Paylaş:

Daha çok cinsel yolla bulaşan HPV (Human Papilomavirus), kadınlarda genital siğil, rahim ağzı ve vajina kanserine yol açabilen bir virüstür.  Öyle ki; HPV enfeksiyonu geçiren kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riski yaklaşık olarak 200 kat daha fazladır. HPV’nin 100’den fazla türü bulunmakta, vücudun değişik yerlerinde siğil (kondilom), hücre çoğalması ve kansere neden olabilmektedir. Kişi HPV’yi vücuduna aldıktan sonraki 2 – 3 ay içinde siğil oluşur, bu siğiller en sık olarak genital bölgede görülür, bazı vakalarda vücudun her yerinde çıkması da söz konusudur. HPV virüsünün % 80-90’ı vücudun savunma hücreleri tarafından yok edilirken, yok edilemeyenleri ise kanser de dahil pek çok soruna sebep olur. HPV virüsü bulaşan kişide kanser oluşma süreci 10-15 yıl gibi bir zaman zarfıdır. Şimdiye kadar saptanmış ağız kanserlerinin % 99’unda HPV pozitif bulunmuştur, erkeklerde penis, skrotum ve anorektal kanserlerin nedenleri arasında HPV olduğu bilinmektedir. İşte bu virüsün özellikle kansere neden olan yaygın türlerine karşı günümüzde aşılama yapılmakta, aşı sayesinde HPV’den korunmak mümkün olmaktadır.

HPV nedir?

Şu an itibariyle bilinen 100’den fazla türü olan HPV (Human papillomavirus), hem erkek hem de kadınları etkileyen yaygın bir virüstür. Bu türlerden pek çoğu zararsızken, hiçbir belirtiye neden olmazken ve kendi başlarına yok olurken, belirli HPV tipleri el ve ayaklarda yaygın siğillere neden olmakta, hatta bazı türleri baş -boyun kanserlerinin gelişiminde etkili olabilmektedir.

HPV’nin en çok korkulanı genital bölge kanserleriyken, bu virüs hem kadın hem de erkekte genital bölge kanserlerine yol açabilmektedir. Genital bölgeyi etkileyen yaklaşık 40 çeşit HPV bulunmaktadır. Aslında pek çok insan, hatta insanların % 80’i yaşamları boyunca en az bir genital tip virüs ile enfekte olmaktayken, genital temas içeren herhangi bir cinsel aktivitesi olan herkes genital HPV‘ye yakalanma riski taşımaktadır.

100’den fazla çeşidi olan HPV grubundaki her virüse, virüs tipini tanımlayan bir sayı verilmiştir. Bunlardan genital HPV tiplerinin “yüksek riskli” olarak nitelendirilenleri tip 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi şeklinde, “düşük riskli” olarak nitelendirilenleri ise tip 6 ve 11 gibi numaralandırılmaktadır. Bu bağlamda “yüksek riskli” tipler rahim ağzı (serviks) kanserine ve bazı vajinal, vulval ve anal kansere neden olabilirken, “düşük riskli” tipler genital siğillere neden olabiliyor. Fakat bilmekte fayda var ki; kansere neden olan HPV türlerinin neden olduğu enfeksiyona karşı koruyucu aşılar bulunmaktadır.

HPV nasıl bulaşır?

Ciltten cilde temas ile bulaşan HPV, virüs taşıyıcısı olan biriyle yapılan vajinal, anal veya oral seks sonucu bulaşabilir. Enfekte bir kişinin penis, skrotum (erkek yumurtalık torbası), vajina veya dış genital bölgesi ile temas edilmesi durumunda HPV bulaşmaktadır. Bundan korunmak için genellikle prezervatif kullanmak önerilse de, bu her zaman bulaşmayı önleyemez. Zira virüs, prezervatifle kaplı olmayan bir genital alanda bulunabilir ve buradan da bulaşabilir. HPV o kadar yaygındır ki, neredeyse tüm erkekler ve kadınlar hayatlarının bir döneminde bunu alır. HPV bulaşmış kişiler kimi zaman hiçbir belirti veya semptom yaşamadan da virüsü bulaştırabilir, virüse enfekte olduktan yıllar sonra semptomlar ortaya çıkabilir, dolayısıyla da böyle bir durumda hastanın ilk olarak ne zaman enfekte olduğunu anlamak zorlaşır.

HPV virüsü tuvaletlerden bulaşır mı?

HPV, sadece cinsel ilişki ile değil, aslında her türlü temas yoluyla bulaşabilmektedir. Bu bağlamda ortak kullanım alanlarında bulunan tuvaletler, hamam ve saunalar da bu virüsün bulaşabileceği alanlardır. Bunların yanında kişinin başkalarıyla ortak kullandığı iç çamaşırları ya da havlulardan da HPV bulaşabilir. Bu sebeple de temiz olduğundan emin olunmayan tuvalet, hamam ya da sauna, havlu ve iç çamaşırı kullanılmamalıdır.

HPV belirtileri nelerdir?

HPV bulaşması durumunda pek çok kişide yüksek riskli bir HPV türü, ciddi sağlık sorunlarını ortaya çıkarıncaya kadar hiçbir enfeksiyon belirtisi göstermez. Bu sebeple de aslında herkesin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi çok önemlidir. HPV’nin bulaştığı vakaların çoğunda zaten vücudun bağışıklık sistemi, siğiller oluşmadan önce enfeksiyonu yenmektedir. Ancak siğiller ortaya çıktığında virüsün türüne göre var olan görünümler değişebilir, hatta hastanın kadın ya da erkek oluşuna göre de belirtiler değişiklik gösterebilmektedir.

Erkeklerde HPV enfeksiyonu belirtileri nelerdir?

Erkeklerde HPV enfeksiyonu genellikle herhangi bir belirti göstermezken, bazı virüs tiplerinde genital siğiller ortaya çıkabilir. Bu genital siğiller, büyük ya da küçük, düz ya da kabarık ve kenarları da tırtıklı veya karnabahar görüntüsünde olabilir. Daha nadiren bazı virüs tiplerinde HPV enfeksiyonları, erkeklerde penis veya anüs kanserine de yol açabilmektedir. HPV enfeksiyonunun yol açabileceği diğer kanser türü dilin tabanı ve bademciklerin de dahil olduğu boğaz kanseri (orofaringeal kanser) olabilir. Ciltte tipik olarak ortaya çıkan cilt siğilleri, HPV enfeksiyonunun diğer belirtileri olmakla birlikte, cilt siğillerine neden olan HPV tipleri, kansere veya genital siğillere neden olanlarla aynı türde değildir.

Kadınlarda HPV enfeksiyonu belirtileri nelerdir?

Tıpkı erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da HPV genellikle bir belirti göstermez. Bunun yanında, bazı durumlarda HPV enfeksiyonu devam ederken genital siğiller, deri siğilleri veya uterus serviksini hizalayan hücrelerde kanserli veya kanser öncesi değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu siğillerden kaynaklı olarak kadınlar cinsel ilişki sırasında ağrı hissedebilir, üretradaki siğiller idrar yaparken yanmaya sebep olabilir.

Kanser türlerine, genital siğillere ve deri siğillerine neden olan HPV tipleri farklıdır. Rahim boynuna (serviks) yapılan Pap testi, serviks içinde oluşan virüs ile ilgili değişiklikleri en erken dönemde tespit etmeyi sağlar ve uzun yıllardır serviks kanseri taraması için çok etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Ayrıca servikal ve diğer kanserlere neden olan HPV tipleri sıklıkla “yüksek riskli” HPV türleri olarak nitelendirilir ve kesinlikle tehlikelidir.

Rahim ağzı (Serviks) kanseri

Serviks kanseri, kadınların en çok korktukları ve aslında en büyük tehlike altına girdikleri kanser türlerinin başlarında gelir. İşte bu bakımdan HPV enfeksiyonuna karşı aşılanmak da kadınları serviks kanserinden koruyabilmesi açısından çok önemlidir. HPV’ye karşı aşılanmamış kadınların çoğu rahim ağzı kanseri vakası olarak tespit edilir, genellikle bu sorun siğillere neden olmayan virüslerden kaynaklanır ve bu nedenle kadınlar çoğu kez enfekte olduklarını bile fark etmezler. Zira rahim ağzı kanserinin erken evreleri tipik olarak hiçbir belirti veya semptom göstermez, dolayısıyla da fark edilmez.

Serviks kanserine yakalanan kadında zamanla, belirli virüslerin tekrarlanan enfeksiyonu prekanseröz lezyonlara yol açabilir ve bunlar tedavi edilmezse, bu lezyonlar kanserli hale gelebilir. Bu nedenle de kadınların serviks kanserine yol açabilecek prekanseröz değişiklikleri saptayabilen Pap smear testini düzenli olarak yaptırmaları çok önemli bir husustur. Bu bağlamda uzmanlar, 21 – 29 yaş arasındaki kadınların her üç yılda bir Pap testi yaptırmasını, 30 – 65 yaş arası kadınların ise her üç yılda bir Pap testine devam etmeleri veya aynı zamanda HPV DNA testini de her beş yılda bir yaptırmalarını önermekteler. 65 yaşın üzerindeki kadınlarda ise 3 kez arka arkaya yapılmış normal Pap testi sonucu veya anormal sonuç vermeyen iki HPV DNA ve Pap testi varsa test yapmaya gerek duyulmayabilir.

HPV nasıl teşhis edilir?

HPV enfeksiyonundan kaynaklı olarak siğil oluşmuşsa, doktor siğillere bakarak teşhis edebilir. Ancak genital siğiller görünmüyorsa, bazı testler yapılması gerekebilir. Bunlar; sirke (asetik asit) çözeltisi testi, Pap testi (Pap smear), HPV DNA Testi şeklinde sıralanabilirken, HPV teşhisinde doktor bu testlerden birini ya da birkaçını kullanabilir.

  • Sirke (asetik asit) çözeltisi testi

Bu test, serviks kanseri teşhisinde de kullanılmakta, testte virüs ile enfekte olmuş genital bölgelere damıtılmış su ile seyreltilmiş asetik asit ya da sirke uygulanmaktadır. Bu testle enfekte olmuş bölgeler beyaz renge döndürülerek görülmesi zor düz lezyonlar bile belirlenebiliyor.

  • Pap testi (Pap smear)

Doktor, serviks ya da vajinadan laboratuvara gönderip analiz edilmesi için bir hücre örneği alır. Bu test ile kansere yol açabilecek anormallikler tespit edilebilir.

  • HPV DNA Testi

Kadınların rahim ağzı kanseri için en önemli risk faktörü HPV ile enfekte olmalarıdır. Günümüzde doktorlar, servikal hücrelerde serviks kanserine neden olma olasılığı yüksek HPV (yüksek riskli veya kanserojen tipler) DNA’larını arayarak test edebilmekteler ve bu test de Pap testi ile aynı zamanda yapılabilmektedir.

HPV DNA testi en sık nerede kullanılır?

HPV DNA testi, 30 yaş ve üstü kadınlarda servikal kanser taraması için Pap testi ile birlikte kullanılabilir. Bu test 30 yaşın altındaki kadınlara önerilmemektedir. Zira 20’li yaşlarda cinsel olarak aktif kadınlarda HPV virüsü çoğunlukla kendiliğinden iyileşebilmektedir. Bu sebeple de bu test genç kadınlar için pek anlamlı olmaz. HPV DNA testi, daha fazla test veya tedaviye ihtiyaç duyup duymadıklarını anlamak için, Pap test sonuçları değerleri normalden farklı olan kadınlarda da kullanılan ayırt edici bir testtir.

HPV enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?

HPv enfeksiyonu durumunda gençler ve çocuklarda siğiller genellikle tedaviye ihtiyaç duyulmadan geçer. Bulaşmış virüs için ayrı bir tedavi yoktur. Bu sebeple de aynı yerde veya vücudun başka yerlerinde tekrar ortaya çıkabilir.

HPV ilaçla tedavisi

Çıkan siğilleri yok etmek için kullanılan ilaçlar doktor kontrolünde doğrudan lezyona uygulanır ve tedavi edebilmesi için genellikle defalarca ve uzun süre kullanılması gerekir. Siğilleri yok etmek için kullanılan ilaçlar:

Salisilik asit: Reçetesiz satılır ve uzun süreli kullanımda siğilleri yavaş yavaş ortadan kaldırabilir. Salisilik asit genellikle yaygın siğiller için kullanırken ciltte tahrişe neden olabilir ve uzmanlar yüz bölgesine kullanılmasını önermezler.

İmikuimod (Aldara, Zyclara): Rreçete ile satılan bir kremdir ve vücudun bağışıklık sisteminin HPV ile savaşma yeteneğini artırabilir. İmikuimod kullanımında uygulama yerinde kızarıklık ve şişlik gibi yan etkiler olabilir.

Podofiloks (Condylox): Reçeteli olarak satın alınabilen Podofiloks, topikal bir kremdir. Podofilox genital siğil dokusunu tahrip ederek çalışır ve bu sebeple de uygulandığı yerde ağrı ve kaşıntı gibi şikayetler yaşanabilir.

Trikloroasetik asit: HPV siğillerinin kimyasal olarak tedavi edilmesini sağlar. Hastanın avuç içlerinde, ayak tabanlarında ve cinsel organlarda olan siğilleri yakmak için Trikloroasetik kullanılır ve uygulandığı yerde lokal tahrişe neden olabilir.

HPV tedavisinde kullanılan cerrahi işlemler ve diğer prosedürler

HPV vakalarında genellikle ilk tedavi yolu olarak ilaçlar, kremler tercih edilmektedir. Ancak ilaç tedavisinin işe yaramadığı vakalarda, doktor siğilleri temizlemek için cerrahi yöntemlerden birini önerebilir. HPV tedavisinde cerrahi yöntemler;

  • Sıvı azotla dondurma işlemi olan kriyoterapi,
  • Elektrik akımıyla yakma işlemi olan elektrokoter,
  • Cerrahi işlemle temizleme,
  • Lazerle ameliyat şeklinde sıralanabilir.

HPV enfeksiyonundan korunmak için öneriler

HPV enfeksiyonlarından korunmak için kişinin kendi başına alabileceği önlemler bulunmaktayken, yaygın siğillere neden olan HPV enfeksiyonlarından korunmak ise zordur. Yaygın siğilleri olan kişiler, siğillerden tamamen kurtulmak için ilaç tedavisi veya cerrahi tedavi almalıdır. Bu enfeksiyonun yayılması önlenebilir ve siğillerden kurtulmak, yeni siğiller oluşmasını önlemek için çok basit, ancak çok etkili olan tırnaklarını ısırmayı bırakmak önerilir. Bunların yanında enfeksiyondan korunmak için özellikle; ayak tabanında siğillerin çıkmasına neden olan HPV enfeksiyonlarına yakalanma riskini azaltmak için halka açık havuzlarda ve soyunma odalarında ayakkabı veya terlik giymek, çıplak ayakla basmamak gerekiyor.

Genital siğiller ve diğer HPV ile ilişkili genital lezyonlar geliştirme riskinizi azaltmak için alınacak önlemler;

  • Karşılıklı olarak tek eşli cinsel ilişkiyi tercih etmek,
  • Seks partnerleri sayısını azaltmak, mümkünse sadece 1 tane olması,
  • Cinsel ilişki esnasında lateks prezervatif kullanmak,
  • HPV aşısı yaptırmak önerilmektedir.

HPV aşısı nedir, ne zaman yapılır?

Koruma sağladıkları HPV türlerinin sayısına göre değişen üç farklı HPV aşısı geliştirilmiştir. Gardasil, Gardasil 9 ve Cervarix aşılarının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu oldukları ispatlanmıştır. HPV aşıları olan Gardasil ve Gardasil 9’un genital siğillere karşı da koruduğu bilinmektedir.

Uzmanlar genellikle 11 veya 12 yaşlarındaki kız ve erkek çocuklar için rutin HPV aşısını önermekteler. Birtakım sağlık kurumları ve uzmanları ise aşıyı 9 ya da 10 yaşından önce başlatmayı daha doğru bulmaktalar. Çünkü çocukların cinsel ilişkiye başlamadan önce aşılanmaları gerekmekte ve çocukların cinsel ilişkiye girme yaşı küçülmektedir. Zira yaşı kaç olursa olsun cinsel ilişkiye girer ve HPV’ye maruz kalırsa aşı yapılması etkili olmayabilir. HPV aşısı terapötik değildir, hücresel ya da doku değişikliklerini tedavi etmez ve zaten hastalığı kapmış olanları korumaz. Aşının erken yaşta yapılma tercihinin, cinsel aktivitenin daha erken başlamasıyla da biraz ilgisi olmakla birlikte, bunun yanında küçük yaştakiler, daha yaşlılara göre aşıya daha iyi yanıt vermekteler. Bu aşıların koruyucu etkileri en az 7 yıl devam ediyor.

Aşı uygulama programı 2016 yılında güncellenmiş ve 9 – 14 yaş arasındaki tüm ergenlerin ve gençlerin, önceden önerilen üç dozluk program yerine en az altı ay arayla iki doz HPV aşısı alacaklardır. Aşılanmaya 15 – 26 yaşlarında başlayanlar, üç doz aşıyı almaya devam etmeliler.

HPV baş ve boyun kanserine sebep olabilir?

HPV virüsünün baş ve boyun bölgesine oro-genital temasla, yani oral seks ile bulaştığı düşünülüyor. Araştırmalara göre ağız kanserlerinin % 25’inin, boğaz kanserlerinin ise % 35’inin HPV ile bağlantılı olabilir. HPV kaynaklı baş ve boyun kanserleri, genellikle geç aşamada belirti vermekte ve ileri dönemde tedavi de güç olmaktadır.

Baş ve boyun kanserlerinin erken tanısı için neler yapılabilir?

Kanser kişinin ses telleri üzerinde kanser geliştiyse kısa süre içinde ses kısıklığına neden olduğu için çok ilerlemeden erken dönemde tespit edilebilir. Ancak ses tellerinin üstünde veya altında gelişen kanserler sıklıkla geç evrede teşhis edilebilmektedir. Bu sebeple de kişiler baş ve boyun kanseri belirtileri konusunda dikkat olmalılar. Aşağıda sıralanan belirtiler görüldüğünde acilen doktora gidilmelidir. Baş ve boyun kanseri belirtileri;

  • Uzun süreli devam eden boğaz hassasiyeti,
  • Geçmeyen kulak ağrısı,
  • Uzun süreli öksürük,
  • Nefes alıp verirken güçlük veya ağrı,
  • Yutma sorunu veya ağrı,
  • Kısa sürede kilo kaybı,
  • 2 haftadan daha uzun süreli olarak devam eden ses kısıklığı veya değişiklikleri,
  • Boyun bölgesinde kitle veya şişlik durumları şeklinde sıralanabilir.

HPV aşısına dair veriler

  • HPV aşısı FDA tarafından onaylanmıştır ve hem erkek hem de kadınlar için CDC tarafından önerilmektedir.
  • Genellikle 11- 12 yaşları arasında yapılır, ancak 9 yaşından başlayarak 26 yaşına kadar da uygulanabilir.
  • Uzmanlar, bu aşının 9 – 14 yaşları arasındaki ergenlere, 6-12 ay aralıklı iki dozluk bir seri halinde yapılması gerektiğini düşünmekteler.
  • 15 yaş ve üzerindeyken HPV ile aşılanmaya başlayanlara, birinci dozdan 1-2 ay sonra ikincisi, ilk dozdan 6 ay sonra üçüncü doz olmak üzere üç dozluk bir seri yapılır.
  • Aşıya başlama yaşı ve uygulanması hakkında en sağlıklı bilgiyi sağlık görevlisi verecektir.
  • Aşıdan bir doz yapıldıktan sonra çok ciddi, yani hayatı tehdit eden bir alerjik reaksiyon olursa bir doz daha aşı yapılmaz.
  • Aşının herhangi bir bileşenine karşı ciddi bir alerjik reaksiyon gösterenlere bu aşı yapılmaz.
  • HPV aşısı hamileler için önerilmezken, aşılandığında hamile olduğunun öğrenilmesi durumunda bebekte veya anne adayında bir sağlık sorunu ortaya çıkması beklenmez.
  • HPV aşısı emzirme dönemindeki kadınlara yapılabilir.
  • Soğuk algınlığı gibi hafif, basit bir hastalığı olanların aşı yaptırmak için hastalığın geçmesini beklemesi gerekmezken, orta düzey veya ciddi derecede hasta olanlar aşı için iyileşene kadar beklemeliler. Ancak bu konuda en doğru tavsiyeyi doktor verecektir.
  • HPV aşısının diğer aşılar da dahil olmak üzere herhangi bir ilaçla yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler genellikle hafif seyreder ve bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Nadiren de olsa çok ciddi reaksiyonlar görülmesi de mümkündür.
  • HPV aşısı uygulananların çoğu herhangi bir sorun yaşamazken, nadiren hafif veya orta ağırlıkta sorunlar olabilir. Bu sorunlar; kolda enjeksiyonun yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık veya şişlik, ateş, baş ağrısı şeklinde sıralanabilir. Burada bahsi geçen sorunlar kısa süre içinde kendiliğinden geçecektir.
  • Aşır yapıldıktan sonra ortaya çıkabilecek sorunlar; bazı kişiler aşı da dahil olmak üzere her hangi bir tıbbi işlemden sonra bayılabildiği için HPV aşısından sonra da böyle bir reaksiyon görülebilir.
  • Aşı sonrasında istenmeyen durumları önlemek için yaklaşık 15 dakika boyunca oturma veya uzanma doğru olacaktır. Bu sayede bayılma ve düşmenin neden olduğu yaralanmaları önlemek mümkün olabilir.
  • Aşıdan sonra ya da aşı yapılırken baş dönmesi hisseden, görme yetisinde bir değişiklik olan veya kulaklarında çınlama olan hastalar kesinlikle hemen doktora haber vermeliler.
  • Bazı kişiler nadiren de olsa aşıdan sonra şiddetli omuz ağrısı ve enjeksiyon yapılan kolda hareket zorluğu yaşayabiliyor.
  • Kişinin kullandığı herhangi bir ilaç ciddi bir alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu tür reaksiyonlar aşılardan ve özellikle de HPV aşısından sonra çok nadir görülür. Hatta alerjik reaksiyon görülme olasılığının yaklaşık bir milyon dozda 1 olduğu tahmin edilmektedir. Eğer aşıdan kaynaklı bir alerjik reaksiyon olacaksa bu genellikle aşılamadan sonra birkaç dakika ya da birkaç saat içinde meydana gelebilir.
  • Diğer tüm ilaçlar gibi bir aşının, hatta HPV aşısının da ciddi bir tıbbi hasar veya ölüme neden olma riski çok düşük olmakla birlikte vardır. Bu bakımdan uygulanan tüm aşıların güvenliği daima izlenmekte, kontrol edilmektedir.

HPV aşısından sonra nelere dikkat edilmeli?

HPV aşısı olan kişiler; şiddetli alerjik reaksiyon belirtilerine, çok yüksek ateş veya alışılmadık davranışlar gibi kaygı uyandıran tüm belirtilere dikkat etmeliler. Bu bağlamda ciddi alerjik reaksiyon belirtileri; kurdeşen, yüzün ve boğazın şişmesi, nefes darlığı, kalp atışının fark edilir düzeyde artması, sersemlik ve güçsüzlük şeklinde sıralanabilir. Eğer alerjik reaksiyon oluşmuşsa bu belirtiler genellikle aşılamadan birkaç dakika ya da birkaç saat sonrasında başlar.

HPV aşısından sonra alerjik reaksiyon belirtisi olursa ne yapılmalı?

Kişi hissettiği ve yaşadığı şeyin ağır bir alerjik reaksiyon veya bekleyemeyecek kadar acil başka bir durum olduğunu düşünüyorsa, en yakın sağlık kurumuna başvurmalı, yakında bir sağlık kurumu yoksa acil yardım istemelidir. Ancak yaşanan sorunların bu kadar acil olmadığı düşünülmekteyse aşıyı yapan doktoru arayıp bilgi almak daha doğru olur. Bu durumda muhtemelen sağlık görevlisi belirtiler hakkında sorular sorarak bilgi alacak ve aşı sonrasında yaşanması muhtemel sorunların bir kez daha altını çizecektir. Bu olası sorunlardan çok ciddi ve önemli olanlar söz konusu ise aşılanan kişinin yanında bir refakatçiyle sağlık kurumuna gelmesi istenir, bu mümkün değilse sağlık görevlileri eve gelir ya da bir ambulans ile hastanın getirilmesini sağlar. Bu konuda en doğru yönlendirmeyi sağlık görevlileri ve en çok da aşıyı yapan doktor yapacaktır.

HPV aşısı türleri

HPV virüsü tüm dünyanın maruz kalmaktan korktuğu virüs türleridir. Bu bakımdna da tüm dünyada HPV aşırları yaygın olarak yapılmaktadır. Günümüzde halen etkinliği bilinen iki ayrı firmaya ait HPV aşısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi GSK firmasına ait ikili aşı olan Cervarix iken, diğeri MSD firmasına ait dörtlü aşı olan Gardasil’dir. Her iki aşının da mümkünse seksüel ilişki öncesi olmak üzere 11 – 12 yaş kız ve erkek çocuklarına yapılması önerilmektedir. Ancak bu aşılar yapılmadan önce seksüel ilişki söz konusu olsa da 9 – 26 yaş kızlara ve kadınlara HPV testi yapılmadan üç doz halinde HPV aşısı yapılabilir. Ayrıca araştırmalar, kadınlara 43 yaşına kadar aşı yapıldığında aynı olumlu etkinin var olduğunu göstermektedir.

Kanser vakalarından korunmak için her iki aşıda HPV 16 ve 18’e karşı antijen vardır ve bu iki tür tüm dünyada rahim ağzı kanserlerinin ortalama % 70-80’inden sorumludur. Yapılan aşılar içlerinde bulundurdukları bu iki HPV tipine karşı da % 100 koruma sağlamaktalar. Dörtlü aşı olan Gardasil’de, ayrıca HPV’den kaynaklı siğillerin % 90’ından sorumlu olan HPV 6 ve 11’e karşı % 100 koruma da söz konusudur. Kadına aşı yapılmış olsa da diğer tiplerle kanser gelişebileceği için Pap smear taramasına devam edilmesi gerekmektedir. Her iki aşının da etkili olabilmesi için 3 doz kas içerisine, yani kol veya kalçadan yapılmalıdır. Dörtlü aşının ilk dozu yapıldıktan sonraki 2. ve 6. aylarda aşı tekrarlanmalıdır. İkili aşının a ise ilk dozdan sonraki 1. ve 6. aylarda tekrarlanması gerekmektedir.

Kadında hamilelik tespit edildiyse bu aşıya hiç başlanmaması en doğru yol olacaktır. Ancak kadın, aşının ilk dozu yapıldıktan sonra gebe kaldıysa gebelik sonrası aşılanmaya sıfırdan başlanmalıdır. Oysaki iki doz aşı yapıldıktan sonra gebelik söz konusu olduysa üçüncü doz emzirme döneminde doğumdan sonraki 6. haftadan itibaren güvenle yapılabilir. Eğer kadının hamile olduğu bilinmeden aşı yapılmışsa gebeliğin sonlandırılması gerekmez. Zira HPV aşısı ve doğumsal özür artışı arasında herhangi bir ilişki görülmemiştir. Ayrıca HPV aşıları canlı veya ölü virüs içermediği için yan etki olarak HPV enfeksiyonu, HPV ilişkili kanser veya ölüme neden olamazlar. Ancak bazı kişilerde aşının uygulandığı yerde kızarıklık, ağrı ve şişlik gibi basit yan etkiler olabilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar