Paylaş:

Kız çocukları belli sayıda yumurta ile doğarlar ve bu onların üreme kapasitelerini belirler. Doğumdan sonra ergenliğe kadar bu yumurta rezervinin bir bölümü biterken, ergenlikle birlikte adet kanaması başladığında üreme çağına giren genç kız her ay bir tane yumurtlar. Bunun yanında olumsuz yaşam ve beslenme koşulları, psikolojik sorunlar, maruz kalınan olaylar ve yaşam içindeki tüm olumsuz faktörler kızların, kadınların yumurta rezervinin azalmasına sebep olur. Ancak normal şartlar altında 20 – 30 yaş arasındaki dönem kadınların yumurta rezervinin en iyi olduğu, üreme kapasitelerinin en yüksek olduğu dönemdir. İlerleyen dönemde yaş ilerledikçe yumurta rezervi azalarak biter. Normalde 40 yaşına, hatta bazen 45 yaşına kadar kadınların gebelik elde edebilecek kadar yumurtası olur ve doğal yolla ya da üremeye yardımcı yöntemlerle gebe kalabilir. Ancak bazı durumlarda çok erken dönemde, yani 40 yaşından önce kadının yumurta rezervi bitebilir. Bu durum da erken yumurta yetmezliği olarak adlandırılır.

Erken yumurta yetmezliği, kadının yumurtalık fonksiyonlarının 40 yaşından önce bozulması, adet görmemesi demektir. Bu durumda kadının gonadotropin (kadınlarda yumurtalık fonksiyonlarını düzenleyen hormon) seviyeleri yükseldiği için, östrojen hormonu azalır ve bunun sonucunda fizyolojik ve psikolojik sorunların ortaya çıkar, kadın pek çok olumsuz durum yaşar. Genç yaşta olan, yani 40 yaşın altında, 35 yaş civarında olan kadınların 4 ay boyunca adet görmemesi ile FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) hormon düzeylerinin 40 IU/L’den yüksek çıkması ve seks steroidlerinde azalma olması durumunda erken yumurta yetmezliği tespit edilir. Normal şartlar altında kadınların yumurta rezervlerinin doğal süreçte, yani menopoz döneminde sonlandığı yaş aralığı 40 – 60 yaşlardır. Fakat bu yaşlardan çok daha önceki dönemde görülen erken yumurta yetmezliği 40 yaşlarındaki kadınların % 1’inde, 30 yaşından genç olan kadınların ise % 0, 1’inde görülmekte, hatta 20 yaşın altındaki genç kadınlarda da görülme sıklığı % 0,01 civarındadır. Buradan hareketle erken yumurta yetmezliği sorununun en sık yaşanmadığı söylenebilmekle birlikte, var olması durumunda genç yaşında üreme yeterliliğini kaybetmek anlamına geldiğinden ciddi bir sorun olduğunu da bilmekte fayda var.

Erken yumurta yetmezliği neden olur?

Tıp dilindeki adı prematüre ovaryen yetmezlik olan, erken yumurta yetmezliği dışındaki normal yumurta gelişiminde pek çok faktör rol oynamaktadır. Yumurtlama üzerinde rol oynayan bu faktörlerin dengeli bir şekilde fonksiyonlarını devam ettirmeleri sonucunda normal yumurta gelişimi sağlanır, üreyebilme yeteneği devam eder. Ancak bu faktörlerin herhangi birinde ya da birkaçında yaşanan aksama sonucunda bu fizyolojik süreç sekteye uğrar, bazı olumsuz tabloların ortaya çıkmasına neden olur.

Günümüzde hala erken yumurta yetmezliğine neden olan sistemsel aksama tam olarak bilinmemekle beraber, buna neden olan durumların tanımlamak için erken yumurta yetmezliği sınıflandırılmaktadır. Erken yumurta yetmezliği sınıfları incelenerek de ortaya çıkma sebepleri hakkında fikir yürütmek mümkün olur. Bu bağlamda erken yumurta yetmezliği; hızlanmış folikül kaybı ve ovaryan folikül disfonksiyon şeklinde iki ana başlıkta incelenmektedir.

  • Hızlanmış folikül kaybı

Bir kadının hamile kalabilmesi için en uygun dönemlerde yumurtalıklarında yaklaşık 6 -7 milyon oosit bulunur. Buna paralel olarak da bu 6 -7 milyon oositin büyük bir kısmında apoptoz, yani zararsız hücre ölümü gerçekleşir. Fakat bu apoptoz sisteminde yaşanan değişimler kimi zaman erken yumurta yetmezliğine neden olabiliyor. Hücre ölümünün gerçekleşmediği ve geride kalan foliküller de ise, gonadotropin, östrojen, büyüme faktörleri, sitokinler, nitrik oksit ve aktin iskeletlerinin dengeli çalışması ile doğurganlık sistemi aktif bir şekilde devamlılığını sürdürüyor, kadının üreme yeteneği çalışıyor. Bu şekilde rutin olarak çalışan sistemsel döngüde yaşanan anormal bir durum, bir davranış sonucu, apoptoz mekanizmasında, yani hücre ölümünde bir artış görülür ise, erken yumurta yetmezliği söz konusu oluyor, kadının üreme yetisi zarar görüyor. Kadının folikül sayısındaki azalma durumu puberte (ergenlik) döneminden önce görülür ise, gonadal disgenize olarak ifade edilir ve bu durum, primer amenore, yani kız çocuklarının 14 yaşına kadar hiç adet görmeme sorununun yaklaşık % 30 – 40’ında etkin sorun olarak yaşanmaktadır.

  • Ovaryan follikül disfonksiyon

Kadınlarda yumurtlama yani üreme döneminin bitmesi anlamına gelen erken yumurta yetmezliği vakalarının yaklaşık % 10 – 30 arasında temel sebep otoimmun hastalıklardır. Yani kadının bağışıklık sisteminde yaşanan anormal değişimler, hastalık faktörü olan olumsuzluklar normal yumurtalık fonksiyonlarını etkileyerek, foliküllerin erken yaşta tükenmesine neden olabiliyor. Kadının foliküllerinin tükenmesine ve disfoksiyonuna neden olan faktörler genel olarak:

  • Kromozomsal ve genetik faktörler,
  • İdiyopatik nedenler (tam olarak nedeni bilinmeyen),
  • Bağışıklık sistemi hastalıkları (otoimmun nedenler),
  • Yumurtalıklara karşı toksik etkiler,
  • Over cerrahisi olarak sıralanabilir.

Bebek sahibi olmak isteyen kadınların korkulu rüyası olan erken yumurta yetmezliği vakalarının yaklaşık % 60 civarında kadında, femur başı kemik mineral yoğunluğunun olması gereken yaş aralığındaki referans değerlerin çok daha altında olduğu saptanmıştır.

Tam olarak sebebi bilinmemekle birlikte daha önce geçirilmiş olan over cerrahisi, kanser tedavilerinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi, otoimmun hastalıklar, adrenal yetmezliği ile ilgili oluşabilecek belirtiler, ailede erken yumurta yetmezliği hikayesi ve genetik mutasyon şüphesinin de erken yumurta yetmezliğine etkisinin değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Erken yumurta yetmezliği nasıl teşhis edilir?

Erken yumurta yetmezliği sorununda ilk önce hamilelik durumunun ekarte edilmesi gerekiyor. Ardından kadının FSH (Folikül Uyarıcı Hormon), LH (Luteinleştirici Hormon), E2 (Östrojen), TSH (Tiroit Uyarıcı Hormon) ve prolaktin (süt hormonu) değerleri incelenmektedir. Kadının FSH değerlerinin LH değerlerinden yüksek çıkması halinde, östrojen seviyelerini belirlemek için progesteron challange günlük testi olan MPA 5 gün uygulanır. Bu test sonucunda erken yumurtalık yetmezliği tespit edilmiş olan kadınlarda adet kanamasının gerçekleşmemesi gerekiyor. Ancak erken yumurta yetmezliği sorunu yaşayan kadınlarda yumurtalık fonksiyonları henüz tamamen bitmemiştir, aralıklıda olsa görevini yerine getirmektedir. Bu sebeple de bu vakaların büyük bir kısmında adet kanaması meydana gelmektedir. Böyle olunca da erken yumurta yetmezliği sorununun tanı süreci askıya alınır.

Yukarıdaki uygulamaların dışında erken yumurta yetmezliği şüphesi olan kadınlarda  yumurtalık rezervlerinin değerlendirilmesi amacı ile İnhibin- B ve anti- Mülleryan hormon testleri yapılır. Ancak günümüzün teknolojik gelişmeleri ışığında erken yumurta yetmezliği vakalarındaki en güvenilir ve en net bilgiyi veren yöntem olarak AMH testleridir. Bu testlerle kolaylıkla erken yumurta yetmezliği tanısı konulabilir.

Erken yumurta yetmezliği tedavi edilebilir mi?

Diğer pek çok sağlık sorunu gibi erken yumurta yetmezliğinin erken dönemlerde fark edilmesi ve tanı konulması, bu sorunun durdurulabilmesi, yavaşlatılabilmesi için önem arz eder. Erken dönemde teşhis edilirse ortaya çıkabilecek rahatsızlıkların da önlenmesine yönelik tedavi planı yapılabilir. Tıpkı normal menopoz sürecinde yaşanan yumurtalık rezervlerinin azalması durumu gibi erken yumurta yetmezliği vakalarında da engelleyici bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Ancak daha çok östrojen hormonun eksikliğinden kaynaklanan vücudun genelinde yaşanan değişimler sonucunda osteoporoz (kemik erimesi) gelişimine ve ileride ortaya çıkabilecek kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma planı yapılır, erken yumurta yetmezliğinin yol açacağı diğer sağlık sorunları önlenebilir. Bunun için de; replasman tedavisi (östrojen eksikliğinin giderilmesi) ve kalsiyum ve D vitamini takviyesi (kemik erimesini önlemek) yapılır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar