Paylaş:

Üreme çağındaki çiftler herhangi bir doğum kontrolü yöntemi uygulamadan, yani korumasız cinsel ilişkiye girdiklerinde gebelik oluşma ihtimali bulunmaktadır. Genellikle 1 yıl süreyle korumasız düzenli ilişkiye girilmesine karşın gebelik elde edilemiyorsa kısırlıktan şüphe edilir. Özellikle de kadının yaşının 35’in üzerinde olduğu vakalarda 6 aylık bir korumasız cinsel ilişki sonrasında gebe kalınamaması durumunda daha fazla vakit kaybetmeden doktora başvurulması önerilir. Zira yaş ilerledikçe üreme yeteneği azaldığı için ileri yaşlarda vakit kaybetmemek önemlidir.

Kısırlık vakalarının yaklaşık % 30’unda erkekten, % 30’unda kadından ve geri kalan % 30’unda ise hem erkekten hem de kadından kaynaklanan bir üreme sorunundan bahsedilebilir. Kısırlıktan şüphe edilen çiftlerin yaklaşık % 10’unda ise yapılan birinci basamak testler ile gebeliğe engel teşkil eden herhangi bir sorun tespit edilememekte ve bu grup da “açıklanamayan kısırlık”, “sebebi belirlenemeyen kısırlık” olarak adlandırılmaktadır.

Kadında kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir?

Adet düzensizlikleri,
Yumurtlama düzensizlikleri,
Endometriozis (çikolata kisti),
Polikistik over (yumurtalıklarda çoklu kist oluşumu),
Erken menopoz,
Rahim kanallarının kapalı olması,
Üreme sistemine ait yapısal bozukluklar

Erkekte kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir?

Sperm hücrelerinin sayısının az olması,
Spermlerin hareketlerinin azlığı ya da tamamen hareketsiz olması,
Hücrelerin kümelenmeleri,
Sperm kanallarının tıkalı olması,
Testislerde yapısal bozukluklar

Kısırlık tanısı için gerekli olan tetkikler nelerdir?

En az 6 aydır düzenli aralıklarla korumasız cinsel ilişki yaşadığı halde gebelik elde edemediği için doktora başvuran çiftlere öncelikle ön görüşme, jinekolojik muayene ve ultrason muayenesi yapılır. Bu süreçte kısırlığa sebep olabilecek hormonsal yapı ile ilgili ipuçları araştırılır. Burada partnerlerin kilosu, kıllanma durumu, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroit bezi gibi pek çok göstergeye dayanarak saptama yapılabilir. Çiftin üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi desteği ile incelenir. Üreme organları ile ilgili enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir bölümü, rahimdeki miyom polip gibi oluşumlar ve rahim içi tabakasının, yani endometriumun özellikleri, yumurtalıkların yapısı, yumurtalık kistleri saptanabilir. Saptanan bu verilerle kısırlığa sebep olan etkenler belirlenir ve bunları ortadan kaldıracak önlemler alınır, bunlara uygun tedavi yaklaşımları uygulanır.

Kısırlık tespitinde kadına hangi hormon tetkikleri yapılır?

Kadınlarda FSH, LH, PRL, TSH, E2 hormonlarının değerleri üreme yeteneğini etkilemekte ve üreme yeteneği seviyesi hakkında da fikir vermektedir. Bu sebeple de kısırlık şüphesinde bu hormonların seviyelerine bakılması tanılayıcı olur.

Rahmin özelliklerini ve olası sorunları belirlemek için HSG yapılır!

Olası bir gebelik varlığında embriyo, rahim duvarına tutunacağı için rahmin, rahim ağzının, rahim içinin özellikleri ve burada var olan anomalilerin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu amaçla da HSG (ilaçlı rahim filmi) çekilmektedir. HSG’de; rahim ağzı bölgesine ilaç verilerek rahim boşluğu doldurulur, bu ilacın rahim boşluğundan tüplere geçip karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir. HSG tetkiki ile rahim kanallarının geçirgenliği ile ilgili bilgi edinilir ve rahim boşluğunun form bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının saptanması sağlanır.

Kadında tüplerin her ikisinin de tıkalı olması kesin bir kısırlık sebebidir ve tüp bebek tedavisinin uygulanmasını gerektirmektedir. Tüplerden bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebeliğin gerçekleşme basarisi azalır ve kısırlık olasılığı daha da artar. Böyle bir durumda aşılama uygulaması kadının yaşına, erkeğin sperm analizine göre incelenip gerektiği takdirde tüp bebek tedavisi uygulanabilir.

Kısırlık şüphesinde gerektiğinde kadına yapılabilecek tetkikler hangileridir?

Hidro-sonografi: Rahim içi dokusunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumların tespit edilmesi için yapılır.

Laparoskopi: Yumurtalık ve rahim tüplerinin yapısal bağlantılarının araştırılması, karın içindeki çikolata kisti odaklarının saptanması ve gerektiği takdirde bazı cerrahi girişimlerin açık ameliyata geçmeden uygulanabilmesi için uygulanabilir.

Histeroskopi: Rahim içini ilgilendiren bir sorundan şüphelenildiğinde ve cerrahi olarak problemin giderilmesi gerektiğinde uygulanan bir yöntemdir.

Kısırlık şüphesinde gerektiğinde erkeğe yapılabilecek tetkikler hangileridir?

Sperm tetkiki
Fiziki muayene
Erkekte hormon tetkikleri: FSH, LH, TESTOSTERON, FREE TESTOSTERON, PRL, TSH.

Kısırlık tedavisi nasıl yapılır?

Kısırlık sorunundan şüphe edilen bir çifte; bir tedavi uygulanmadan önce en önemli husus kısırlık sebebi ya da sebeplerinin doğru bir şekilde ortaya konması, daha sonra da bu sebepleri ortadan kaldıracak tedavinin uygun şekilde bir zamanda uygulanması gerekmektedir. Öncelikle kısırlık tedavi programı, aşama aşama çifte izah edilmeli, her zaman tam bir başarı sağlanamayacağı, tedavi ile sadece şansın artırılacağı bilinmelidir. Bununla birlikte kısırlık tedavisinin sabır gerektiren bir süreçtir.

Kısırlık tedavisinin temel unsurları nelerdir?

Kısırlığa sebep olan etkenler belirlenmeli,
Kısırlık etkenine yönelik uygun tedavi seçilmeli,
Tercih edilen tedavinin sonucunu görmek için en az 36 ay boyunca devam edilmelidir.
Tüp bebek tedavisine karar verildiyse tedavi süresi boyunca hekim, hasta, laboratuvar işbirliği güvenilir ve uyumlu bir hale getirilmeli,
Tüp bebek tedavisinin hiçbir zaman tam olarak çözüm sağlayamayacağı, ancak doğurganlık başarısını artırmaya yönelik olduğu çifte anlatılmalı,
Tedavide çiftin yaşı önemli bir etken olduğundan yaşa uygun yaklaşım sergilenmeli,
Tüp bebek tedavisi süresince ilaç kullanımı ve laboratuvar takipleri bakımından ölçülü ve çifte uygun yaklaşımlar sergilenmeli, gereksiz uygulamalardan kaçınılmalı,

Yukarıda sıralanan hususlar daha tedaviye başlamadan, en başta çifte uygun ve geniş şekilde anlatılmalı, açıklanmalıdır.

Tüp bebek tedavisi nedir?


Tüp bebek tedavisi,  kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışına alınması, laboratuvar ortamında döllenme gerçekleştirilmesi ve elde edilen en kaliteli embriyonun belirlenen dönemde anne adayının rahmine yerleştirilmesi işlemidir.

Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır?

Kısırlık tanısı konmuş çiftlere,
Tüplerin her ikisi tıkalı olan kadınlara,
Yumurtlama bozukluğu olan kadınlara,
Sperm kalitesi bozukluğu olan erkeklere,
Menisinde sperm bulunmayan erkeklere,
İmmunolojik bozukluk yaşayan çiftlere,
Servikal sorunların söz konusu olduğu kadınlara,
Cerrahi girişimlerle tüpleri alınan kadınlara,
Sperm veya yumurta miktarının yetersiz olduğu çiftlere,
Yumurtalıkta kısırlığa neden teşkil eden kistlerin olduğu kadınlara,
Hormon bozukluğu olan çiftlere,
Cinsel ilişki ile ilgili sorunlar yaşayan çiftlere,
Sperm hareketliliğinin az olduğu ya da hiç olmadığı erkeklere,
Sperm hücrelerinde şekil bozukluğu olan erkeklere,
Tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayan çiftlere,
Yaşı ileri olan kadınlara tüp bebek tedavisi yapılabilir.

Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen koşullar hangileridir?

Tedavi süresince cinsel ilişkiye dikkat edilmelidir. Bu bağlamda tüp bebek tedavisine başlanacağı günden 3 gün öncesinden itibaren ve tedavi sonrasında 10 gün süre içinde cinsel ilişkiye girilmemelidir.

Anne ve baba adaylarının bulunduğu ortam sağlıklı olmalı. Tüp bebek tedavisinin seyrini olumsuz şekilde etkileyecek olan çok sıcak ve sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Bu tür ortamlarda bulunmak hem baba adayının sperm hem de anne adayının yumurta hücrelerinin sağlığını riske atmaktadır.

Tüp bebek tedavisine başlamadan 3 ay öncesi itibariyle yoğun egzersiz programı uygulanmamalı, ancak vücudun hareketliliği tüm vücut sistemine olduğu gibi üreme sistemine de faydalıdır. Bu sebeple de düzenli olarak hafif egzersizler, yüzme ve yürüyüş yapılmalıdır.

Üreme sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması sağlıklı bir beslenme programıyla yakından ilişkilidir. Bu bakımdan tüp bebek tedavisinden önce doktorun önerisi olmadığı sürece anne ya da baba adayının diyet uygulaması önerilmez, hatta sakıncalıdır.

Tüp bebek tedavisine başlamadan yapılması gerekenler


Sigara içiliyorsa bırakılmalı,

Doktora da danışarak Folik asit içeren bir multivitamin almaya başlanmalı,

Düzenli bir uyku alışkanlığı oluşturulmalı, her gece 8 saat civarında uyumaya özen gösterilmeli,

Stres, tüm vücut sistemlerini olduğu gibi üreme sisteminin fonksiyonlarını da olumsuz etkilediği için stresten uzak bir hayat ortamı oluşturulmaya çalışılmalı,

Üreme sistemi ve tüp bebek tedavisi için çok faydalı olduğu kanıtlanmış belirli bir diyetin yoktur, ancak protein bakımından zengin bir beslenme programının yararı olduğu bilindiği için beslenmede proteine ağırlık verilmeli,

Uygulanacak olan tedavi protokolüne bağlı olarak adet döneminin 20 -21. günlerinde yumurtalıkları baskılamak amacı ile bazı ilaçların kullanılması gerekebilir. Bu süreçte doktorun önerdiği ilaçlar, önerilen aralıklarla ve dozda alınmalı,

Eğer doktor gerekli gördüyse, tüp bebek tedavisi öncesinde doğum kontrol hapları veya estrojen (Estrofem) gibi ilaçlar kullanılmalı,

Her tüp bebek tedavisi öncesinde yapılması gereken laboratuvar testleri tamamlanmalı; hormonlar, Hepatit B ve C taraması, HIV, Rubella IgG, kan sayımı, kan grupları tayini gibi testler eksiksiz yapılmalıdır.

Tüp bebek tedavisinde hangi protokoller uygulanır?

Kısa protokol

Kısa ve klasik tüp bebek protokolünde GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanır tedavi sonuna kadar, yani çatlatma iğnesinin yapıldığı güne kadar devam edilir. Ayrıca adet kanamasının 3. gününden başlayarak tedaviye hMG ya da FSH eklenerek devam edilir.

Ultrakısa protokol

En kısa protokolde adet kanamasının ilk günü GnRHa’ya başlanır ve bu 3 gün verildikten sonra bırakılır. Tedaviye hMG’ya da FSH ile devam edilir. Burada amaç sadece flare-up etkiden yararlanmaktır.

Mikrodoz kısa protokol

Bu da kısa bir protokol olmasına rağmen bunun diğer kısa protokollerden temel farkı, kullanılan GnRh dozunun çok düşük olmasıdır. Bu amaçla eczaneden alınan ilaç tüp bebek merkezinde sulandırılır ve dozu da düşürülerek verilir. Özellikle son yıllarda yumurtalıkları zayıf olan kadınlara bu protokol uygulanmaktadır.

Uzun protokol

Bu uzun protokol tüm dünyada tüp bebek tedavilerinde en sık olarak tercih edilen KOH protokolüdür. Hastaya GnRHa uygulamasına bir önceki adet döneminin 21. günü başlanır. Bunu takip eden adet kanamasının 3. gününde yapılacak bir kan testi ile baskılanmanın olup olmadığı kontrol edilir. Eğer kandaki östrojen düzeyi azalmışsa baskılanma sağlanmış demektir ve bu durumda hMG ya da FSH ile uyarı tedavisine başlanır. Ancak bu aşamada GnRHa uygulaması bırakılmaz, çatlatma iğnesi yapılana kadar GnRH ve hMG ya da FSH bir arada kullanılır.

GnRh Antagonistleri

Adet kanamasının 2. veya 3. günü doğrudan hMG, FSH veya rekombinant ilacın kullanımına başlanır. GnRh antagonisti alımına, yüksek dozda tedavi başlangıcında veya yumurtalar 14 – 15 mm boyutuna eriştiği zaman günlük olarak başlanır. Burada kullanılacak olan ilacın miktarı hastanın yaşına ve yumurtalıkların vereceği cevaba göre değişiklik göstermektedir. Şöyle ki gnç hastalarda günde 3 ampul genelde yeterli olurken, ileri yaşlı ya da yumurtalıklarının durumu iyi olmayan hastalarda günde 6 ya da 8 ampul gerekli olabiliyor. Bunun kararını tedaviyi yürüten doktor ve ekip verecektir.

Aşama aşama tüp bebek tedavisi

Ön görüşme aşaması

Tüp Bebek tedavisinin ilk aşaması hekimin tüp bebek uygulanacak olan çiftle ön görüşme yapması ile başlar. Kısırlık sorunu yaşayan çift ilk görüşme için doktora başvurduğunda hem kadına hem erkeğe ait üreme öyküsü dinlenerek bu hikaye kayıt altına alınır. Daha önceden yapılmış olan testler, kontrol edilmiş olan rahim filmi, operasyon epikrizleri detaylı bir şekilde incelenir. Bunlardan elde edilen verilerle varılan karar ve uygulanan jinekolojik ve ürolojik muayeneler neticesinde çiftin ihtiyaç duyduğu tüp bebek tedavisi protokolüne karar verilir. Bu sayede tedavi planlaması yapılır. Kadının muayenesinin ardından tedavi öncesi yapılması gereken bir cerrahi girişime ihtiyaç olup olmadığı incelenir. Bazı durumlarda rahmin doğumsal anatomik sorunları ya da miyom, polip, yapışıklık sebebiyle Histeroskopi olarak adlandırılan teknikle cerrahi girişime ihtiyaç duyulabilmektedir. Zira tüp bebek tedavisinde elde edilen embriyo rahme yerleştirileceği için rahim içinin genel durumu gebeliğe elverişli hale getirilmelidir. Bazı vakalarda da tüplerdeki enfeksiyon ve sıvı toplanması (Hidrosalpneks) ya da rahim dışına doğru büyüme gösteren miyomlar gibi sorunlar sebebiyle laparoskopik cerrahi girişimi yapmak gerekebiliyor. Burada uygulanacak olan tüp bebek tedavisinin protokolüne karar verilmesinde kadının yaş faktörü, yumurta kapasitesi, geçirdiği cerrahi girişimler, çikolata kistlerinin varlığı, hormon düzeyleri ve daha önce uygulanmış olan tüp bebek tedavisi protokolleri gibi kadına dair neredeyse her bir husus önem taşımakta, etkili olmaktadır.

Yumurta geliştirme (ovülasyon indüksiyonu) aşaması

Tüp bebek tedavisine kural olarak adet döneminin ikinci ya da üçüncü gününde başlanmaktadır. Bu evrede hastaya jinekolojik muayene yapılır ve hastanın yumurta kapasitesi yeniden incelenir. Yumurtalık içinde fonksiyonel bir kist olup olmadığı ya da rahim içinde yer alan bir kitle olup olmadığı kontrol edilir. Eğer olumsuz bir durum söz konusu değilse tedaviye başlamaya karar verilir. Hastanın yumurtalıklarında yumurta geliştirmek için Folkül Geliştirici Hormon yani FSH olarak adlandırılan ilaçlar iğne şeklinde uygulanmaya başlanır. Tüp bebek tedavisinde uygulanacak olan ilacın dozu kadının vücut kitle indeksi (BMI), yumurta haznesi, yaşı ve mevcutsa daha önceki tedavilerinde uygulanan dozlar gibi faktörlerin hepsi değerlendirilerek ayarlanmaktadır. Bu aşamada yapılan iğneler “insülin enjektörü” olarak da bilinen küçük iğnelerdir ve nasıl uygulanacağı konusunda hastaya tüp bebek hemşiresi tarafından bilgi verilir. Bu iğne genellikle göbek çevresinden ya da koldan yapılmaktadır.

Verilen iğnelerini enjekte etmeye başlayan hasta bundan 3 – 4 gün sonra kontrole giderek iğnenin etkisiyle yumurtadaki gelişim durumu takip edilir. Kullanılmasına karar verilen ilaçlar uygulanarak hasta 5 – 8 günlük süreç içerisinde birkaç defa daha kontrol ve takip edilir. Bu süreçte yumurtalardan en az üç tanesi 17 mm çapa ulaştığında iğne tedavisi bırakılır ve yumurtaların olgunlaşması için son olarak verilen çatlatma iğnesi belirli bir saatte yapılır.

Çatlatma iğnesinin yapıldığı saat çok önemlidir. Çünkü yumurta toplama işlemi bu iğne uygulandıktan 35 – 36 saat sonra yapılmalıdır. Bu bağlamda iğne yanlış saatte uygulandığı takdirde yumurtalar çatlayabilir ya da daha olgunlaşmadan toplanabilir. Bu sebeple iğnenin hastaya söylenen saatte uygulanması tedavinin başarısı açısından hayati önem taşımaktadır.

İşte bu son iğneyle yumurta geliştirme aşaması da tamamlanmış olur. Genellikle adet döneminin başından itibaren sayıldığında 10 – 12 gün içerisinde tamamlanan bu süreç kaliteli yumurta edilmesi için çok önemli bir zaman dilimidir. Bu dönemde hasta, doktorunun bilgisi olmadan ilaç kullanmamalı, röntgen filmi çektirmemeli, her şeye dikkat etmelidir. Özellikle de alkol ve sigara kullanmamalı, stres, tedaviyi fizyolojik ve psikolojik olarak zorlaştırabildiği için hasta stresli ortamlarda bulunmamalıdır.

Yumurta toplama aşaması

3. aşama olan yumurtaların toplanması aşamasında, olgunlaşma iğnesiyle geliştirilen yumurtaların toplanma işlemi; OPU yani Oosit Pick Up işlemi genel anestezi altında yapılır. Yaklaşık olarak 15 dakika süren bu işlemin ardından hasta ortalama 2 saat süreli olarak hastanede dinlenir ve sonra evine gidebilir. OPU, yani Oosit Pick Up işlemi transvajinal ultrason eşliğinde yapılmaktadır. Vajinal ultrason probuna takılan uzun bir iğne ile yumurtalıklara ulaşılır. Burada bulunan tüm yumurtalara tek tek girilerek içindeki sıvı dışarıya çıkarılır. Bu şekilde toplanan yumurta sıvısı embriyolog tarafından mikroskopla incelenir ve yumurta hücresi bu sıvı içinden alınır. Toplanan yumurtalar, belli bir süre inkübatörde bekletilir. Bu arada aynı anda erkekten mastürbasyon tekniğiyle sperm hücresi örneği alınır. Azospermi, yani menide hiç sperm bulunmama sorunu olan erkeklerde MIKRO TESE olarak adlandırılan cerrahi girişimle sperm elde edilir. Bu şekilde sperm bulunduğu zaman kadından yumurta toplanır, sperm bulunamazsa yumurta toplama işlemi de yapılmaz.

Mikroenjeksiyon (ICSI) işlemi aşaması


Klasik tüp bebek tedavilerinde kadından ve erkekten alınan üreme hücreleri bir araya getirilerek kendilerinin döllenmeyi gerçekleştirmesi beklenir. Döllenmenin daha kolay ve garanti olması içinse gereken vakalarda saç kılı kadar ince bir iğne vasıtasıyla özel bir mikroskop altında sperm yumurta içine yerleştirilir ve bu işleme mikroenjeksiyon adı verilir. OPU işlemiyle toplanan yumurtalar eğer M2 denen olgunlaşma seviyesine gelmişse, mikroenjeksiyon sonrası embriyoya dönüşürler. Burada kullanılan mikroskop, sperm tercihini kolaylaştırmak ve daha kaliteli spermin seçilebilmesi amacıyla değişik konfigürasyonda olabilir.

Mikroenjeksiyon işleminde kullanılan yumurtalar kaliteli ve yeterince gelişmişse yaklaşık % 80 oranında döllenme gerçekleşir. Döllenmenin olup olmadığını anlamak için mikroenjeksiyon işleminden 17 saat sonra kontrol edilir. Bu kontrolde 2PN adı verilen yapının görülmesi döllenmenin olduğunu kanıtlar. Döllenen embriyolar inkübatör adı verilen karbondiyoksit, oksijen, azot, ısı ve nem gibi birçok değişkenin sürekli kontrol edildiği özel bir sistemin içinde takip edilir. Embriyo gelişiminde bölünme, hücre sayısı ve hücrelerin birbirine eşitliği incelenir. Elde edilen embriyoların sayısına göre embriyo gelişiminin 2. gününden 5. gününe kadar olan dönemde transfer işleminin yapılacağı güne karar verilir.

Embriyo transferi aşaması


Laboratuvar ortamında oluşturulan embriyoların rahim içine konması işlemine embriyo transferi denir. Eğer elde edilen embriyo sayısı eğer az ise genellikle 3. gün transferi yapılırken, embriyo sayısı yeterliyse 5. güne ulaşan embriyoları saptayabilmek için 5. gün transferi tercih edilir ve bunlar blastokist olarak adlandırılır. Blastokistlerle gebeliğin gerçekleşme potansiyeli daha yüksektir. Embriyo transferi işlemi karından yapılan ultrasonografi ile birlikte gerçekleşir. Jinekolojik muayene pozisyonundaki anne adayının rahim ağzının görülebilmesi için vajinaya bir spekulum yerleştirilir, ardından bir katater yardımıyla embriyolar, rahim ağzından embriyolar rahim içine verilerek işlem sonlanır. Embriyo transferi işlemi genellikle herhangi bir ağrı hissine sebep olmaz.

Luteal faz (gebeliğe destek olan tedavi dönemi) aşaması

Embriyo transferi aşamasında transfer edilen embriyoların tutunmasını kolaylaştırmak için hastaya ilaçlar verilir. Bu ilaçların en önemlisi de progesteron hormonu içerenlerdir. Burada genellikle progesteron hormonu vajinal jel olarak uygulanmaktadır. Progesteron dışında östrojen hormonu ve bazı özel durumlarda da kan sulandırıcı iğneler kullanılabilir. Bu luteal faz dönemi 12 gün devam eder. Embriyo transfer işleminden 12 gün sonraki güne denk günde kanda gebelik tahlili yapılarak gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediği belli olur.

Paylaş:
Yorumlar
  • Nalan :

    06 Şubat 2017

    Merhaba iyi akşamlar hocam daha önce sizde muayene oldum fakat sorum tüp bebekle
    alakalı değil vajinal bölgemde akıntı ve kötü koku oluşuyor regl dönemim yaklaşırken ve biterken bu beni aşırı derecede rahatsız ediyor bunun için ne yapmam lazım daha önce böyle bir sorun yaşamadım son 2 Aydır böyle tedavisi var mı ne önerirsiniz

     Cevapla
    • Bülent Tıraş :

      06 Şubat 2017

      Merhaba,
      Öncelikle geçmiş olsun. Antibiyotik kullanımı, doğum kontrol hapları, cinsel birliktelik, şeker hastalığı, immun sistem bozuklukları, bazı cilt hastalıkları, yanlış hijyen davranışları, yanlış çamaşır tercihleri, aşırı kilolu olmak genital bölgede enfeksiyona neden olabilmektedir. Kadınlarda görülen her vajinal akıntı tedavi gerektirmez. Adetin hemen öncesinde de akıntıda hafif bir artış olması normaldir. Adet dönemine yaklaştıkça bazen vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir. Yapılan jinekolojik muayenenize göre akıntınızın tedavi edilmesi gerekiyor ise hekiminiz tarafından tedaviniz planlanacaktır.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

       Cevapla
  • serpil güney :

    20 Şubat 2017

    Merhabalar bizde açiklanamayan kisirlik var 1.5 senedir ilac tedavisi 1. Asilama düşükle sonuclandi 2. Asilama tutmadi. Psikolojik olarak cok yiprandik.bu surecten sonra ne önerirsiniz doktorumuz duruma göre 3. Asilama veya tup bebege karar verecekmis fakat bir sorun yokken toplam 1.5 senelik bir hikayede bu yasanilanlar… Degerli yorumlarinizi bekliyoruz. Şimdiden tesekkur ederiz

     Cevapla
  • Avni can :

    25 Kasım 2017

    Canli hucre yok cocuk sahi olunur mu

     Cevapla
  • özlem özçelik :

    14 Aralık 2017

    merhaba hocam ..ben over yetersizliğinden dolayı tüp bebek olacak onumunzdeki ay başlıyorum tek yumurta ile bana % 1 ile 5 oran verildi..oda doğurmuş halim ams değerim düşük 031 ama diğer testlerime iyi dedi 4 yıllık evliyim…ve gata hastanesinde yaptırıcam

     Cevapla
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar