Paylaş:

Yaş ile Doğurganlık Değişimleri

Hem erkekler hem de kadınlar için: Biyolojik saatleriniz düşündüğünüzden daha uzun süredir çalışıyor. Son araştırmaların sonuçları, doğurganlığın kadınlarda 27 yaşından ve erkeklerde 35 yaşlarından sonra azalmaya başladığını göstermektedir. Ancak haberler kötü değil. Bir kadının döngüsü sırasında doğurgan dönemi veya diğer bir deyişle gebelik için en verimli dönemi, 19 ila 39 yaşları arasında aynı uzunlukta devam etmektedir.

Human Reproduction Dergisi’nin Mayıs 2002 sayısında yayınlanan çalışma, ritim metodu uygulayan 782 Avrupalı çiftle yapıldı. Kadınlar günlük vücut ısısını, seks yaptıkları günleri ve adet kanaması geçirdiği zamanı kaydettiler. Doğurganlık, adet döngüsü başına gebe kalma olasılığı ile ölçüldü.

Elde edilen sonuçların analizinde, 27 yaşın altındaki kadınların menstrüasyon döngüsü sırasında gebe kalma şansının % 50’den fazla olduğu görülmüştür ancak eşlerin aynı yaşta olduğu varsayıldı ve yumurtlamadan iki gün önce gebe kalmaları için en iyi zaman olduğu belirlendi. 35 ila 39 yaş arasındaki kadınların, yaşları 27 yaşın altındaki kadınlara göre, bir döngü sırasında hamile kalma olasılıklarının yaklaşık % 50 daha az olduğu görüldü.

Bilim adamları, kadın doğurganlığının yaşla birlikte azalmasının, adet döngüsü sırasında kısalan doğurgan dönemden kaynaklandığını öne sürmüşlerdir. Ancak, bu çalışmanın sonuçları bunun böyle olmadığını göstermektedir. Yaşları 19 ila 39 arasındaki kadınların, yumurtlamadan önceki 6 gün boyunca, doğurgan dönemde gebe kalma şansının % 5 daha fazla olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Araştırmacılar, aynı yaşta eşleri olan 35 yaşlarındaki kadınların da en doğurgan günlerinde hamile kalması olasılığını % 29 olarak bulurken, kendilerinden beş yaş büyük eşleri olan 35 yaşındaki kadınların gebe kalma olasılığının sadece % 18 olduğunu buldular. Bu, erkeklerin doğurganlıklarının 30’lu yaşlarından sonra düşüşe başladığını gösterir. Araştırmacılar, spermlerdeki genetik kusurlar veya testis ve prostattaki yapısal değişiklikler de dahil olmak üzere, bu düşüşten sorumlu olabilecek birçok nedenin var olduğunu göstermektedir.

Uzmanlar bu çalışmanın alarm nedeni olmadığını söylüyor. Sonuçlar, kadın ve erkeklerde yaşa bağlı doğurganlık düşüşünü göstermektedir. Bununla birlikte, herhangi bir yaştaki bireyler arasında doğurganlık seviyeleri büyük farklılıklar gösterir. Genel olarak, kadınlar daha genç olduklarında, hamile kalmak için daha uzun süre beklemelidirler.

Tüp Bebek Doğum Kusurlarına ve Düşük Doğum Ağırlığına Neden Olabilir

Tüp bebek yardımı ile doğan ilk bebeğin üzerinden 24 yıl geçti ve yöntem binlerce çocuksuz çifte umut getirdi. 1999 yılında, bebek tüp dahil olmak üzere, yapay üreme yöntemleri (ART) yardımıyla sadece Amerika’da 30.000’den fazla bebek doğmuştur. O zamandan beri dünya çapında yaklaşık 300.000’den fazla tüp bebek doğdu. Ancak infertilitenin üstesinden gelen tüp bebek yöntemi risksiz değildir. New England Journal of Medicine Dergisi’nin 7 Mart 2002 tarihli sayısında yayınlanan iki çalışma, yapay ürem teknolojileri ile doğan bebeklerin, doğal yolla doğmuş bebeklere göre doğum kusurları ve düşük doğum ağırlıkları ile doğma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Tüp bebek yönteminde erkeğin spermi ile kadının yumurtası bir laboratuvar ortamında birleştirilir. Döllenmeden sonra, ortaya çıkan embriyo daha sonra doğal olarak gelişmesi için kadın rahmine aktarılır. Spermin doğrudan yumurtaya enjekte edildiği intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) denilen özel bir tüp bebek prosedürü, ciddi erkek infertilitesi için de kullanılabilir.

Tüp bebek de dahil olmak üzere yapay üreme yöntemleri çoklu doğum riskini artırır, çünkü başarılı bir hamilelik olasılığını artırmak için genellikle bir kerede uterusa birkaç embriyo transfer edilir. Ancak bu uygulama tartışmalıdır çünkü çoğul doğumlar düşük doğum ağırlığı ile ilişkilidir, bu da yeni doğanda bir takım sorunlara yol açar ve hatta ölüm riskini artırır.

Bununla birlikte, sonraki çalışmalardan birinde, ABD Hastalık Kontrol Merkezleri’ndeki araştırmacılar, yapay üreme yöntemleri kullanılarak doğan tekil bebeklerin bile, düşük doğum ağırlığına sahip olma olasılığının, doğal yolla doğan bebeklere oranla 2.6 kat fazla olduğunu bulmuşlardır.

Ayrıca çalışmalar, düşük doğum ağırlığı ve doğum kusurları için risk artışının nedeninin; altta yatan infertilitenin kendisi mi olduğunu yoksa bunun üstesinden gelmek için kullanılan prosedürler ve ilaçlar ile ilişkili mi olduğunu belirleyememiştir.

Bu çalışmaların sonuçları kesin şekilde korkutucu değildir, ama kimileri tarafından güven verici de sayılmayabilir. Bunların hepsinin ötesinde tüp bebek uygulamasının % 90’ından fazlasının sağlıklı doğumla sonlandığını belirtmek gerekir.

Sperm Şekli ve Doğurganlık

New England Journal of Medicine’de yapılan bir araştırmaya göre, bir erkeğin sperminin şekli, doğurganlığın en iyi göstergesidir.

Ulusal Üreme Tıbbı Ağı’ndan araştırmacılar, en iyi sperm yapısının oval bir baş ve uzun düz bir kuyruk olduğunu bulmuşlardır. Çok büyük veya küçük kafaları olan veya bükümlü ve kıvrık kuyrukları olan alışılmadık spermler, yumurtayı döllemediler. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), normal semen ölçümlerinin standartlarını yayınlamaktadır, ancak doğurganlığın göstergesi olan kaliteli sperm miktarı ile ilgili kılavuzlar yıllar boyunca değişmiştir.

Aşılamadan Sonra Yatak İstirahatinin Yararları

Kanada’da yapılan rastgele bir çalışma, intrauterin inseminasyon sonrası (IUI) yatak istirahatının kavramada başarı oranını artırdığını gösteren ilk çalışmadır. Araştırmaya katılmak üzere seçilen 116 çiftten 95’inda çalışma tamamlanmıştır. Kadınların hepsi 38 yaşından küçüktü, yumurtlamaları doğrulanmıştı ve fallop tüpleri açıktı. Erkeklerin hepsinin normal bir semen analizi vardı. Çiftler bir ila üç yıl arasında kısırlık yaşadılar ve rastgele iki gruba ayrıldılar.

Her gruptaki hastalar, en fazla üç tedavi döngüsü için, aynı tedaviye, aynı dozlara ve aynı izleme döngüsüne tabi tutuldu. Birinci gruptaki hastalar aşılamadan hemen sonra ayağa kalktılar, ikinci gruptaki hastalardan işlemden 10 dakika sonra sırt üstü uzanmaları istenmiştir. Birinci grup 40 çiftten oluşuyordu. Bu gruptaki kadınlardan 4’ü hamile kaldı. İkinci grup 55 çiftten oluşuyordu. Bu gruptaki kadınların 16’sı gebe kaldı.

Araştırmacılar, 10 dakikalık yatak istirahatinin iki grup arasındaki gebelik oranında böyle bir fark yaratmasının nedeninden tam olarak emin değiller. Bir teori, aşılamadan sonra ayakta durmanın ve dolaşmanın spermlerin çoğunun uterus ve vajinadan çıkmasına neden olabileceğidir. Araştırmacılar, ne kadar süreli yatak istirahati yapmanın en iyi sonuçları doğurduğunu söyleyemediler, ancak 10 dakikalık sürenin yeterli olduğuna inanıyorlar. Ayrıca cinsel ilişkiye girdikten sonra 10 dakikalık yatak istirahatinin de gebe kalma şansını artırabileceğini ileri sürmekteler. Bu bulgular ışığında, aynı araştırmacılar aşılamadan sonra 10 dakikalık yatak istirahatinin standart uygulama haline gelmesini önermiştir.

Paylaş:
Yorumlar
  • Sema özsaygı :

    29 Mayıs 2018

    Benim kardeşim 39 yaşında doğuştan rahmi üçgen seklindeymis ve için de et parçası varmış 3 yıllık evliler yumurtaları sağlıklı eşinin de kendini de ama bebekleri olmuyor neden diye soracaktım çok sağolun iyi günler

     Cevapla
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar