Paylaş:

Bir bebek sahibi olabilmek pek çok kişinin hayalidir. Her çift de doğal yolla gebelik elde edebilmek ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek ister. Kimi zaman bu gerçekleşse de, bazı gebelikler doğumla sonuçlanmaz, düşük veya gebelik kayıpları olabilir. Gebeliği öğrendiği andan itibaren kendini bir anne gibi hisseden kadın, düşük gibi bir sorun olması durumunda çok büyük hayal kırıklığı yaşar. Düşük sorunu gebeliklerde çok sık görülen problemlerden birisi olmakla birlikte, düşük riski de neredeyse her gebelikte az ya da çok bulunmaktadır.

Düşük nedir?

Anne adaylarının en çok endişelendikleri risklerden birisi olan düşük, tıbbi dilde “abortus” olarak adlandırılan gebeliğin ilk yarısında, yani 20. gebelik haftasından önce veya bebek 500 gramdan daha hafifken gebeliğin değişik nedenlerle bitmesidir. Gebeliğin 20. haftasından 37. haftasına kadarki dönemde olan bebek kayıpları ise düşük olarak değil “erken doğum” (preterm eylem) olarak tanımlanır. Gebeliğin 20. haftasından önceki dönemdeki bebekler (fetüs), plasenta (bebeği eşi), amniyon kesesi ve amniyon zarından oluşan rahim içi içeriğin tamamına “gebelik materyali” veya “gebelik ürünü” adı verilir. Düşük durumunda bu gebelik materyalinin bir bölümü ya da tamamı vajinal yoldan vücut dışına atılır.

Düşük neden olur?

  • Pıhtılaşma bozuklukları

Doğal yolla gebeliklerde hamileliğin oluşumu, yani sperm ile yumurtanın buluşması tüplerde gerçekleşir ve bu işlemden yaklaşık 7 -10 gün sonra oluşan embriyo anne adayının rahmine yerleşir. Bu süreçte embriyonun beslenebilmesi için annenin rahmi ile embriyo arasında mikro düzeyde bir kan alışverişini gerçekleştiren damar yapıları da gelişir. Ama bazı kadınlarda; antifosfolipid antikor sendromu (AFAS), sistemik lupus eritomatozus, trombofililer gibi immünolojik sebeplerden dolayı trombofililer olarak adlandırılan pıhtılaşmaya sebep olan birtakım hastalıklar varsa bu damarlarda kan alışverişi engellenir, gerçekleşemez. İşte bu tür bir durumda da embriyo beslenemez ve düşük olur. Bu tür bir pıhtılaşma sorunu olduğu tespit edilen kadınlar, hamilelik gerçekleşmeden önce pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlarla tedaviye başlayıp hamilelik boyunca da devam etmeliler. Ancak plansız gerçekleşen gebelikler ve daha önceden tespit edilmeyen durumlarda ilaç tedavileri zaten var olan pıhtılar üzerinde yeterli etki gösteremez ve düşük olabilir. Tedavi edilmezse tekrarlayan düşükler de kaçınılmaz olur.

  • Endokrin hastalıklar (diyabet, hipotiroidi, polikistik over sendromu)

Tekrarlayan düşüklere sebep olan en önemli hastalıklardan birisi de hipotiroidi, diyabet ve Polikistik Over Sendromu (PKOS) gibi yaygın olan bazı endokrin hastalıklarıdır. Bu sorunlardan biri ya da birkaçına sahip olan kadınların düşük ve tekrarlayan düşük yapma riski de yüksektir. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayan kadınlar yeniden gebe kalmadan önce mutlaka hormonal açıdan değerlendirilmeli, gerekli tedaviler yapılmalı ve hastalıklar kontrol altına alındıktan sonra gebe kalmalıdır. Endokrin hastalıklar kontrol edilebilir sorunlar olduğu için tedaviden sonra sağlıklı bir hamilelik olabilir.

  • Rahim yapısındaki bozukluklar

Anne adayının rahmindeki şekil bozuklukları, rahmin hacmini azaltarak hamileliğin devam etmesini engelliyor ve düşüklere neden olabiliyor. Örneğin, rahim içinde perde olması, yani septum sorunu düşüğe sebep olan en yaygın rahim anatomik bozukluğudur. Eğer anne adayına yapılan ultrason muayenesinde anatomik bir bozukluktan şüphelenilirse rahim filmi, histereskopi ve MR ile tanı konabilir. Sonrasında ise gebelik olmadan kolay bir operasyonla % 100’e yakın bir başarı elde edilebilir.

  • Genetik sorunlar

Anne ve baba adayında genetik bozukluklar varsa çoğunlukla sağlıklı bir embriyo oluşamaz ve sağlıksız embriyolar da rahme tutunamaz. Bu sebeple de tekrarlayan düşük sorunu yaşayan çiftlerin yeni bir hamilelik öncesinde genetik yapılarının incelenmesi çok büyük önem taşıyor. Yapılan tetkiklerde anne ya da baba adayında genetik hastalıklar tespit edilirse, bu çiftlere gebelik için tüp bebek tedavisi planlanıp, laboratuvar ortamında oluşan embriyoları genetik olarak incelemeye olanak veren PGD (preimplantasyon genetik tanı) yöntemi ile incelemek en doğru yaklaşım olur. Preimplantasyon genetik tanı sayesinde de sadece genetik açıdan sağlıklı olduğu belirlenen embriyolar anne adayının rahmine transfer edilerek sağlıklı gebelikler gerçekleştirilebiliyor. Preimplantasyon genetik tanı ile elde edilen gebeliklerde ise düşük olma riski çok daha azdır.

  • Sigara ve kafein bağımlılığı

Gebelikte bir tane ya da tekrarlayan düşüklerin olmasında anne adayının yaşam tarzı, varsa bağımlılıkları ve alışkanlıkları da etkili olmaktadır. Ayrıca kadının gebelikte zehirli kimyasallara maruz kalması da tekrarlayan düşük sebebidir. Bu bağlamda bir kadının gebelik öncesinden başlayıp gebelik süresince de günde 10 tane ve daha fazla sayıda sigara kullanımı ve günde 5 fincan kafeinli kahve tüketimi de düşük riskini 2 kat artırmaktadır. Bu nedenle de hamilelik planlandığı andan itibaren ve gebelik boyunca sigaradan ve sigaranın bulunduğu ortamlardan uzak durmak çok önemlidir.

  • Enfeksiyonlar

Vücudun herhangi bir yerinde bir enfeksiyon olması durumunda hem gebeliğin gerçekleşmesi zorlaşır hem de var olan gebeliğin devamı zorlaşır. Bu bağlamda bazı enfeksiyonlar da tekrarlayan gebelik kayıplarına etken olabiliyor. Özellikle de idrar yolu enfeksiyonları hem düşük hem de erken doğum riskini ciddi oranda artırdığı için gerekli önlemlerin alınması önem taşıyor. Varsa gebelik öncesinde tespit edilen enfeksiyonlar tedavi edilmeli, ardından gebe kalınmalıdır. Eğer gebelikte enfeksiyon ortaya çıkarsa da mutlaka uygun tedavilerle enfeksiyonun kontrol altına alınması gerekir. Aksi halde tekrarlayan düşükler kaçınılmaz olabilir.

Tekrarlayan düşükler nasıl tedavi edilir?

Hamile bir kadın ilk kez düşük yaptığında, ikinci kez gebe kalmadan önce mutlaka detaylı bir muayeneden geçirilmelidir. Bu sayede bir sonraki gebelikte düşük yaşama riski de azaltılabilir. İki kez ve daha fazla düşük olması durumunda ise “tekrarlayan düşük” sorunundan bahsedilir ve kesinlikle incelenmesi, araştırılması gereken bir sorundur. Tekrarlayan düşük sorununda bunların nedeninin saptanması tedavinin ilk basamadığını oluşturmaktadır. Nedeni bilinirse doğru tedavinin uygulanarak sorunun çözülme olasılığı da yüksek olacaktır.

Kadında rahim faktörüne bağlı olarak düşükler oluyorsa, rahimde ciddi bir sorun, perde, yapışıklık ve sağlıksız durum olduğu tespit edilirse öncelikle bunun tedavi edilmesi gerekir. Uygulanan tedavi sayesinde de tekrarlayan düşüklerden sonra hamile kalabilmek ve gebeliğin devamı da mümkün olacaktır.

Pre- implantasyon genetik tarama

Anne adayı detaylı bir muayeneden geçirildikten sonra bütün faktörlerin olumlu seyrettiği tespit edildiği halde tekrarlayan düşük oluyorsa embriyo kalitesinin incelenmesi gerekir. Bu tür vakalarda embriyonun hem gelişimsel, görüntüsel kalitesine hem de genetik açıdan kalitesine bakılır. Embriyonun genetik kalitesini analiz etmek için de “pre-implantasyon genetik tarama” adı verilen embriyoların detaylı bir şekilde incelenmesine olanak veren uygulama yapılır. Bu işlemde blastosist aşamasında alınan hücre grubundan bütün kromozom taramaları yapılarak sağlıklı embriyolar bulunur ve sadece en sağlıklı olanlar transfer edilir.

Tekrarlayan düşük vakalarında rahmin embriyo ile uyumunu sağlanacak şekilde hazırlanması gerekir. Yani rahim, embriyoyu kabul edip tutacak, geliştirecek olgunluğa, kalınlığa ulaşmış olmalıdır. Tekrarlayan düşükler için yapılan testlerde embriyonun rahme tutunacağı dönemde iyi kanlanıp kanlanamadığına da bakılır. Çünkü bu da düşükleri önlemek için önemli bir faktördür. Testler ve muayenelerden elde edilen veriler iyi taranarak pıhtılaşmayı önleyen kan sulandırıcı tedaviler uygulanabilir.

Diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi tekrarlayan düşükler sorununda da her vakanın kendine özel nitelikleri vardır. Sorunun özelliğine göre tedavi türü ve dozu planlanır. Gerekiyorsa bağışıklık sistemiyle ilgili testler yapılır ve sorun tespit edilirse bir sonraki gebelikten önce tedavisi gerçekleştirilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar