Paylaş:

Tüp bebek tedavisi, doğal yolla gebelik elde edemeyen pek çok çiftin hayallerini gerçekleştiren bir yöntemdir. 40 yılı aşkın süredir dünyada birçok çift, tüp bebek tedavisi sayesinde sağlıklı bir bebek sahibi olabilmektedir. Sadece ülkemizde bu gün itibariyle 3 milyondan fazla bebek tüp bebek tedavisi sayesinde sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmiştir. İşte bu gebeliklerin de neredeyse yarısı mikroenjeksiyon yöntemi ile elde edilmiştir.

Mikroenjeksiyon (ICSI) nedir, nasıl uygulanır?

Doğal yolla döllenme gerçekleşmediğinde ve tüp bebek tedavisinde de yumurta ve sperm hücreleri aynı ortama bırakıldığında sperm yumurtayı dölleyemiyorsa mikroenjeksiyon yöntemine başvurulur. Mikroenjeksiyon, baba adayından alınan tek bir sperm hücresinin, anne adayından alınan yumurtanın içerisine mikroskop altında oldukça ince bir iğneyle yerleştirilmesi işlemidir. Bu yöntem sayesinde yumurtayı döllemesi imkansız ya da çok zor olan spermlerle bile döllenme elde edilebilmektedir.

Mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı ve hareketliliği az olan ve spermlerinde şekil bozukluğu olan, bu sebeple de yumurtayı döllemekte zorlanan erkeklerin bile baba olabilmelerine şans tanımaktadır. Kısırlık tedavisi uygulanan çiftlerde herhangi bir nedenden dolayı baba adayının spermi ile anne adayının yumurtası ile birleşemiyorsa mikroenjeksiyon yöntemi kullanılarak döllenme başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Mikroenjeksiyon yöntemi, ileri derece erkek kaynaklı kısırlık sorunlarda oldukça yüksek başarı oranları elde edilebilmesine olanak vermektedir. Döllenme için uygulanan diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında daha zahmetli ve zorlu bir yöntem olan mikroenjeksiyon, oldukça etkili bir yöntem olması dolayısı ile gen aktarımı için yaygın bir şekilde kullanılır. Hatta uzmanlara göre mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenmenin gerçekleşmeme riski en aza indirilebilmektedir.

Mikroenjeksiyonun (ICSI) avantajları nelerdir?

Günümüzde hem kadınlarda hem de erkeklerde evlenme ve çocuk sahibi olma yaşı çok ileri zamanlara alınmış, gün geçtikçe de ilerlemektedir. Kadınların toplumdaki konumu ve iş hayatındaki yerlerinin oldukça hızlı bir şekilde değişmesi ve sağlamlaşması, erkeklerin kariyer yapmayı, hayatın tadını çıkarmayı çocuk sahibi olmaya tercih etmesi dolayısıyla çocuk sahibi olmak ileri zamanlara ertelenmektedir. Bu durumda kadının yaşının ilerlemesi yumurta rezervlerinin azalmasına, aynı şekilde erkeğin yaşının ilerlemesi de sperm sayısı ve kalitesinin düşmesine yol açmaktadır. Bu da elbette ki, doğurganlık yetisinin azalmasına neden oluyor.

Bir ailede erken menopoz öyküsü olması, kanser hastalıkları ve kanser tedavisi olması, yumurtalık cerrahisi geçirme gibi öyküler mevcutsa bu kadınların hamile kalma şansı daha erken dönemde azalmaya başlıyor. Bu koşullara sahip olan kadınlar, ileride anne olmayacaklarına dair endişe duyar. Böyle durumlarda kadınların ve baba olmayı ertelemek durumunda kalan erkeklerin en doğru seçeneği yumurta ve sperm hücrelerini dondurmaktır. Üreme hücresinin dondurulması sayesinde çocuk sahibi olmayı ileri bir tarihe ertelemek durumunda kalan erkek ve kadınlar yaşları ilerlemiş olsa da üreme yetilerini koruyabilirler. Dondurulmuş üreme hücrelerinin ihtiyaç duyulduğunda çözülerek kullanılması ile çok başarılı ve sağlıklı gebelikler elde edilebiliyor. İşte bu tür bir durumda da döllenme için en doğru yaklaşım mikroenjeksiyon yöntemidir. Mikroenjeksiyon yönteminin avantajları şu şekilde sıralanabilir:

• Daha az sayıda ve daha düşük kalitede üreme hücresi ile bile döllenme ve gebelik gerçekleştirilebilir.
• Sperm sayısı ve kalitesi çok düşük olan erkekler klasik tüp bebek yöntemi ile gebelik elde edemiyorken, azoospermi (menide hiç sperm olmaması) gibi sorunlar olduğunda ise hiçbir şekilde hamilelik sağlanamaz. Ancak bu tür bir sorunu olan erkeklerde mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenme gerçekleştirilir. Zira mikroenjeksiyon yönteminde tek bir sperm bile döllenmeyi sağlamak için yeterli olur.
• Azoospermi vakalarında menide hiç sperm bulunamadığı halde baba adayının testislerinden Mikro TESE gibi yöntemlerle sperm hücresi bulunmakta, elde edilen spermlerle de mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenme oluşturulabilmektedir.

Mikroenjeksiyon (ICSI) işleminde sperm seçimi nasıl olur?

Kadının hamile kalabilme şansını arttırmak için mümkün olan en kaliteli spermlerin seçilmesi gerekir. Doktorun “kaliteli” olarak seçmiş olduğu sperm hücresi görünümü açısından iyi olabilir, ancak sperm hücresindeki kromozom sayısında fazlalık, eksiklik olabilir ya da spermin olgunluğu hakkında bir fikir elde edilemeyebilir. Elde edilen sperm hücresinin DNA’sında bir hasar varsa, hamilelik düşükle sonlanır ve başarısız bir işlem olur. İşte bu sebeple de mikroenjeksiyon yönteminde kullanılacak sperm hücresinin seçimi oldukça fazla önem taşır. Mikroenjeksiyon yöntemi için sperm seçiminde; sperm hücreleri özel sistemler ile büyütülür ve bu sayede daha kolay bir şekilde incelenebilir ve şekil olarak sorunu olmayan sperm hücreleri tespit edilir. Sperm hücreleri döllenme için tercih edilirken sadece şekil bakımından değil, diğer pek çok açıdan incelenir.

Döllenme için seçilecek sperm hücresinin şeklinin düzgün olması, DNA’sının kusursuz olması ya da olgunluğu başarılı bir gebelik için çok önemlidir. Mikroenjeksiyon yönteminde “Sperm Slow” adı verilen özel sıvılar içinde sperm hücreleri ayırt edilir. Bu solüsyonun içinde, yumurtalığın etrafında yer alan ve yumurtalığın sperm hücresi seçiminde kullanmış olduğu madde bulunmaktadır. İşte bu sebeple de bu işlem ile seçilmiş olan sperm hücreleri, olgunluklarını tamamlamakta ve daha önceki seçilme yöntemlerine göre yüksek oranlarda normal kromozom yüzdesine sahip olmaktalar. Hal böyle olunca da bu yöntemle seçilen spermlerin kesin olarak kaliteli ve döllenmeye uygun olduğuna karar verilebilir. Bundan dolayı da mikroenjeksiyon yöntemi ile kaliteli embriyolar elde edilir ve gebelikte daha başarılı sonuçlar alınabilir.

Mikroenjeksiyon (ICSI) ile klasik tüp bebek tedavisinin farkları nelerdir?

Klasik bir tüp bebek tedavisinde çok fazla sayıda sperm hücresi, laboratuvar koşullarında bir tane yumurta hücresinin etrafına yerleştirilir ve bu spermlerden bir tanesi kendi kabiliyeti ile yumurta hücresini döller. İşte bu işlemde meydana gelen döllenme, doğal yolla oluşan hamileliklerde, spermin yumurta hücresini döllemesine benzer. Doğal yolla döllenme ile klasik tüp bebek tedavisinde elde edilen döllenme arsındaki tek fark döllenmenin anne adayının rahminde değil, laboratuvar koşullarında oluşturulması ve elde edilen embriyonun da rahme uzmanlar tarafından transfer edilmesidir. Ancak mikroenjeksiyon yönteminde baba adayından alınan spermlerinden sadece bir tanesi kullanılır. Bu en kaliteli olarak düşünülen sperm hücresi anne adayından alınan yumurta hücresinin içerisine mikroskopik yöntemlerle enjekte edilir. Bu sebeple de bu tekniğe “mikroenjeksiyon” adı verilmiştir. İşte bu işlemde sperm, yumurta hücresini kendiliğinden döllemez, yumurta hücresinin içerisine direkt olarak yerleştirilir. Doğal olarak da başarılı bir gebelik şansı klasik tüp bebek tedavisine göre çok daha fazladır.

Kimlere mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi uygulanır?

• Sperm sayısı döllenme için çok az olan, azoospermi (menide hiç sperm olmaması) sorunu olan ve mikro TESE yöntemi ile sperm elde edilebilecek hastalara,
• Antisperm-antikor üretilmesi gibi bir sorundan kaynaklı kısırlık yaşayanlara,
• Daha öncesinde klasik tüp bebek tekniği ile başarı bir gebelik elde edemeyen kişilere,
• Preimplantasyon genetik tanı (PGD) uygulanması gereken kişilere,
• Nedeni bilinmeyen, sebebi açıklanamayan kısırlık sorunu olan kişilere mikroenjeksiyon yöntemi uygulanarak gebelik elde edilir.

Mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenme kesinlikle gerçekleşir mi?

Mikroenjeksiyon yönteminde sperm, mikroskopik yöntemler ile yumurta hücresinin içerisine yerleştirilir ve bir gebelik olması beklenir. Ancak koşullar ne olursa olsun döllenme veya bir gebelik garantisi verilemez. Zira kullanılan sperm ve yumurtanın kalitesi döllenmenin gerçekleşmesi için oldukça önemli rol oynamaktadır. Bu bakımdan daha kaliteli spermleri seçebilmek için yeni teknikler geliştirilmeye devam edilmektedir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar