Paylaş:

Tüp bebek tedavisi, doğal yolla bebek sahibi olamayanlara çok yüksek şans sunan bir tedavi yöntemidir. Ancak tedavide başarılı olabilmek için tedavi sürecinin başından sonuna kadar tedaviyi geçekleştiren uzmanların önerilerine birebir uymak gerekiyor. Çünkü bu süreç pek çok faktörün aynı anda olumlu seyretmesi gereken bir tedavidir ve başarı için izlenmesi gereken adımlar, uyulması gereken kurallar vardır.

    • Embriyo transferinin yapıldığı gün dinlenmek gerekir!

Tüp bebek tedavisinin son aşaması olan embriyo transferinin yapıldığı gün anne adayının birkaç saat klinikte dinlenmesi gerekir. Bunun ardından doktor, ekstra bir şey söylemediyse anne adayı evine gidebilir. Ancak tüp bebek tedavisi için il dışından gelmiş olan anne adayının embriyo transferinin yapıldığı gün yolculuğa çıkmaması, bir gün dinlendikten sonra evine dönmesi önerilir. Eğer tedavinin yapıldığı şehirde yaşıyorsa da klinikten döndükten sonra evde dinlenmek yeterli olur. Embriyo transferinden bir gün sonra ise çok uzun olmamak kaydıyla araba ve uçak yolculuğu yapılabilir. Ama yine de kanda gebelik testinin yapılacağı güne kadar çok yorucu işler yapmamak, fiziksel ve psikolojik açıdan fazla yorulmamak gerekir.

    • İlaç kullanımı ihmal edilmemelidir!

Tüp bebek tedavisinde başarı, çoğunlukla doktorun önerilerinin harfiyen uygulanmasına bağlıdır. Bu bağlamda tedavinin başından sonuna kadar doktorun reçete ettiği, kullanımını önerdiği ilaçlar istenen dozda ve istenen aralıklarla kullanılmalıdır. Bu bağlamda embriyo transferinden sonra da doktorun reçete ettiği ilaçlar mutlaka önerilen şekilde alınmalı, ihmal edilmemelidir. Gebelik testi yapıldıktan ve pozitif sonuç alındıktan sonra da hormonsal tedavi sağlayan ilaçlara devam edilip edilmeyeceği yine doktorun görüşü doğrultusunda belirlenmelidir.

    • Gebelikte sakıncalı olan ya da sakıncalı olması muhtemel olan alışkanlıklardan uzak durulmalı!

Tüp bebek tedavisine başlamaya karar verildiği andan itibaren kadınlar, sanki gebelik gerçekleşmiş gibi beslenmeliler, genel geçer sağlık kurallarına dikkat etmeliler. Sigara, alkol, fazla çay, kahve tüketmekten kaçınılmalı, tedaviye başlamadan önce bu alışkanlıklar bırakılmalıdır.

    • Gebeliği destekleyecek bir beslenme programı izlenmeli!

Üreme sağlığını destekleyecek bir beslenme programını uygulamak tüp bebek tedavisinde de başarılı olmaya yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda tüp bebek tedavisine başlamadan öncesinden itibaren doğuma kadar, hatta doğumdan sonra da sağlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Öncelikle fazla şeker, yağ ve tuz içeren paketli hazır gıdalar kesinlikle beslenme programından çıkarılmalıdır. Bunun aksine hijyenik koşullarda, mümkünse evde hazırlanmış doğal bir beslenme programı izlenmeli. Vitaminler, mineraller, sağlıklı yağlar ve protein bakımından zengin beslenmeye özen gösterilmelidir. Özellikle de protein içeren besinlerin üreme sağlığını ve tüp bebek tedavisinde üreme hücrelerinin kalitesini, embriyonun tutunma yetisini artırdığı bilinmektedir. Bu sebeple de tüp bebek tedavisinde ve sonrasında protein açısından zengin besinler olan; et ürünleri, baklagiller, kuru yemişler, yumurta gibi besinler sıklıkla tüketilmelidir.

    • Önerilen takviyeler ihmal edilmeden alınmalıdır!

Hem gebeliğin gerçekleşmesini hem de gebelikte bebek ve anne sağlığının korunması için folik asit çok önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda uzmanlar, daha gebelik gerçekleşmeden 3 ay öncesinde folik asit takviyesi alınmasını önermekteler. Doktor tavsiyesi ile uygun zamanda folik asit takviyesine başlanmalı ve tüp bebek tedavisi yapıldıktan sonra da devam edilmelidir. Yeterli miktarda alınan folik asit sayesinde hem gebeliğin gerçekleşmesi kolaylaşacak, hem gebelik dönemi daha sağlıklı geçecek hem de bebeğin gelişimi desteklenecektir.

Folik asit dışında da tüp bebek tedavisi süresince ve sonrasında doktorun önerdiği tüm takviyeler yeterince ve düzenli olarak alınmalıdır. Tüp bebek tedavisinin başarılı olması için alınması gereken tüm vitamin ve mineral takviyeleri, hormon ilaçları kullanılmalıdır.

    • Stresten uzak durulmalı!

Stres, yaşamın tamamında tüm vücut sağlığını olumsuz etkilemektedir. Tüp bebek tedavisi uzmanlarının da özellikle üzerinde durduğu hususlardan birisi stresten uzak durulmasıdır. Stres, özellikle de anne adayının üreme yetisini olumsuz etkileyebilmekte, üreme hücresinin kalitesini düşürebilmekte ve embriyo transferi sonrasında embriyonun rahme tutunma şansını düşürmektedir. Tedavi sonrasında olan düşüklerin pek çoğunun stres kaynaklı olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda tüp bebek tedavisine başlandığı andan itibaren anne adayının ruhsal açıdan rahat ve huzurlu olması gerekiyor. Bu süreçte stres yaşanması çok muhtemel olduğu için de, tüp bebek tedavisi esnasında ve sonrasında anne, baba adaylarına psikolojik destek almaları önerilir. Eğer ihtiyaç duyuluyorsa kesinlikle ihmal edilmemeli, anne adayı kendisinde strese sebep olan kişi ve durumlardan kaçınmalıdır.

    • Günlük yaşamdan uzaklaşılmamalı!

Tüp bebek tedavisi, doğal yolla gebelikte kendiliğinden gerçekleşen bazı aşamaların uzmanlar eliyle gerçekleştirilmesidir. Bu bağlamda özellikle de embriyo transferinden sonraki süreç tamamen doğal yolla gebelikte olduğu gibidir. Yani kadının kendisini hasta ve bakıma muhtaç gibi hissetmesi, günlük yaşamından uzaklaşması ona iyi gelmeyecek, hatta strese yol açabileceği için zararlı olabilecektir. Bu sebeple de embriyo transferinden sonra anne adayının çok yorucu olmamak kaydıyla işine, günlük ev işlerine devam etmesi, yürüyüş yapması, merdiven çıkması, duş alması gibi basit aktivitelerin zararı değil, faydası olur. Ancak ağır bir eşya kaldırmak, fazla eğilerek yük taşımak, hızlı dans etmek gibi yorucu ve riskli hareketlerden de kaçınmak gerekir. Kadın, tüp bebek tedavisinden sonra günlük rutin yaşamına ne kadar hızlı dönebilirse, onun için o kadar iyi ve faydalı olacaktır.

    • Her belirtide endişeye kapılmaya gerek yok!

Tüp bebek tedavisi yaptırmış olmak hasta olmak demek değildir. Bu sebeple de böyle davranmak anlamsız olur. Embriyo transferi sonrasında anne adayının göğüslerde dolgunluk, gerginlik, adet dönemindeki gibi kasıklarda ağrı, pembemsi, kahverengimsi damla şeklinde akıntı olması gibi belirtiler normaldir ve kesinlikle endişelenmeye gerek yoktur. Bu tür durumlarla karşılaşan anne adayları korkmamalı, endişeye kapılmamalıdır. Fakat tedavi sonrasında dayanılmaz derecede karın ve kasık ağrıları, kırmızı adet kanaması gibi yoğun akıntılar olması durumunda mutlaka doktora danışmak, haber vermek gerekir.

    • Bolca su tüketilmeli!

Su tüketimi tüm vücut sağlığını desteklediğinden, üreme sağlığı için de faydalıdır. Bu bağlamda tüp bebek tedavisi öncesinde, süresince ve sonrasında da uzmanlar anne adayının günde en az 2 litre su tüketmelerini önerirler. Düzenli ve yeterli su tüketimi sayesinde kadının vücut sistemlerinin sağlığı desteklenecek, embriyonun tutunma yetisi de artacaktır. Bu sebeple de doktorlar tarafından aksi söylenmediği sürece günlük su tüketimi aksatılmamalıdır.

    • İlaç kullanımına dikkat edilmeli!

Herhangi bir hastalığın tedavisi için doktor tarafından reçete edilmediği sürece kesinlikle hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. En basit olandan en etkili olana kadar tüm ilaçların doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor. Hele bir de tüp bebek tedavisi gibi hassas ve riskli bir dönemden geçen kadınların ilaçlar konusunda çok daha özenli olmamaları çok önemlidir. Tüp bebek tedavisine karar verdikten tedavi sonuna, hatta doğum sonrasına kadar anne adayının doktor reçetesi ile kullanmak zorunda olduğu hormon içerikli ilaçlar bulunmaktadır. Özellikle de bu ilaçlarla herhangi bir etkileşime girebilme riski de göz önünde bulundurularak basit bir ağrı kesici bile doktora danışmadan alınmamalıdır. Çünkü her bir koşulun mükemmel olduğu tüp bebek tedavilerinde bir tek ilaç bile başarısızlığa sebep olabilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar