Paylaş:

Benim Bülent Tıraş ile hem başarısızlık hem de büyük bir başarı hikayem var. Öncelikle ben İstanbul dışında yaşıyorum. Kendimi bildim bileli evlenmenin ve çocuk doğurmanın çok önemli olduğu öğretiliyor bana. Aslında ülkemizdeki tüm genç kızlar aynı hayal ile büyüyorlar. Ben de o genç kızlardan biriydim. Hep çok çocuğum olsun istedim. Kocamla lisede aynı sınıftaydık, o zaman tanıştık ve ben kendime onunla evleneceğime dair söz verdim. O da aynı şeyleri düşünüyordu. Ailem de destek oldu, liseden sonra evlendik. Kocam işçidir, ben de ev hanımıyım. Evlendikten sonra bana ilk sorulan sorulardan biri, bebek sorusuydu. Böyle böyle günlerim geçti ama genç yaşta evlendiğimiz için hemen çocuk yapmayız diye düşündüğümüzden, bir sorun olduğunu düşünmüyorduk. Soranlara erken olduğunu söyledik, durduk. Kocam da aynı fikirde olduğundan hiçbir huzursuzluk çıkmadı. Sonra bir gün, ben hamileyim sandım. Ama sadece kendi kendime böyle bir şey düşündüm. Bir süre bekledim. Adet kanaması olmam gereken zamanın üstünden bir hafta geçmişti. Doktora gittim. Bir takım testler yapıldı ve yalancı gebelik olduğunu öğrendim.

Üstünde durmadık ve geçti gitti. Hala bebek beklemiyorduk. 2 yıl geçti, bebek sahibi olmaya karar verdik. Önceleri kendiliğinden olur diye bekledik, olmadı. Ardından ben adet dönemlerimi ve internetten öğrendiğim şekilde doğurganlık dönemimi takip ettim. Buna göre denedik yine olmadı. Ben bir yakınımın da tavsiyesiyle doktora görünmeye karar verdim. Tahliller yapıldı, ultrason bakıldı. Şekerime kadar bakıldı. Bir şey çıkmadı. Artık kocamda bir sorun olduğunu düşünmeye başladım. Ama kendisini ikna edemedim doktora görünmeye. Birkaç ay daha geçti. Kayınvalidemle birlikte kocamı ikna ettik ve doktora gittik. Tahmin ettiğim gibi çıktı ve maalesef sorun kocamaydı. Sperm kalitesi düşük dediler. Ben de yıkıldım, o da yıkıldı. Az çok akrabalarımızın ağzı kapanmıştı ama yine de sorun devam ediyordu. İlaç kullandırdılar ama sorunun derinine inmeye karar verdiler.

Ben o sırada internetten araştırma yapmaya başlamıştım. Kendimi durduramadan her şeyi okudum. Her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı çünkü aile içinde. Tüp bebek yaptıracağımızı hissediyordum. Öyle oldu gerçekten de. Doktorumuz bize tüp bebek önerdi. Tüp bebekte spermlerin toplandığını ve en kaliteli olanların seçileceğini duyunca, kocam önce rahatsızlık duydu. Şöyle oluyor, hem kocanızla, hem onun ailesiyle hem de kendi ailenizle başa çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Bu işlem hep kadını yoruyor. Sonrasında ben, kocamı ikna ettim, zaten bebek istediğimiz için kabul etti. Mecburduk. Kendi çevremizin tavsiye ettiği bir doktora gittik. Özel bir yerdi. Bütün işlemleri bize anlattılar, kabul ettik. Ve gün belirlendi. Bütün her şey hızla ilerledi. Ama benim aklıma yatmayan şeyler vardı. İlk tüp bebek denememizde, ben gerçek olabileceğine inanmadım ve umutsuzluğa kapıldım. İşlemden sonra önerilen şeyleri yapmadım diyebilirim. Ve beklediğim sonuç, gerçekleşmedi. Başarısız olduk.

Bir kez daha tüp bebek yaptırmadan önce hem ben beklemek istedim, hem de duyduklarımdan dolayı, bunun daha mantıklı olduğunu öğrendim. 6 ay geçti. Ben yeni bir tüp bebek merkezi aramaya başladım ve yine kendi yaşadığımız yere yakın bir yer olsun istedim. Her şeye yeni baştan başladık, aynı süreçlerden geçtik, bu kez ikimizin ailesinden de baskı gördük. Kocam aslında pek sinirli bir insan değildir ama artık kendisi de sinirlenmeye başlamıştı. Büyük gerginliklerin sonunda tekrar tüp bebek işlemi yaptırmak için doktora gittik. İnanın ki, stres yapmamak gerekiyor. Ben bunu öğrendim. Stres yaptık, gergindik, tüm işlem boyunca, öncesinde ve sonrasında, eve bir sessizlik çöktü. Hem olsun istiyorduk, hem de olacağına inanmıyorduk. İkinci denemede de başarısız olunca, kocam artık olmayacağını, durumu kabullenmemiz gerektiğini söyledi. Aramız açıldı. Öyle ki ayrılma noktasına bile geldik maalesef. Sorun bebek değildi, sorun aradaki gerginlikti.

Ben İstanbul’a teyzemlerin yanına gittim. O da evde yalnız kaldı. İki taraf da ciddi ciddi ayrılmayı düşünüyordu. Ben günlerce ağladım. Teyzem duruma dayanamadı ve İstanbul’da denememizi istedi. Kendisinde kalabileceğimizi ve her türlü desteği göstereceğini söyledi. Ben eşimi telefonla aramak istemedim. Eve geri döndüm. Konuştuk ve bir karara vardık. Bunun son olduğunu ve bir daha olmazsa ne isterse olacağını, söyledim. Teyzem bir taraftan araştırdı ve ben de İstanbul’a gidene kadar doktor araştırdım. Sonunda yola çıktık. İstanbul’da ikinci günümüzde teyzemle Bülent Tıraş’ı bulduk. İlk görüşmeye gittiğimizde, açıkçası ön yargılıydım. Ancak öyle olmadı, şu an hayatımda en minnettar olduğum kişilerden biridir. Başımızdan geçenleri, kocamın sorununu anlattık. Bununla mücadele edebileceğimizi ve aslında çok fazla karamsarlığa sürüklendiğimizi söyledi. Genel olarak ilk görüşme, diğer doktorların aksine daha umut vericiydi. Yani Bülent Tıraş Hocam sizi direk işin içine sokmadan önce moral veriyor. Dostumuz gibi oturduk ve konuştuk. Bir sonraki randevumuzda ne yapmamız ve nasıl devam edeceğimizi de anlattı eve geldik. Teyzem de bizimle gelmişti ama dışarda bekledi ve Hocamızı öyle bir anlattık ki, bir sonraki ziyaretimizde tanışmak istediğini söyledi.

Burada ayrıntı vermeyeceğim ama işlem gerçekleşti ve biz ilk denemede başarılı olduk. Bülent Tıraş Hocam da bizimle birlikte sevindi. Şimdi düşünüyorum da, kendisi ile tanışmasaydık belki de biz kocamla şu an başka başka noktalardaydık. Allah’ıma binlerce kez şükürler olsun, biz şanslıydık ve doğru insanlarla karşılaştık. Belki de bunca zorluğu çekmeseydik, İstanbul’a gitmeyecektik. Oğlum için her zaman Bülent Tıraş’ın duacısı olacağım. Çekinmeden her şeyi sorabileceğiniz ve çok babacan bir insan, işinin ehli bir doktor. Gönül rahatlığıyla ona güvenebilirsiniz. Ben özellikle bu duygularımı ve baştan sona hikayemi yazdım ki, stresin insanı ne hale getirebileceğini ve işin aslında güven duymak olduğunu bilesiniz. Teşekkürler hocam..

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar