Sorunu Gönder

Erken Doğum Nedenleri Nelerdir?

erken-dogum

Gebeliğin normal şartlar altında 38 – 40 hafta sürmesi beklenir. Normal doğum için de tüm koşullar uygunsa, bu haftalardaki tahmini tarih verilir. Çünkü anne rahmindeki bebeğin tam olarak organlarının gelişiminin tamamlanması için en az 37 haftalık olması gerekmektedir. Bu bağlamda anne karnındaki bebeğin 36. haftasına henüz gelmeden doğum belirtileri göstermesine E.D.T (Erken Doğum Tehdidi) tanısı adı verilirken. Doğum gerçekleşmesi ise preterm, yani zamanından önce doğum veya erken doğum şeklinde ifade edilir. Vaktinden önce doğan bebeklere ise prematüre bebek (olgunlaşmamış bebek) denir. Tüm gebeliklerin ortalama olarak % 8’i E.D.T (erken doğum) ile sonuçlanmaktadır. Anne adaylarının da gebelikle ilgili en çok endişe duydukları konulardan birisi erken doğumdur. Çünkü erken doğumlar kendi içinde bebek için çok sayıda olası olumsuz durum barındırmaktadır.

Erken doğum neden olur?

  • Anne adayının sahip olduğu enfeksiyonlar ve özellikle de idrar yolu enfeksiyonları,
  • Plasenta ile ilgili komplikasyonlar (plasenta previa, dekolman plasenta),
  • Polihidramnios, yani amniyon suyunun gereğinden fazla olması,
  • Çoğul gebelik,
  • Gebelik döneminde geçirilen cerrahi operasyonlar,
  • Anne adayının gebelikte karın bölgesine darbe alması,
  • Gebelikte yaşanan ciddi travmatik olaylar,
  • Servikal yetmezlik olması,
  • Rahim ya da rahim ağzı ile ilgili yapısal anormallikler erken doğum tehdidini ve riskini arttırdığı için çok önemlidir. 

Erken doğum belirtileri nelerdir?

  • Belli aralıklar oluşan kasılmalar. Bunlar saatte en az 4 kez olursa doğum sancısı demektir. Bu kasılmalar daha gebeliğin 36. haftasına ulaşılmadan Vaktinden başlamışsa erken doğum belirtisidir.
  • Pelviste dolgunluk,
  • Adet sancısına benzeyen kramp tarzı ağrılar,
  • Anne adayı bulunduğu pozisyonu değiştirse de geçmeyen, uzun süreli oluşan bel ağrıları,
  • Vajinal akıntıların artması gibi belirtiler anne adayının hissedebileceği erken doğum belirtilerdir.

Hamilelikte her kasılma erken doğuma işaret eder mi?

Anne adaylarının pek çoğu, hamileliğin belirli dönemlerinde yalancı kasılmalar yaşar ve bunların doğum sancısı olup olmadığı konusunda endişelenir. “Braxton-Hicks Sancılar” adı verilen bu kasılmalar çoğu zaman erken doğum işaretleriyle karıştırılsalar da gayet normaldir ve annenin vücudunu doğuma hazırlamaktadır. Bunlar erken doğumu başlatmaz. Ama emin olabilmek için bu yalancı kasılmalarla, gerçek doğum sancıları arasındaki farkları bilmek çok önemlidir. 

Yalancı doğum sancıları ve gerçek doğum sancıları arasındaki önemli farklar:

  • Kasılmalardaki tutarlılık

Gerçek doğum kasılmaları 30-70 saniye sürmekte ve düzenli aralıklarla hissedilmektedir. Braxton-Hicks kasılmaları ise tutarlı bir düzen izlemez, gelir ve gider.

  • Giderek artan sıklık

Gerçek doğum kasılmaları doğum yaklaştıkça daha sık aralıklarla olurken, Braxton-Hicks kasılmalarında aynı devam eder, sıklığı artmaz.

  • Sancının yoğunluğu

Gerçek kasılmalar, yalancı kasılmalardan daha fazla yoğun olmakta, rahatsızlık vermekteyken, Braxton-Hicks kasılmaları tipik olarak ağrı yapmaz. 

  • Ağrının hissedildiği yer

Gerçek doğum sancıları anne adayının karnı boyunca ve alt sırtta hissedilirken, Braxton-Hicks kasılmaları genellikle sadece karnın ön tarafında hissedilir. 

  • Pozisyon değiştirmenin etkisi

Gerçek doğum sancıları yaşanıyorsa anne adayı pozisyonu değiştirse de, hareket etse de, aslında ne yaparsa yapsın ağrılarda hafifleme olmazken, Braxton-Hicks kasılmalarında anne adayını pozisyonunu değiştirdiğinde, hareket ettiğinde kasılmalar hafifler, hatta durur.  

Erken doğum nasıl başlar?

Genelde erken doğum eylemleri yukarıda sıralanan belirtilerle kendini gösterir. Kimi zaman ise bu belirtiler fark edilmeyebilir. O zaman doğumun önceden haber vermediği, ansızın gelip kendi kendine geliştiği söylenebilir. Erken doğum riski sezinleyen doktor bu durumu geciktirmek için tıbbi açıdan mümkün olanları yapar. Ancak anne adayı ya da bebeğin yaşamı tehlikedeyse, hekim o zaman erken doğuma karar verir ve hastanın indüksiyon yani suni sancı veya sezaryen ile doğumu gerçekleşir. Günümüzde hastanelerin pek çoğunun sahip olduğu teknik donanım ve de hekimlerin bu konudaki deneyimi sayesinde pek çok erken doğum vakası bebeğin ve anne adayının yaşamını tehlikeye atmayacak şekilde gerçekleşmesine, bebeğin özel yoğun bakım ünitelerinde gelişiminin tamamlanmasına olanak tanıyabilmektedir.

Erken doğum riskli midir?

Doğumun zamanından önce gerçekleşmesi elbette ki, anne rahminde gerektiği kadar kalamayan bebek için birtakım riskleri de beraberinde getirebilmektedir. Ancak her erken doğum için tüm risklerin ya da aynı olumsuz durumlarının kesinlikle yaşanacağı söylenemez. Tam olarak gelişimini tamamlamadan, yani prematüre olarak doğan bebeklerde akciğerler başta olma üzere tüm vücut organları gelişimini tamamlamadığından bebekte yaşamını devam ettirememe riski vardır. Prematüre bebeklere onlar için özel olarak hazırlanış ve gelişimini tamamlamalarına yardım edecek yoğun bakım yöntemi uygulanmakta ve bebekler belli bir süre yoğun bakım ünitesinde kalmaktadırlar. Bu bakımdan erken doğan bebeklerin gerektiği gibi yoğun bakıma alınmamaları durumunda ölümcül bir risk bulunmaktadır. Tüm dünyada bebek ölümlerinin nedenleri sıralamasında erken doğum ilk sırayı alacak kadar tehlikelidir. 

Erken doğumu önlemek mümkün müdür?

Erken doğum tehlikesini erkenden önceden hissedip önlem almak, doğumu geciktirip erken doğum olasılığını mümkün olduğunca engelleyebilmektedir. Bu daha çok anne adayının yaşadığı basit gibi görünen şikayetleri ve de sıra dışı durumları doktoruyla paylaşması sonucu doktorun erken doğum riskini fark etmesi ile mümkün olabilir. Bu nedenle her gebe kadının mutlaka erken doğum belirtileri hakkında yeterli düzeyde bilgisi olmalı ve de en önemlisi yaşadığı, hissettiği şikayetleri doktoruyla paylaşmalıdır. Özellikle de rutin olarak yapılan gebelik muayenelerinde doktorun dikkati ile çeşitli önlemler alınarak anne adayı erken doğum tehlikesi gösteren belirtilere karşı hassas olarak kendisini ve bebeğini koruyabilir. Bu bağlamda çoğu erken doğum olayının önlenebileceği, doğumun birkaç hafta daha ileri tarihe alınmasının sağlanabileceği söylenebilir. Ancak ne yazık ki, her erken doğum vakası için bu söylenemeyebilir.

Erken doğumu tetikleyen etkenler nelerdir?

Erken doğuma sebep olan etkenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Anne adayının “çoğul gebelik” adı verilen birden fazla bebek bekliyor olması, 
  • Polihidramniyos, yani fetüsün sıvısının normalden fala olması (rahim normal kapasitesinin üstünde şiştiği için doğum günü gelmediği halde sancılar ve erken doğum olabilir),
  • Membranrübtürü adı verilen, bebeğin suyunun saptanan doğum gününden erken boşalması,
  • Enfeksiyonlar olması (idrar yolları enfeksiyonları, vajinal bölgede oluşan enfeksiyonlar, klamidyalar, anaerob bakteriler, bakteriyelvajinozis, trikomanaslara bağlı vajinit gibi genital sistemi etkileyen bakteriyel enfeksiyonlar),
  • Placentaprevia (plesentanın doğum kanalını kapatması),
  • Anne adayının aşırı zayıf ya da aşırı kilolu olması,
  • Anne adayının gebelikte ateşli hastalıklar geçirmesi,
  • Anne adayının doğumları arasında geçen sürenin kısa olması,
  • Anne adayının çok stresli bir hamilelik süreci geçirmesi,
  • Anne adayının yaşının 18’den küçük olması ya da 35’ten büyük olması,
  • Plesentanın erken ayrılması erken doğuma sebep olan, erken doğumu tetikleyen durumlardır.

Yukarıda sıralanan sebeplerin yanı sıra anne adayının düzensiz ve yetersiz beslenmesi, uzun süre aç kalması, anemi (kansızlık), olumsuz koşullara sahip olan sosyal çevre ve gebelik bilgisi ve bilincinin eksikliği ve sigara, alkol kullanımı da erken doğumu tetikleyen tanılardır.

Hangi anne adayları erken doğum riski altındadır?

Gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi, varsa olası risklerin saf dışı bırakılması ve de doğumun zamanında, sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi anne adayının dahil olduğu pek çok koşula bağlı olmakla birlikte, aynı şekilde gebeliğin başından sonuna kadar doktor kontrollerinin düzenli olarak yapılmasına da bağlıdır. Yani gebelikle ilgili neredeyse tüm riskler ve sorunlar düzenli gebelik takibinde erken dönemde tespit edilebilir ve de tedavisi mümkün olabilir. Bu bakımdan gebe kaldığı ilk dönemden doğuma kadar düzenli bir şekilde anne bebek sağlığı muayenelerinin ihmal edilmediği gebeliklerde düşük ya da erken doğum riski çok sık görülmemektedir. Ancak daha önceden düşük yapmış, erken doğum yaşamış anne adaylarının düşük yapma veya erken doğum riski oldukça fazladır. Bu nedenle daha önceden bu tür sorunlar yaşayan anne adayları mümkün olduğunca dikkatli olmalı, gebelik takibine önem vermeliler. Bunun dışında erken doğum riski az da olsa her gebelikte görülebilmekte ve de çoğunluğu da önlenebilmektedir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
  • Ercan GÜRBÜZ :

    12 Aralık 2019

    Hocam merhaba. Tup bebek tedavisinde 20.haftada Bebegin tutunmasi icin hergun vurulan igne olan progeston kesildi. 24. Haftada da erken dogum oldu. Erken dogum olmasinin sebebi progeston ignenin kesilmesi sebep olabilir mi acaba. Bunu merak ediyorum. Tesekkur ederim.

     Cevapla
  • Gonca akbulut :

    03 Temmuz 2019

    Merhaba doktor bey 33hafta 4gunluk geneyim doktorum erken doğum riskim olduğunu söyledi ve çocugun ciyerlerin gelişmediğini söyledi ve 4tane iğne verip tedaviye basladi ve ben ilk gebeliğin olduğu için çok endişeliyim bide çocugun kilosu 1600gram sizce ne yapmam gerekiyor

     Cevapla
  • Şebnem yıldız :

    11 Kasım 2017

    35 haftalık gebeyim.erken doğum riski var doğarsa sıkıntı olurmu

     Cevapla
  • Efide Leboeuf :

    14 Şubat 2017

    Günaydın Hocam\r\nEn son 3 Şubat’ta proluton iğne oldum, gebelik gerçekleşmediği için tüm ilaçları kestik, lakin 3-4 gün sonra önce kalça, bel bölgem, bacak arkalarım, kol içlerim ve boynum da nöbetler halinde kaşıntım başladı, kaşınan alanda yan ma ve mercimek büyüklüğünde kabarmalar oluyor ve bu günde en az 4 saat sürmekte. Geçen sefer ki tüp bebek denememde de aynı şeyleri yaşadım, 3-4 ay sürdü bana önerebileceğiniz herhangi bir şey var mı

     Cevapla
  • Sibel gecü :

    19 Ağustos 2016

    Merhaba doktor bey,uterus bicornis sebebiyle 32+6 haftalık bi doğumum var,şuan 2. Gebeliğim 28 haftalığım. Rahim ağzı uzunluğu 4.2 cm. 22. Haftamdan beri karnımdaki sertleşmeler sebebiyle haftada bir olmak üzere proluton depot kullanıyorum. İlk zamanlar kasılmaları tamamen kesmişti fakat son bi iki haftadır sık olmasa da gün içinde yine kasılmalar oluyo. Sizce uygulanan tedavi yeterli midir ve bu şekilde ne kadar daha götürebilirim. Teşekkür ederim

     Cevapla
  • Hatice :

    10 Mayıs 2016

    Iyi akşamlar doktor bey.. umarim rahatsız etmiyorumdur bir sorum olacakti 31 hf lik gebeyim erken dogum tehdidim var 1cm kadar da açıklık var adalat kullanıyorum ve celeston yapıldı bebeğim doğarsa çok sıkıntı olur mu.. inşallah cevaplarsınız hocam.. teşekkür ederim hayırlı aksamlar

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      10 Mayıs 2016

      Merhaba,\nÖncelikle geçmiş olsun. Tüm gebeliklerin %7-!0’ u erken doğum ile sonuçlanır. Sizde preterm eylem dediğimiz bir süreci yaşamışsınız ve buna bağlı olarak rahim ağzınızda olan açılma nedeniyle gebeliğinizde yakından takip edilmeye başlanmış ve tokoliz tedavisi almaktasınız. Gebeliğinizin devamını sağlamak amacıyla istirahat etmeniz ve size rahimi gevşetmek adına verilen ilaçları kullanmanızda fayda bulunmaktadır. Erken doğum olması halinde fetusun akciğer sistemini geliştirmeye yönelik size bir ilaç uygulanmış. Ayrıca hekiminiz tarafından erken doğum eylemine neden olabilen nedenlerinde araştırılması gerekmektedir. Bunlar gebeliğinizi takip eden doktorunuz tarafından planlanacaktır. Buna rağmen bazı durumlarda prematüre doğum kaçınılmaz olmaktadır. Erken doğum olması halinde size önerim doğum sürecinizi yenidoğan bakımı iyi olan 3. basamak bir hastanede gerçekleştirmenizdir. Zira prematür bebeklerde doğum haftası ve bebeğin kilosuna bağlı olarak beyin, sinir ve kas sisteminin gelişiminde bazı sıkıntılar olabilmektedir. Prematüre bebekler organ gelişimlerini tamamlayamadan doğduklarından uzun süre yoğun bakımda ve küvöz içinde izlenmeleri, bazı bebeklerin ise solunum cihazına bağlanmaları gerekebilmektedir. Bebek ne kadar erken doğduysa ve doğum ağırlığı ne kadar küçükse bu süre o kadar uzun olucaktır. Bu nedenle doktorunuz sizde ve bebeğinizde ciddi bir sıkıntı olmadıkça doğumu erteleyerek gebelik haftanızın ilerlemesini takip etmeye devam edecektir. \n \nSaygılarımla,\nProf. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
Benzer Yazılar