Paylaş:

Tüp bebek tedavisi; kadın ve erkeğin üreme hücrelerinin birtakım işlemlerden sonra vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embriyonun tıbbi yollarla anne adayının rahmine transfer edilmesiyle gerçekleştirilen bir üremeye yardımcı tedavi yöntemidir. Tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerden anne ya da baba adayında üremeye engel bir ya da birkaç sorun bulunmaktadır. Tüp bebek tedavisi de bu kısırlığa sebep olan faktörlerin saf dışı bırakılması yoluyla gebelik elde edebilme yöntemidir. Bu sayede aslında doğal yolla ve üremeye yardımcı diğer pek çok tedavi ile bebek sahibi olamayan çiftlerin gebelik elde edebilmesi mümkün olmaktadır.

Tüp bebek tedavisine başvuran çiftler öncelikle detaylı bir muayeneden geçirilirler ve gebeliğe engel olan sorun tespit edildiğinde öncelikle o sorunun tedavisi yoluna gidilir. Bununla birlikte anne ya da baba adayının varsa sahip olduğu diğer sağlık sorunlarının da tüp bebek tedavisine başlanmadan önce tedavi edilmesi çok önemlidir. Zira çiftler ne kadar sağlıklı ise tedavinin başarılı olma şansı o kadar yüksek olacaktır. bu bağlamda çiftlerin en çok merak ettikleri hususların başında da kanser türleri ve kanserin tüp bebek tedavisini nasıl etkileyeceğidir.

Kanser ve tüp bebek tedavisi

Sindirim sisteminden, dolaşım sistemine, sinir sisteminden, üreme sistemine kadar tüm vücut sistemlerimiz birbiriyle bağlantılı olarak çalışmaktadır. Bu bağlamda sistemlerden herhangi birinde yaşanan sağlık sorunu da diğerlerini az ya da çok etkilemektedir. Özellikle de üreme sisteminin, üreme yetisinin bu konuda etkilenme düzeyinin çok daha yüksek olduğu bilinmektedir. Yani nasıl ki; psikolojik bir sıkıntı olduğunda adet düzeni değişiyorsa, stresli dönemlerde gebe kalmak daha da zorlaşıyorsa, sindirim sistemindeki bazı sorunlar da üremeye engel teşkil edebiliyor. Hal böyle iken kanser gibi çok daha ciddi bir rahatsızlık olması durumunda üreme yetisinde bozulmalar olması da gayet normaldir. Vücutta az ya da çok sayıda, yaygın ya da nadir de olsa kanserli hücrelerin bulunması tüm vücut sistemlerinin fonksiyonlarını olumsuz etilerken, kanser tedavisi sürecinde kullanılan ilaçlar ve yapılan uygulamalar çok daha ciddi etkiler bırakabilmektedir.

Uzmanlara göre; her kanser türü üreme sisteminin az ya da çok etkilerken, birçok kanser türü de üreme sisteminin fonksiyonlarını derinden etkilemekte ve kadınlarda erken menopoza bile neden olabilmektedir. Özellikle de kanserli hücrelerin rahim, yumurtalık gibi üreme organlarında olması durumunda durum çok daha ciddi seyreder. Aynı bağlamda kanser hastalıklarının tedavisi için uygulanan kemoterapi ya da radyoterapi gibi tedaviler de kadınların üreme hücrelerinde çok ciddi etki göstermekteler. Bu sebeple de genç ve bebek sahibi olmak isteyen birçok kanser hastası aynı zamanda üreme problemi ile de karşı karşıya kalır. Kanser hastalarının hem hastalıklarını tedavi eden hem de ömürlerini uzatan kemoterapi ve radyoterapi tedavileri üreme hücreleri üzerinde maalesef ki toksik etki yaratıyor. Böyle olunca da kadınlarda yumurta kalitesinin ve sayısının düşmesi, erkeklerde ise sperm hareketliliğinin ve sayısının azalması kaçınılmaz oluyor. Yani hiçbir tedbir alınmadan, bebek sahibi olma isteği göz önünde bulundurulmadan kanser tedavisi gören kadın ve erkeğin tedaviden sonra doğal yolla bebek sahibi olması mümkün olmazken, üremeye yardımcı tedavilerle bile bu durum oldukça zorlaşıyor. Çünkü kanser tedavileri yukarıda da bahsedildiği üzere üreme hücrelerinin canlılığını, sayısını, kalitesini düşürüyor.

İşte tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda; bebek isteği olan kanser hastaları öncelikle var olan kanser sorununu tedavi etme yoluna gitmeliler. Ancak tedaviye başlamadan öncesinde bebek isteklerini doktora belirtip doku saklama, üreme hücresini dondurma yöntemleriyle tedavi sonrasında gebeliği mümkün hale getirebilirler. Kanser hastalarında tedaviye başlamadan önce yumurta ve sperm hücrelerinin saklanması üreme yetisinin kaybolmaması adına çok önemlidir. Bu sayede tedaviden sonra tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olabilmek mümkün oluyor.

Kanser hastalarının da bebek sahibi olabilmeleri için tedavi süreci

Kanser hastalarının hastalık süresince doğal yolla ya da üremeye yardımcı tedavilerle bebek sahibi olmaları beklenmez, gebelik gerçekleşse bile hem bebek hem de anne adayı için pek çok risk söz konusudur. Ancak tedavi öncesinde üreme hücreleri saklandıysa kanser hastalığı tamamen tedavi edildikten sonra çocuk sahibi olabilmek mümkün olabilir. Bu bağlamda kadın kanser hastalarında kemoterapi ya da radyoterapi tedavileri başlamadan önce yaklaşık olarak 6 haftalık bir süreç bulunuyor. Bu dönemde uygulanacak üç farklı yöntemle kanser hastalarının üreme yetisi korunabilir.

Kanser hastası kadının evli olması durumunda yumurtası eşinin spermi ile tüp bebek yöntemi sayesinde döllenerek embriyolar meydana getirilir ve bu embriyolar dondurularak tedavi sonrasına kadar saklanır. Ancak evli olmayan kadınlarda direkt olarak yumurta hücreleri dondurularak saklanır. Bunların yanında bir başka yöntem olarak da hastanın primordial foliküllerinin yer aldığı yumurtalık dokusunun cerrahi yöntemle alınarak dondurulması söz konusudur. Yani sadece var olan yumurtalar değil, yumurtalık dokusu cerrahi işlemlerle alınır ve doku dondurulur.

Kanser hastasının erkek olması durumunda ise sperm dondurma, testis dokusu dondurma ve testisin muhafaza edilmesi gibi üç farklı yöntem uygulanabilir. Bu her üç yöntem de kanser hastası erkeğin tedavi tamamlandıktan sonra sağlıklı bir bebek sahibi olmasını mümkün kılmaktadır.

Kanser hastalığından tamamen kurtulmuş olan kadın ve erkeler tedavi öncesinde dondurulmuş olan dokuların tekrar canlandırılması ile gebelik elde edebilme ve bebek sahibi olma şansı yakalar. Kanser hastası kişinin evli olduğu vakalarda günümüzde en sık başvurulan yöntem embriyonun dondurulmasıdır. Dondurulmuş sağlıklı embriyolar uygun yöntemlerle çözünür ve hastalık hiç olmamış gibi sağlıklı gebelik elde edilebilir. Kanser hastalarında yumurtalık dokusunun saklanıp onun canlandırılarak yumurta üretimi ve gebelik elde etme yöntemi ise daha hala deneysel aşamadadır. Bu yöntem günümüzde dünyada her yerde yapılması kolay olmayan, çok kısıtlı yerlerde yapılan bir uygulamadır. Ancak uzmanlar gerekli çalışmalar tamamlandığında çok başarılı sonuçlar verecek olan bir yöntem olduğunu iddia etmekteler. İşte tüm bunlardan yola çıkılarak; kanser hastalarının bebek sahibi olma hayallerinden vazgeçmemeleri gerektiği, sadece bu hayali tedavi sonrasına ertelemenin daha doğru olacağı söylenebilir. Çünkü günümüzün tıbbi gelişmeleri sayesinde üreme hücreleri daha kanser tedavisine başlamadan dondurulduğunda tedavi sonrasında sağlıklı bir gebelik elde edebilmek mümkün oluyor.

Kanser tedavisi sürecinde adet görülür mü?

Adet görmek kadınlarda üreme yetisinin devam edebilirliğine işaret ettiği için çok önemlidir. Kanser hastalarında da kimi zaman üreme yetisinin olumsuz etkilenmesi dolayısıyla kadınların adet döngüsü bozulabilir ya da kadın hiç adet görmeyebilir. Bazı vakalarda kadın hastalar kemoterapi ya da radyoterapi tedavisi alırken adet döngüsü normal devam edebilir. Ancak bu şekilde adet döngüsünün normale dönmesi üreme sistemlerinin sağlıklı bir şekilde çalıştığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanserli kadın hastalar başarılı tedavi sonrasında yeniden düzenli adet döngüsüne yaşasalar da erken menopoz sorunu yaşayabilirler. Bununla birlikte kanser hastalıklarında uygulanan tedavinin yumurtalarda kromozom bozuklukları yarattığı da bilinmektedir. İşte bu sebeplerle kanser tedavisi görmüş olan kişilerin tüp bebek tedavisine başlamadan önce en az 6 ay beklemeleri önerilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar