Paylaş:

Üremek, sağlıklı bir bebek sahibi olmak, soyunu devam ettirmek gibi istekler insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Kadın, erkek herkes yaşamının bir döneminde çocuk sahibi olmak istiyor ve bunun için girişimlerde bulunuyor. Elbette ki, yaşı çok ilerlemeden üreme çağı içinde doğal yolla bebek sahibi olabilenler çok şanslılar. Ancak günümüzün modern şehir yaşamı, kadınların eğitim ve kariyer için daha fazla zaman ayırmaları, kişisel konforun daha ön plana çıkması, hastalıkların daha da artması gibi sebeplerle çocuk sahibi olma planı ileri dönemlere ertelenmektedir. Böyle olunca da özellikle kadınlar için, ileri yaş doğal yolla gebeliğin daha zor hale gelmesi, hatta kısırlık anlamına gelebiliyor. Bu bakımdan sebep her ne olursa olsun gebelik erteleniyorsa mutlaka doğurganlığı korumak, istenen dönemde gebelik elde edebilmek için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Bunun için de öncelikle üreme yeteneğini olumsuz etkileyebilecek faktörler ve bunlara karşı nasıl önlemler alınması gerektiği bilinmelidir.

Kilo ve egzersiz doğurganlık yetisinin korunmasında çok önemlidir!

Kişinin vücut ağırlığının normalde olması gerektiğinden daha az ya da fazla olması tüm vücut sağlığında olumsuz etkiler yaratabilmekte, başta üreme sistemi olmak üzere vücut sistemlerini olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple de kadın, erkek hangi yaşta olursa olsun herkes kilosunu, vücut ağırlığını dengede tutmalı, vücut kitle indeksini normal değerler arasında korumaya çalışmalıdır.

Kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi, düzenli olarak egzersiz ve spor yapması kesinlikle üreme fonksiyonlarını en sağlıklı değerde tutabilmek için son derece önemlidir. Şöyle ki; kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilmekte ve bunun üretiminde de vücuttaki yağ dokusu önemli bir role sahip olmaktadır. Vücuttaki östrojenin % 30’u kişinin yağ hücrelerinde dönüştürülerek ortaya çıkar. Döllenme de çok hassas hormonsal dengelerin yaşandığı karmaşık ve çok faktörlü bir olaydır. Bunun başarı ile sonuçlanabilmesi için düzenli seyreden bir hormonsal salgı gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında normalden az ya da fazla kilonun hormonsal dengesizlik ve bunun sonucunda kısırlığa neden olabilmesi doğal bir durumdur.

Kişinin boyuna göre “normal” kabul edilen değerin % 10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sisteminin yetisini çok ciddi şekilde etkileyebilir. Beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf ya da aşırı kilolu kişilerde adet kanamalarının düzensiz olması bu etkinin çok önemli bir göstergesidir. Kadının düzensiz kanamalar yaşaması genelde anovülasyon, yani yumurtlamanın olmaması ya da düzensiz yumurtlama ile birlikte görülür. Hatta maraton koşucuları, yüzücüler, vücut geliştirme gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pek çoğunda adet düzensizlikleri ve dolayısı ile kısırlık sorunu görülür.

Sigara ve alkolü bırakarak doğurganlık yetisini artırmak mümkün!

Sigara ve alkol, kişinin tüm vücut sistemlerini, hormonsal dengesini bozmaktadır. Bu bağlamda sigara ve alkol kullanımından en çok etkilenen yeti üreme yetisidir. Sigara ve alkolün özellikle erkeklerin sperm sayılarında ve kalitesinde çok ciddi bir azalmaya sebep olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde kadının yumurtlama düzeni ve yumurta sayısının da sigara ve alkolden olumsuz etkilendiği biliniyor. Bu konuda yapılan araştırmalar, sigara kullanan kadınların gebe kalmak için harcadıkları sürenin, sigara kullanmayanların harcadıkları süreden çok daha uzun olduğunu göstermektedir.  Bu bakımdan doğurganlığını korumak isteyenlerin sigara ve alkolden tamamen kaçınmaları gerekmektedir.

İlaç kullanımını sınırlamak gerekir!

Herhangi bir hastalığın tedavisi için kullanılan reçeteli ya da reçetesiz ilaçların her birinin vücut sistemlerimize az ya da çok mutlaka etkisi oluyor. Hiçbir zararı, yan etkisi olmayan, tamamen doğal bir ilaç neredeyse yok. Özellikle de bazı ilaçların kısırlığı tetikleyici, üreme sisteminin fonksiyonlarını bozucu etki gösterdiği bilimsel bir gerçektir. Örneğin ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Bebek sahibi olmak isteyen kişiler mutlaka kullandıkları ilaçlarla ilgili doktorla görüşmeliler ve bunların azaltılması ya da bırakılmasının yaratacağı etkiye dair fikir almalılar. Bundan daha kötüsü olan, pek çok eczanede reçetesiz satılan bazı ilaçların hem gebe kalmayı hem de hamileliğin erken dönemlerinde bebeği olumsuz şekilde etkilediği bilinmektedir. Hamilelik şüphesi olanlar ve hamile kalmayı planlayanlar en basiti de olsa herhangi bir ilacı kullanırken çok dikkatli olmalı, öncelikle jinekoloğunuzun fikrini almalılar.

Uyuşturucu maddelerden kaçınmak doğurganlığı olumlu etkiler!

Sigara ve alkolün zararlı etkilerinden bahsedilirken, çok daha zararlı olan uyuşturucu maddeler kesinlikle yaşamın hiçbir döneminde kullanılmamalıdır.  Uyuşturucu maddenin bir kez ya da her gün kullanımı, her türlü zararlı ve ciddi bir sorundur. Kişinin tüm vücut sağlığı ve en çok da üreme sistemi bu maddelerden olumsuz etkilenir. Bunların yanında sporcuların kullandıkları doping ilaçlarının da vücuttaki hormon dengesini bozduğu, erkelerde sperm sayı ve hareketliliğini azalttığı bilinmektedir. Bu bakımdan ne uyuşturucu maddeler ne de doping ürünleri çocuk sahibi olmayı planlayanların yaşamında olmamalıdır.

Çoklu cinsel birlikteliklerden uzak durulmalı!

Evli kişilerin ya da biriyle düzenli bir beraberliği olup bebek sahibi olmayı düşünenlerin birden fazla kişi ile cinsel ilişkide bulunmaları üreme sağlığı açısından çok ciddi bir sorundur. Zira kısırlık sebepleri arasında ilk sıralarda cinsel yolla bulaşan hastalıklar bulunmaktadır. Genellikle erkekler cinsel yolla bulaşan hastalıkları taşıyıcı görevi görmekteler ve cinsel sağlığını, geçmişini bilmediği bir kadın ile ilişkiye giren bir erkek, kadındaki enfeksiyonu eşine taşıyabilir.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar kadında ciddi pelvik enfeksiyona sebep olabilir. Bu tür bir durumda ise karın içinde yapışıklıklar ve tüplerde tıkanıklıklar sonucu kısırlık gelişebilir. Bu bağlamda evli olan ve bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde tek eşlilik üreme sağlığını korumak için ön sıralarda yer alan önemli bir faktördür. Bekar kişiler ise üreme yetisini korumak için cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almalılar. Bu hastalıklardan bazıları ölümcül olabilirken, hemen hepsi doğurganlık yetisini azaltabiliyor.

Kafein alımı kısıtlanmalı!

Kafein, günlük sınırlı miktarda tüketilirse kişiyi dinç tutabilmek adına faydalı özellikler barındırmaktadır. Ancak kafeinin fazla alınması üreme sağlığı için olumsuz etkiler gösterir. Kafein oranı yüksek olan çay, kahve, kolalı içecekler, çikolata gibi maddeler hem kadınlarda hem de erkeklerde üreme yetisini düşürdüğü için, çocuk sahibi olmak isteyenler kafein alımını günde 2 fincanla sınırlandırmalılar.

Planlı bir cinsel ilişki rutini olmalı!

Bazı çiftler bebek istedikleri için her gün ilişkiye girerler. Ancak bu kadar sık cinsel ilişkiye girmek gebelik şansını arttırmaz, hatta yeterli sperm birikemediği için gebelik şansını azaltabilir. Canlı ve kaliteli bir spermin ortalama 72 saat, yumurtanın ise 24 -48 saatlik ömrü vardır, yani bu süreler içinde döllenme yetisi aktiftir. Ayrıca erkeğin menisinde yeterli sayıda ve kalitede sperm birikebilmesi için en az 2 günde bir boşalma olması gerekir. Bu bağlamda çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin 2, hatta 3 gün ara ile korumasız cinsel ilişkiye girmesi gebelik şansını arttırır.

Normal şartlar altında çiftin gebelik elde etme şansının en yüksek olduğu günler yumurtlamadan önceki birkaç gündür. Ancak sadece adet kanamaları düzenli olan kadınlar yumurtlama dönemini hesaplayabilir. Eğer adetler düzenli aralıklarla gerçekleşiyorsa bir sonraki adetin başlayacağı günden 14 gün önce yumurtlama olacaktır. Bu kurala dikkat ederek girilen korumasız cinsel ilişkide gebelik elde etme şansı gayet yüksektir.

Cinsel ilişkinin pozisyon ve tekniği gebe kalmayı etkileyebilir!

Cinsel ilişki ile gebelik elde edilebilmesi pek çok farklı faktöre bağlı olmaktadır. Özellikle de ilişkinin pozisyonuna göre semenin, yani spermlerin içinde bulunduğu sıvının bir bölümünün, bazen çoğunluğunun vajinanın dışına kaçması son derece sık rastlanan bir durumdur. Bu tür bir durumda gebe kalınamayacağını düşünmek yanlış olur. Zira yumurtanın döllenebilmesi için bir tane bile canlı ve kaliteli sperm yeterli olabilir. İlişki sonunda tüm spermlerin vajina dışına çıkmış olma riski ise çok düşüktür. Bu bağlamda meninin büyük bir çoğunluğu dışarı akmış olsa da hala döllenmeye yetecek kadar sperm tüplere doğru yolculuğa başlamış olabilir.

Gebelik planlayan çiftlere bu olasılığı artırmak için kadının sırtüstü yattığı pozisyonların tercih edilmesi ve kadının ilişkiden hemen sonra kalkmaması önerilir. Başarısı çok kesin olarak bilinmese de çocuk isteyen çiftlerde genelde erkeğin üstte olduğu pozisyonlar, cinsel ilişkiden sonra vajinal duş yapılmaması da önem taşır. Ayrıca cinsel ilişkiyi kolaylaştırmak ve kayganlığı artırmak amacı ile kullanılan yapay maddelerin spermlerin sağlığı ve kalitesi üzerinde ölümcül etki yaratabileceği düşünüldüğünden kullanılmamaları en doğrusudur.

Üreme ertelenmemeli!

Kısırlık ya da doğal yolla gebelik elde edememe sorunu geçmiş yıllara göre daha sık karşılaşılan ve her geçen gün de yaygınlaşan bir sorundur. Bunun pek çok farklı sebebi bulunmakla birlikte, en bilindik nedenleri kadınların eğitim süresinin uzaması ve çalışma hayatında daha etkin yer almalarıdır. Günümüzde çoğu kadın için kariyer birinci planda iken, çocuk sahibi olmak daha sonralarda yer almakta ve dolayısıyla da çocuk istendiği zaman yaş ilerlemiş olmaktadır. Kadınlarda kısırlıktan bahsedildiğinde ise en önemli sebeplerden birisi ilerlemiş yaş dolayısıyla yumurta kalitesi ve sayısının düşmesidir.

Pek çok işkolunda patronlar kadın çalışanlarla belli bir süre gebe kalmayacağı konusunda anlaşma yapmaktalar. Bu şekilde zaman geçtiğinde ise kadının üreme potansiyeli azalmakta, kısırlık ortaya çıkabilmektedir. Üremek söz konusu olduğunda “uygun zaman” diye bir sınırlama olmasa da, genel olarak kadınlarda üreme yetisi 20 -30 yaş arasında en üst düzeydeyken, 35 yaştan sonra azalan bu potansiyel 40 yaşından sonra hızlı bir düşüş gösterir. Elbette ki; çocuk sahibi olmak için “en uygun zaman” kavramı kişiseldir, ancak çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olmanın geciktirilmesi kısırlık ya da gebelik için ekstra tedavilere ihtiyaç duyma ile sonuçlanabilir.

Üreme yetisini azaltan faktörler

  • Gece elektronik aletlerin ışığına maruz kalmak

Elektronik aletlerin yaydığı suni ışık her yaştan herkes için çok zararlıdır. Özellikle de gece telefona ya da tablete bakmak kişinin başta uyku kalitesini bozarken üreme hücrelerinin de hem sayısını hem de kalitesini düşürmektedir. Yapay ışıklar kadınlarda hamile kalmayı zorlaştırır ve hamilelikte bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. Çünkü bu yapay ışıklar uyku hormonu olarak bilinen melatoninin üretimini engeller. Yumurtlama döneminde yumurtaları serbest radikallerden korumaya yarayan bu hormonun yetersiz üretimi, anne karnındaki bebeğin biyolojik saatini durdurarak uzun vadede sorunlara yol açabiliyor.

  • Hazır gıdalarla beslenmek

Sağlıklı bir beslenme programı uygulamayan kişilerin vücut sistemlerinin sağlıklı çalışması, üreme yetilerinin fonksiyonlarını kaybetmemesi mümkün değildir. Eğer kişi yeterince tekli doymamış yağlar, çinko, D vitamini, B6 vitamini gibi vitamin, mineral ve faydalı maddeler almıyorsa vücudunuzun progesteron, insülin ve testosteron gibi kritik üreme hormonlarını dengeli bir şekilde üretebilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda doğurganlığını korumak isteyenlerin güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlayıp beslenme programını proteinler, vitaminler ve mineraller yönünden zengin tutması gerekiyor.

  • Kolesterolün yüksek olması

Kişinin kötü kolesterol seviyesinin yüksek olması başta kalp sağlığı olmak üzere tüm vücut sistemine zarar verir. Bu bağlamda yüksek kolesterolün kişinin üreme yetisini de azalttığı, kadınlarda gebe kalma süresini uzattığı bilinmektedir.

  • Stresli bir yaşam

İş ve sosyal yaşamında yoğun stres yaşayan kişilerin çocuk sahibi olma sürelerinin daha uzun olduğu, stresin üreme hücrelerinin sayısını ve kalitesini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Uzmanlara göre sempatik sinir sistemiyle bağlantılı stres hormonu olan alfa-amilaz seviyesinin yüksek olması üreme yetisini yaklaşık % 30 oranında azaltırken, kısırlık riskini de artırıyor.

  • Ağız ve diş sağlığının bozulması

Araştırmalar kısırlık tedavisi gören kadınların çoğunda diş eti kanaması ve iltihabı olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan uzmanlar ağız sağlığının üreme başarısı üzerinde çok önemli bir etkisi olduğunun altını çizerken, gebelik planlayanların öncelikle bir diş doktoruna gitmesini önermekteler.

  • Aşırı kilolu ya da aşırı zayıf olmak

Araştırmalar; sağlıksız düzeyde zayıf ya da kilolu olmanın üreme sağlığını çok olumsuz etkilediğini göstermektedir. Kadının vücut kitle indeksinin çok düşük ya da yüksek olması sorunu adet kanamalarını ve yumurtlama düzenini bozabilir. Uzmanlara göre, kısırlığın % 15’lik bir bölümü kilo sorunundan kaynaklanmaktadır. Üreme sağlığı için en ideal olan vücut kitle indeksinin 19 – 23 arasında olmasıdır.

  • Hormonsal dengesizlikler

İnsan vücudunda metabolizma düzeninin anahtarı tiroit hormonudur ki bu tiroit doğurganlık yetisi üzerinde de çok etkilidir. Uzmanlar; tiroit hormonunun salgılanmasındaki anormalliklerin yumurtlamayı engelleyerek kısırlığa yol açabildiğini belirtmekteler.

  • Sigara bağımlılığı

Tüm vücut sağlığı için zararlı olan sigara, akciğer ve meme kanseri riskini artırırken, kısırlık riskini de yaklaşık % 15 oranında artırmaktadır. Araştırmalar; bir günde 5 ya da daha fazla sayıda sigara içen veya pasif içici olan kadınların hamile kalma şanslarının yaklaşık % 35 oranında düştüğünü gösteriyor.

  • Hastalıkların tedavisi için kullanılan ilaçlar

Her ilaç belli bir seviyede de olsa vücut sistemlerinin normal işleyişine zarar vermektedir. Ancak özellikle de antidepresanlar ve sakinleştiriciler vücudun daha fazla prolaktin üretmesine sebep olarak gebe kalma yetisini azaltıyor. Prolaktin, yumurtlamayı engelleyen hormon olduğu için bu hormonun salgılanma miktarını artıran ilaçlar gebeliğe engeldir.

  • İlerleyen yaş

Kadınlarda doğurganlık yetisi 32 yaşından sonra yavaşlamaya başlarken, 35 yaşından sonra hızla düşüyor, 40 yaşından sonra ise neredeyse imkansız hale geliyor. Çünkü yaşla birlikte kadınlar yumurta üretimi azalıyor ve yumurta kalitesi de düşüyor. Bu sebeple de gebeliği ertelememekte fayda var.

  • Rahimdeki polipler ve tümörler

Rahimde ortaya çıkan polipler büyüyerek rahim duvarına bağlı kalırken, rahim tümörleri ise kas dokusundan oluşur ve bunların büyümesi kısırlığa yol açabilir. Ancak basit bir operasyonla rahim polipleri ve tümörlerinin kolayca temizlenebiliyor olması da çok önemlidir.

  • Folik asit yetersizliği

Gebe kalmak için en çok ihtiyaç duyulan vitamin folik asittir. Vücut, Folik Asidi kırmızı kan hücreleri yapımında kullanır ve bunlar gebe kalmak için de çok büyük önem taşırbu bakımdan gebelik planlayanlar hem folik asit bakımından zengin olan ayçekirdeği, ıspanak, yumurta ile makarna, mısır gevreği gibi tahıllar tüketmeli hem de doktora danışarak en az 3 ay süre ile folik asit takviyesi almalılar.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar