Paylaş:

 

18. yüzyılda Daha sonra Ekstrauterin gebeliklerin kaldırmak için başarılı başarılı birkaç kez karın boşluğuna açılış yapıldı fa- kat anestezi ve antisepsi / asepsi gelişine kadar rutin haline gelmedi. Ephraim McDowell (1771–1830) (Şekil 1.1) Jane Todd Crawford isimli hastasına 1809 yılında tedavi için herhangi bir güvence olmadan ve anestezi almadan bir denenmemiş ameliyat için, Danville, Kentucky’de doktorunun evine 60 mil uzaktan gelen hastasına büyük bir yumurtalık kistinin başarılı kaldırılması ile cerrahi tarihine geçti. McDowell genellikle taşra hekim şekilde ifade edilse de, o aslında iyi yetişmiş bir cerrahtır. Edinburg eğitimi muhtemelen ona tanıda güven verdi ve acımasızca büyüyen bir tümorden dolayı ölen hastasını yüzleşmesi yerine cerrahi tedavi girişimi tercih etti. İskoçya’da yaptığı çalışma turnesi sırasında, önceki yüzyılda muhtemelen bunu popüler cerrahi öğretmen John Hunter’ın ‘kadınların hayvanlar gibi kısırlaştırılabileceğini inandığı bir operasyon önerdiğini duydu.

McDowell davasının dramı en iyi kendisi cerrah sözleriyle tarif edilir:

“Aralık 1809 yılında, kendisi birkaç hamile zanneden bir bayan Crawford’u görmek için çağrıldım, O doğum sancılarının benzer ağrılar ile etkilenmiş ve hiçbir çözüm bulamamıştı. En kuvvetli olan tahmin ise hamileliğin son dönemlerinde olmasıydı ve onun vakasına konsulte eden iki doktor benden doğum için yardım istedi. Karın önemli ölçüde genişti ve gebeliğe benzer bir görünüm vardı, aslında tumor eğimi tek taraflı idi diğer taraftan kolay bir kaldırma girişi mevcuttu. Fizik muayenede vajinal yolla, uterus içinde hiçbirşey bulamadım; büyümüş bir ovaryum sonucu çıkarttım. Bundan önce bu kadar büyük bir çıktığını görmedim, çıkarılma girişiminide duymadım veya buna ait herhangi bir operasyon bunun gerektiği gibi, mutsuz bir kadına tehlikeli bir durum bilgisi verdim. Kadın Danvil’e gelirse ona söz verdiğim gibi benim bu deneyime istekli göründü. Yeğenim ve meslektaşım James McDowell, M. D. yardımıyla, ben aşağıdaki gibi operasyona başladım: ‘Sıradan yükseklikte bir masanın üzerine onu yerleştirirken sırtında ve herhangi bir şekilde çalışmasını önleyebilecek tüm giysileri kaldırıldı, ben sol tarafta, musculus rektus abdominis üç inç yanından bir kesi yaptım, 9 inch uzunluğunda devam ettim, yukarıda bahsedilen kasın fiberlerine parallel, abdominal kaviteye uzayacak şekilde, yan tarafları bir miktar kontuze olmuş, kalan tumoru eğerin boynuzundan yolculuğa attık. Tümör daha sonra tam görünümde ortaya çıktı fakat öyle büyüktü ki tüm olarak alamadık.

Uterusun yanında fallopian tüpten kuvvetli bir düğüm attık; biz daha sonra ovaryum ve büyüyen fallopian tüpün fibröz olan kesimi olan tümoru kestik ve içini açtık. 15 pound kirli, jelatinöz benzeri madde çıkardık. Fallopian tüpü kestikten sonra ve keseyi çıkardıktan sonra 7 buçuk pound ağırlığındaydı. Dışa açılım yapılınca barsaklar masanın üzerine açıldı; ve ab- domen tümorle tam olarak dolmuştuki, operasyonda tekrar yerine yerleştirilemedi ve bitmesi 25 dakika sürdü. Biz kadını kanın kaybı olmasın diye sol tarafına yatırdık Ve sonra dış açıklığı atlayan suture ile kapattık, insizyonun altında fallop tüpünü saran bir sütür ile ka- pattık. Parçaları temasta tutmak için her iki sütür arasına yapışkan alçı koyduk bu insizyonun iyileşmesini hızlandıracaktı. Daha sonra her zamanki giysileri giydirip hastayı yatağına aldık ve antifilojisitk rejim ile sıkı bir takibe aldık. Beş gün boyunca hergün vizit yaptım ve çok şaşkınlıkla hastanın kendi yatağını düzelttiğini gördüm. Hastaya gelecek için dikkatli olamsı gerkenleri söyledim ve yirmi beş günde hasta geldiği sağlıklı bir şekilde gibi evine döndü şu an da hastanın halen o zevki devam ediyor. ’

McDowll’in hastası cerrahiden sonra uzun yaşadı. Bu başarısını 1816 yılına kadar yayınlamadı, bu zamana kadar da birçok ooferektomi yaptı. McDowell bazen erken mobilizasyonun öncüsü olarak onun farkında olmadığı bu vakadaki gibi atıflanır. Eğer sağlam hastası bu kadar iyi toparlamasaydı, Onun başarısızlığı kesinlikle böyle kapsamlı cerrahi sonrası çok erken yatağından kalkması suçlanacaktı. McDowell de bu Noel günü operasyonun yoğun bir dramdan söz etmedi. Danville ahalisinin planını duysaydı onlar kızarlardı. Onlar evinin önünde gergin bir grup toplanıp ağaca bağlanan bir iple deneyi başarısız olduğu ispatlanırsa onu linç edebilirdi. McDowell kesinlikle doğru öncülük yapısına sahiptir.

T. G. Thomas, Kadın Hastalıkları ve Doğum yaptığı 1876 yüzyıllık incelemede, o 1843 yılında Springfield’lı Alexandr Dunlap’ın, Ohio, ilk yumurtalık operasyonu yaptı iddia etti. Dunlap bu vakayı bir tıp dergisine yolladığını söyledi fakat onlar tekrar geri gönderip böyle gereksiz bir operasyon yayınlamayacaklarını belirttiler.

1876 tarafından, Thomas şöyle yazdı, ‘Tahmin edilen bu iyi ameliyatların miktarları insanlığı ihsan etmiştir.’ Dünyadaki her uygar ülkesinde bugün uygulanan, istatistiklerin yüzde yetmiş ile yetmiş beş geri kazanımları ve günlük çeşitli aşamalarda geliştirililen, yüzyılın en büyük cerrahi zafer biri olarak kabul edilebilir. ’

19. yüzyılın ortalarında yıllarda, Güney’de çalışan başka bir Amerikalı cerrah, bir dizi jinekolojik ameliyat sevdirmek nedeniyle başka bir dizi öncü kahramanlarla sevdirmek için yardım

ŞEKİL 1.1

ephraim_mcdowell

Ephraim McDowell (1771–1830).İlk batın cerrahlarından.

etti. James Marion Sims (1813-1883) (Şekil 1.2)ölümünden sonra yayınlanan ‘Hayatımın Hikayesi’ isimli onun çok okunan otobiyografisinde olan Vezikovajinal fistül onarmak için başarılı bir teknikle yaptığı gelişiminin dramatik hikayesini anlattı. Birçok genç kadın köle kadınlardaki fistüllerin kalıcı bir kapanışını elde etmek yapmış olduğu birçok girişimi anlattı. The Sims 1845 yılında deneylere başladı ve 4 yıl boyunca devam etti. Bu anestezi ve antiseptik öncesi günlerde, Sims çarpıcı sonuçlar üretti. Pelvik cerrahide hiçbir deneyimi yoktu ve sevmediğini ısrar ediyordu. Pelvik rahtasızlığı olanlara geri çevirmeyi huy edinmiş, Alabama yakınlarındaki doktorlara refere ediyordu. Birçok arkadaşaları travmatik doğum yapan vezikovajinal fistül sahip olan köle satın almıştı. Bu yaralar tedavi edilemez kabul edildi ve genç kadınların ev işlerini yapmaları zorlaştırırdı. Arkadaşının bu tür köle kadını için birtakım girişimlerinden sonra Sims birkaç kadınla Sims birkaç kadınla başlayıp 4 yıl süre boyunca onları tekrarlayan ameliyatlara aldı.

Sims’in bir başarısızlıkları sadece başarısının artmasındaki dirayete sebep oldu. Ameliyatlardaki asiste eden arkadaşaları ilk önce terk etti ve arkadaşları ısrarına göre, umutsuz bir çaba için bundan vazgeçmesini istediler. Diğer köle olan hastalarını kendisine yardım etmek için eğitti ve 29. Ameliyatında sonunda başarılı oldu. 1852 yılındaki çalışmasında, Sims 1839 ile 1849 yılları arasındaki diğer başarılı Amerikan Cerrahları arasında atıf aldı. Şunun orjinalliği için iddia etti:

‘Birinci. Vajinanın tamamen eksplore edilmesi metodun bulunuşu. İkinci, ipek sütürler gibi dokuda sınırsız sürede kalan dokuyu kesmeden yeni sütür aleti. Ve üçüncü tedavi sırasında hastanın konforlu bir şekilde giyinmesi ile kendinden tespit edilen kateterin buluşu. ‘

Yeni sütür aparatında gümüş tel kullanıldı. Bu vesicovagi-nalfistulas başarılı onarım için gerekli atılım sağladı. Sims diğer birçok ameliyatında gümüşü kullandı. 1857 yılında New York Tıp Akademisi 10. yıldönümü konferansında Sims izleyicilere gümüş sütür kullanmanın 19. Yüzyıl için en büyük başarılarından birisi olduğunu açıkladı. Sims vezikovajinal fistüllerin kesin ve başarılı kürlerinin gelişimini hem yazdı ve sözel olarak sıkça bahsetti fakat Kasım 1857’de Yıldönümü adresinde 12 yıl boyun- ca kullandığı gümüş sütürlerini anlattığı kadar daha fazla açıkça bahsetmedi. Seyirciler akademinin eski yöneticilerinden oluşu- yordu ve Kadın Hastanesinin ayrıcalıklı arkadaşlarını içeriyordu. 4 yıl verimsiz yıl boyunca, Sims 21 Haziran 1849’da gün ışığını yakaladı. O günden itibaren iddia ettiğine göre cerrahi çalışmala- rında diğer başka hiçbir sütür kullanmamıştı.

Sims’in ilk hastaları—Montgomery, Alabama köle kadınlar ve Newyork’taki Kadın Hastanesinde çoğunlukta olan İrlandalı fakir hizmetçi kızlar eşit olarak savunmasızdılar bunun içindirki hakkında yakın tarihli tarihçiler Sims ve arkadaşlarına kritik gözle bakarlar. Anestezi ve Antiseptik tekniklerin rutin olarak kullanılmasıyla, bu tür cerrahiler rutin oldu. Endikasyonlarla overlerin alınması ve vezikovajinal fistüllerin onarımı bugün bildiğimiz operatif jinekolojinin başlangıcı oldu. Bu hikâye tabiî ki tamamen Amerikalı değildir. İngiltere, Fransa ve Almanyanın katkıları önemliydi ve Obstetri ve Jinekoloji tıp tarihinde her yerde bulunabiliyordu. 1876’da, Sims Amerikan Tıp Cemiyetinin başkanı oldu, ve aynı yıllarda kendisiyle diğerleri Amerikan Jinekoloji Derneğini kurdular.

1846 sonrasında etkin ve nispeten güvenli anestezi gelişiminde bile cerrahlar operasyon sayısını artırması birkaç on yılı aldı. Yüzyılın ortasında ve 1860’larda sivil savaşta, cerrahi kazalarda olan amputasyonlarla sınırlıydı; herni onarımı, herni kesesinde barsakların inkarsere olduğu zaman yapılıyordu; böylece yaşam tehdidi, büyük damar anevrizmlarında büyük damar ligasyonları ve mesane taşlarında sistomi gibi. Bu nedenle, Sims, 1840’larda faaliyet gösteren, gerçekten bir öncü oldu.

Yüzyılın ortalarında jinekolojik cerrahide öncüler aynı zamanda Lancaster kardeşlerdi, Pensilvanyada. Onlar zaten 1860larda İngilterede yapılan ooferektomiyi tekrardan keşfettiler ve fibroid tumörlü olan uterustan myomektomi yapan erken dönem liderlerdi.

Anlamsal ilgi olarak over cerrhaisinde terminolojideki değişiklik oldu. Ovaryotomi overin tamamen çıkarılması için tanımlanıyordu ve gerçekte ilk olarak 1850’lerde James Simpson ve İngiliz jinekologlar tarafından kullanıldı. Ovaryotomi kistik tümörü çıkarmak için overi kesmek anlamına geliyordu. 1970’lerde Jinekologlar mesela NewYork’lu Edmund Peaslee, kitabında over tümörlerinde, ooferektomi kesin ve net olarak overin çıkarılması anlamına geldiğinden bahsediyordu.

John Light Atlee (1799–1885) 65 yıl boyunca aktif olarak tıp alanında çalıştı, bu zamanda 2000’den fazla ameliyat ve 3200 adet doğuma katıldı. John Atlee 1843 ve 1883 yılları arasında 78 over cerrahisi, bunu 64’ iyileşen ve sadece 14 ölü olan cerrahi yapmıştır. Thus, he validated McDowell’s workof the early part of the 19th century. Böylece o 19. Yüzyılın erken dönemlerindeki McDowell’ın işlerini onayladı. Atlee’nin genç kardeşi, Washington Lemuel Atlee (1808-1878) (Şekil 1.3) bazı over vakarlında bulundu fakat uterin leiomyomata’nın ilk başarılı olarak tedavi edilen kişi olmasıyla ayrı bir yerde tutulurdu.

Attlee kardeşler nispeten muhafazakâr jinekolojik cerrahlardı. Bu onların diğer cerrahlara cerrahiyi yaparken güveni artırıcı veren dikkatli yaklaşımları idi. Böylece, onlar operatif jinekoloji’nin erken dönemlerinde gelecek kuşaklara gelişimini sağlayan önemli rol oynamışlardır. Ovariotomy, jinekolojik prosedürler en tartışmalı, aynı zamanda bir cerrahi uzmanlık alanının anahtarı oldu. Gerçekten de, bazı jinekologlar yumurtalık kistleri ve tümörleri nin cerrahisi 19. yüzyılın son on yılda tüm abdominal cerrahi için zemin hazırladığı iddia etmişlerdir.

ŞEKİL 1.2

james_marion_sims

James Marion Sims (1813-1883).

 

ŞEKİL 1.3 
dr-john-light-atlee_550x800

Washington Lemuel Atlee (1808–1878).

6 Kısım I Jinekolojik Cerrahi Uygulamalarını Etkileyen Genel Konular

1880’lerde jinekoloji uzmanlığı veya kadın bilimi, bazı tarihçilerin dediğine göre, medikal doğumun bazı alt grubu olarak yerleme yolunda iyi yol alıyorlardı. Ornella Moscucci Britanyadaki jinekoloji tarihi perspektifinde, Birmingham, Lawson Tait ünlü cerrah Kadın ve Abdominal Hastalıklar isimli 1889 tarihli kitabında şunu söyledi:

‘Kadınların büyük fonksiyonlu yaşamı uzmanları erkeklerin ve obstetrisyenlerin yıllar boyunca konusu olmuşlardır. Onun özel organındaki yan ilişkileri ve fiziğinin özellikli gereksinimleri nedeniyle özellikli bir uzmana ihtiyaç olmuştur, Jinekolog’

Bu cerrahi işlemlerin gelişen düzenekleri büyüleyici bir tarihi vardır, 1809’da bir yılbaşı gününde ilk ovaritomi’nin bir cerrahın evinin masasında yapılmasıdan; NewYork, Philadelphia, ve Baltimore’daki erken Kadın Hastanelerindeki cerrahi odalar, daha yakın tarihte güvenilir, sıhhi ve akredite güvenlilir çevrede ofis ağırlıklı jinekolojik cerrahinin erken dönemdeki bu bölümün yazarının 20 yıl önce geliştiren bu mekanların sayılır.

 

ŞEKİL 1.4

jack-rodney-robertson

Jack Rodney Robertson (1917–)

Operatif jinekoloji aynı zamanda paradoks olarak dalgalı ve ilginç bir şekilde gelişti. 19. Yüzyılda operatif jinekoloji açlımıyla bearber, urojinekolojik prosedürler ile yükselen jinekoloji cerrahi disiplinin tanını ve ayırt edilmesiyle vezikovajinal fistüllerin tedavisi gelişmiştir. Bu fistüller doğum komplikasyonları olarak devam etti ve uzayan doğum eylemeleri intrapartum fetal ölüm ile fetopelvik uygunsuzluk ve distozi sebeiyle sonucunda olan postpatum nekroz ve vajinal mesane doku yıkımı sebebiyle modern operatif obstetrinin gelişiminden önce ortaya çıktı. Zaman geçtikçe operatif ürojinekoloji, 50 yıl boyunca 20. Yüzyılda uzak düşen cerrahi jinekolojinin Dr. Jack Robertson ile 35 yıldan öncesinde operatif jinekolojiye entegre edilmesiyle tanımlandı (Şekil 1.4). Dr Robertson operatif jinekoloji içine ürojinekoloji yeniden entegre çabalarında birçok cephede önemli bir direnç ile karşılaşmasına rağmen, teknolojinin ötesindeki ana teması onun çabalarını haklı çıkardı ve tartışmalardaki kalıcılık onun tekrarlarıydı ve Drs. J. MarionSims and Howard Kelly’nin sırasıyla vezikovajinal fistül onarımı ve hava sistoskopisinindeki tekniklerin gelişim tarihi onların kalıcı vurgulamarıyla oldu.

19. YÜZYILDA HASTA OLARAK KADINLAR

Kadın hastalıklarındaki büyüyen ilgi 19. Yüzyıldan çok uzun zaman önce başlamıştı. Rönesans’ta örneğin, Gynecia başlıklı yazarı Caspar Wolf (1532–1601 olan büyük bir ansiklopedik bir yayın ve sonraları buna benzer koleksiyonlar antik çağdan itibaren yazılıyordu. Bu tür metinlerin salt varlığı hâlbuki doğumla ilgili olan hariç kadınların tedavisi için çok fazla ilgi çekmiyordu. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonraki kadın hastalıklarının tedavisindeki herhangi bir tartışma kadının toplumdaki rolünün yorumlardaki çeşitliliğine dikkate alınıp ve hem profesyonel hem de kadın sağlığı görüşlerini yansıtıyordu. Kendi zamanında tarihsel değerlendirmeler kadın sağlığı konularında ilgiyi sürdürmek için katkıda bulunmuştur. Bugünün tartışmaları en iyi tarihsel kökleri ışığında anlaşılmaktadır.

Aile tarihçileri ve 19. Yüzyılda kadının rolü hakkında kadının alanında çok şey yazıldı ve evcimenlik kültü ev ile dış ekonomik dünya arasında keskin bir sınırdı. Böylece Gerçek Kadınlık kültü tarihçilerin dediğine göre, kadının aile içindeki yeri ile işçi erkeklerin dünyası arasında keskin bir sınırı oluşturuyordu. Kadının sosyal rolü artan bir şekilde tanımlanıyordu bir bakıma da evde kadının rehin tutulmasıydı. Kadınlar erkek dünyası tarafından ve kendileri dört kardinal erdeme göre yargılanıyordu: dindalık, saflık, evcimenlik, itaatkârlık.

Bu sosyal ayrımcılığa bir de biyolojik farklılıklar eklendi. 19. Yüzyılda kadınların biyolojik nosyonları geniş ölçüde değişkenlik gösteriyordu, fakat erkeklerden fiziksel anlamda zayıf değil doğuştan hastalıklı veya patolojik olduğu düşünüyordu (Maneviyat olarak yüksek olsalar bile). Siklik fizyolojileri kadınları işte çalışmayı ve öğrenmede uygun olmadığı inancı mevcuttu. Son zamanların feminist tarihçileri erken dönem doktorlarının kadınları kendi biyolojilerine bağımlı olan zayıf yaratıklar olarak ve eğitim, politik ve profesyonellik fakat evcimen işi dışında gibi erkek dünyasından uzak tutmayı görev dökümü tutmayı hedeflediklerini belirtmişlerdir. Ornella Moscucci’nin dediğine göre kadınların sosyal kaderi hakkındaki medikal fikirler daha karmaşık olduğu tahmin ediliyordu.

Atlantik’in iki yakasında, Victoria kadınların görüşü seçkin hekimlerin yazılarından etkilenmişti. Boston’da Harvard Tıp Fakültesi profesörü, Edward H. Clarke (1820–1877), 1873’de Eğitimde Cinsiyet isimli bir kitap yazdı; veya Kızlar için Adil Şans. Bu kitap çok gözden geçirilmiş ve tartışılmıştır

Benzer olarak Henry Maudsley (1835–1918) İngiltere’de etkili bir psikiyatrist ve tıbbi öğretmen aynı zamanda ergenlik sonrası kızların fizyolojik gelişimden yüksek eğitimin zararlarını anlatan bir kitap yazdı. Clarke’ın kitabı aynı zamanda uetrin manifesto olarakta biliniyor, beyin ile uterus arasıdanki zıtlıkları ortaya koyuyor. Yüksek eğitim, Clarke’ın iddiasına göre, zekâyı geliştirmede iyi olabilir ama üreme organlarının üzerine etkisi hayat boyu hastalık ve kadını kısırlık haline sakmaya mahkum edebilir idi.

Birkaç yıl içinde Eğitimde Cinsiyet 17 baskı ve edisyon yaptı. Popülaritesinden ve dile düşmesinden dolayı Clarkeın bir vakasını referans etme değeri vardır:

‘Bayan-D iyi fiziksel durumda üniversiteye gitti. Üniversite hayatının dört yılında, ailesi ve kolej fakültesi Ogünlerde popüler bir söylem olan eğiyim almasına seferber oldu. Doğa onu istiyordu, aynı dönemde karışık büyük bir üreme mekanizmasını ortaya koymak ve inşa edercesine hâlbuki popülerlikten unutulmuştu–bir rezalet gibi göz önünden itti. Doğal olarak kendisininde gördüğü fakültenin ihtiyaçlarını boyun eğip, kendi içindeki olan mekanizmanın ihtiyaçalarını karşılamıyordu ve bu görmüyordu. Kolej rejimine doğrulmuştu ve dört yıl boyunca özgür bir eğitim almak için çalışıyordu. Onun çalışma yöntemleri sürdürebilir ve devamlılığı vardı, uyum dışı kadın örgütünün ritmik periodisitesi ile beraberdi. Hayati ve yapıcı kuvvetin akışı, kendisinin içinde beyne doğru sabit bir şekilde giderken yumurtalarına ve ek organlarından uzaklaşıyordu. Bu eğitimin bu tür sonucu, bu son bahsedilen organlar yetersiz bir fırsat ve besinden mahrum kalıyorlardı, önce fonksiyonlarını ağrılı bir biçimde yapıyorlar, önemsenmeyen oldu hata bir uyarı veriyordu; daha sonra, büyümeye durdurma şeklindeydi. Ve sonunda Bayan D mezuniyetle beraber dismenore, başağrısı, nöralji ve histerya olarak birkaç yılını çelişki içinde geçiriyorlardı.

1870 ve 1880 lerde yazılan birçok yazılarda Clarke ve Maudsley gibi doktorların medikal nosyonlarına karşı girişimlerdi. Bu ülkede Mary Putnam Jacobi (1842–1906) bir doktor ve gelecekte yüksek eğitimli kadınların şampiyonu ve Clarke’ın bahsedilen beynin uterus fonksiyonuna ve menstruasyona olan etkileşimi karşı çıkan bir ödül kazanan makale yayınlamıştır. Britanya’da, öncü kadın doktor Elizabeth Garrett Anderson (1836–1917) orta sınıf kadınların medikal semptomlarının sıkıcı olduğunu yüksek sınıftakilerine karşı iddia ediyordu.

19. Yüzyılın ortalarında, spekulum tanı aracı olarak kullanımı tartışmaya sebep oldu. Antik çağda spekülüm kulanılıyordu fakat erken modern dönemde kullanılmaz hale geldi. 19. Yüzyılın erken dönemlerinde, Joseph Recamier (1774–1852) pariste tekrar ortaya çıkaruıldı ve inflamatuar hastalık tedavisinde rutin olarak kullanılmaya başlandı. İngiltere ve Fransa’da Fahişelerin rutin muayenelerinde de kullanılıyordu.

Viktoryan ortamında kadınlar ve hastalıkları ve ahlak duyumları, vajinal muayene rutin değildi. Muayeneler yapılınca, Şekil 1. 5 ve 1. 6 da gösterilen şemalardaki gibi hastanın gizliliği ve haysiyetini korumak için büyük çabalar sarf edilmekteydi. Spekulum kullanımında ahlak üzerine bir savaş da ortaya çıktı. Karşı çıkanların inandıkları spekulum seksüel bir uyarıya ve seksüel aşırılıklara yol açabilirdi. ‘Spekulum tecavüzü’ kavramı 1860larda İngilterede bulaşıcı hastalıklar Hareketinde tartışmasında kullanılıyordu.

Bu arada, cerrahlar ooferektomi önerilmesi hakkında tartışmaya girdi. SemptomlarınBelirgin bir over hastalığı olmadan over cerrahisini en belirgin savunucusu Amerikalı Robert Georgia’lı Battey (1828–1895) idi. 1872’de 32 yaşında, 16 yıldır hastalıktan şikâyet eden bir kadının overlerini çıkarttı. Battey hastasının bilateral oofereketomi sonrasında tedavi olduğunu rapor ediyordu (iyileştirme burada ilginç bir soruydu). İlerleyen yıllarda Battey ameliyatı bazı cerrahlar arasında populer oldu. Battey overlere vajinal poş oluşturarak ulaşmaya çalıştı fakat sonra abdominal kesiye geri döndü. Menstruel zorlukların veya psikolojik semptomları kötüleyen hastalarda hastalık olsun veya olmasın overlerin iki taraflı çıkarılmasını savunuyordu.

Battey ameliyatında olduğu gibi tarihteki örneklerde, feminist tarihçilerin erkek doktorların kadın hastalarını sömürme derecelendirmesi sürpriz değildir. 19. Yüzyılın sonunda yapılan jinekolojik cerrahilerin çoğunda en çok yapılan ciddi suçlamalar kadınlara karşı hesaplanan komplo ve güvensiz kocaları ile kaygılı jinekologlar arasında zımni bir komploydu.

Ann Douglas, edebi tarihçi ve feminist, erkek doktorların kadın hastalarına karşı yaralayan, zararlı ve gereksiz cerrahi bir komplonun nosyonun konu alan en erken uyaran kişisidir. Basitçe 19. yüzyıl doktorlarını cahil olarak ayırt etti çünkü onlar bugün bizim önem verdiğimiz herhangi bir tıp eğitimi almamışlardı. Fakat 1870 yılındaki doktorlar fizyoloji veya patofizyoloji bir yüzyıl sonraki arkadaşlarının beğendiği kadar anlamamışlardı, erken dönem doktorlara ilgisiz veya daha kötüsü güvenilmez olarak denilmişti.

jinekolojg_609x800

ŞEKİL 1.5 Bu ünlü, 19. Yüzyıl Fransız Metninden alınmış ‘Hastayla olan teması gösteren resim, Amerika’da sıklıkla kullanıldı. Resimde doktor ile hasta arasındaki göz temasından kaçınmaya ve kadının vücudunu örten giysiye dikkat ediniz. (Wertz RW, Wertz DC. New Haven, CT: Yale University Press, 1989: 78, izinle.)

jinekolojik-muayene

ŞEKİL 1.6 Bu, 19. yüzyılda çizilmiş, hastanın gizliliğini korumak için olan tekniği gösteren bir başka resim: Doktor jinekolojik muayeneyi yaparken, direkt olarak hastanın gözlerinin içine bakarak, bakışlarıyla onun için özel olan bölgenin güvende olduğunu ifade ediyor. (From Wertz RW, Wertz DC. New Haven, CT: Yale University Press, 1989: 84, izinle.)

Tarihin daha az komplocu bakışı olanlar hem kocaları ve hemde erkek hekimlerin diğer görünümlerini geçen yüzyılın sonlarında bölümünde varolduğunu göstermiştir. Ekonomist Thorstein Veblen çalışmayan kadınların kocalarına tehdit veya baştan çok istekli cerrahlar yerine statü sembolü olarak hizmet ettiklerine inanmışlardır.

1850’de Pensilvanyada kurulan Women’s Medical College of Pensilvanya’da jinekolojik prosedürler dahil Kadınlar ameliyat öğrendiler ve öğrettiler. Bu yüzyıla kadar sadece az bir kadın aktif olarak jinekolojik cerrahiyi öğrendiğini söylemek adil olacaktır. Bir istisna olarak Brooklynden MaryDixon dı 1890’larda erkek meslekdaşları tarafından saygı gördü. Dixon Jones’un kariyeri nasıl erkek dünyasına bir kadının yer aldığını anlamamıza yardımcı olduğunu gözlemlenmesi onun hikâyesi Morantz-Sanchez tarafından anlatıldı. Erken 1890’larda Dixon Jones’un iftira denemeleri kitabında Morantz-Sanchez jinekolojik cerrahinin bir ihtisas dalı olarak gelişimini grafiklemektedir. Dixon Jones sıra dışıydı çünkü başarılı bir kadın cerrahtı ama aynı zamanda jinekolojide gelişmelerinin zirvesindeydi ve sosyal kadınların sosyal yanlarının yanı sıra bunların biyolojik roller görüntülenen evrimin bir alanından 20. yüzyıl hastalıklı organların patoloji ve en uygun ve etkili cerrahi teknikler üzerinde cerrahi uzmanlıkta yoğunlaşan bir yerdeydi.

Morantz-Sanchez jinekolojinin evrimleşmesini 1880lerde Thomas Addis Emmet ve J. C. Skene’nin 1880’lerdiki kitaplarında gelişmeleri çerçevelemelerinde jinekolojinin evrimleşmesini güzel bir biçimde göstermekteydi. Bu nedenle, tıp dili ilaç kendisini değişiklikleri izlemek için de kullanılabilir.

CERRAHİ VE JİNEKOLOJİ İLİŞKİSİ

Genel cerrahi ve jinekoloji arasındaki karmaşık ilişki 20. Yüzyıldaki ihtisas jinekolojinin profesyonel tanımı devam eden bir rol oynadı. Dahada cerrahiye bazı önemli katkılardan mesela koloroform anestezi, lastik eldiven ve erken mobilizasyon cerrahlar kadar jinekologlar tarafından da etkilenmiştir. Son iki ürün daha sonra ele alınmıştır.

1905’te, Chicago’lu jinekolog Franklin H. Martin (1857-1935) üç yakın ilgili alanların olduğuna cerrahi, jinekoloji ve obstetrik- yeni bir dergi ilerlemesinin garantisine ikna oldu. Paylaşılan bir duygu vardı, Martin Cerrahi, Kadın Hastalıkları ve Doğum açılış başyazısında,’ başlığı ile temsil edilen üç yan uzmanlık alanı bitmediği, işlendiği ve zaten bir yayında cerrahinin bu üç bölümün temsil güvenilir bir dergi için bir yerinin olduğuydu’

Başka derginin kurucu editörlerinden başka, jinekolog J. Clarence Webster, ilk sayısında ‘Doğum Geleceği. ”hakkında kışkırtıcı bir editöryel yazdı “Webster sıkıca bir fikir dinlenmek için 1905te bazı kabullere kavuşmuş—Jinekoloji yok olmaya mahkûm edilmiş ve yavaş yavaş genel cerrah pratiği ile birleştirilmiş. Webster iddia ettiklerinin zıt olan ne varsa okuyucularına güvence verip – izleyen yıllarda ve daha sonraları birçok gelişme olmuştur. Buradan da açıktır ki, insanların tüm enerjilerin verip kendi uzmanlıkları alanına yapılan tüm bu önemli gelişmelerden önemli ilerlemeler ortaya çıkmıştır. Günümüzde önde gelen yetkililer her yerde hala iş bu kürenin dikkatlerini sınırlamak olanlardır’

1920’de Amerikan Jinekoloji Cemiyetine programlı bir açıklamada Robert L. Dickinson (1861-1950) jinekologların cerrahiyi teşvik ettiğini ileri sürmüştür. ‘Fakat biz sadece cerrahlar olursak, cerrahlar tarafından biz yerimizden olabiliriz’

Bu başkanlık konuşmasında topluma, Dickinson jinekolojik prosedürler tüm cerrahinin dörtte birini teşkil ettiğini iddia etti

fakat bu zorla alanın tümü için kapsıyordu, ‘operasyonlar kadınlara özgü rahatsızlıkları için doktora gelen hastaların onda birinden daha az oranında ihtiyaç duyulmaktaydı (doğum dahil değildi). ’Bu tabii ki, doğruydu, bu önceki yüzyılın için çoktu, jinekoloji cerrahiden ziyade bir tıbbi disiplin idi ve genellikle kadınların ve çocukların hastalıkları üzerine kursun bir parçası olarak tıp fakültelerinde öğretiliordu.

20. yüzyılın ilk dönemlerinde, genel cerrahlar(kimi giderek karın cerrahisi alanında egemen)ve jinekologlar(kim aynı bölgede hak iddia etmek isteyen) arasında Profesyonel savaşlar azalıp çoğalıyordu. Detroit’li Dr. Howard Longyear genel cerrahların pelvis alanını küçümse eğiliminde olduğu 1917 yılında kaydetti. Bu cerrahlar kadının genital cerrahi ve karın pelvisinden vücudunu yukarı taşımak istediler. Longyear aynı zamanda vezikovajinal fistül için Sims ameliyatının diğer tekli prosedürler veya gelişimlerindenbir uzmanlık alanı olarak operatif jinekolojide daha fazla kurulduğunu not etti.

Cerrahi, jinekoloji arasındaki karmaşık ilişkilerinin izlerini- American Medical Association’daki ad değişiklikleri takip ederek izlenebilir. 1903’de kuruluşunda Obsterik ve Jinekolji bölümü deniyordu. 1912’den 1936 yılına kadar Doğum ve Kadın Hastalıkları ve Abdominal Cerrahi Bölüm olarak adlandırılıyordu. Sonra adı abdominal cerrahi bileşen bırakarak, bir kez daha değiştirildi

Cerrahları ve Jinekologları ortak ilerleme alanında bileştiren şey lastik eldivenlerin kullanıma girmiş olmasıydı bu da tüm cerrahların çalışmalarını genişletmek için yardımcı oluyordu. Cerrahların ellerini korumak amaçlı giyme fikri Medikal literatürde 19. Yüzyılın erken de kadınlarında göründü fakat bu Dr. William S. Halsted (1852–1922) ve bazı arkadaşlarının Johns Hopkins Hastanesinde Baltimore’da eldivenleri rutin olarak yüzyılın sonunda kullanması ile başladı. Onların girişiminden 20 yıl sonra Dr. Halsted hikayeyi tekrar şöyle anlattı:

1889-1890 kışında – ayı tam olarak aklıma getiremedim— ameliyat salonundaki sorumlu hemşirem kolarında ve elerinde cıva kloridin solüsyonuna bağlı dermatit olmasından yakındı. O alışılmadık verimli bir kadındı, dikkatimi bu konuya verdim ve birgün NewYork’da Goodyear Lastik Şirketine deney olarak iki çift ince lastikte eldiven yapmasını istedim. Denemeler o kadar iyi geçtiki ek başka eldivenler sipariş edildi. Sonbaharda şehre dönüşümde, enstrümanları veren ve sutur geçiren asistan da ameliyatlar sırasında lastik eldiven giyilmesi sağlandı. İlk zamanlar sadece cerrah eklemlere ekploratuvar insizyon açtıklarında giyiyorlardı. Zaman geçtikçe asistanlar cerrahlar gibi eldivenlerle çalışmaya o kadar alışmışlardı ki çıplak eldivensizken eldivenli ellerden daha az tecrübeli olduklarını düşünüyorlardı.

Zannedirimki Bu Dr. Bloodgood, benim evdeki cerrahımdı, bu yorumu ilk yapan ve de ameliyat sırasında değişmez bir şekilde ilk giyen kişiydi… Dr. Hunter Robb 1894’de aseptik teknik üzerine olan kitabında cerrahların lastik eldiven giymesini önermiştir. Dr. Robb o zamanda Johns Hopkins hastanesinin jinekoloğu ve cerrahi klinikteki tekniği sıklıkla gözlemliyordu.

Jinekologlar bugün kesin gözle baktığımız postoperatif bakım için yakından ilgileniyorlardı: ameliyattan sonra erken mobilizasyon. Ameliyat sonrası zorunlu 2 veya 3 hafta yatak istirahati değişikliği işlemin bir kaç saat içinde aktif mobilizasyona dönerek, iyileşmede hızlanma, kısaltılmış hastanede kalma, maliyetleri yanı sıra ameliyat sonrası komplikasyonları azalttı. Ancak tüm yeni teknikler veya uygulamalar gibi ameliyat sonrası Erken kalkma hızlı kabul almadı.

Ephraim McDowell’in hastası sadece erken mobilaizasyon olayıp aynı zamanda kendi yatağını yapma gibi fiziksel görevlerde de yer alıyordu. Cerrahi açık bir şekilde ogünlerde gelenkesel ve gündeliğe uymayan aktivitesinden hoşnut değildi.

19. yüzyılın son yılında medikal literatürde erken mobilizasyon dediğimiz şey bulunmuyordu, Chicago’dan Emil Ries isimli profesor, dönüm kağıdı yayınladı, daha sonra gözden kayboldu. 40 yıl sonra tekrardan bulundu. Ries 1899 yılında kağıdında tedaviyi radikal olarak değiştirmek istiyordu hastalarını’ vajinal ve abdominal cerrahi sonrası duraksatan birçok sıkıcı ve nahoş özelliklerden ‘uzaklaştırmak istiyordu. Ries hastalarının beslenebildiğini ve eskisine göre çok daha erken ya- taktan izin olabileceğini buldu. ‘Çok yakında buldum, o yazdı ‘bu dönemdirki bu tür vakaları yatağa günler yerine saatler bo- yunca hapsetmek önerilebilir, böylece hastalarıma 24-48 saat içinde kalkmalarını ve vajinal çölyotomiden sonra hastaneden 4-6 gün içinde ayrılmalarını öneriyorum.’ Bu hastalar Ries de kaydetti, genellikle yatakta 2 ya da 3 hafta sonra görüldü ve halsizlik veya kas zayıflığı yoktu

Hastaların ameliyat öncesi hazırlanmasında, Ries’de bağırsağın tamamen boşalmasına karşıydı. Çoğu ders kitapları, dedi, bağırsakları erken eylem peritonit önlemek için yardımcı olduğunu iddia etti

Ancak, boş bir bağırsak ile hastaların çoğunda, düzenli bagırsak hareketleri normal diyet yeme sonrasına kadar devam etmedi. Ries bu etki ve tepki nedeninden dolayı kafası karışıktı çünkü o bağırsakların hareketleri değildi peritoniti engelleyen, bağırsakla- rın hareketini izinveren inflamasyondan kaçan özgürlüktü.

1906’da Baltimore Güney Cerrahi ve Jinekolojik Derneği toplantısında, H. J. Boldt 1890 yılından bu yana birikmiş olan erken ambulasyon 384 vaka tarif etti. Tümüiyileşti. İronik olarak, Boldt şöyle bildirdi, meslektaşları tarafından en ciddi itiraz erken ambulasyon tromboz riskini artırdığı oldu.

Bu açıkça yanlıştı ki, söylediğine göre, teorik ve ampirik bakış açısından, çünkü hastaların egzersizden dolayı daha iyi dolaşımları vardı.

Erken hareketlendirme sonraki on yıl içinde defalarca tartışıldı ancak evrensel kabulden uzak kaldı. Hatta Howard Kelly, jinekolojide ülkenin önde gelen öğretmeni, 1911 yılında büyük ilerlemenin Boldt’s ve Ries’ın çalışmalarından dolayı olduğunun sonucuna vardı fakat bu standart bir uygulamadan uzaktı. Erken ambulasyon gerçekten II. Dünya Savaşı (hastane personel sayısındaki bir sıkıntıdan dolayı sonuçlandı) gereklerinde rutin bir uygulama haline geldi ve Daniel J. Leithauser çalışmaları ile, Boldt ve Ries’ı yeniden keşfeden Detroit’li bir genel cerrahtı. Doktorların, erken ambulasyonu önermemesine rağmen, McDowell’ın vakasında olduğu gibi, Hastalar muhtemelen düşündüğümüzden daha sık kalkıyorlardı. San Francisco’dan Dr. Bert Dunphy 1938 yılında Peter Bent Brigham Hastanesi’nde bir ev memuru iken fıtık onardığını söyledi onun cerrahı ameliyat sonrası sıkı yatak istirahatini önerirdi. Dunphy ilk gününde ayaktaydı ve biraz suçluluk ama gayet iyi hissetti.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın