Doğurganlık Doktorlarına Sıkça Sorulan Sorular

Paylaş:

Bebek sahibi olmak isteyen çiftler, belli bir süre korumasız cinsel ilişkiden sonra doktor aramaya başlar. Zaten hem ülkemizde hem de tüm dünyada kısırlık yaygınlaşıyor, üremeye yardımcı tedavilere her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarına erişim sağlayabilmek, doğurganlık yetisi hakkındaki ortak yaygın yanlış inanışları dağıtmak ve doğurganlık tedavisinden nasıl yararlanılacağını anlayabilmek için sayısız yöntem bulunuyor. Kısırlık ve doğurganlık yetisi hakkında çok fazla bilgi var. Ancak bunların bazıları doğru, bazıları eksik veya artık uygulanmıyor, bazıları ise yanlış ve yanlış anlaşılmalar ile bozulmuş durumdadır. İşte bu kadar bilgi deryası ve kafa karıştıran veriler içinde doğurganlığa dair bilinmesi gerekenleri soru – cevap şeklinde aşağıda sıraladık. Elbette ki tüm sorulara yanıt vermek zor, ancak kısır çiftlere en çok yardımcı edecek olanlar aşağıda.

  • Gerçek “kısırlık” tanımı nedir? Hamile kalmak çok mu uzun sürer, ne zaman bir doğurganlık uzmanıma danışmak gerekiyor?

Çiftler, genellikle bebek sahibi olmaya karar verdiklerinde birkaç ay içinde doğal yolla gebelik elde edebileceklerini düşünmekteler. Aslında normal şartlar altında sağlıklı ve üreme yetisi de kaliteli olan çiftlerin ilk denemede gebelik elde edebilme şansı neredeyse % 5 – 10 civarındadır. Ancak yine üreme sorunu olmayan çiftlerin ilk 6 boyunca düzenli aralıklarla, yani 2 – 3 günde bir korumasız cinsel ilişki yaşaması ile çok yüksek olasılıkla gebelik elde edebilmesi beklenir. Zaten kısırlık şüphesi olan çiftlerin de tanı konması ve de tedavi yapılması için 35 yaşın altındaki kadınların yaklaşık 1 yıl, 35 yaşın üzerindekilerinse 6 ay kadar düzenli olarak korumasız cinsel ilişki yaşaması beklenir. Ancak 6 ay – 1 yıl gibi bir sürenin sonunda gebelik olmazsa “kısırlık” şüphesi ile doktora başvurmak, daha fazla vakit kaybetmeden gerekli tedavileri almak gerekir. Çünkü üreme yetisinde özellikle kadının yaşı çok önemlidir, 1 yıl bile gebe kalabilme yetisinde çok önemlidir.

Günümüzde tüm dünyada yaklaşık olarak 10 çiftten birinin kısırlık sorunu ile mücadele ettiği biliniyor. Bu durumda da hastalar çoğunlukla kısırlıkta en sık olarak neyin önemli olduğunu soruyor. Uzmanlara göre kısırlık tanısı; “kadının yaşı ve gebe kalmaya çalıştığı süre” olmak üzere 2 temel faktöre bağlıdır. Yukarıda da anlatıldığı gibi 35 yaş kadın üreme yetisinde çok önemlidir. 35 yaşın üzerindeki kadınların üremeye yardımcı tedavilere başlamak için fazla vakit kaybetmemeleri gerekir. Çünkü pek çok kısırlık çeşidi yaşla bağlantılıdır ve bir uzmandan ne kadar erken görüş alınır, ne kadar çabuk gerekli tetkikler yapılırsa, tedavi de o kadar başarılı olabilir. 

  • Neden doğal yolla bebek sahibi olamadığımızı nasıl öğreniriz?

Kısırlık pek çok farklı faktörden kaynaklanıyor olabilir. Bunun sebebini öğrenmek ve de en doğru yaklaşımla tedavi edebilmek için her iki partner için de bir dizi tanı testi ve derinlemesine bir tıbbi geçmiş araştırması yapılması gerekir. Bunun için de öncelikle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak önerilir. Kısırlık şüphesinde yapılan ilk testler; erkekler için sperm analizi ve kadınlar için yumurtalık ve rahim fonksiyonunu kontrol etmek amaçlı kan testleri, ultrason muayeneleri şeklindedir. Bu tanı yöntemleriyle çoğu zaman potansiyel bir kısırlık nedeni tespit edebilir ve tedavi ya da daha ileri testler için bir yol önerilebilir. Kısırlık vakalarının yaklaşıl % 15’inde ise buna sebep olan etkenler tespit edilemeyebilir. Ancak nedeni belirlenemeyen kısırlık vakaları da “tedavi edilemez” değildir. Tüp bebek tedavisi gibi Yardımcı Üreme Teknolojileri açıklanamayan kısırlık durumlarında bile çok etkili olabilir.

  • Doğurganlığın korunması nedir, kimin içindir ve gerekli midir?

Doğurganlığın korunması genellikle kriyoprezervasyonu kullanarak geleceğe yönelik yumurta, sperm veya embriyoların dondurulması anlamına gelir. Araştırmacılar ve doktorlar ilk önce doğurganlığın korunmasında kullanılan teknikleri ve teknolojileri geliştirdiklerinde, hedefleri insanların doğurganlığa zarar verebilecek bir hastalık veya kanser ve kemoterapi gibi bir tedavi ile karşı karşıya kalmasına rağmen tedavi sonrasında çocuk sahibi olabilmesiydi. Ancak geçtiğimiz on yılda bundan çok daha fazla durumda dondurma işlemi kullanılır oldu. Son yıllarda teknoloji o kadar gelişti ki, yumurta ve spermler, kalite açısından önemli bir kayıp olmadan güvenle dondurulabilir ve on yıla kadar saklanabilir hale geldi. Bu da yeni olasılıklar ve doğurganlığın korunması için daha geniş bir talep kitlesi yarattı. Yani sadece ciddi hastalıkları olan ve tedavi sonrasında gebe kalmak isteyenler değil, bebek sahibi olmayı ileri yaşlara ertelemek isteyen herkes yumurta, sperm ve embriyolarını dondurabiliyor.

Yumurta dondurma işlemi, çocuk sahibi olmak isteyen, ancak bunu ileri yaşlara ertelemeyi planlayan genç kadınlar için özellikle konforlu ve güvenli bir seçenektir. Kadınların yumurtalarının kalitesi yaşla birlikte ciddi anlamda düşmektedir. Aslında, düşük yumurtalık rezervi ve yaşa bağlı olarak düşük yumurta kalitesi, bilinen en yaygın kısırlık nedenlerinden biridir. Yumurtalar dondurulduğunda, resmen yumurtaların saati durduruluyor, kadın 40 yaşına geldiğinde yumurtlar hala 30 yaşında kalabiliyor. Yumurtalarını donduran kadın, kendini gebeliğe hazır hissettiğinde, tüp bebek tedavisi ile kolaylıkla gebe kalabiliyor. Yumurta dondurma işlemi sayesinde doğurganlık yetisi korunabiliyor, ileri yaşlarda bile gençlikteki yumurtalarla gebe kalınabiliyor. 

  • Doğum kontrolü yapılıyorken, yumurtalar dondurulabilir mi?

Doğum kontrolü döneminde yumurta oluşumunu ve salınımı baskılanabiliyor. Öncelikle doktor muayenesi yapılır, ardından doktorun önerisi ile doğum kontrolünün 1 ya da 3 ay boyunca bırakılmasını isteyebilir. Bu sayede adet ve yumurtlama döngü yeniden normale dönebilir ve hormon seviyeleri de dengelenebilir. Ancak bu süre içinde hamile kalma konusunda risk varsa, prezervatif ile korunmak ve gebelik şüphesi olursa anti-mulleran hormonu (AMH) ölçmek için basit bir kan testi kullanmak önerilir. Bu testin sonuçları doktora, kadının yumurtalık fonksiyonu hakkında bilgi verir. 

  • Üreme tedavisi çoğul gebelikle sonuçlanır mı?

Doğurganlık tedavisi gören kadınların kaçınılmaz olarak çoğul gebelik yaşama riski olduğu gibi yaygın bilinen bir efsane vardır. İkizler ve üçüzler çok sevimli olsa da, çoğul gebelikler hem anne hem de bebekler için çok daha risklidir ve üremeye yardımcı tedavilerde aslında istenen bu uygulama riskini mümkün olduğunca azaltmaktır. Doğurganlık ilacı olan Clomid gibi bazı ilaç türleri, çoğu zaman çoklu gebelik riskini arttırır. Bu bakımdan tedavi sürecinde kesinlikle doktorun önerdiği, reçete ettiği sıklıkta ve dozda ilaç kullanılarak bu riski azaltmak gerekir.

Geçmişte tüp bebek tedavisi ile çoğul gebelik yaşama riski çok daha yaygındı. Embriyo transferinin, embriyolar sadece birkaç günlükken gerçekleşmesi gerektiğinden, doktorlar rutin olarak başarılı bir implantasyon şansını artırmak için çoklu embriyoları (bir seferde beş veya altı) transfer ettiler. Bu sayede gebelik şansı arttı, ancak çoğul gebelik riski de aynı şekilde arttı. Ama teknolojideki modern gelişmeler, artık laboratuvarda daha uzun süre embriyo yetiştirebilmeyi ve başarı için yalnızca tek bir güçlü, yüksek kaliteli embriyoyu transfer edebilmeyi olanaklı kılıyor. Bazı durumlarda hala birden fazla embriyo transfer edilebilir ki, ülkemizde yasal olarak en fazla 2 tane embriyonun transfer edilmesine izin verilmektedir. Tüm riskler dikkatli bir şekilde düşünüldükten ve anne, baba adayıyla tartışıldıktan sonra transfer edilecek embriyo sayısı bir mi olacak yoksa iki mi diye karar verilir.

  • Yumurtaları dondurmak veya tüp bebek tedavisi görmek doğal yumurta rezervini azaltır mı? 

Doğurganlığın korunması ve doğurganlık tedavileriyle ilgili en yaygın efsanelerden biri “tüm yumurtaların kullanılması, yumurta rezervinin tükenmesi” ve “daha sonra hamile kalmanın zorlaşacağı” şeklindedir. Her yumurtlama döngüsünde vücut yumurtalıktaki foliküllerde bir miktar yumurtayı aktifleştirir ve yumurtalar olgunlaşmaya başlarken, doğal hücre ölümü nedeniyle bu süreçte birçoğu ölür. Doğal olarak yumurtlama döneminde yumurtalıklardan bir veya nadiren iki tane yumurta olgunlaşır ve yumurtalık içinden serbest bırakılır. 

Doğurganlık tedavilerinde ilaçlarla uyarılan yumurtlama süreci de yumurtaları dondurmak veya tüp bebek tedavisinde kullanmak için hazırlanıyor. Doğurganlık ilaçları vücudun yumurtaları doğal süreçte olgunlaşmasını ve büyümesini kolaylaştırır. Yumurtlama döngüsünün sonunda da vücuda hiç işlem yapmamış gibi kadının sahip olacağı aynı sayıda ve aynı kalitede yumurta olacaktır. Yani ilaçlarla yumurtalıkların uyarılması ve de tüp bebek tedavisinde yapılan işlemlerin hiç biri kadının doğal yumurta rezervini etkilemez. Aynı şekilde laboratuvarda dondurulmuş yumurta veya embriyo halinde saklanması sadece o ayki döngüden kaynaklıdır, sonraki döngülerde yine yumurtlama devam edecektir. Doğurganlığı korumaya yönelik işlemler ya da tüp bebek tedavisi kadının üreme yetisinde azalmaya sebep olmaz.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar