Gebelik öncesi travmalar düşük ağırlıklı bebek doğumuna sebep olabilir

Paylaş:

Gebelik ve anne karnındaki bebeğin sağlığı, gelişimi her şeyden önce anne adayının hem gebelikteki hem de gebelik öncesindeki sağlık durumu, fiziksel ve psikolojik sağlığı ile yakından bağlantılıdır. Anne adayının kendi çocukluğundan itibaren yaşadığı hem olumlu hem de olumsuz olaylar, maruz kaldığı durumlar ileride sahip olacağı bebek üzerinde az ya da çok etki gösterecektir. Ruhsal ve fiziksel açıdan sağlıklı bir anne adayı demek, aslında bir bakıma sağlıklı bir bebek demektir. Bu bağlamda bir annenin geçmişte yaşadıkları doğmamış bebeğin sağlığını bazen direkt, kimi zaman da dolaylı yoldan etkileyebiliyor. 

Uzmanlar hamilelikten önce gerçekleşen olayların, kadının gelecekte sahip olacağı çocuğun sağlığı üzerinde ömür boyu etkileri olabileceğini pek çok çalışma ile kanıtlamışlardır. Yani kız bebeklerin, üreme çağına girinceye kadar yaşadıkları her şeyin etkisi az ya da çok kendi bebeklerinde görülecektir.

Pek çok kadın, bir bebek sahibi olmaya karar verdiğinde beslenme ve yaşam alışkanlıklarında olabilecek en sağlıklı şekilde tercihler yapıyor, bu amaçla değişikliğe gidiyor. Zira vücudu, üreme organlarını ve kendisini bu olası gebeliğe en sağlıklı şekilde hazırlamaya çalışıyor. Bunun başka bir versiyonu olarak da kadınların çoğu gebe olduklarını öğrendiklerinde, gebelik testi pozitif sonuç verdiğinde gebelik için hazırlık yapmaya başlıyor. Bu amaçla varsa zararlı, sağlıksız alışkanlıklarından vazgeçiyor, daha sağlıklı bir yaşam sürmeye çalışıyor. Oysaki anne adayının ruhen ve bedenen bir gebeliğe ne kadar hazır olduğu doğacak bebeğin gelişimi ve sağlığı için çok önemlidir. 

Bebeklerin fiziksel ve zihinsel gelişimleri, kaç kiloluk bir ağırlıkla doğacakları ve aslında ne kadar sağlıklı olacakları anne adayının belirlediği hususlardır. Anne adayı ile ilgili her şey bebeği en yakından etkiler. 

Düşük doğum ağırlıkları anne adayından kaynaklanmaktadır!

Icahn Tıp Fakültesinden araştırmacıların yaptığı bir çalışmaya göre; hayatlarının bir noktasında travmaya maruz kalmış ve geç gebelikte kortizol, yani strese bağlı bir hormon salgılayan kadınların bebekleri normalden daha düşük ağırlıkta doğmaktadır. Anne adayının bu travmayı gebelikte yaşaması sağlıksız bir bebek, gelişimi yavaş olan bir bebek, hatta düşük ve ölü doğumlara sebep olabilirken, gebelik öncesinde geçirilen travmalarda ise normalden daha düşük ağırlıklı bebek doğma riskinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Araştırmanın verileri, doğum öncesi bakım alan 314 gebe incelenerek toplanmıştır. Anneler kortizol seviyesinin ölçülmesi için kullanılan saç örneklerini doğum sırasında verdiler. Örnek verildikten sonra da doğum gerçekleşti. Doğan bebeklerin doğum ağırlığı ve cinsiyeti kaydedildi. Bu kadınlara ayrıca özellikle kadınlar ile ilgili stresli olaylara yaşam boyu maruz kalmayı ölçmek için yaygın olarak kullanılan bir araç olan Life Stressor Checklist-Revised (LSC-R) uygulaması yapıldı.

Tüm bunlardan elde edilen sonuçlara göre; yaşamının gebelik öncesinde ya da çok erken döneminde stresli olaylar yaşayan ve geç gebelik döneminde stres hormonu kortizol düzeylerini yükselten annelerin daha düşük doğum ağırlıkları olan erkek bebekler dünyaya getirdiği görülmüştür. Bu araştırmanın belki de en ilginç verisi; bu tür bir fark edilir düzeydeki düşük doğum ağırlığının bu kadınların sadece erkek bebeklerinde tespit edilmiş olmasıdır. Yani aynı travmatik olaylara, durumlara maruz kalan kadınların kız bebeklerinde böyle belirgin bir düşük kilolu doğma vakası tespit edilmemiştir. Bu tür bir durumun sadece erkek bebekleri etkilemesi de bu bağlamda yapılan diğer çalışmalar açısından ilgi çekici bir veridir.

Bebeğin düşük doğum ağırlıklı olması önlenebilir mi?

Araştırmacılar; kadının kendini travmatik olaylardan koruyabileceğini düşünmesinin çok da gerçekçi olmadığının farkındalar. Ancak gebe kalmadan önce gidilen doktor kontrollerinde ya da gebeliği öğrendikten sonra gidilen doktor kontrollerinde sağlıklı bir doktor – hasta ilişkisi bulunan vakalarda bebeğin düşük ağırlıklı olmasının önüne geçilebilmesi mümkün olabilmektedir. Zira geçmişinde travmatik olaylar yaşamış olan, bu tür öyküleri doktoruyla paylaşan kadınların daha düşük doğum ağırlıklı bir bebeğe sahip olma risklerinin daha yüksek olduğu bilimsel bir gerçektir. Özellikle de erkek bebeklerde bu durum söz konusudur. İşte bu anne adayları doktorlar tarafından belirlenerek önlemler alınması mümkündür. Eğer bu tür bir risk grubunda olan anne adayları ve bebekler daha yakından izlenirse ve anne adayının beslenme ve yaşam alışkanlıkları daha sağlıklı şekilde düzenlenirse bu riskin azaltılabilmesi, hem anne hem de bebek için daha iyi sonuçları sağlamak söz konusu olabilir.

Yukarıdaki veriler ışığında anne adayının hamilelik öncesi deneyimlerinin gebelik sürecini ve bebeği etkilediği ve özellikle de olumsuz deneyimlerin, travmaların değişen fetal gelişim ve gebelik sonuçları yoluyla sonraki nesillerin sağlığını olumsuz etkileyerek şekillendirdiği gerçektir. Araştırmacılar, ileriki dönemlerde bu konu üzerinde daha çok çalışılarak; hamile kadının yaşadığı travma öyküsünü stres hormon seviyeleri ile birlikte değerlendirerek, düşük doğum ağırlığı ile komplike olabilen riskli gebeliklerin tanımlanabileceğini umuyorlar. Her geçen gün gelişen tıbbi tedavi yöntemleri hesaba katıldığında anne adayının geçmişine dair yaşanmışlıkların sonraki gebeliklerde ortaya çıkarabileceği olumsuz izlerin etkilerinin se hafifletilebilmesi, silinebilmesi mümkün olabilecektir.

Prematüre doğum nedir, ne tür sorunlara yol açar?

Gebelik planlayan, bir bebek sahibi olmak isteyen pek çok kadının endişelendiği pek çok husus bulunmakta ve bunlardan birisi de prematüre doğum olmaktadır. Çünkü prematüre doğum, bebeğin zamanından erken, yeterince büyümeden, gelişmeden doğması, normalden çok düşük ağırlıkla doğması demektir. Böyle bir durum da hem bebek için riskli ve sağlıksız olmakta hem de anne ve baba adayları için birçok sorunu beraberinde getirebilmektedir. Özellikle de prematüre bebeklerin doğumundan sonraki bakımı, tedavisi, gelişimi gibi hususlar onların uzun süreli olarak hastanede kalmasını ve özel ünitelerde bakılmasını gerektirmektedir. Bu sebeple de prematüre doğumlar kesinlikle istenmeyen, gebelik süresince de anne adayının kafasında kaygılar yaratan durumdur. 

İşte bu şekilde zorlu ve sorunlu bir durum ifade eden prematüre doğumların neden olduğu, nelerin prematüre doğuma sebep olduğu gibi hususlar çok uzun yıllardır merak uyandırmakta, tıbbi bilim dünyasının da araştırmalarına konu olmaktadır. Hal böyle olunca prematüre doğuma ve nedenlerine dair pek çok araştırma yapılıyor. Bu bağlamda bilim insanları yaptıkları araştırmalar, çalışmalar ışığında  prematüre doğumlara sebep olan ana nedenini bulmuşlardır. Aslında onlara göre sorunun yanıtı çok basit bir sürüntü testinde olabilir.

Prematüre doğum nedir?

Prematüre doğum ilk gebeliğinde olanlar ya da gebelik süresince çok fazla travmatik olay yaşayanlar belki de prematüre doğumun suçlusu olarak kendilerini görebilirler. Çoğu zaman anne adayları bu sorunun cevabını kendi kendilerine herhangi bir açıklama ile verebilirler. Ancak aslına bakılırsa her şeyin bir açıklaması olduğu gibi prematüre doğumun da mantıklı bir açıklaması bulunmaktadır. Zira bir bebeğin normalden daha erken ve daha küçük, daha az gelişmiş bir şekilde doğmasının açıklanabilir bir nedeni olmalıdır. Neden bir bebek erkenden anne rahminden çıkmaya bu kadar istekli olsun ki?

Avustralyalı araştırmacılar işte bu sorunun çok mantıklı bir yanıtını bulmuş durumdalar. Erken doğum, prematüre doğum için en temel sebep bu araştırmanın sonucunda gizlidir. Gebelikte yapılabilecek çok basit bir test doktora ve anne adayına zamanından önce doğurma riski altında olup olmadığını söyleyebilir. İşte bu çok önemli bilgi, risk olup olmadığının verisi sayesinde uzmanlar; gebeliği takip eden doktor hastayı tedavi edebilir, daha yakından takip edebilir ve potansiyel olarak erken doğum riskini önleyebilir.

Prematüre doğumun sebepleri nelerdir?

Uzmanlar prematüre doğuma dair yaptıkları araştırmalarda bu soruna sebep olabilen dört farklı faktörün kombinasyonuna rastlamışlardır. Yani prematüre doğumun sebeplerinden birisi bu bakteriler olabilir. 

Dört farklı bakteri bir araya gelip prematüre doğuma yol açabiliyor!

Amerikalı Profesör John Newnham, prematüre doğuma dair yaptığı araştırmalarda prematüre doğum yapan kadınların çoğunluğunda aynı bakterilerin mevcut olduğunu ve bu doğumlardan sorumlu bakteriler olabileceğini tespit etmiştir. Newnham’a göre prematüre doğuma sebep olan bir değil, en az dört tane bakteri bulunmakta ve bu bakteriler de muhtemelen birbirlerini sağlayan bakterilerden oluşan bir kombinasyon yaratmaktalar. Araştırmayı gerçekleştiren profesöre göre bu bakteriler rahim içine yerleşmekte ya da orada oluşmakta ve prematüre doğuma sebep olan bazı salgılar salgılamakta ya da herhangi bir şekilde buna sebep olmaktalar. 

Profesör Newnham’a göre gebe kadınlar bu dört bakteriyi taşıyıp taşımadıklarından haberdar olmazlar, bunun doktor muayeneleri ve testlerle teşhis edilmesi gerekmektedir. Bakterilerin varlığı tespit edilmiş olsa da bu gebelikte bakterilerden kaynaklı olası prematüre doğumların sadece % 50 kadarı tahmin edilebilir. Zaten kadınlarda, daha doğrusu tüm canlılarda genel olarak yüzlerce farklı bakteri bulunur ve bunların çoğu tamamen zararsızdır. Ancak hangi bakterilerin zararlı, hangilerinin zararsız olduğunun anlaşılması için de çok basit testler yeterli olabilmektedir. Prematüre doğuma sebep olan bakterilerin varlığı da basit bir sürüntü testi ile tespit edilebilir ve birçok gebelikte prematüre doğum riski öngörülebilir, aslında bu sayede pek çok yeni doğan bebeğin hayatta kalma olasılığı önemli ölçüde artırılabilir. 

Prematüre doğuma sebep olan bakterilerle ilgili çalışma ve sonuçları

Profesör Newnham ve araştırma görevlisi arkadaşları prematüre doğuma ve sonrasında bebeğin kaybedilmesine kadar giden sorunlara sebep olan bu dört bakteriyi taşıyan anne adaylarını belirlemek için geçerli bir test geliştirmek üzere çok fazla deneysel çalışma yapmışlardır. Denemelerinde moleküler teşhis şirketleri ile birlikte çalışmışlar, sonuçları da birlikte değerlendirmişlerdir. Profesör Newnham ve arkadaşlarının prematüre doğuma sebep olan bakterileri bulmak için geliştirdikleri test; bakterileri tanımlayacak, kadınların tedavi edilmesini sağlayacak ve daha sonra ki herkes bunu ümit ediyor, bebekleri normal doğum zamanına kadar anne adayının rahminde kalmasını sağlayacak olan basit bir sürüntü testidir. Bu araştırma ekibi, çalışmanın başında 6000 Avustralyalı kadınını incelemeye almış ve bu kadınlardaki bakteriler incelenmiş. Ardından gebe olan kadınlar arasında erken gebelikte swab testi (Beta mikrobunu arar) gerçekleştirilmiştir. Burada bahsi geçen dört bakteri suşu için pozitif olan kadınlardan yarısı tedavi edilmiş ve sonuçta inanılmaz ama gerçek; Avustralya’nın prematüre doğum oranı % 30’a kadar azaltılabilmiştir. 

Prematüre doğum hakkında

Prematüre doğum, modern, gelişmiş günümüz dünyasında 5 yaşın altındaki çocuklarda en önemli ölüm ve sakatlık nedenlerinden birisi olarak bilinmektedir. Zira prematüre doğum demek; bu bebeklerinden anne rahminde yeterince gelişmeden, büyümeden ve kesinlikle hazır olmadan dünyaya gelmeleri demektir. Bu konuda araştırma yapan ve prematüre doğuma sebep olan dört adet bakteriyi bulup buna dair tedaviler geliştiren Profesör de her yıl 25.000 civarında Avustralyalı bebeğin erken doğduğunu ve eğer bu çalışma başarılı olursa, yaygınlaşabilirse çok fazla çocuğun hayatının kurtarılabileceğini belirtmektedir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar