Paylaş:

Azospermi Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Çiftler belli bir süre doğal yolla bebek sahibi olmayı denedikten sonra bir sağlık kurumuna başvurmaktalar. Yapılan tetkikler, muayeneler sonucunda sorunun kadından mı, erkekten mi, yoksa her ikisinden mi kaynaklandığı tespit edilir. Kadından kaynaklanan kısırlık sebepleri; yumurtlama bozuklukları, tüplerde tıkanıklık, cerrahi operasyonlardan kaynaklı yapışıklıklar, üreme organlarında miyom, kist oluşumu, ileri yaştan dolayı üreme yeteneğinin azalması, üreme organlarında oluşan anomaliler şeklinde sıralanabilir. Erkekten kaynaklanan kısırlık sebepleri ise genel olarak; sperm kalitesinin, hareketliliğinin ve sayısının düşük olması, menide hiç sperm bulunmaması, yani azospermi şeklinde sıralanabilir. Erkeklerde iltihaba bağlı olarak gelişen hastalıklar, genetik sorunlar, daha önce geçirilmiş cerrahi işlemler, doğum  sırasında meydana gelen anomaliler, hormonsal hastalıklar ve kimyasal faktörler en sık olarak kısırlığa sebep olan sorunlardır. Bunların yanında varikosel yani damarlarda oluşan varisleşme, alkol ve sigara kullanımı, kas geliştirmek için alınan doping ve steroid tarzı ilaçlar hormonsal hastalıklara neden olabilir. Bu tür bir durumda vücutta üretim bozukluğu yaşanarak üreme organlarının fonksiyonları bozulur. Tüm bu sıralanan sebepler erkeğin doğal yolla bebek sahibi olmasını engellemekte ve üremeye yardımcı tedavi yöntemlerine başvurmasını gerektirmektedir.

Azospermi nedir?

Erkekte kısırlığa sebep olan etkenlerden birisi olan azospermi sorunu, erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumu olarak tanımlanmaktadır. Çok sık rastlanmayan azospermi sorunu tüm dünyada erkelerin % 1’inde, ancak bebek sahibi olamayan erkeklerin ise % 10 – 15’inde görülmektedir.

Azospermi sorunu genel olarak tıkanıklığa bağlı olan ve tıkanıklığa bağlı olmayan olmak üzere iki grupta incelenir. Tıkanıklığa bağlı azospermi vakaları, doğuştan sperm kanalarının bir bölümünün eksikliği, genital enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrasında oluşmaktadır. Tıkanıklığa bağlı olmayan azospemi vakaları ise genetik bozukluklar, testislerin doğuştan yukarıda kalması, testis torsiyonu, bazı enfeksiyonlar ve radyasyon gibi nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Tıkanıklığa bağlı azospermi vakalarında kanalların açılması için bazı cerrahi girişimler denenir ve cerrahi uygulamalarla başarılı bir şekilde tedavi edilemeyen hastalarda ve tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi vakalarında tek tedavi yöntemi cerrahi yolla sperm elde etme ve mikroenjeksiyon uygulamasıdır. Tıkanıklığa bağlı olarak gelişen azospermi vakalarında cerrahi yolla elde edilen spermlerle aşılama veya normal tüp bebek tedavisi yapılabilir. Ancak bu hasta grubunda başarılı bir gebelik elde etme şansı oldukça düşüktür.

Azospermi tanısı nasıl konur?

Azospermi vakalarında tanısal amaçlı yapılan testlerle tanı konulabilmesi için en az 1 ay ara ile alınan meni örneklerinde hiç sperm bulunmaması gerekiyor. Bu tür hastalarda testis muayenesi, hormon tetkikleri ve ultrasonografi uygulamaları yapılması gerekir. Bu hastaların üroloji uzmanları tarafından detaylı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Azospermi hastalarının bebek sahibi olabilmesi için çok önemli olan tüp bebek uygulamasına geçmeden önce bazı genetik testlerin yapılması önerilmektedir.

Tetkiklerde Y- kromozomunun AZfa, AZFb veya tüm AZF bölgesinde delesyon olduğu tespit edilen hastalarda sperm bulma ihtimali çok düşük olduğu için tedaviye alınmaması daha doğru olacaktır. Bununla birlikte eğer AZF delesyonu olan hastalar gebe kalırsa, aynı bozukluğun doğacak erkek bebeklere de geçebileceği hastaya ayrıntılı bir şekilde anlatılmalıdır. Kromozom sayılarında bozukluk olan hastalarda ise tüp bebek tedavisi ile elde edilen embriyolara genetik tanı (PGD) uygulanmalı ve sadece sorunsuz embriyolar anne adayının rahmine transfer edilmelidir.

Azospermi hastalarında cerrahi yolla sperm elde etme teknikleri nelerdir?

  • Tıkanıklığa bağlı azospermi vakaları

Tüm dünyada bilinen azospermi vakalarının yaklaşık % 40’ı tıkanıklığa bağlı olarak gelişmiştir.  Bu hastalarda temel uygulama bir iğne ile epidimise girilerek (PESA), mikrocerrahi yöntemi ile epididime girilerek (MESA), testise iğne ile girilerek (TESA) ve bu yöntemlerle sperm bulunmayan hastalarda ise testisten doku örnekleri alınarak (TESE) sperm elde edilebilmektedir. Yani tıkanıklığa bağlı azospermi vakalarında PESA, MESA, TESA ve TESE yöntemleri uygulanarak sperm elde etme yoluna gidilir. Tıkanıklığa bağlı olarak gelişen azospermi vakalarının neredeyse tamamında bu yöntemler uygulanarak sperm bulunabilmektedir. 1993 yılından bu yana başarılı bir şekilde bu yöntemlerle sperm elde edilmektedir. Hastanın epididiminden sperm alınmış, ancak hiç hareketli sperm bulunamamışsa, yine testisten sperm alınması gerekir. Bu konuda yapılan çalışmalarda, tıkanıklığa bağlı olarak oluşan azospermide mikroenjeksiyon uygulaması ile başarı oranlarının, mastürbasyonla sperm verebilen, yani menide sperm bulunan hastalardan çok da farklı olmadığı görülmüştür.

  • Tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi vakaları

Tüm dünyada tespit edilen, bildirilen azospermi vakalarının yaklaşık olarak % 60’ı tıkanıklığa bağlı değildir. Bu tür hastaların bir bebek sahibi olabilmelerinin tek yolu, testisten cerrahi yollarla sperm alınması ve sonrasında mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenme sağlanmasıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda tıkanıklığa bağlı olmayana azospermi hastalarının yaklaşık olarak % 50’sinde cerrahi uygulamalarla sperm elde edilebildiği görülmüştür. Bu tür hastaların testisine iğne ile girilerek sperm elde edilebileceği gibi, cerrahi olarak testisten biyopsiler alınarak da sperm elde edilebilir. Yapılan çalışmalar; iğne ile testise girildiğinde sperm bulma olasılığının daha düşük olduğunu ve sperm bulunan hastalarda da elde edilen sperm sayısının biyopsi ile sperm bulunan hastalara göre anlamlı olarak daha az olduğunu göstermiştir.

Testisten cerrahi yollarla sperm elde edilmesi işleminde testise travmatik bir etki vermek, kimi zaman hasar yaratmak söz konusu olabilmektedir. Ancak iğne ile sperm alma uygulamasında ise bu risk çok daha düşüktür. Bu sebeple de bu tür hastalarda testis açılmadan önce, ilk olarak iğne ile sperm elde etmeye çalışmak önerilir. Ancak testis açıldıktan sonra alınacak biyopsi sayısı konusunda yapılan çalışmalarda ise birden fazla sperm olması durumunda, sperm bulma olasılığının daha yüksek olduğu da görülmüştür. Bu tür durumlardaki temel düşünce sperm yapımı işleminin testiste homojen bir dağılım göstermediği ve bu nedenle de değişik bölgelerden alınan biyopsilerle sperm bulma olasılığının daha yüksek olacağı şeklindedir. Tıkanıklığa bağlı olarak oluşan azospermi vakalarında sperm bulma olasılığını gösteren en önemli bulgu ise daha öncesinde hastanın testisinden tanısal amaçla alınan biyopsilerdeki patolojik tanıdır.

İşlemlerde hastanın sperm yapımının normal olduğu tespit edilmişse veya bazı yerlerde sperm üretiminin normal olduğu gözleniyorsa hastada cerrahi yolla sperm bulma olasılığı oldukça yüksektir. Ancak hastada sertoli cell only sendromu varsa, germ hücre aplazisi oluşmuşsa veya matürasyon arresti gibi tanılar varsa sperm bulabilme olasılığı daha düşüktür. Araştırmalar göstermiştir ki; hastanın testis hacminin veya hormon düzeylerinin hastada sperm bulma olasılığı üzerindeki etkisi oldukça sınırlıdır, hatta bazı uzmanlara göre de hiçbir etkisi yoktur. Eğer hastanın azospermi sorunu tıkanıklığa bağlı değilse, bazı genetik testlerin yapılması önerilir. Çünkü bu tür hastalarda bazı genetik bozukluklara rastlanma riski daha fazladır.

Tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi vakalarının ortalama % 10 – 20’sinde somatik kromozom bozuklukları ve yaklaşık % 5 – 10’unda ise Y- kromozomunda kırıklara rastlanmaktadır. Y-kromozomunun AZFb bölgesinde veya AZFbyide içeren daha geniş delesyonlarında maalesef ki; cerrahi olarak sperm elde etme şansı yok denecek kadar az olduğu için, bu hastaların hiç tedaviye alınmaması ve bu şekilde boş yere ümitlendirilmemesi önerilmektedir.

Mikro TESE nedir?

Mikro TESE işlemi, mikroskop altında testisten biyopsi alınması uygulamasıdır. Bu işlemde amaç, dokunun mikroskop altında büyütülerek sperm içerme olasılığı daha yüksek olan dokuların alınabilmesidir. Bu bakımdan mikro TESE işlemi sayesinde teorik olarak sperm bulma olasılığı artarken, daha az doku alındığı için de testise verilen hasar olasılığı azalmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar; mikro TESE ile sperm bulma oranının her geçen gün arttığını göstermekle birlikte, bazı çalışmalarda normal TESE ile arasında sperm bulma yönünden herhangi bir fark bulunamamıştır. Mikro TESE işleminde daha az testis dokusu alındığı ve bu sebeple de testiste daha az zarar verildiği için bu işlem daha çok kabul görmekle birlikte, sperm bulma olasılığı konusunda daha geniş çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki; mikro TESE işlemi daha uzun süre gerektirmekte, özel bir deneyim ve ekipmana ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar da mikro TESE işleminin çok önemli dezavantajlarıdır.

TESE işleminin riskleri nelerdir?

  • Hematom oluşabilir!

TESE işlemi sırasında ya da sonrasında hastanın testisinde kanama olması ve bu kanın orda birikmesi çok ciddi bir risktir. Zira hematom olarak adlandırılan bu sorun çok önemli bir problemdir. TESE işlemi uygulanan hastaların yaklaşık olarak % 50’sinde hematom oluşumu görülebilmektedir. Oysaki mikro TESE yapılan hastaların sadece % 10 – 15’inde hematom oluşma riski bulunmaktadır. Bununla birlikte sadece iğne ile sperm alınan hastalarda da hematom oluşumu riski bulunmaktadır.

  • Fibrosis olabilir!

Hastanın testisinden doku alınması işlemi bu dokuya az ya da çok bir zarar vermekte, o alanda hasar oluşmaktadır. İşte oluşan bu doku hasarının onarılması işlemi fibrosis adı verilen tıbbi süreçle gerçekleşmektedir. Fibrosis gelişen alanlarda doku fonksiyonları bozulmuştur ve bu sebeple de bu süreç sonrasında testis fonksiyonları bozulabilme riski taşımaktadır. Bu konuda yapılan bazı çalışmalar fibrosis görülme riskinin mikro TESE işlemlerinde çok daha az olduğunu göstermiştir.

  • Testis atrofisi olabilir!

TESE işlemi sonrasında hastanın testis fonksiyonlarında ve testosteron hormonu düzeylerinde belli bir azalma oluşabilir. Testosteron hormonlarında bir azalma olması da hastanın cinsel fonksiyonlarında bir bozulma olmasına sebep olabilir. TESE işleminde bu risk yüksekken, yine mikro TESE işleminde bu risk çok daha azdır. Fakat işlem sonrasında hastanın testis fonksiyonlarının bozulması ve buna bağlı olarak da cinsel fonksiyonlarının olumsuz etkilenme riski oldukça düşüktür. Zira bir değil, birkaç kez biyopsi alınan hastalarda bile cinsel fonksiyonlarda önemli bir bozukluk, aksaklık gözlenmemiştir. Genel geçerli bu verilere keza, özellikle testis hacmi düşük olan hastalarda bu konuda çok dikkatli davranılması, mümkün olduğu kadar az doku alınarak işlem yapılması ve mutlaka mikro TESE işlemi uygulaması daha uygun görülmektedir. Bununla birlikte testisten doku alma işlemi sırasında testisin damarlarına zarar vermemeye de özellikle dikkat edilmelidir.

Yukarıda sıralanan işlemlerle elde edilen gebelik oranlarına dair yapılan çalışmalarda testisten sperm elde edilerek yapılan tüp bebek uygulamalarında elde edilen gebelik oranı diğer hastalarla karşılaştırıldığında daha düşük olarak saptanmıştır. Yani azospermi varlığında sperm elde edebilmek için uygulanacak çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Fakat bu yöntemler uygulanmasına rağmen bu şekilde gebelik elde edebilme olasılığı, normal şekilde gebelik elde edebilmeye oranla daha düşüktür. Bununla birlikte kadın yaşı çok ileri değilse (35’ten fazla değilse) ve elde edilen yumurta sayısı, yumurta kalitesi de iyi ise gebelik elde edebilme şansı yüksektir.

Paylaş:
Yorumlar
  • Ufuk Şanal :

    05 Eylül 2016

    Merhaba Bülent bey ben Almanyadan yazıyorum şikayetim ise sertoli cell only (SCO) son 2 sene içersinde hem TESE hemde MİCROTESE oldum sonuç olumsuz yani (SCO) sizce bir şekilde tedavi şansım varmı? Bilgilendirirseniz çok memnun olurum şimdiden teşekkür ederim

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      05 Eylül 2016

      Merhaba,

      İletişim numaranızı yollarsanız daha sağlıklı yardımcı olabiliriz.

       Cevapla
  • fatih gümüs :

    24 Eylül 2016

    merhaba kocaeliden yazıyorum bende azospermi tanısı koydular hem tese hemde microtese oldum sonuc olumsuz tedavi sansım varmı yardımcı olursanız sevinirim

     Cevapla
  • oktay yılmaz :

    21 Mart 2017

    Selam hocam azospermi yim şubat ta mikrotese ameliyatı oldum canlı sperm bulunmadı 4 ay önce hopaloid FISH testi yaptım hücreler az sayı da vardı hormon tahlil lerim totaltestoron 270 ve 450 lere yükseldi fsh1.74 .8.79 .40. bu seviyelere buluyor ilaç kullandığım zaman böyleydi şimdi bilemem hormon lar kaça çıktı saygılar

     Cevapla
  • Mehmet korkmaz :

    23 Kasım 2017

    Hocam merhabalar ben üç kez tüp bebek denedik fakat hiç sprem bulunamadı dediler ki azo sperm testi konuldu ikisi umut tüp bebekte biride çapa tıpta denedik yaşım 38 beni bunu konu hakkında bilgilendirirseniz çok sevinirim 0536 445 16 80 cep telefonunu

     Cevapla
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar