu aşıdır. Aşının koruyuculuğu %90-95’tir. Eğer koruyucu düzeyde antikor titresi elde edilmişse koruyuculuk %100’e ulaşır. Aşılama,taşıyıcılara veya aktif hasta olanlara yapılmaz. Doğum sonrası yenidoğana ilk 24 saat içinde Hepatit B aşı+ HBIG uygulanması halinde koruyuculuk: %85–95, sadece hepatit B aşısı yapılması halinde ise %70–95’ dir.
      Anne HBsAg (+) ise ilk 6-12 saat içerisinde yenidoğan bebeğe HBV aşısı ve HBIg uygulanır ve devamında bebek rutin aşılama programına alınır. Doğum sonrası aşılama neonatal infeksiyondan bebeği %90 oranında korunmaktadır. Annenin HBV durumu bilinmiyorsa bebeğe doğum sonrası 12 saatte HBV aşısı yapılır. Test sonucu anne HBsAg pozitif ise HBIg uygulanır (7 gün içerisinde). Bebeklerde HBsAg ve Anti-HBs kontrolünün ise 9-18. aylarda yapılması önerilmektedir.
      Sizin bahsetmiş olduğunuz kişinin aşısının olması nedeniyle gebelikte ve doğumda bebek açısından bir risk bulunmamaktadır. Ancak doğum sonrasında bebeğin hasta ya da taşıyıcı bireyle teması olacağı için doğduğunda bebeğe hepatit b aşısı ve ımmunglobülün uygulaması bebek açısından yeterli olacaktır. Annenin emzirmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.
      Saygılarımla
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • yasemin akansu :
    25 Mayıs 2016

    Merhaba hocam sizden ricam beni tup bebek konusunda aydinlatabilirmisiniz? Yasim 35 ve toplam da 3 laporoskopi 1 acik ameliyat gecirdim en sonuncu bir yil onceydi sağ tarafdaki tüp’üm tamamen alindi cok tahrip oldugu icin sol tarafda açtiklarini soylediler ve 18 cm Boyun da kist aldilar.yillardir cocuk sahibi olamadim tup bebek yapmak istiyorum fakat bu kadar operasyon gecirmis olmamdan dolayi tup bebek tutmaz diye endişe ediyorum! Bu konuda beni aydinlatirsaniz sevinirim ve size ulaşabileceyim numara varsa alabilirmiyim. Sağlicakla kalin hocam

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :
      25 Mayıs 2016

      Merhaba size yardımcı olmak isteriz .Asistanım Neslihan hanımın iletişim numarası .05335801481

       Cevapla
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın.