Paylaş:

Bu yazıda tüp bebek tedavisi ile ilgili sıkça sorulan sorular ve cevapları yer almaktadır. İçindekiler bölümünde linklere tıklayarak merak ettiğiniz sorunun cevabı bulunan bölüme geçebilirsiniz. Ayrıca cevap bulamadığınız sorularınızı sayfa altından sorarak kısa sürede cevap alabilirsiniz.

Bu içeriğin ana başlıkları

  • İster 25 yaşında olsun, isterse 35, kısa veya uzun vadede her çiftin hayali sağlıklı bir ya da birden fazla çocuk sahibi olmaktır. Bazı çiftler evliliklerinin ilk yıllarında çocuk sahibi olmak ile ilgili plan yapmayı çok erken buldukları için; çocuk istemlerini evliliklerinin ilerleyen dönemlerine taşırlar. Bazıları ise evliliklerinin birinci yılını doldurduklarında bebeklerini kucaklarına alırlar. Bir bebek sahibi olmayı daha ileriki yıllara erteleyen çiftler, kimi zaman bazı olası sağlık sorunlarından kaynaklı olarak bu isteklerini elde etmekte zorlanırlar. Böyle olunca da çiftler için oldukça zor ve stresli bir süreç başlar. Zira doğal yolla bebek sahibi olamamak demek çok sayıda doktor muayenesinden geçmek, pek çok tahlil yaptırmak, bazı tedavi yöntemlerini uyguladığı halde gebelik elde edememek anlamına gelebilir. Ancak işte bu tip durumlar için günümüzde artık tüp bebek tedavisi bulunmaktadır. Tüp bebek tedavisi, günümüzde doğal yolla bebek sahibi olamayan çiftler için çok ciddi ve önemli bir umut ışığı olmuştur.

    Günümüzün modern toplumlarında artık doğal yolla bebek sahibi olabilmek çok da olağan, sıradan bir durum değil aslında. Zira üreme çağında olan çiftlerden yaklaşık % 15’i günümüzde doğal yolla bebek sahibi olamıyor. Bu çiftlerden bazıları yumurtlama tedavisi, aşılama gibi üreme tedavileriyle gebelik elde edebiliyorken, pek çoğu için de tek çare ve en başarılı yöntem olarak tüp bebek tedavisi söz konusu oluyor.

    Günümüz koşullarında modern tıp, çocuk sahibi olmak isteyenler için pek çok fırsat sunmaktadır. Tüp bebek tedavisi de bu yönde uygulanan ve en başarılı sonuçlar elde edilen yardımcı üreme yöntemidir. Kadın üreme hücreleri olan yumurtaların ve erkek üreme hücreleri olan spermlerin vücut dışında, laboratuvar ortamında bir araya getirilerek döllenmenin elde edilmesini sağlayan tedavi süreci olan bu yöntem bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin hayallerini gerçekleştiriyor.

    Tüp bebek nedir?

    Tüm dünyada ortalama 40 yıldır, doğal yolla bebek sahibi olamayan çiftlere tüp bebek tedavisi uygulanmakta ve bu şekilde gebelik elde etmek mümkün olabilmektedir. Tüp bebek; kadından, erkekten ya da her ikisinden kaynaklanan sebep veya sebeplerden dolayı doğal yolla bebek sahibi olamayan çiftler için bir umut ışığı olmuştur.

  • Şöyle ki; bir tane ya da birçok tane üreme hücresine sahip olan, yani hali hazırda üreme çağında olan çiftlerin doğal yolla değil de, laboratuvar ortamında döllenme ile gebelik elde edilebilmesi işlemi tüp bebek olarak adlandırılmaktadır.

  • Anne ve baba adayının var olan kendi üreme hücreleri kullanılarak uzman kişiler eşliğinde, laboratuvarda döllenme gerçekleştirilir ve bu döllenmiş yumurtadan oluşan embriyo, yine tıbbi işlemlerle anne adayının rahmine yerleştirilir ve kontrollü bir şekilde gebelik gerçekleştirilir. Aslında tüp bebek tedavisi ile, doğal yolla gebelikte tüplerin görev aldığı işlem ekarte edilmiş olur, bu doğal süreç uzmanlar kontrolünde gerçekleşir.

    Tüp bebek tedavisi nasıl yapılır?

    tüp- bebek nasıl yapılır

    Tüp bebek tedavisi için öncelikle çiftlerin belli bir süre boyunca doğal yolla gebeliği uygun şartlarda denemiş olmaları istenmektedir. Yaşı 35’ten küçük olanların yaklaşık 1 yıl, yaşı 35’in üzerinde olanların ise ortalama 6 ay boyunca düzenli aralıklarla korumasız cinsel ilişki yaşamış olmaları ve buna rağmen gebelik elde edememeleri durumunda tüp bebek tedavisi denemesinden bahsetmek önerilmektedir. Burada kast edilen “düzenli cinsel ilişki” haftada 2 – 3 kez ya da 2 günde bir korumasız cinsel ilişkidir. Zira haftada bir kez gibi seyrek ya da her gün gibi çok sık cinsel ilişki durumunda gebelik elde edebilmek daha zor olabilmektedir. Çünkü çok seyrek olduğunda kadının yumurtlama zamanını kaçırmak söz konusu olabileceği gibi, çok sık ilişkide de baba adayının menisinde yeterli sayıda ve kalitede sperm birikebilmesi mümkün olmayabilir. İşte burada belirtilen sıklıkta korumasız cinsel ilişkiye rağmen doğal yolla gebelik elde edilemediğinde doktora başvurulması ile üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinden en uygun olanı seçilmektedir. Genellikle yumurtalama tedavisi, aşılama uygulamaları gibi daha ön koşul uygulamaların ardından gebeliğin gerçekleşme olasılığının çok yüksek olduğu tüp bebek tedavisine geçilir.

    Çifte yapılan detaylı inceleme ve testlerin sonucunda tüp bebek tedavisine karar verildiğinde kadının yumurtalık rezervi değerlendirilir ve gerekiyorsa yumurta sayısını artırıcı, yumurtlamayı kolaylaştırıcı birtakım ilaçlar kullanması sağlanır. Bu şekilde yumurta geliştirilir ve bu gelişim sık aralıklarla kontrol edilerek takip edilir. Kadından laboratuvar ortamında alınan yumurta hücreleri, vücut içindeki koşullara en yakın özellikte cihazlar ve büyüme sıvıları içinde toplanır ve döllenmeye kadar burada tutulur. Aynı gün baba adayından da sperm örneği alınır ve döllenmeye hazır hale getirilir. Eğer çifte klasik tüp bebek yöntemi uygulanacaksa sperm ve yumurta hücresi aynı ortama alınır ve tıpkı doğal yolla gebelikte olduğu gibi sperm hücresi yumurtaya ulaşır ve onu döller. Ancak mikroenjeksiyon yöntemi kullanılacaksa uzmanlar tarafından seçilmiş en kaliteli sperm hücresi, mikrokanüller kullanılarak yumurta hücresinin içine enjekte edilir.

    Yukarıda anlatıldığı gibi döllenmiş yumurta rahim ortamına en benzer şekilde oluşturulmuş özel cihazlar içine alınır. Bu şekilde oluşan embriyoların gelişimi de her gün takip edilir. Bu şekilde en kaliteli embriyo seçilir ve uygun olan dönemde anne adayının rahmine transfer edilir. Embriyonun transfer edildiği günden sonraki 12. günde ise kanda gebelik testi yapılarak gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediği öğrenilir.

    Ne zaman tüp bebek tedavisine başvurmak gerekir?

    tüp bebek tedavisi

    Gebelik elde edebilmek isteyen herkes, korumasız cinsel ilişkiye girdiği ilk ay bunu gerçekleştirmiş olmayı hayal eder. Ancak aslında durum hiç de öyle değildir. Gebeliğin gerçekleşmesi pek çok farklı faktörün her birinin olumlu seyretmesi ile mümkün olmaktadır. Şöyle ki; 30 yaşında, sağlıklı bir şekilde yumurtlayan bir kadının eşinin de sperm sayısı ve kalitesinin istenen düzeyde olduğu var sayıldığında korumasız cinsel ilişkiye giriyorsa her ay hamile kalabilme olasılığı ortalama % 20 – 25’tir. Bir de kadının yaşı 35’in altında ise bu olasılık her yıl, hatta her ay hızla azalmaktadır. Yani aslında toplumda yanlış bilindiği gibi birkaç kez korumasız cinsel ilişkiye girdiği halde gebe kalamayanlar kısır olmayabilir.

    Bir üremeye yardımcı tedavi yöntemine  başvurmak içinse en doğrusu yeterince sık ve yeterince düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye girmiş olmak gerekir. Bu bağlamda genel geçerli olan uzman görüşü; 35 yaşın altındaki kadınların 1 yıl süre ile 35 yaşın üzerindekilerinse 6 ay süre ile düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye girmelerine rağmen gebelik elde edememelerinin gerektiği şeklindedir.


    Burada kast edilen düzenli ilişki; her gün değil, haftada 1 değil, 2 ya da 3 günde bir korumasız cinsel ilişkidir. Zira her gün ilişkiye girmek erkeğin menisinde yeterince kaliteli sperm birikmesine engelken, haftada 1 gibi nadiren ilişkiye girmek de gebelik şansını düşürmektedir. Zira gebelik elde edebilmekte önemli olan kadının yumurtlama dönemini denk getirebilmektir.

    Tüm bu yukarıda anlatılanlar ışığında üreme çağındaki bir çiftin doğal yolla gebelik elde edemediğini düşünmesi ve kısırlıktan şüphe etmesi için en az 6 ay süre ile düzenli olarak korumasız cinsel ilişki yaşaması gerekiyor. Başarılı olamama durumunda ise kesinlikle fazla vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Zira zaman geçtikçe, yaş ilerledikçe kadınlarda doğurganlık yeteneği hızla azalıyor.

    Kısırlık oranları erkek ve kadında farklı mı?

    kısırlık oranları

    Genellikle toplumda kısırlık ya da bebek sahibi olamama konusunda kadın faktörünün daha ağırlıklı olduğuna dair bir görüş egemendir. Ancak bilimsel verilere göre kısırlık % 40 erkekten, % 40 kadından, % 20 ise her ikisinden de kaynaklanmaktadır. Yani gebelik sürecinin sağlıklı olarak ilerlemesi kadın kadar erkek faktörüne de bağlıdır. Bununla birlikte kadının yaşı ilerledikçe yumurta sayısı azaldığından üreme yeteneğinin hızla düştüğü, erkeğin üreme yeteneğinin ise kadına oranla yaşa ve ilerleyen yıllara karşı daha dirençli olduğu şeklinde de bir gerçek var.

    Kısırlık sorunu kadından, erkekten ya da her ikisinden de kaynaklanıyor olsa da günümüzde tüp bebek tedavisinde sağlanan ilerlemeler sayesinde gebelik elde edebilme oranları oldukça yüksektir. Doğal yolla gebelik elde edilemediğinde uygulanan tedavi sürecinin zaman zaman zorlukları olabilir. Ancak bu zorluklar hastaların gözünü korkutmamalı, stres altına sokmamalıdır. Çünkü bu yöntem ile gebe kalma sürecinde hastanın morali yüksek olması tedavinin başarısını zannedilenden daha fazla yükseltebilmektedir.

    Dünyada ve ülkemizde ilk tüp bebek

    ilk tüp bebek

    Modern tüp bebek tedavisinin kurucusu, Bob Edwars’tır ve tedavi sonucu doğan ilk bebek olan Louise Brown, 1978 yılında İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Çalışmalara başlandığı 1971 yılından itibaren tüp bebek ile ilgili olarak yapılan tüm uygulamalar günümüzde uygulanan tekniğin temelini oluşturmakta, her geçen gün yenilikler eklenerek başarı oranı arttırılmaktadır. Dünyada tüp bebek ile ilgili gelişmeler hızla devam ederken, ülkemiz de tüp bebek konusundaki çalışmalara kayıtsız kalmayarak ilerleyen t yöntemleri uygulamaya başladı. Bunun bir sonucu olarak da 1989 yılında Ege Üniversitesi’nde ilk tüp bebek doğumu gerçekleşti. Günümüzde ise sadece ülkemizdeki hastalar değil, dünyanın dört bir yanından bebek sahibi olmak isteyen çiftler ülkemizde tedavi görmektedir. Çünkü ülkemizdeki merkezler ve uzmanlar tüp bebek tedavisi ile ilgili her bir yeniliği, gelişmeyi başarıyla uygulayarak sağlıklı bir gebelik ve canlı bir doğum elde edebilme başarılarını artırmaktalar.

    Tüp bebek yönteminin aşamaları nelerdir?

    • 1. Adım (İlk muayene ve çift değerlendirmesi)
    • Tedaviye başvuran çiftin daha önce görmüş olduğu tedaviler ve gebelik, doğum, düşük gibi hikayeleri dinlenir, varsa eski tahlil ve tetkik sonuçları değerlendirilir. Bu bağlamda;

        • Her türlü ameliyat raporu ya da notu,
        • Sperm tahlili,
        • Kadına ait hormon tahlilleri,
        • Daha önce uygulanan tedavilere ait raporlar,
        • Rahim filmi,
        • Kromozom analizi,
      • Başka hastalıklar ile ilgili raporlar gibi verilere göre tedavi planlanır ve tedavinin uygulanacağı gün belirlenir.
    • 2. Adım ( Yumurtalıkları uyarma ve yumurta oluşturma)
    • Tedavide başarıyı etkileyen en önemli hususların başında en kaliteli embriyoyu oluşturmak geliyor. Bunun için de elbette ki en sağlıklı yumurta ve spermi bulmak gerekiyor. İşte bu bağlamda iyi embriyoların seçilerek rahme konulması için yumurtalıklarda çok sayıda yumurta oluşturma amaçlı olarak yumurta geliştirici ilaçlar, yani iğne tedavisi uygulanır.

    • 3. Adım (Yumurta toplama (OPU)
    • İlaçların da etkisiyle gelişen yumurtalar toplanır ve laboratuvar koşullarında döllenme için saklanır. Bu sırada baba adayı da sperm verir. Tıpkı sperm tahlilinde olduğu gibi mastürbasyon yoluyla sperm alınır. Sperm veremeyen erkeklerden ise mikro TESE yöntemi ile testis dokusundan cerrahi işlemle sperm alınır. Ortalama olarak bu işlem yarım saat sürer. Yumurta toplama günü verilecek sperm örneği için erkek 2 – 4 günlük bir cinsel perhiz yapmalıdır. Bu süre 2 günden kısa, 7 günden uzun olmamalıdır. Zira gebelik elde edebilmek için yeterince kaliteli, hareketli ve olgun spermlerin var olması gerekiyor.

    • 4. Adım ( Döllenme (IVF veya ICSI yöntemi)
    • Laboratuvar ortamında toplanan yumurtalar ve elde edilen spermler ile döllenme işlemi gerçekleştirilir ve döllenen yumurtalar laboratuvarda, inkübatörde saklanır.

    • 5. Adım  (Embriyo transferi)
    • Döllenme işlemi sonrası yumurtalar laboratuvarda 2 – 3 gün bekletildikten sonra transfer edilir. Laboratuvarda saklanan döllenmiş yumurtalar rahim içerisine 5 – 10 dakika süren ağrısız bir uygulama ile yerleştirilir. Bu uygulamanın ardından gebelik testine kadar olan süreçte eşlere cinsel beraberlik önerilmez. Anne adayı zaman zaman hafif de olsa ağrı hissedebileceği için ağrı kesici olarak Parasetamol grubu ilaçlar reçete edilir. Transfer günü duş alınmazken, transferden 1 gün sonra ılık su ile duş şeklinde banyo yapılabilir.

    • 6. Adım (Gebelik testi)
    • Embriyo transferi işleminden 12 gün sonra gebelik testi yapılarak gebeliğin oluşup oluşmadığı kontrol edilir. Burada yapılan kanda gebelik testi, her hastanede yapılan normal gebelik testidir, farklı bir test olmadığı için uygulamanın yapıldığı tüp bebek merkezi uzakta ise herhangi bir sağlık kurumunda kanda gebelik testi yaptırmakta sakınca yoktur.

    Baba adayı, tedavinin hangi aşamalarında bulunur?

    erkeklerde kısırlık

    Hem anne adayının hem de baba adayının her bir aşamaya katılıp birbirlerinin yanında olması psikolojik destek açısından çok önemlidir. Ancak zorunluluk açısından bakıldığında erkek; tüp bebek tedavisinin ilk muayenesinde ve çift değerlendirmesinde, yani 1. adımda ve döllenme aşamasında (IVF veya ICSI yönteminde), yani 4. adımda tedavi sürecine dahil olmak durumundadır. Bunun dışındaki adımlarda anne adayı kendi başına gelse de olur.

    Anne adayı, tedavinin hangi aşamalarında bulunur?

    Kadın, tedavinin her adımında yer almak durumundadır. Eğer olağanüstü bir durum söz konusu değilse tedavinin hiçbir aşamasında anne adayının hastanede yatış yapması gerekmemektedir. Tüp bebek tedavisi ayakta yapılan bir tedavi şeklidir. Bu tedavide anne adayı ilk muayene ve çift değerlendirmesinden, yani 1. adımdan  sonuna kadar, gebelik testine kadar tüm tedavi yaklaşık olarak bir ay süren bölümde yer almak durumundadır.

    Tüp bebek tedavisinde laboratuvar ortamındaki dölleme işleminde başlıca iki teknik vardır:

    • Klasik IVF (İn Vitro Fertilizasyon): baba adayından alınan spermler, yumurtaların yanına bırakılarak bu spermlerin kendi kendilerine yumurtanın içine girip dölleme işlemini gerçekleştirmesi beklenir. Bu uygulamada döllenme işlemi doğal yolla olana benzer, sadece ortamı farklıdır.
    • Mikroenjeksiyon (ICSI): tüp bebek tedavisinde daha detaylı bir işlem olan ve başarıyı arttıran mikroenjeksiyon yönteminde en kaliteli olduğu kabul edilen sperm, mikroskop altında bir pipet vasıtasıyla direkt olarak yumurtanın içine enjekte edilir ve bu şekilde dölleme sağlanır. Bu mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi günümüzde yaygın olarak uygulanmaktadır. Döllenme aşamasında uygulanan bir teknik olan mikroenjeksiyondaki amaç; sperm ve yumurtanın başarılı bir şekilde, yüksek oranda döllenmesini sağlamaktır. Mikroenjeksiyon yöntemi daha çok, şiddetli erkek kısırlıklarında, spermlerin kalitesinin, olgunluğunun, hareketliliğinin düşük olduğu vakalarda yaygın olarak kullanılmakta olan bir yöntemdir.

    Tedavide son teknolojik gelişmeler hangileridir?

    tüp bebekte son gelişmeler

    Tüp bebek tedavisi tüm dünyada 40 yılı aşkın süredir uygulanmakta ve uygulama teknikleri de her geçen gün gelişerek yeni yöntemlerin de hayata geçmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda son teknolojik gelişmeler de başarı oranını etkileyen faktörler baz alınarak hayata geçirilmiştir. Tüp bebek tedavisindeki en son yenilikler şu şekilde sıralanabilir:

      • IMS tekniği: En iyi kalitedeki spermleri seçmek ve mikroenjeksiyon işlemi sonrası yüksek döllenme oranlarını elde etmek için uygulanır ve gebelik elde edebilme başarı oranını arttırır.
      • Mikrotese: Erkeğin sperm vermekte zorlandığı ya da menide sperm bulunamadığı vakalarda mikroskop altında yapılan testis biyopsisidir. En ileri erkek kısırlığı vakalarında bile olumlu sonuç alınabilir.
      • PGD (pregenetik diagnozis): Çiftlerde genetik problem söz konusu olduğunda elde edilen embriyolarının incelenmesi ve içlerinden sağlıklı olanlarının seçilerek rahme transfer edilmesi tekniğidir. Genetik sorunlardan kaynaklı olarak kalitesiz embriyo transferini ve başarısız denemeleri önler.
      • Asisthatching: Embriyo çeperinin lazer yardımı ile inceltilmesi tekniğidir.
      • Frozen: Laboratuvar ortamın elde edilen çok sayıda embriyodan rahme transfer edilmeyenlerin ve çiftlerden alınan hem fazla spermlerin hem de fazla yumurtaların daha sonra kullanılmak üzere dondurularak saklanması işlemidir. Frozen tekniği sayesinde tüp bebek tedavisinde hem çok zaman alan hem de anne ve baba adaylarını zorlayan yumurta toplama, sperm alma ve embriyo elde etme işlemleri sadece bir kez yapılır.
      • Embriyoskop: Embriyonun gelişimini kamera altında takip etmek ve gelişimi sağlıklı olanları seçmek için uygulanan tekniktir. Embriyoskop tekniği sayesinde embriyolar gelişim evresinde bulundukları hazneden hiç çıkarılmadan mikroskopla incelenebiliyor ve dış ortamın etkisinden olumsuz etkilenmeden gelişimini devam ettirebiliyor.
    • Bağışıklık sistemi ile ilgili immünolojik tedaviler: Anne ve baba adaylarının bağışıklık sistemiyle ilgili yaşadıkları sorunlar onların üreme yeteneklerini olumsuz etkilemektedir. Ancak uygulanan tedaviler sayesinde bu sorunlar ortadan kaldırılabiliyor, tedavide başarı olasılığı da dolayısıyla yükseliyor.

    Mikroenjeksiyon yöntemi neden kullanılır?

    •  Sperm sayısının döllenmeyi gerçekleştiremeyecek kadar az olması,
    • Sperm hareketliliğinin yetersiz olması,
    • Sperm şekillerinde (morfoloji) bozukluk olması (döllenme için sperm şekillerinin düzgün olması gerekiyor) gibi sebeplerle mikroenjeksiyon tekniği ile en doğru sperm seçilerek yumurtanın içine enjekte edilir ve döllenme gerçekleştirilir.

    Önceki tüp bebek denemelerinde döllenme elde edilememiş veya elde edilen döllenme oranı yüksek olmayan anne ve baba adayları,aynı zamanda sperm hücrelerinde sayı, şekil, morfolojik gibi problemler söz konusu olanlar mikroenjeksiyon yönteminin uygulanmasının gereken durumlardır.

    Tüp bebek tedavisi kısırlığa son çare mi?

    tüp bebek son çare mi

    Tüp bebek tedavisi, bebek sahibi olmak isteyen, ancak doğal yolla gebelik elde edemeyen çiftlerin yaygın olarak başvurdukları bir yöntemdir. Aslına bakılırsa tüp bebek tedavisi infertilite (kısırlık) tedavisinde başvurulacak ilk yöntem değil, son yöntem olmalıdır. Bu bağlamda öncelikle kısırlığın nedenini belirlemek için tahliller, muayeneler yapılmalıdır. Bunlardan elde edilen verilerle, kısırlığın yumurtlama ya da hafif sperm bozukluklarından kaynaklandığı tespit edilirse, bunların daha basit teknikler ile tedavi edilmesi yoluna gidilmelidir. Ancak uygulanan bu tedavilere rağmen bebek sahibi olunamaması durumunda en son çare olarak tüp bebek yöntemi denenmelidir.

    Kısırlık nedeninin erkeğin sperm sayısının düşüklüğü olması durumunda anne adayının yaşına bakılmaksızın tüp bebek tedavisi uygulanabilmektedir. Yani tüp bebek tedavisi yalnızca ileri yaştaki kadınlara değil genç yaştaki kadınlara da uygulanabilmektedir. Özellikle de erkeğin sperm sayısının düşük olması gibi bir sorunda ilk olarak düşünülmesi ve uygulanması gereken tedavi tüp bebek tedavisidir. Çünkü sperm sayısının kaç olduğu tüp bebek  tedavisinin başarısını etkilememektedir.

    Çoğul gebelik riski nasıl önlenir?

    çoğul gebelik

    Tüp bebek tedavisi uygulanmaya başlandığından son dönemlere kadar ki zaman içinde tüp bebek tedavisinde, başarı şansını arttırmak amacıyla transfer edilen embriyo sayısı biraz fazla tutulmaktaydı. Yani anne adayının rahmine 1 – 2 değil de, 3 kimi zaman 4 tane embriyo transfer edilerek gebelik elde edebilme şansı artırılıyordu. Ancak böyle bir uygulama sonucunda da tüp bebek tedavisi, neredeyse çoğul gebelikle birlikte anılır olmuştu. Ancak günümüzde gelişen teknolojinin etkisiyle anne adayının rahmine sadece 1 – 2 tane embriyo transfer edilmekte, hatta bu sayı kanunen de sınırlandırılmıştır. Bu nedenle tüp bebek yöntemi ile tedavi sonrasında çoğul gebeliklerin ortaya çıkma riski de azalmıştır.

    Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanabilir?

      • Kısırlık teşhisi konulan kişilere,
      • Tüplerin her ikisi tıkalı olan kadınlara,
      • Yumurtlama bozukluğu olan kadınlara,
      • Menide sperm bulunmayan erkeklere,
      • Sperminde kalite bozukluğu olan erkeklere,
      • İmmunolojik sorunu olan çiftlere,
      • Servikal faktörlerin söz konusu olduğu vakalara,
      • Cerrahi operasyonla tüpleri alınan kadınlara,
      • Sperm veya yumurta sayısında yetersizlik söz konusu olduğunda,
      • Yumurtalıkta kısırlığa sebep olan kistler olması durumunda,
      • Hormon bozukluğu olanlara,
      • Cinsel birleşme ile ilgili bazı sorunlar yaşayanlara,
      • Sperm hareketliliği konusunda sorun olan erkeklere,
      • Sperm hücrelerinde şekil bozukluğu söz konusu olduğunda,
      • Tekrarlanan gebelik kayıplarında,

    Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanamaz?

    tüp bebek kimlere uygulanmaz

      • Sperm üretimi hiç olmayan erkeklere,
      • Yumurtlama fonksiyonunu kaybetmiş olan kadınlara,
      • Menopoz dönemine giren kadınlara,
      • Hormon seviyeleri bozuk olan kadınlara,
    • Cerrahi operasyonlar sonucu rahmi alınmak zorunda kalınan kadınlara tüp bebek tedavisinin uygulanması maalesef olası değildir.

    Tüp bebek ile normal gebelik arasındaki farklar nelerdir?

    Tüp bebek tedavisi ile gebe kalan anne adaylarının gebeliklerinin yüksek risk taşıdığı gibi bir yanlış inanış, yanlış anlayış söz konusudur. Ancak gebelik gerçekleştikten sonra tüp bebek tedavisi ile elde edilen gebeliklerin, normal yoldan oluşan gebeliklerden hiçbir farkı yoktur, her iki gebelik de taşıdığı riskler bakımından da aynı oranlardadır. Tüp bebek tedavisi sonucunda oluşan gebeliklerin çoğul, yani ikiz olabilmesi ve tedavi uygulanan annelerin yaşının ileri olması gebeliğin takibinin daha dikkatli yapılmasını gerektirmektedir. Bunun dışında ise herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Bu bağlamda anne adayının yaşının ileri olmaması ve çoğul gebelik olmaması durumunda tıpkı doğal yolla elde edilen gebeliklerdeki gibi rutin gebelik kontrollerine giden anne adayları gebelik sürecini normal ve sorunsuz bir şekilde tamamlanmaktadır.

    Kronik hastalığı olanlar bu yöntemi uygulayabilir mi?

    Kronik hastalığı olanların ister doğal yolla isterse tüp bebek tedavisiyle gebe kalmayı planlamaları durumunda öncesinde mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri ve gebelikle ilgili doktorun onayını almaları gerekmektedir. Bu bağlamda kronik hastalığı olan kişilerin tüp bebek tedavisi görmeleri açısından bir sakınca bulunmamakta, ancak hastalıkları gereği hekim onayı almaları tavsiye edilmektedir. Zira bu tedavi yöntemi ile ya da doğal yoldan olsun tüm gebelikler kronik hastalıkları daha ciddi bir hale getirebiliyorlar.

    Tüp bebek tedavisinde başarı oranı nedir?

    Tedavide başarı şansını en çok etkileyen faktörün anne adayının yaşı olduğunu söylemek mümkündür. Bu bağlamda anne adayının yaşına göre başarı oranlarına bakmak gerekirse;

      • 30 yaşın altındaki kadınlarda % 60,
      • 35 yaş civarındaki kadınlarda % 40,
    • 40’lı yaşlardaki kadınlarda ise % 15 olasılıkla  başarılı olunabilmektedir.

    Yukarıda sıralanan başarı oranları tüp bebek tedavisini yalnızca bir kez deneyenler için geçerlidir. Tüp bebek uygulamasını 3 – 4 defa yaptıranlarda başarı oranı % 90’ın üzerine bile çıkabilmektedir.

    Tedavinin başarısız olma sebepleri nelerdir?

    Tüp bebek tedavisi, günümüzde uygulanmakta olan üremeye yardımcı tedaviler arasında en başarılı sonuçlar alınabilen yöntemdir. Ancak yine de  tedavisinin başarısızlık durumu ile de sık karşılaşıldığını söylemek mümkündür. Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen pek çok faktör vardır ve bu faktörlerden en önemlisi de anne adayının yaşıdır. Bunun yanı sıra pek çok sebep tedavide başarısızlığa sebep olabilmektedir.

      • Yumurtalık rezervinin düşük olması,
      • Stresli bir yaşam,
      • Sigara kullanımı,
      • Aşırı kilolu olma, obezite,
      • Tüplerde sıvı birikmesi,
      • Sperm kalitesinin düşük olması,
      • Gebeliği sağlayacak olan embriyonun genetik yapısının bozulması,
      • Yumurta gelişimini sağlayacak olan ilaçların düzenli olarak kullanılmaması,
      • Embriyo gelişimini sağlayan kültür ortamının yetersiz olması,
      • Embriyonun dışını saran zarın kalın olması,
      • Rahim ile ilgili doğumsal bozukluklar olması,
      • Rahimde embriyonun tutunmasına engel olan bir miyom söz konusu olması,
      • Embriyonun rahim içine tutunarak büyümesine engel teşkil eden bir pıhtılaşma olması,
      • Önceden geçirilmiş enfeksiyon hastalıklarından kaynaklı meydana gelen yapışıklıklar olması,
      • Kadında genetik veya sonradan ortaya çıkan fonksiyon bozuklukları olması,
      • Çikolata kisti (Endometriosis) hastalığı söz konusu olması,
      • Tüplerde bir enfeksiyon var olması,
    • Karın içi ameliyatlarından sonra hidrosalpenks olarak adlandırılan tüplerin tıkanarak şişmesi durumunun söz konusu olması durumunda tedavi yüksek bir olasılıkla başarısız olacaktır.

    Tüp bebek öncesinde kilo verilmeli mi?

    tüp bebek öncesi kilo

    Kadın ya da erkek herkes için tüm yaş gruplarında fazla kilolu olmak demek, pek çok sağlık sorununun ortaya çıkma riskinin mevcut olması demektir. Kişinin vücut kitle indeksinin, yani kilonun boyuna olan oranının yüksek olması başta metabolik sorunlar olmak üzere sayısız hastalığa davetiye çıkarır. Bu bağlamda kilolu kişilerin solunum, sindirim, üreme gibi hiçbir sisteminin de tam kapasite çalışması pek mümkün değildir. Hal böyle olunca da kilolu ve obez kişilerde kısırlık, doğal yolla gebelik elde edememe, gebelik oluşsa bile sağlıklı bir doğum yapamama gibi sorunların kilosu normal olanlara göre daha sık görüldüğü de bir gerçektir.

    Tüp bebek tedavisi için anne adayının sağlıklı, kaliteli yumurta oluşturabilmesi, baba adayının sperm kalitesinin ve canlılığının yüksek olması, anne adayının rahmine transfer edilen embriyoyu en sağlıklı şekilde 9 ay boyunca taşıyıp büyütebilmesi ve doğumun da daha kolay gerçekleşebilmesi gibi çok sayıda olumlu durum için başta anne adayı olmakla birlikte tabi ki baba adayının da normal kilolarda olması gerekiyor. Özellikle de fazla kiloların anne adayının diyabet, yüksek tansiyon, kalp, böbrek sorunları gibi rahatsızlıklar bakımından çok yatkın olduğu düşünüldüğünde tüp bebek tedavisine başvuran kadınlardan kilolu olanlara doktor, öncelikle kilo vermelerini önerebilir.

    Sağlıklı, dengeli ve yeterli bir beslenme programı, aynı zamanda düzenli bir egzersiz ve spor programı uygulayarak ideal kilosuna kavuşmuş olan bir kadının tüp bebek tedavisinin de başarılı olma olasılığı artmaktadır. Çünkü üreme sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için doğru beslenme ve düzenli spor çok önemlidir. Bir süre boyunca sağlıklı beslenen ve spor yapan kadınların da erkeklerin de üreme hücreleri çok daha sağlıklı ve üremeye uygun olacaktır. Bu sayede tüp bebek tedavisinin de başarılı olma olasılığı ve birkaç denemede değil de, belki de ilk denemede gebelik elde edebilme olasılığı artacaktır. Bu sebeple ister doğal yolla gebelik olsun, isterse tüp bebek tedavisiyle olsun gebelik gerçekleşmeden önce normal kilolarda olmak önemlidir.

    Uzman, başarı garantisi verebilir mi?

    Tüp bebek tedavisi, pek çok farklı sebepten kaynaklanan kısırlık vakalarında çiftlere bebek sahibi olabilme olanağı sağlamaktadır. Tedavinin başarı oranının çok yüksek olduğu bilinmektedir. Zira istatistiklere göre 3  deneme sonrasında toplamda % 85, 4 deneme sonrasında ise yaklaşık % 90’lara varan başarılı gebelik oranına ulaşmak mümkün olabilmektedir. Ancak son yıllarda Türkiye’de de uygulanmakta olan tek embriyo transfer politikasıyla en iyi şartlara da sahip olunsa deneme başına % 50-55 başarılı gebelik oranı vardır. Ayrıca gebelik oluşsa da bunun % 10 – 15 kadarı düşükle sonuçlanabilmektedir. Böyle olunca da 35 yaşından genç bir kadının ilk 2 denemesi tek embriyo transferiyle canlı bebek doğurma oranı aslında en iyi şartlarda her bir deneme için % 40 civarındadır.  Bazı merkezlerin daha ilk görüşmede çok daha yüksek başarı oranları vermesi, hatta başarı garantisi vermesi, oradaki kişilerin çok da güvenilir olmadığına işarettir.

    Tüp bebek tedavisinde pes etmemek neden önemli?

    Tüp bebek tedavisi çiftlerin pek çoğu için uzun, zorlu ve ilk denemelerde başarısız olabilen bir tedavi yöntemidir. Burada aslında başarı için en önemli olan anne ve baba adaylarının sabrı, kararlılığı ve olumlu tutumudur. Teorik olarak düşünüldüğünde kadından yumurta, erkekten de sperm elde edilebildiği ve transfer yapılabildiği sürece gebelik oluşma şansı hep vardır. Ancak anne adayının yaşı 45’e yakınsa, 3’ten fazla başarısız deneme yapıldıysa, verilen yüksek dozdaki ilaçlara rağmen zar zor bir tane ve kötü kalitede embriyo elde edilebiliyorsa ya da o bile elde edilemiyorsa, transfer yapılamıyorsa yeni bir deneme için biraz daha düşünmekte fayda var. Zira tüm bu sıralanan olumsuzlukların yanında tüp bebek tedavisi çiftleri maddi olarak da zorlamaktadır. Bu bakımdan elbette ki asla pes etmemek çok önemlidir, ancak  merkez tedaviye devam etme taraftarı olsa da, eşlerin tüm bu olumsuzlukları baş başa değerlendirmesinde fayda vardır.

    Yumurtalıkların yaşını ve kapasitesini değiştirmek mümkün mü?

    yumurtalık yaşı

    Normal sağlık koşullarına sahip olan her kadın, 20 ve 30 yaşları arasında en doğurgan dönemini yaşar. Ancak doğa bazı kişilere daha bonkör davranmış ve daha zengin bir yumurtalık kapasitesi verirken, kimilerine ise daha adaletsiz davranmış ve hatta erken yaşlarda menopoz adayı yapmış da olabiliyor. Aynı durum erkekler için de söz konusudur. Bazı erkeklerin yüzlerce milyon spermi varken bazılarının ise neden çok az sperm sayısının olduğunun, hatta hiç olmadığının mantıklı bir açıklaması her zaman bulunamaz. Temelde genetik özelliklere dayanan bu adaletsizlik için günümüzde ne yazık ki yapılabilecek özel bir tedavi yoktur. Bilinmektedir ki; günümüzde uygulanan tüp bebek tedavisi yeni yumurta ve sperm üretemez, sadece var olanı kullanır. Bu bakımdan ne yapılırsa yapılsın var olan yumurta kapasitesi, rezervi artırılamaz. Çünkü anne adayının yaşını geriye almak mümkün değildir. Fakat belki yakın bir gelecekte kök hücre tedavilerinin gelişmesiyle bu gerçek de değişebilir ve zamanı geri almak söz konusu olabilir.

    Tüp bebek tedavisinin riskleri var mı?

    Tüp bebek tedavisi; tüm dünyada 40 yıldan daha fazla bir süredir uygulanmakta olan ve üzerinde çok araştırmalar yapılmış aslında güvenli bir işlemdir. Günümüzde tecrübeli bir merkezde, tecrübeli hekimler tarafından yürütülen tedavilerde genellikle ciddi bir sorun yaşanmaz, risk oluşturacak bir durum ortaya çıkmaz. Elbette her tedavi girişimde olduğu gibi % 1-2 gibi oranında beklenmedik sorunlar oluşabilir. Bunlar da çok büyük oranda dikkatli gözlem ve tecrübeyle çözülebilecek sorunlardır. Tedavide en sık rastlanan sorun; anne adayının karnında sıvı toplanması, şişkinlik, hastaneye yatma gereksinimi bulgularıyla kendini gösteren aşırı uyarılma tablosu adı verilen sorundur. Bu yumurtalıkların aşrı uyarılma sorunu aslında tecrübeli merkezlerde % 1 – 2 civarında yaşanabilmektedir. Bunun dışında tedavide kullanılan hormon ilaçlarının kanser yaptığı gibi şehir efsaneleri ise kesinlikle doğru değildir. Çünkü tüm dünyada bu güne kadar bu yöntem ile milyonlarca sağlıklı çocuk doğduğunu unutmamakta fayda var.

    Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri nelerdir?

    tüp bebek ilaçları

    Tedavi sırasında anne adayından kaliteli yumurta elde edilebilmek için ilaçlara ihtiyaç vardır. Bu ilaçların da anne adayına bazı yan etkileri bulunmaktadır. Bu yan etkiler;

      • Ruh hali değişiklikleri,
      • Asabiyet, sinirli ruh hali,
      • Alerjik reaksiyonlar,
      • Karın bölgesinde ağrı,
      • İshal, kusma ve bulantı,
      • Enjeksiyon yapılan bölgelerde hafif ağrı, morarma ve tahriş,
      • Vücudun bazı bölümlerinde ödem,
      • Baş ağrısı,
      • Göğüs bölgesinde hassasiyet,
      • Aniden sıcak basması,
      • Ateş,
      • Yorgunluk, halsizlik,
    • Nadiren de olsa yumurtalık hiper stimülasyon sendromu (OHSS), yani yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşması şeklinde sıralanabilir.

    Tüp bebek tedavisi kaç yaşına kadar uygulanabilir?

    Kadının yumurtlama fonksiyonları çalıştığı ve erkekte de sperm üretimi devam ettiği sürece uygulanabilmektedir. Ancak genel olarak 44 yaşına kadar tüp bebek tedavisinin uygulanması doğru karşılanmakla birlikte, anne adayının yaşının 42’den yüksek olması durumunda başarı oranının çok ciddi şekilde düştüğü bilinmektedir. Tedavide başarı için kadının yaşının en fazla 42 olması uygundur.

    Tedavi sonrası düşük riski fazla mıdır?

    İster doğal yolla isterse tüp bebek tedavisiyle elde edilmiş olsun aslında tüm gebeliklerde ilk 3 ay içinde az ya da çok düşük riski bulunmaktadır. Ancak bazı kadınlarda bu risk çok daha yüksektir. Düşük riski kesinlikle, gebeliğin doğal yolla mı, yoksa tüp bebek tedavisi ile mi elde edildiği ile bağlantılı değildir. Bu bağlamda gebeliğin ilk üç ayı gerekli tıbbi destek uygulandığı takdirde, tedavi sırasında düşük yaşanma oranları normal gebelik ile benzer değerlere sahiptir.

    Tüp bebek tedavisinde dış gebelik olur mu?

    Tedavide dış gebelik oluşma riski % 1 – 3 civarındadır. Hem rahim içinde hem de dışında (heterotopik) gebelik olma riski ise % 0.5’tir.

    Tüp bebek tedavisi kaç defa denenebilir?

    Tedavinin 4 kere denenmesi durumunda başarılı bir gebelik elde edebilme olasılığının yaklaşık % 90, 3 kez denenmesi durumunda ise bu oranın % 85 civarında olduğu bilinmektedir. Ancak uzmanların fikrine göre tüp bebek tedavisinde 3 deneme sonrası gebelik şansı düşmektedir. 3 denemeden sonra da tedavi denenebilir ve gebelik elde edilebilir, ancak ilk 3 tanede olmuyor ise şans ilk denemelere oranla daha azalmıştır.

    Başarısız ilk deneme sonrası ikinci denemeye ne zaman başlanabilir?

    Tıbbi olarak başarısız bir tedavinin ardından ortalama 2 ay sonra ikinci bir tedavi uygulaması yapılabilir. Ancak burada anne ve baba adayının kendilerini nasıl hissettiği ve uzmanların onlara ikinci deneme için en uygun zamanı ne zaman olarak söyledikleri de önemlidir.

    Transfer aşamasından sonra kişi normal aktivitelerine ne zaman döner?

    Tedavinin transfer aşaması sonrasında anne adayı, cinsel yaşam ve spor dışı normal aktivitelere hemen dönebilir. Cinsel ilişki ve spor içinse öncelikle transferden sonra 12 gün beklemek gerekiyor. Zira 12. günde kanda gebelik testi yapılacak ve eğer test pozitif sonuç verirse doktor ona göre bir cinsellik ve spor önerisinde bulunacaktır.

    Tüp bebek tedavisinde yolculuk sakıncalı mı?

    tüp bebek tedavisinde yolculuk

    Gebelik oluşuncaya kadar olan dönemde doktor herhangi bir sakınca görmemişse yolculuk yapmak serbesttir. Ancak transfer işleminden sonra bir kaç gün ve gebelik oluştuktan sonra bir süreliğine doktor yolculuğu sakıncalı bulabilir. Zira burada karar verecek olan tedavi sürecini takip eden doktordur. Onun önerileri ve yasakları bu konuda yol gösterici olacaktır.

    Tüp bebek tedavisinde yapılması gerekenler nelerdir?

    tüp bebekte yapılması gerekenler

      • Sigara kullanılıyorsa acilen bırakılmalı ve sigara içilen alanlardan uzak durulmalı,
      • Günlük 0.4 – 1 mg folik asit içeren vitamin hapı alınmalı,
      • Yeterli ve dengeli beslenilmeli,
      • Lifli besinler tüketilmeli,
      • Günlük en az 6 – 8 bardak, yani yaklaşık 2 litre su içilmeli,
      • Düzenli olarak yürüyüş, yüzme, pilates gibi egzersizler yapılmalı,
      • Yumurta toplama işlemine 3 gün kala 2-3 günlük bir cinsel perhiz yapılmalı, bu perhiz 5 günü geçmemeli,
      • Enfeksiyon söz konusu ise mutlaka doktorla görüşülmeli ve tedavi edilmeli,
      • Yumurtalık uyarıcı iğneler akşam saat 4.00 – 8.00 saatleri arasında yapılmalı,
      • Antibiyotik gibi kullanılması gereken yeni bir ilaç söz konusu ise mutlaka tedaviyi yapan doktorla görüşülmeli,
      • Enjeksiyon ilaçları buzdolabında saklanmalı,
      • Ağrı varsa sadece doktorun reçete ettiği parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanılmalı,
      • Kol veya karından yapılan enjeksiyonlarda, iğneyi çıkardıktan sonra enjeksiyon bölgesi 6 saniye süreyle hafifçe parmakla basılı tutulmalı,
      • Yumurta toplama işlemi sonrası günde yaklaşık 2-3 litre sıvı tüketilmeli,
      • Tüm iğneler bildirilen zamanda, şekilde ve miktarda yapılmalı,
      • Bazı hormonları baskılamak amaçlı olarak doktorun önerdiği ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı,
    • Tedavi öncesi; Hepatit B ve C taraması, HIV, Rubella IgG, kan sayımı, kan grupları tayini yapılmalıdır

    Tüp bebek tedavisinde yapılmaması gerekenler nelerdir?

    tüp bebekte yapılmaması gerekenler

      • Günde bir bardaktan fazla kafeinli kahve, çay veya kolalı içecek tüketilmemeli,
      • Embriyo transferi sonrası kesinlikle alkollü içecek tüketilmemeli,
      • Tedavi süresince ağır egzersizlerden ve ağır sporlar yapılmamalı,
      • Asla ve asla sigara içilmemeli, sigara içilen ortamlarda bulunulmamalı,
      • Sauna, jakuzi ve bunun benzeri aşırı sıcak ortamlarda bulunulmamalı,
    • Doktora danışmadan herhangi bir ilaç kullanılmamalı, kullanılan bir ilaç varsa bırakılmalı veya yeni bir ilaca başlanmamalıdır.

    Merkez seçerken hangi sorular sorulmalı?

      • Embriyo transferi başına başarı oranınız nedir?
      • Bizim yaş grubumuzdaki çiftler için hamilelik elde edebilme oranınız ve canlı doğum oranınız kaçtır?
      • Yıl boyunca bu tedaviyi alan tüm çiftler için canlı doğum oranı nedir?
      • Elde ettiğiniz gebeliklerin ne kadarı ikiz, üçüz gibi çoğul gebelik oluyor?
      • Hormon tedavilerinin maliyeti de dahil olmak üzere tüm prosedürün maliyeti ne kadar?
    • Embriyoları dondurarak saklama imkanınız var mı, eğer varsa ne kadar süre ile saklayabiliyoruz ve bunun maliyeti nedir?

    Embriyo transferi sonrasında hangi yan etkiler yaşanabilir?

      • Transferden sonraaz miktarda temiz veya kanlı akıntı olabilir,
      • Hafif kramp,
      • Hafif şişkinlik,
      • Yaklaşık 2 – 3 gün süren kabızlık,
    • Göğüslerde hassasiyet normal olarak yaşanabilir.

    Ancak aşağıdaki belirtilerden herhangi birinin yaşanması durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekiyor:

      • Ağır, yoğun vajinal kanama,
      • Pelvik bölgesinde ağrı,
      • İdrardan kan gelmesi,
      • Ateşin 38 derecenin üzerine çıkması,
      • Bulantı veya kusma,
      • İdrara çıkma sıklığının azalması,
      • Nefes darlığı, nefes alıp vermede güçlük,
      • Kısa sürede aşırı kilo kaybı,
      • Şiddetli mide ağrıları ve şişkinlik,
    • 3 – 5 gün içinde 10 kilo kadar kilo alımı

    Tedavi hangi durumlarda iptal edilir?

      • Gelişmekte olan folikül sayısının yetersiz olması,
      • Beklenenden erken yumurtlama,
    • Ovaryan hiperstimülasyon sendromu, yani yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşumu sorunu olduğunda tüp bebek uygulamasının iptal edilmesi ya da ertelenmesi söz konusu olur.

    Bunların yanında tedaviyi ertelemeyi ya da iptal etmeyi gerektiren diğer tıbbi konularda doktor gelecekteki denemelerine daha iyi bir yanıt vermek için ilaçları veya dozlarını değiştirmeyi önerebilir.

    Tedavide sağlıklı bir bebek doğma şansı nelere bağlıdır?

    tüp bebekte sağlıklı bebek

    • Anne adayının yaşı

    Ne zaman kısırlık söz konusu olsa, doğal yolla gebelik elde edebilmek zorlaşsa, tüp bebekten bahsedilse en önemli faktör kesinlikle anne adayının yaşıdır. Zira anne adayı ne kadar gençse, hamile kalması ve tedavi sırasında kendi yumurtaları kullanarak sağlıklı bir bebek doğurma şansı daha yüksektir. Bilimsel veriler ışığında kesinlikle söylenebilir ki; 41 yaşında ve daha büyük yaştaki kadınlarda gebelik elde etme ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirme olasılığı düşmektedir.

    • Embriyonun durumu

    Embriyonun ne kadar çok geliştiği, ne zaman rahme transfer edildiği önemlidir. Daha gelişmiş olan embriyoların, yani 2 – 3 gün daha fazla kalmış embriyoların transferi daha az gelişmiş embriyolara kıyasla daha yüksek gebelik oranları ile ilişkilidir. Bununla birlikte tüm embriyolar gelişme sürecinden kurtulur.

    • Üreme tarihi

    Daha önceden bir ya da birkaç tane doğum yapmış olan kadınların, doğum yapmayan kadınlara kıyasla tüp bebek tedavisi kullanarak gebe kalma şansı daha yüksektir. Daha önce tüp bebek tedavisi uygulanmış, ancak hamile kalmayan kadınlar içinse başarı oranları daha düşüktür.

    • Kısırlık nedeni

    Anne adayının normal bir yumurta kaynağına, yani yumurtalığa sahip olması, tüp bebek tedavisi ile hamile kalma şansını arttırmaktadır. Buna keza şiddetli endometriozisi (çikolata kisti) olan kadınlarda ve açıklanamayan kısırlığa sahip olan kadınlarda tüp bebek tedavisi ile gebe kalma olasılığı daha düşüktür.

    • Yaşam tarzı faktörleri

    Sigara içen kadınların yumurta rezervleri, hiç sigara kullanmayan kadınlara göre daha düşüktür. Hatta az sigara içen kadınlarla çok fazla sayıda sigara içen kadınların yumurta rezervleri arasında da anlamlı bir fark vardır. Sigara içen anne adaylarında tedavi sırasında daha az yumurta toplanabilir ve daha kısa sürede yumurtalar biter. Sigara içiyor olmak, bir kadının tedavide başarı şansını ortalama % 50 oranında azaltabilir. Bunun yanında obezite, yani aşırı kilolu olmak da hamile kalma ve bebek sahibi olma şansını ciddi oranda azaltabilir. Ayrıca anne adayının yaşam tarzının kötü olması bağlamında alkol, eğlence amaçlı uyuşturucu, aşırı kafein ve bazı ilaçların kullanılması da yumurta rezervini düşürmekte ve üreme yeteneğini azaltmaktadır.

    Tedavinin avantajları nelerdir?

    tüp bebek tedavisinin avantajları

    • Başarılı bir döllenme

    Tedavi tüm dünyada 1978 yılından beri uygulanmakta ve bu işlemde uygulanan prosedür açısından herhangi bir sorun yaşanmamaktadır. Tedavi üzerine yapılan araştırmalar, bu yöntemle elde edilen gebeliklerde prosedürden kaynaklanan bir sorun gözlememişlerdir. Doğal yolla elde edilen gebeliklerde döllenme ve rahme tutunma tamamen şansa ve pek çok doğal faktöre bağlıyken, tüp bebek tedavisinde tüm bu süreç ve özellikle de döllenme uzman kişiler tarafından laboratuvar ortamında gerçekleştirilmekte ve başarı şansı da artmaktadır.

    • Kanserle herhangi bağlantı yoktur!

    Tedavide yumurta kalitesini ve sayısını arttırmak için pek çok ilaç kullanılmaktadır. Normal şartlar altında kullanılan pek çok ilacın öyle ya da böyle bünyeye bir zararı olabilmekteyken ya da kansere yol açabilmekteyken; son dönemlerde yapılan çalışmalar, yumurtlamayı uyarıcı doğurganlık ilaçları ve kanser arasında hiçbir bağlantı olmadığını göstermiştir. Oysaki tüp bebek tedavisinin uygulandığı ilk dönemlerde yapılan bazı çalışmalar, doğurganlık ilaçlarına maruz kalmanın, yumurtalık kanseri veya kadın üreme sistemi ile ilgili diğer kanserlere yakalanma riskinin yüksek olduğuna dair veriler ileri sürmekteydi. Günümüzde bunların bir gerçekliği olmadığı anlaşılmıştır.

    • Geliştirilmiş en ileri teknikler kullanılmaktadır!

    Tedavi ilk uygulanmaya başlandığı günden beri her gün yeni, yepyeni teknikler kullanılarak daha güvenli ve başarı şansının daha yüksek olduğu bir uygulama haline gelmeye devam ediyor. Araştırmacılar, tüp bebek uygulamasının prosedürlerini her gün biraz daha düzeltmeye ve geliştirmeye çalışmaktadır. Özellikle de embriyo dondurma işlemindeki gelişmeler, dondurulmuş ve taze embriyolar için yaklaşık olarak aynı gebelik oranlarını verebilmektedir.

    Tedavide çıkabilecek olumsuz sonuçlar

    tüp bebek tedavisinin dezavantajları

    • Para ve zaman gerektiriyor!

    Doğal yolla gebelik elde edilemediğinde en ileri tıp teknolojisi ürünü olan tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. Bu işlemde yumurtaların vücuttan alınması, laboratuvarda döllenmesi ve bu uygulamalarda kullanılan laboratuvar çalışmaları ve ilaçlar elbette ki maddi bir yük getirmektedir. Anne adayının vücudunun doğurganlık ilaçlarına verdiği yanıtı izlemek, merkeze kan testleri ve ultrasonografileri için sık sık gitmek de hem zaman hem de maddi imkan gerektirir.

    • Çoğul gebelik riski vardır!

    Tedavide başarılı bir gebelik elde edebilmek için anne adayının rahmine genellikle birden fazla embriyo yerleştirilmektedir. Bundan dolayı da elbette ki ikiz ya da çoklu gebelik riski bulunmaktadır. Ancak günümüzde yasalar aracılığıyla da kısıtlanmış olduğundan anne adayının rahmine 1 – 2 tane embriyo transfer edilmektedir. Yani genellikle ikiz gebelik şansı söz konusudur. Uzun yıllar bebek sahibi olamayan çiftler için çoklu gebelik pek fazla sorun teşkil etmese de, çoklu gebeliklerde erken doğum, bebeklerden birinin yeterince gelişememesi, düşük yapma ve diğer komplikasyonların görülme riski artmaktadır.

    • Dış gebelik riski vardır!

    Aslında nedeni tam olarak bilinmese de normalde gebe kalmakta zorlanan, tüp bebek tedavisi de dahil olmak üzere tüm yardımcı üreme teknolojisi tedavilerini kullanan kadınlarda dış gebelik riski yükselmektedir. Dış gebelikte, embriyo fallop tüpünde veya rahimde değil de karın boşluğunda tutunuyor ve elbette ki sonlandırılması gerekiyor. Bu gebeliğin büyümeye devam ederek anneye ciddi şekilde zarar vermesini önlemek için embriyo cerrahi işlemle vücuttan alınıyor.

    • OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) riski vardır!

    Bazı kadınların yumurtalıkları tedavide kullanılan doğurganlık ilaçlarına çok fazla yanıt verir ve çok fazla yumurta üretildiğinde OHSS ortaya çıkabilir. Bu ilaçları kullanan kadınların yaklaşık % 10 – 20 kadarı kilo alımı ve şişkinlik hissi ile kendini gösteren, nefes darlığı, baş dönmesi, pelvik ağrı, bulantı ve kusma gibi şikayetlere sebep olan OHSS yaşar. Bu sorun normal şartlar altında yatak istirahati ile doktorun izlemesi şeklinde düzelebilir. Ancak nadiren de olsa anne adayının hayatını tehdit edecek kadar ciddi olabilir.

Paylaş:
Yorumlar
  • Murat :

    03 Mayıs 2016

    Hocam merhaba. Ben 26 yaşındayım. Testislerimde ağrı nedeni ile üroloğa gitmiştim. Testislerde epididim kisti bulundu. Spermiygram tesdi istendi. Perhizlere uydum fkat sonuçlar iyi çıkmadı ve birkaç kez tekrarladım testleri. Hareketli sperm yok dedi doktor ve sperm sayında düşük dedi. Nişanlıyım ve hayalim çocuk sahibi olmak. Tedavisi varmıdır bu durumun? Yada tüp bebek ile çözülebilirmi?ayrıca lütfen mail ile dönüş yapmanızı istiyorum. Saygılarımla

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      03 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Epididim kistinin(spermatosel) nedeni tam olarak bilinmemektedir. Kansere neden olmaz. Testis torbasının bir tarafında bir şişlik şeklinde hissedilebilir. Fizik muayene ve ultrasonografi ile tanısı konulabilen bir durumdur. Epididim kisti için tedavi genelde gerekli değildir. Ancak ağrı şikayetine neden oluyor ise, kistin boyutlarında artış varsa ve yerleşim yeri boyutuna bağlı olarak penise kan gidişinde azalmaya neden oluyor ise cerrahi yolla kist çıkarılabilir. Mikrocerrahi uygulanarak çevre dokulara, damar ve sinirlere zarar vermeden ameliyat ile kist çıkarılabilir. Skleroterapi işlemi ise genellikle üreme dönemlerini atlatan erkekler için önerilir. Genel olarak üreme fonksiyonunda bir kayba neden olmaz ve kısırlığa yol açmazlar. Ancak bazı bireylerde bu kitle o taraftaki kanallarda sperm geçişine engel olarak sperm sayısını düşürebilir.
      Yapılan semen analizi testlerinizde hareketli sperm olmadığından ve sayı olarak bir azlık olduğundan bahsetmişsiniz. Bu testleri tüp bebek merkezlerinde verip vermediğinizi paylaşmamışsınız.. Morfoloji, DNA hasar oranı ve sperm canlılık testi(Eozin Testi, HOS testi )yapılıp yapılmadığını paylaşmamışsınız. İyi merkezlerdeki sonuçlarınızı görmeden bu konuda bir danışmanlık verilmesi doğru olmamakla birlikte eğer semen analizi sonucunuz bu şekilde ise doğal yoldan çocuk sahibi olmakta zorlukla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Günümüz şartlarında çocuk sahibi olmanız konusunda tüp bebek tedavisi size yardımcı olabilecek bir yöntemdir. Tüp bebek tedavisi öncesinde alanında deneyimli androloji ile ilgilenen bir üroloji doktoruna başvurarak bazı medikal tedaviler olmanız ve tüp bebek tedavisi esnasında da hem ejekülatınızdan hem de mikro-TESE yapılarak testislerden sperm toplanması gerekebilir.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş.

       Cevapla
  • Aslı :

    03 Mayıs 2016

    Hocam ben bundan iki ay önce 6 aylık dogum yaptım ve bebeğimi kaybetim sezaryen dogum oldu rahim ağzı yetmezli tehşihsi kondu yeniden cocuk istiyorum ama tedavi görmem gerekir mi yada aynı seyi tekrar yaşarmıyım önceki hamileliğimde 4 yıl tedavi gördüm 2. Aşılama sonucunda hamile kalmıştım ama cok sancılı bi hamilelik gecirdim

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      03 Mayıs 2016

      Merhaba,
      Serviks, anne rahminin en alt kısmı olup, vajinaya açılan bölümdür. Normal hamilelik esnasında hamileliğin sonuna kadar kapalı kalır. Bazı gebelerde ise rahim ağzı, sürekli gelişen ve büyüyen bebeği taşıyabilecek güce sahip değildir. Serviksin gebelik esnasında doğum sancıları oluşmadan, vaktinden çok önce açılmaya başlamasıyla rahim ağzında bir yetmezlik ve bunun sonucunda da doğum gerçekleşebilir. Her 100 anne adayının 12’si rahim ağzı yetmezliği sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Servikal yetmezliğe neden olan bazı durumlar vardır ancak çoğu zaman altta yatan bir neden bulunamaz (uterin anomaliler, rahim ağzı ameliyatları, çoğul gebelikler, polihidramnios, sık yapılan histeroskopi ve servikal dilatasyon cerrahileri, daha önce müdahaleli ve zor doğum yapmış olmak, doğumda serviksin yırtılmasına bağlı oluşan servikal yaralanmalar, sık aralıklarla yapılan doğumlar, kürtaj ameliyatları, myomlar).
      Servikal yetmezlik tanısı, jinekolojik muayene yoluyla rahim ağzının, ultrasonografik inceleme ile serviksin şekil ve uzunluğunun birlikte değerlendirilmesi ve hastanın daha önceki gebelik kayıp öyküleri ve geçirdiği operasyonların incelenmesi ile konulabilir. Bu amaçla hegar bujileri kullanılmaktadır. Servikal yetmezlik şüphesi olan anne adaylarına belirli aralıklarla vajinal ultrason yapılarak servikal uzunluğun ölçülmesi ve bebeğin amniyon kesesinin serviks kanalı içinde hunileşme oluşturup oluşturmadığının saptanması gerekmektedir. Servikal uzunluk 14-28 gebelik haftaları arasında nispeten sabit seyrederken 28-32 hafta arasında giderek kısalır. 25mm (10 persentil) altındaki servikal uzunluk erken doğum riski ile ilişkilidir. Serviks boyu kısaldıkça erken doğum riski de artmaktadır. Her zaman için esas olan bu açılma başlamadan önce önlemlerin alınmasıdır. Yatak istirahati ve tokolitik ilaç tedavilerinden yanıt alınamayan ve açılmanın başladığı olgularda serklaj yapılarak rahim ağzına çepeçevre bir dikiş konulur. Bu işlem doğru zamanda uygulandığında genellikle başarılı olur ve düşük veya erken doğum olmasını büyük oranda önlemektedir. Bununla birlikte serklaj yapılamayan bazı vakalarda pesser uygulamaları da yapılabilmektedir. Daha önceden servikal yetmezliğe bağlı olarak gebelik kaybı olan kadınlara ise gebelikte 12-14. haftalarda profilaktik (koruyucu) amaçla serklaj yapılmaktadır.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • Saliha :

    15 Haziran 2016

    HOCAM MRB BEN D VİTAMİNİ ALDIM GEBE KALMAYI KOLAYLAŞTIRIYOMUŞ BİRDE ARI SÜTÜ KULLANIYORUM SAF OLARAK SİZCE DOĞRUMU YAPIYORUM DANIŞMAK İSTEDİM

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      15 Haziran 2016

      Merhaba,
      Yaşınızı, yumurtalık rezervinizi, rahim ve tüplerinizin durumunu, eşinizin sperm analizi sonucunu paylaşmamışsınız. Bu nedenle gebelik şansınız ile ilgili bir yorum yapılması doğru olmaz. Bahsetmiş olduğunuz şeyleri kullanmanızda bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak D vitamini takviyesi almadan önce vücudunuzdaki vitamin düzeyine baktırmanızı ve eksiklik var ise takviye almanızı öneririm. Yapılan çalışmalarda gebelik için en uygun D vitamini düzeyinin 30 ng şeklinde olduğu bulunmuştur. D vitamini güneş ışığına maruz kalan vücudumuz tarafından 30 dakika içinde sentezlenebilmektedir. Günde 15 dakika el kol ve yüzümüzün güneşe maruz kalması yeterlidir ve bunun hafta 4-6 kez yapılması da önemlidir. Yağlı balıklar, süt ve süt ürünleri, karaciğer, tahıl ve portakal suyu gibi besinlerle D vitamini ihtiyacı karşılanabilmektedir.
      Arı sütü ve polen kullanan kadınlarda yumurtlama dönemi sorunlarının azaldığına ve yine erkeklerde sperm sayısının arttığına dair yayınlar bulunmakla birlikte bu alanda daha fazla kontrollü çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
      Size önerim alanında deneyimli infertilite ile ilgilenen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak muayene olmanız ve muayene bulgularınız neticesinde çocuk isteminize yönelik olarak size en uygun seçenekler hakkında bilgi almanızdır.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • Kadriye :

    19 Haziran 2016

    Merhaba 10 mayıs da tüp bebek transferi yapıldı fakat 2 gündür kirli bir sekildi koyu renkte kanamalarım oluyor ve aşırı derecede bel ve karin ağrısı da var bebeklerim üçüz

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      19 Haziran 2016

      Merhaba,
      Gebeliğin 20. haftasında önce yaklaşık olarak %25-30 gebede az ya da çok vajinal kanama olabilmektedir. Parlak kırmızı renkte olan kanama taze –yeni kanamayı; koyu kahverengi kanama ise daha erken dönemde olup kesilen eski kanamayı düşündürür. Kanamanın miktarı fazla ve parlak kırmızı renkte ise düşükle sonlanma ihtimali daha fazladır. Bu kanamaların nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazen düşük tehdidi, fetüsteki kromozomal bozukluklar, çoğul gebelikler, rahmin doğuştan gelen anormallikleri, kanama pıhtılaşma bozuklukları, endokrin bozukluklar, plasental gelişim bozuklukları da bu kanamalara neden olabilmektedir. Kanama şikayeti gebelikte her zaman için önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Düşük tehdidine yönelik olarak yatak istirahati, cinsel ilişki yasağı ve progesteron içeren ilaçlar önerilmektedir. Bu süreçte bol su tüketmenizi, kafeinli içeceklerden kaçınmanızı ve yine rahim kasılmalarını tetikleyebilecek bitki çaylarından uzak durmanızı öneririz. Yakın zamanda kontrole gitmediyseniz size önerim gebeliğinizi takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanızdır.

       Cevapla
  • Derya :

    19 Haziran 2016

    Merhaba hocam 10 senelik evliyim 9. Yaşında bir kızım var 2 senedir yeniden bebeğinizin olsun istiyoruz fakat olmadı 4 ay önce gittiğim bir doktor prolaktin değerinin yüksek olduğunu (25.4)referansı az aştığı için ilaçla bir kaç içinde düzeleceğini söyledi parlodel yarım tablet ilaç kullanıyorum bunun yani sıra dört aydır çatlatma iğnesi hap vs bir kaç ilaç kullandım ensonda üç adet tüp bebek iğnesi vurundum çatlama asamam geç oluyordu diye sertleşme de kullandım bir kaç gün adetime on gün var ben bir kaç belirti hissediyorum ama uygulanan bu tedavilerin ne kadar doğru olduğunu ogrenemek istiyorum çünkü sürekli hormon ilacı aldığımdan hem Psikolojik hemde fiziken etkileniyorum sizce bu tedavilere devam etmelimiyim bu tedaviyle bu ay hamile kalacaksın diyor doktor sizce ne olur cevap yazar misiniz

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      19 Haziran 2016

      Merhaba,
      2 yıldır ikinci bir çocuk isteminizin olduğundan bahsetmişsiniz. Yumurtalık rezervinizi, rahim ve tüplerinizin durumunu, eşinizin semen analizi sonucunu bilmeden bu konuda size bir danışmanlık verilmesi doğru olmaz. Çocuk isteminize yönelik olarak da yumurtlama tedavisi almışsınız. Bahsetmiş olduğunuz yardımcı üreme tedavisinin gebelik verme oranı düşüktür. Size önerim 7-10 günlük bir adet gecikmesi olması halinde gebelik testi yapmanızdır. Yardımcı üreme tedavilerinde başarı tedavi gördüğünüz merkezin ve o merkezin çalışmış olduğu laboratuvarın kalitesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle merkez seçimlerinde önceliğiniz gebelik oranları yüksek merkezleri seçmek şeklinde olmalıdır.

       Cevapla
  • Müjgan :

    19 Haziran 2016

    Doktor bey merhaba yaklaşık 3 yıllık evliyiz 5 ay gibi bir süredir korunmayı bıraktık hala hamile kalamıyorum.yumurtlama gününe takiben ilişkiye giriyoruz. iki ayrı doktora gittim hiçbir sıkıntının olmadığını söylediler.Acaba biz mi acele ediyoruz ?yardımlarınız için teşekkürler.

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      19 Haziran 2016

      Merhaba,
      Yaşınızı, yumurtalık rezervinizi, rahim ve tüplerinizin durumunu, eşinizin semen analizi sonucunu bilmeden bu konuda size bir danışmanlık verilmesi doğru olmaz. Ancak bilmelisiniz ki her şeyin normal olduğu bir çiftte düzenli cinsel birliktelik ile gebelik elde etme şansı %3.2- 9.4 arasında değişiklik göstermektedir. Bu nedenle size önerim alanında deneyimli infertilite ile ilgilenen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanızdır. Yardımcı üreme tedavilerinde başarı tedavi gördüğünüz merkezin ve o merkezin çalışmış olduğu laboratuvarın kalitesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle merkez seçimlerinde önceliğiniz gebelik oranları yüksek merkezleri seçmek şeklinde olmalıdır.

       Cevapla
  • fatma :

    17 Ağustos 2016

    40 yaşıma girdim.hamile kalmak için doktora gittiğimde erken menopoza girdiğimi öğrendim. Oğlum 10 yaşında ve ona kardeş istiyoruz.
    Doktor yumurtalarımın küçüldüğünü söyledi. Benim hamile kalma şansım var mı acaba?

     Cevapla
    • M.Bülent TIRAŞ :

      17 Ağustos 2016

      Merhaba,
      Detaylı bilgi almak için 0533 580 1481 numaralı telefondan asistanım Neslihan Hanım’a ulaşabilirsiniz.

       Cevapla
  • Özlem :

    17 Ağustos 2016

    Benim normal yoldan gebe kaldım ama bebek gelişmediği için düşükle sonuçlanmıştı. Artık normal yoldan hamile kalamıyorum. Tüp bebek yaptırsam böyle bir sorunla karşılaşma riskim var mı ?

     Cevapla
    • M.Bülent TIRAŞ :

      17 Ağustos 2016

      Merhaba,
      Detaylı bilgi almak için 0533 580 1481 numaralı telefondan asistanım Neslihan Hanım’a ulaşabilirsiniz.

       Cevapla
  • Gülistan :

    17 Ağustos 2016

    Hocam Eşimin sperm sayısı çok az ve hareketliliği düşük ve benim yumurtalıklarım az sayıda yumurta üretiyor. Doktor bu yüzden normal yolla hamile kalamayacağımı söyledi. Bizde tüp bebek yaptırmayı düşünüyoruz. Tüp bebek tedavisiyle hamile kalabilir miyim

     Cevapla
    • M.Bülent TIRAŞ :

      17 Ağustos 2016

      Merhaba,
      Detaylı bilgi almak için 0533 580 1481 numaralı telefondan asistanım Neslihan Hanım’a ulaşabilirsiniz.

       Cevapla
  • Saide :

    17 Ağustos 2016

    merhaba hocam. Tüp bebek yaptırdım. Beta HCG değerim pozitif görünüyor ama kahverengi akıntım var bi sorun mu var acaba ?

     Cevapla
    • M.Bülent TIRAŞ :

      17 Ağustos 2016

      Merhaba,
      Detaylı bilgi almak için 0533 580 1481 numaralı telefondan asistanım Neslihan Hanım’a ulaşabilirsiniz.

       Cevapla
  • Damla :

    17 Ağustos 2016

    Bizde 5 yıl önce Bülent Hocaya tüp bebek yaptırdık. Öyle korkulacak bir tedavi değil. Kimse kulaktan duyma bilgilerle kendilerini annelik babalık duygusundan mahrum bırakmasın.

     Cevapla
  • Naciye canpolat :

    23 Ağustos 2016

    Merhaba hocam ben 40 yaşındayım üç kes düşük ile sonuçlanan gebeliğim oldu. Mitoslarım vardı ameliyat oldum. İğleştikten sonra tüp bebek düşünüyoruz. Olumlu sonuç alırmıyız. Anne olmak istiyorum. Tşk

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      24 Ağustos 2016

      Merhaba,
      Tüp bebek ücretleri konusunda detaylı bilgi için Koordinatörüm Neslihan Hanıma ulaşabilirsiniz. 05335801481

       Cevapla
  • ayshe jamie :

    25 Ağustos 2016

    selamlar
    ben 40 yasindayim bundan 1.5 yil once tup bebek yaptirdim fakat basarisiz oldu. yaptirdiktan 3 gun sona yollculuk yapmam gerekirdi ve yollculugum 10 saat surdu ucakla.
    sizce yollculuk sakincalimiydi? daha sonra kac kez doktora gittim . farkli doktorlara ve benim vucut islevlerimin yasima gore cok iyi oldugu ve hic bir problem bulunmadigini soyledi doktorlar ayrica yapilan butun testlerde de butun degerlerim iyi cikti. gecen ay yaptim en son istenen testleri. esimin semen testinde %5 normal ve 60 milyon sperm sayisi cikti. sizce biz normal yollardan cocuk sahibi olabilirmiyiz? yoksa tup bebek mi yapmamiz gerekir? tesekkurler

     Cevapla
  • Esin yildiz :

    03 Nisan 2017

    Hocam merhaba. 10. Yil lik evliyim. Fsh 8.7 Lh 5.4 prolactin 26 , e2 degerim 55 . Amh degerim de 1.78 sizce asilamami tup bebekmi uygundur. Esimin sperm test sonuclari iyi. 2 yil once bir gebelik yasadim fakat 5 Aylik dogumla sonuclandi

     Cevapla
  • UMUT :

    03 Mayıs 2017

    HOCAM MERHABA;

    BEN KAHRAMANMARAŞ TA YAŞIYORUM. 2007 YILINDA EVLENDİM 10 YILDAN BERİ ÇOCUK SAHİBİ OLAMADIM.
    ANKARA GÜVEN HASTANESİNE TEDAVİ İÇİN BAŞVURDUM. BENDE VARİKOSAL TEŞHİSİ KONULDU. TÜP BEBEK YAPILMADAN ÖNCE VARİKOSAL AMALİYATI OLMAM GEREKTİĞİ SÖYLENDİ VE 2011 YILINDA AMALİYAT OLDUM. BİR YIL BEKLEDİK VE OLMAYINCA YİNE ANKARA GÜVEN HASTANESİN DE TÜP BEBEK TEDEVİSİNE BAŞLANDI. 4 KEZ DENEMESİNE RAĞMEN SONUÇ BAŞARISIZLIK. DOKTORUMUZ BİZE OLUMSUZ HİÇ BİR ŞEYİN GÖRÜNMEDİĞİNİ LAKİN SONUCUN HER DEFASINDA BAŞARISIZ OLDUĞUNU ELİNDEN GELENİ YAPTIĞINI GEREKİRSE BAŞKA BİR YERDE DENEME YAPABİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİ VE BİZ ORADA TEDAVİYE SON VERDİK. GEREK MADDİ SIKINTILAR GEREK PSİKOLOJİK SORUNLAR YÜZÜNDEN 2012 YILINDAN BERİ HERHANGİ BİR TEDAVİYE YÖNELMEDİM.
    ŞUAN BENİM YAŞIM 37, EŞİMİN YAŞI 35 OLDU.
    – BU SAATTEN SONRA BİZİM BEBEK SAHİBİ OLMAMIZ MÜMKÜN MÜ ?
    – YAKLAŞIK NE KADAR MASRAFIMIZ OLUR ?
    – ORADA KAÇ HAFTA ? KAÇ AY ? KALMAMIZ GEREKİR?

    YENİDEN UMUTLANIP HAYAL PEŞİNDE KOŞMAK TA İSTEMİYORUM. BİZİ YÖNLENDİRİR SENİZ SEVİNİRİM.
    İLGİNİZE ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.

     Cevapla
  • rabia :

    30 Ağustos 2017

    Inşallah bizim evimizede birgün güneş doğacak isde ogün benim doğum günüm olucak Ben de dünyanın en mutlu annesi olucam bütün hayatımı ona adicam

     Cevapla
  • Nermin :

    30 Ağustos 2017

    Hic birsekil.hastaniz olmamama ragmen sizi uzun zamandir takip.ediyorum ve o minnak kuzulari ve basarinizi gordukce hocam cok sevibiyorum elinize yureginize saglik .rabbim.ilminizi artirsin cevremde cok kisiyede tavsiyede bulunuyorum rabbim.en yakinimdaki hasret cekenlerde nasipmeylesin inslalah.

     Cevapla
  • neriman :

    30 Ağustos 2017

    12 yıl evlilik ve 6 başarısız tüp bebek denemesi.. Maddi hazırlık sonrası 7.ve son tedavimide hocamızda deneyeceğim inşallah…

     Cevapla
  • mine :

    31 Ağustos 2017

    Hocam methinizi çok duydum biz de çocuk sahibi olmak istiyoruz bize de yardımcı olur musunuz Konyadan yazıyorum

     Cevapla
  • Selma :

    31 Ağustos 2017

    Merhaba hocam biz de 3 kere tüp bebek denedik ama olmadı size gelmek istiyoruz bayramdan sonra. İnşallah sayenizde biz de çocuğumuza kavuşuruz.

     Cevapla
  • ali :

    13 Eylül 2017

    Hocam manisadan yazıyorum hiç canlı spermim yok tüp bebek yapabilir miyim?

     Cevapla
  • nazan :

    25 Aralık 2017

    hocam meraba ben 19 yaşındayım bana pirimer over yetmezlik tanısı konuldu ve ben adet olamıyorum tarlusalla adet olabiliyorum climera pech kullanıyorum cocugumun olmayacagını söylediler hemen evlenmem gerektigini söylediler bende tüp bebekle cocuk sahibi olabilirmiyim???

     Cevapla
  • ELİSA :

    03 Ocak 2018

    Merhaba,
    Ben 30 yaşındayım. 4,5 yıllık bir evliliğimiz var. Yaklışık 2,5 yıldır çocuk sahibi olmak istiyoruz ancak başarılı olamadık. 1 yıl geçtikten sonra dr. a başvurduk. Çatlatma ve aşılama yöntemleri denendi, sonuç elde edilmedi. Başka bir dr.dan fikir almak için gittik ve endokrine yönlendirilince haşimato hastalığımın olduğunu öğrendik, tedaviye başladık. 2 ayda tsh değerim normale döndü. Son yapılan değerlendirmede AMH 0,86 çıktı. Bir öncekinde AMH 1,18 idi. Rahim filmi normal, tüplerde ve rahimde bir sıkıntı yok. Eşimin sperm analizinde sorun olmadığı söylendi. Sizce tüp bebek denemelimiyiz? Fikir verirseniz sevinirim hocam.

     Cevapla
  • fatme mustafa :

    13 Şubat 2018

    merhaba ben 28 yasindayim 4 yildan beri cocuk istiyoruz ama bir sekilde olmadi bende sorun yokk ama esimde sorun var morfoloji abnormal 99 normal 1 sizce tup bebek yapsak cocumuz olabilirmi

     Cevapla
  • Orkide günay :

    24 Şubat 2018

    Mrb hocam ben Mart 2017 gebelik yaşadım fakat haziran düşük ile sonuçlandı …korunmadigimiz halde gebe kalamiyorum bu arada hsg problem yok eşimin sperm testi sonucu iyi dendi fakat amh 0.368 çıktı doğal yollarla çatlatma iğnesi ve aşılama ile gebe kalamiyorum tüp bebek önerildi tüp bebek araştırması yapıyoruz bu durumda hamile kalma şansım varmıdır tşkler

     Cevapla
  • Orkide günay :

    24 Şubat 2018

    Hocam unutum yazmayı 42 yaşındayım

     Cevapla
  • Fatma Cebeci :

    03 Haziran 2018

    Merhaba sizi körfez marmara hastahanesinden dr. İsmail Yılmaz bey önerdi ben radyoterapi kaynakli menapoza girdim ama oncesinde 3 adet embriyo dondurulmustu 2 adeti transfer edildi ama tutmadi transfer oncesi estrofem evicap folio ve imom ilaclari sonrasinda ise bunlara ek olarak kan sulandirici igne progestan climara bant ve crione jel kullanildi son embriyo transfer edilmeden once daha fazla bilgi almak istiyorum bu tedaviler sizce yeterlimidir yoksa ek tedavi yontemleri varmidir

     Cevapla
  • kazımova Şelale :

    30 Haziran 2018

    Merhaba doktor bey Ben 25 yasindayim 7 yildir evliyim Hic hamile kalmadim Evlendikden 6 ay sonra tedavi basladim amma sonuc yok Öncelikle polistik tehşisi konuldu Yumurtalama olmuyordu iki yildldan fazla olur amellyat oldum Yumuetaliklarim soyuldu Şimdide yumurtalama oluyor catlamiyor ilk zamanlar hormonel sorunum yoktu Amelyyatdan sonra Proloktin hormonum cok yuksek cikmaya basladi sonra dengelesdiridik amma yinede catlamiyor Bide doktor bey benim tuplerim dogasindan kurlusunda anormallik var bazi doktorlar bununla hamile kalamazsin diyor bazilari kalirsin amaeliyyat eden doktorda kalirsin demisdi bu olasiliklarla hamile kalmam münkunmu esimde hic bir sorun yok Şimdiden tesekur ederim

     Cevapla
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar