Paylaş:

Çok fazla kadın için, neşeyle beklenen hamilelik ve annelik, beklenmedik bir şekilde depresyona neden olabilir. Annelerin yanı sıra çocuklar da acı çeker. Hamilelikte depresyon, doğum öncesi bakım sorunu, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve muhtemelen çocukta da depresyona neden olabilir. Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) çocuğun ihmal edilmesine, ailevi sorunlara ve intiharlara yol açabilir. Depresyonda olan bir anne, yeni doğan bebeği ile duygusal olarak bağ kuramaz ve bu, çocuğun daha sonraki bilişsel zekasında gecikme ve duygusal ve davranış problemleri riskini artırır. Neyse ki, depresyon yeterince erken tespit edilirse, anne ve çocuk için yardım mevcuttur.

Hamilelikte Depresyon

Hamile kadınlarda depresyon genellikle göz ardı edilmektedir; kısmen, hamileliğin bir şekilde duygu durum bozukluklarına karşı bir koruma sağladığına dair yaygın bir inanıştan dolayı sorun giderek yaygınlaşmaktadır. Gerçekte, annelerde görülen doğum sonrası depresyon vakalarının neredeyse % 25’i hamilelik sırasında başlar ve İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre, depresyon o dönemde zirve yapabilir.

9.000’den fazla kadın, hamileliğin dördüncü ve sekizinci ayında ruh hallerini ve doğumdan iki ve sekiz ay sonra ruh hallerini kaydetmiştir. Hamile kadınlar ve yeni anneler için özel olarak tasarlanan anket, duygu ve düşüncelere, duygusal değişimlere, ağlama krizlerine, düşük benlik saygısına, umutsuzluğa, huzursuzluğa ve normal olarak zevkli aktivitelerin keyfini çıkaramamaya odaklandı. Araştırmacılar, fiziksel belirtilere daha az dikkat ettiler, çünkü depresyon belirtileri için gebeliğin fiziksel etkilerini (iştah kaybı, yorgunluk ve uykusuzluk gibi) yanlış hesaplamak istemediler. Depresyon puanları hamileliğin sekizinci ayında en yüksek ve doğumdan sonraki sekizinci ayda en düşük gözlemlendi. Kadınların yüzde 14’ü, çocuğun doğumundan hemen önce olası klinik depresyon için eşik değerinin üzerinde bulundu, iki ay sonra ise % 9’luk oranla karşılaştırdı.

Hamilelik sırasında depresyonun göz ardı edilmesi hem anne hem de çocuk için riskli olabilir. Depresif kadınlar genellikle kendilerine iyi bakmazlar. Sigara içebilir, alkol tüketebilir veya dengeli beslenme rutinlerini ihmal edebilirler. Ve bazı araştırmalar, gebe kadınlarda depresyonun fetüs üzerinde doğrudan etkileri olabileceğini düşündürmektedir. Bebekleri, genellikle düzensiz uyku alışkanlıklarına sahiptir ve uyuşuktur. Bu yeni doğanlar, düşük kilolu, yavaş öğrenen ve duygusal olarak tepkisiz, saldırganlık gibi davranış sorunları olan bebeklere dönüşebilir.

Doğumdan Sonrası (Postpartum) Depresyon

Kadınlarda doğum sonrası depresyon genellikle üç kategoriye ayrılır: baby blues depresyon, nonpsikotik postpartum depresyon ve postpartum psikoz.

Baby blues, doğumdan sonraki en yaygın duygu durum bozukluğudur, yeni annelerin yaklaşık % 50’sini etkileyebilir. Bu genellikle kısa ve zararsız durumun nedeni hormonal değişikliklerdir, özellikle doğumdan sonra östrojen seviyelerinde hızlı düşüş olabilir. Bazı belirtiler iştah kaybı, yorgunluk, kafa karışıklığı, üzüntü, sinirlilik, ağlama krizleri, aşırı duyarlılık ve bunalma hissidir. Bu semptomlar, doğumdan sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar ve yaklaşık iki hafta içinde artar. Eğer daha uzun sürerse, bir kadın klinik depresyondan muzdarip olabilir ve bu durum yeni annelerin % 10-15’inde ortaya çıkan bir durumdur.

Amerikan Psikiyatri Birliği, doğumdan sonraki dört hafta içinde ortaya çıkan depresif dönemi “doğum sonu depresyonu” olarak tanımlamaktadır, ancak birçok araştırmacıya göre doğum sonrası depresyon dönemi doğumdan sonraki altı aya kadar ortaya çıkmaktadır. Kadınlar bu dönemde ve doğumdan sonraki üç yıl boyunca depresyon için risk altındadır. Semptomlar baş ağrısı, göğüs ağrısı, kalp çarpıntısı ve panik atakların yanı sıra yorgunluk, üzüntü, umutsuzluk, sinirlilik ve yaşamdaki ilgi ve zevk kaybını içerebilir. Çocuğun sağlığı hakkında sık sık endişelen depresif kadınlar, anne olarak yetersizliklerinden ve hatta olması gerektiği kadar mutlu olmamalarından dolayı kendilerini suçlu hissederler.

Majör depresyon veya bipolar bozukluk olan duygudurum bozuklukları, sanrılar, halüsinasyonlar veya her ikisi ile birlikte maternal psikozun en yaygın nedenidir. Sanrılar bebek merkezli olduğunda özellikle tehlikelidir. Doğum sonrası depresyonu olan birçok anne bebeğe zarar vereceğinden korkmaktadır. Aslında çok görülmemekle birlikte, kadın psikotikse risk daha fazladır. Psikotik postpartum depresyon geçiren bir kadın, başka çocukların doğumundan sonra benzer sorunlara sahip olabilir.

Çocuğun Üzerindeki Etkileri

Annenin depresyonu, çocuğuyla ilgili endişelerinin bir kısmını gerçekçi kılabilir. Bebekler, annenin üzüntüsüne, sessizliğine ve dikkatsizliğine son derece duyarlıdır. Bir çalışmada, 3 aylık bebeklerin annelerinden, üç dakika boyunca depresyon simülasyonu yapmaları istendi. Monoton konuştular, ifadesiz kaldılar ve çocuğa dokunmaktan kaçındılar. Bu yaşlarda bile bebekler, annelerinin görünürdeki duygu durumundaki geçici değişikliklere cevap verebilir. Bebekler, annelerinden uzak durdular ve kadınlar normal davranmaya başladıktan sonra bile bir süre devam eden sıkıntı belirtileri gösterdiler.

Uzun vadede, çocuk gelişimi etkilenebilir. Genel olarak depresif anne babaların çocukları depresyona karşı oldukça savunmasızdır ve doğum sonrası depresyonu olan annelerin çocukları için uzun süreli uyum bazen bir sorundur. Bir çalışmada, doğum sonrası depresyonu olan 55 kadının çocukları (doğumdan sonraki birkaç ay içinde ve beş yıllık bir süre boyunca), 40 sağlıklı kadının çocuklarıyla karşılaştırıldı. Bu araştırma için öğretmenlerin raporları kullanılmıştır. En çok düşük sınıf ailelerden gelen çocuklar etkilendi. Bu grupta, araştırmacılar klinik olarak anlamlı davranış problemlerini (özellikle hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı) ortalamadan yüksek bulmuştur.

İlaç Tedavisi

Antidepresan ilaçlar gebelik sırasında ve doğumdan sonra depresyon için standart bir tedavidir, ancak birçok kadın çocuk üzerindeki ilaç etkileri konusunda endişelidir. Bazı potansiyel riskler; doğum kusurları, yeni doğan toksisitesi (titreme, beslenme zorluğu ve düzensiz kalp atışı veya solunum sıkıntıları) ve uzun süreli bilişsel, duygusal veya davranışsal etkilerdir.

Halihazırda antidepresan alan bazı kadınlar, çocuk sahibi olmadan önce bırakmak isteyebilir ve hamile veya emzirirken depresyona giren bazı kişiler ilaç kullanmamayı tercih edebilir. Durum, depresyonun ne kadar şiddetli olduğu ve hem anne hem de çocuğun semptomlarıyla ne kadar iyi baş edebileceğine bağlıdır. Hamile ve emziren kadınlar, uzun süreli depresyonun hem kendileri hem de çocukları için ilaç yan etkilerinden daha riskli olabileceğinin farkında olmalıdırlar.

Diğer Tedaviler

Elektrokonvülsif tedavi, şiddetli doğum sonu depresyonu – özellikle psikotik depresyon için – oldukça etkili bir tedavidir. Doğumdan bir hafta sonra güvenle uygulanabilir. En önemli yan etki, tedaviyi çevreleyen dönem için hızlı hafıza kaybıdır.

Başka bir somatik (fiziksel) tedavi, parlak ışık terapisidir (fototerapi). Postpartum depresyon için etkili olduğu ve gebelik sırasında depresyon için de bir seçenek olduğu düşünülmektedir. Majör depresyonu olan on altı hamile kadın, üç ila beş hafta boyunca günde bir saat fototerapi kaynağına maruz kaldı. Ortalama depresyon derecelendirmeleri üç hafta sonra % 49, beş haftalık tedavi gören yedi hastada % 59 iyileşmiştir. Sonuçlar umut verici, ancak kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Çalışma sonuçları, hamile kadınlar ve yeni anneler arasındaki depresyonun ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu gerçeğini yansıtmaktadır. Daha etkili bir şekilde önlenir ve ne kadar erken tedavi edilirse, aile ortamı ve hem anne hem de çocuk için daha umut verici sonuçlar doğurur.

Kaynak; https://www.health.harvard.edu/womens-health/depression-during-pregnancy-and-after

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar