Paylaş:

Laparoskopi, halk arasında bilinen adıyla kapalı ameliyat ile karnın alt bölgesinde açılan 3 – 5 milimetrelik deliklerden içeri sokulan aletlerle jinekolojik ameliyatların neredeyse % 95’ini yapmak mümkün olmaktadır. Laparoskopi, genel anestezi uygulanarak yapılan bir uygula olup, ucunda kamera olan uzun ince bir aracın karın içerisine sokulması yoluyla organların görüntülenmesini temel alan bir ameliyat şeklidir. Laparoskopi, cerrahi bir yöntem olmasına rağmen halk arasında “kapalı ameliyat” ya da “kansız ameliyat” olarak bilinmektedir. Hastanın karın bölgesinde ortalama 3 küçük kesi gerektiren laparoskopi, diğer ameliyatlara göre daha düşük riskli bir yöntemdir. 

Ameliyatın laparoskopi adını alması, ameliyat sırasında kullanılan laparoskop adlı cihazdan alıyor. Laparoskopi işlemi genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesi prensibine dayanan bir uygulamadır. Laparoskop adlı cihaz, hastanın karın bölgesinden açılan küçük bir kesi içine yerleştirildikten sonra hareket ettirildikçe, var olan kamera yoluyla alınan görüntüler bir ekranda görüntülenebilmektedir. Bu şekilde doktor, hastayı açık ameliyat yapmadan sorunlu bölgeyi çok daha kolay bir şekilde tespit edebilmekte ve biyopsi örnekleri de alabilmektedir.

Laparoskopinin tarihi

Laparoskopi işlemi, 1980’li yılların ortalarına kadar genelde tanısal amaçlı uygulanmaktaydı. İlk laparoskopik cerrahi uygulama, 1987 yılında Fransız cerrah Philippe Mouret tarafından yapılan laparoskopik kolesistektomi idi. Ancak tıp dünyasında gelişen teknolojik gelişmelere paralel olarak laparoskopi, son yıllarda artan bir sıklıkta tedavi amaçlı uygulanmaya başlamıştır. Hatta bu gelişmeler ışığında ileriki dönemlerde jinekolojik ameliyatların neredeyse hepsinin laparoskopi ile yapılması öngörülüyor.

Tüm dünyada laparoskopi ameliyatları ilk olarak safra kesesi ve jinekoloji operasyonları için kullanılmaya başlanmış. Ancak günümüzde laparoskopinin kullanım alanları daha da genişlemiş safra kesesi ve jinekoloji operasyonlarının yanında bağırsak, karaciğer, pankreas, apandis, dalak, mide gibi diğer organların izlenmesinde de laparoskopi kullanılmaktadır.

Laparoskopik ameliyatlar nasıl yapılır?

Laparoskopi uygulaması, henüz geliştirilmeden önce cerrahlar hastalıkların tanı ve tespiti için karın bölgesinde 20 – 45 cm arasında kesi yapmak durumunda kalınmaktaydı. Uygulanmaya başlanan laparoskopi sayesinde karın bölgesine yapılan kesiler ortalama 1,5 cm kadardır. Hastanın göbek deliğinden içeriye sokulan bir iğne ile karın boşluğu CO2 (karbondioksit) gazı ile şişirilir. Daha sonra göbek deliğinin içinde 1 cm çapında bir kesi yapılarak, bu kesiden kateter adı verilen, içi boş bir boru karın içine sokulur. Bu kateter laparoskop adı verilen kamera, soğuk ışık kaynağı ve video sistemini içeren düzeneğin karın içine yerleştirilmesine olanak sağlar. Bu sayede işlemi yapan doktor, ameliyat bölgesini video monitöründe görebilir. Bu şekilde karın içine hızlıca bakılır ve ardından diğer ameliyat aletlerinin yerleştirileceği 1 cm çapında başka 2 veya 3 kesi yapılır. Bu kesilerden 0,5 cm çapında kataterler yerleştirilir ve bu kataterler jinekolojik ameliyatlarda 2 veya 3 tane olmak üzere kasık bölgesinde bulunur. Tüm bu aşamalardan sonra ameliyata başlanabilir.

Laparoskopi hangi adımlardan oluşur?

  • Öncelikle hasta genel anestezi ile uyutulur.
  • Göbek deliğinin alt kısmına ilk kesi yapılır ve buradan Veress iğnesi uygulanır. Veress iğnesi ile karna (batına) giriş yapılması işlemi cerrahlar tarafından altın standart olarak tanımlanmakta ve bu işlemin yapılması son derece bilgi, tecrübe ve dikkat gerektirmektedir. Batına CO2 gazının verilmesi için Veress iğnesi yapılması gerekir.
  • İğneden sonra karna CO2 (karbondioksit) gazı verilerek karın şişirilir. Gazın verilmesi sayesinde iç organlar çok daha net görüntülenebilir. Laparoskopi için karbondioksit gazının tercih edilme sebebi ise renksiz, kokusuz, ucuz olması, ancak yanıcı olmamasıdır. Bununla birlikte karbondioksit gazı kanda kolaylıkla eriyebildiği için ve vücuttan da hızlıca atılabildiği için kullanımı çok uygundur.
  • Karbondioksit gazıyla hastanın karnı şişirildikten sonra kameranın sokulması için, sivri ucu sayesinde karnın içine yerleştirilebilen bir tüp olan 10 mm’lik trokar uygulaması yapılır. Trokara kamera yerleştirildikten sonra ise karın içindeki organlar görüntülenmeye başlanır.
  • Laparoskopinin gerçekleştirilebilmesi için hastanın göbek deliğinin üst kısmından olacak şekilde sağdan ve soldan ortalama 5 mm kadar kesiler atılarak, buralara da yine ince trokarlar takılır. Bu trokarlar ameliyatta kullanılacak aletler için yerleştirilmektedir.
  • Laparoskopi sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildikten sonra kamera ve diğer tüm aletler karından çıkarılır.
  • Karında bulunan gaz boşaltılır ve yapılan kesilere dikişler atılarak dikişlerin üzeri bantlanarak kapatılır.

Laparoskopik ameliyat öncesi ve sonrasında hastayı neler beklemektedir?

Laparoskopi yapılacak hastalar genellikle ameliyat günü sabahı hastaneye kabul edilirler. Ameliyat öncesinde hastaya bir sakinleştirici verilir ve sonrasında genel anestezi yapılmak üzere ameliyathaneye alınır. Ameliyat öncesinde hastanın en az 6 saat yemek yememiş ve sıvı almamış olması gerekir. Yapılacak işleme göre laparoskopi, 1 – 2 saat sürebilir. Ameliyat sonrasında anestezi uzmanları hastaları genellikle tamamen uyanana kadar ameliyathanede gözetim altında tutmayı tercih ederler. Bu sebeple de ameliyat sonrasında hastanın ameliyathanede 1 saat kadar daha kalması söz konusu olabilir. Bunun ardından hasta, odasına çıkarılacaktır. Laparoskopinin ardından 4 – 6 saat sonra doktor, hastanın ayağa kalkmasına, hafif yemek yemesine izin verecektir. Laparoskopi işleminden sonra hasta genellikle hafif bir ağrı hisseder, sadece ertesi gün CO2 gazının diafragmayı rahatsız etmesine, hasar vermesine bağlı olarak hafif bir omuz ağrısı hissedilir. Ancak doktorun vereceği ağrı kesiciler bu ağrıyı kolayca geçirecektir. Eğer laparoskopi yapılan alan jinekolojik ise genellikle bir miktar vajinal kanama olur ve bu durum aslında çok normal ve beklenen bir durumdur. 

Hangi ameliyatlar laparoskopik olarak yapılabilir?

Laparoskopi yöntemi ile karın alt bölgesinde açılan 3 – 5 mm’lik deliklerden içeri sokulan aletler vasıtasıyla her türlü jinekolojik cerrahi girişim yapılabilir. Bu bağlamda yumurtalık kistleri, dış gebelikler, miyomlar, gebe kalabilirliği artıran tüp cerrahisi, endometriozis, rahmin alınması, kanser ameliyatları laparoskopik olarak kolayca tedavi edilebilir.

Laparoskopi, açık ameliyatlar kadar iyi sonuç verir mi?

Laparoskopi, son yıllarda pek çok alanda kullanılan bir ameliyat yöntemidir ve kesinlikle açık ameliyatlardan daha konforludur. Laparoskopinin deneyimli kişiler tarafından layıkıyla yapılması durumunda, karın açılarak yapılan ameliyatlar ile benzer sonuçlar alınabilmekte, hatta bazı açılardan daha başarılı olabilmesi de mümkün olmaktadır.

Laparoskopinin açık ameliyatlara göre avantajları nelerdir?

  • Hastanın görüntüsünde estetik açıdan geniş kesilerin bıraktığı büyük izlere göre çok küçük yara izleri olur ve bunlar da zamanla kaybolur.
  • Ameliyat sonrası hastanede yatış süresi kesinlikle daha kısadır. Hasta genellikle laparoskopiden 1 gün sonra taburcu edilirken, bazıları ise aynı gün taburcu edilebiliyor.
  • Enfeksiyon riski daha düşüktür.
  • Hastanın hissedeceği ağrı çok daha az olur.
  • Daha kısa sürede ve hızlı bir şekilde hasta normal yaşamına dönebilir.
  • HSG (İlaçlı rahim filmi) ve ultrason gibi diğer görüntüleme tekniklerine göre daha net ve kesin bilgi vermektedir. 
  • Kadın organlarından özellikle rahim, yumurtalık, fallop tüpleri, pelvis üzerinde uygulanır, çoğunlukla kısırlık tanı ve tedavisinde konforlu bir şekilde kullanılır.

Laparoskopinin riskleri nelerdir?

  • Kanama,
  • Enfeksiyon,
  • Karın içi organlarının hasar görmesi gibi riskler çok nadiren olsa da laparoskopi sonrasında söz konusu olabilir. 

Laparoskopi sonrasında; ateş, titreme, giderek şiddeti artan karın ağrısı, kesi yerlerinde kızarıklık, kanama ve şişkinlik, mide bulantısı ya da kusma, nefes darlığı, şiddetli öksürük, idrar yaparken zorlanma, baş dönmesi gibi sorunlar yaşanırsa acilen ameliyatı yapan doktora başvurmak gerekiyor.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar