Paylaş:

Genellikle yaş ilerlediğinde, 40’lı yaşlara gelindiğinde özellikle kadınlarda bir kemik yıkımı, kemik kaybı başlar. Kemiklerde güçsüzlük, daha hafif darbelerle hasar görme gibi sorunlar baş gösterir. Kişinin kemik gelişimi ta anne karnındayken başlamakta, bebeklik ve çocukluk dönemlerinde hızlanarak devam etmekte ve ergenliğin sonunda da tamamlanmaktadır. Hal böyle olunca da daha anne rahmindeyken, anneler bebeğin kemik gelişimi destekleyecek şekilde beslenmeli, bebeğin doğumundan sonra mümkünse ilk 2, en azından ilk 6 ay anne sütü ile beslenmeli, bebeklik döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları uygulamalı, çocukluktan 18 – 20 yaşına kadarki dönemde de kemik gelişimini destekleyecek özellikte yeterli, sağlıklı beslenmeli. Bunların yanı sıra bir de çocukluktan ergenliğin sonuna kadar mutlaka düzenli olarak spor yapılmalıdır. 

Kişinin kemik gelişimi ve sağlığında sporun ve sağlıklı beslenmenin önemi tartışılmaz. Ayrıca spor ve sağlıklı beslenme kesinlikle yaşam boyu devam etmelidir. Kemik dokusu canlı bir dokudur ve sürekli yıkım-yapım faaliyetlerine devam eder. Bu bağlamda kişinin yaşam boyu yediği, içtiği her şey, yaptığı tüm etkinlikler kemik sağlığı üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etki mutlaka gösterir. Vücuttaki tüm kemikler dış etkilere açıktır, sürekli kendilerini yeniler ve yapılandırırlar. Bundan dolayı da kemiklerin sağlığı için her zaman kalsiyum ve D vitamini gibi öğelere ihtiyaç vardır. Sağlıklı kemiklerin olmazsa olmazı olan egzersiz, spor gibi faaliyetler de tüm yaşam boyunca kemikleri destekler. İşte tüm bu olumlu faktörlerin yeterince alınamaması, kişinin hareketsiz bir yaşam sürmesi, yetersiz ve sağlıksız beslenmesi, sigara ve alkol kullanması kişinin vücudunda kemik yıkımı hızlandırmakta ve yapımını engellemektedir. 

Kemik kaybı; vücuttaki kemik yoğunluğunun azalması ve tüm vücut sağlığının olumsuz etkilenmesi demektir. Kişinin kemik yoğunluğunda meydana gelen bu azalma, kemik mineral yoğunluğunun azalması sorunudur. İlk başta hafif düzeyde olan, kişi tarafından çok da hissedilmeyen kemik kaybı baş gösterir, hiçbir önlem alınmazsa, bunu durduracak yaklaşımlarda bulunulmazsa, kemik erimesinin ilerlemesi, yani osteoporoz sorununu ortaya çıkar. İlerleyen dönemde hızla çok şiddetli şekilde ilerleyen kemik erimesi sorununda, yani osteoporozda kemikler zayıflar, güç kaybeder ve en ufak bir darbede kemik kırılmaları da kaçınılmaz olur.

Osteopeni ve osteoporoz nedir?

Kemik kaybı başladığında, kişinin vücudundaki kemik yoğunluğunda azalmalar oluşur. Birtakım şikayetlerle doktora giden ya da rutin bir doktor kontrolünde şüphe edilen kemik erimesi sorununda, yapılan kemik mineral yoğunluğu ölçümü, diğer bir adı ile kemik taraması, neredeyse bütün hastanelerde yapılabilen oldukça basit ve rutin bir işlemdir.  Yapılan kemik taramasında kişinin yaşadığı kemik erimesinin derecesi tespit edilebilir.

Tarama sonucunda tespit edilen kemik yoğunluğunun belirli bir orana kadar azalması durumu osteopeni, kemik yoğunluğu daha da azaldığı, ilerlediği vakalarda ortaya çıkan durum ise osteoporoz olarak adlandırılır. Bu her iki sorun durumunda da kişi kemik kaybı yaşıyordur.

Osteoporoz ile osteopeni arasında ne fark var?

Osteopeni ya da osteoporoz durumlarının her ikisinde de kişinin kemiklerinde belirli oranda güç kaybı meydana gelmiş, kemik yoğunluğunda azalma olmuştur. Bu tür bir durumda kemiklerde kırılganlık eğilimi artar, kırık oluşumu riski çok fazladır. Kişinin kemikleri güçsüzleştiğinde, kemik yoğunluğu azaldığında kişi bir eşya kaldırdığında ya da hafif bir darbe aldığında kemiklerde kırılmalar meydana gelebilir.  İşte bu sürecin başlangıç aşaması osteopenidir ve henüz daha kemik erimesi hafif seyrediyordur.

Osteopeni, erken zamanda teşhis edilmez ve durdurmak için önlem alınmazsa kemik erimesi zaman içinde şiddetlenir ve osteoporoz sorunu ortaya çıkar. Yukarıda da bahsedildiği üzere kemik dokuları canlıdır ve yaşam boyunca yenilenme süreci devam eder. Fakat kemik yoğunluğundaki azalma ilerlediği ve kemik kırılmalarının başladığı osteoporoz durumunda, kemik erimesi başlamıştır ve bunun geri dönüşü yoktur. Osteoporoz vakalarında kaybedilmiş olan kemik dokusunun tamamen geri kazandırılma imkanı yoktur. Bundan dolayı da mümkün olan en erken dönemde gerekli önlemleri almak ve bu doğal süreci yavaşlatmak adına sağlıklı beslenmek ve spor yapmak önerilir.

Osteopeni, kemik kaybı teşhis edilebilir mi?

25 – 30 yaşları arasındaki sağlıklı bir kişinin kemik dokularındaki yoğunluk en yüksek düzeydedir. Genellikle 30 yaşından sonra kişinin vücudunda kemik yoğunluğu hafif hafif azalmaya başlar. Özellikle de kadınlar menopoza girdiklerinde kemik kaybı hızlanır. Menopoz döneminin doğal gidişi esasıyla yaşanan hormonsal değişimler, östrojen hormonunda azalma olması demektir. Östrojen azalınca da kemikler hızla zayıflar. Kemik kaybının menopozla birlikte hızlanması kadınlar için çok doğal bir süreçken, sağlıksız yaşama ve beslenme koşullarının hakim olduğu kişilerde henüz genç yaşlarda kemik erimesi ortaya çıkabilir. Bu bakımdan genç ya da ileri yaşta olsun zaman zaman kemik ölçümü yaptırmak, özellikle de 40 yaşından sonra yılda ya da 2 yılda bir kemik taraması yaptırmak kemik kaybının teşhis edilmesi bakımından çok önemlidir.

Kimler erken yaşta kemik erimesi riskine sahiptir?

Aşırı zayıf olan kişiler,

Sigara kullananlar,

Aşırı alkol tüketenler,

Sağlıksız ve düzensiz beslenme programı uygulayanların kemik erimesi yaşama riski daha yüksektir.

Yaşı ilerlemiş ya da orta yaşlı olan kişilerde herhangi bir kemik kırığı meydana geldiğinde ilk olarak şüphelenilmesi gereken ilk konu osteoporoz olmalıdır. İleri yaşlarda oldukça basit ve hafif darbeler bile kemik kırıklıklarına sebep olabiliyor. Bu sorunun sorumlusu yaşanan kemik kaybıdır.

Kişinin kemiklerinde, kemiklerin gereksinim duyduğu kadar mineral, yani tuz birikimi yoksa osteopeni gelişmesi söz konusudur. Osteopeni ilerlediğinde ise osteoporoz sorunu kaçınılmaz hale gelir ve bu sorunun da geri dönüşü yoktur.

Kişide kemik erimesinden şüphe edildiğinde kemik doku yoğunluğu ölçülerek osteoporoz teşhisi konur. Ancak bu teşhis için bu yöntem tek başına yeterli olmayabiliyor. Buna ek olarak da, bel omuru ve uyluk kemiğinden kemik yoğunluğu tayini yapılmalıdır.

Kemik kaybı tedavisi nasıl yapılır?

Kemik kaybı, geri dönüşü olmayan, ancak hafifletilebilecek bir sorundur. Bu bakımdan kemik kaybına maruz kalınmasının önlenmesi ve tedavisi için kemik yapım sürecini destekleyecek uygulamalar yapılmalıdır. Bunun birinci aşaması olarak kalsiyum ve D vitaminine oldukça önem vermek gerekmektedir. Bunun dışında kişinin beslenme düzeninin sağlıklı olmasına ve tüketilen besinlerin doğal olmasına özen gösterilmeye çalışılmalıdır.

Kemik erimesinin tespit edildiği vakalarda tıbbi tedavi de kesinlikle gereklidir. Kemik erimesinin tıbbi tedavisinde kemik yıkımın azalması için doktor; kalsiyum, bifosfonatlar, raloksifen, kalsitonin, hormon replasman tedavisi uygulamaktadır.

Bunların dışında da kişinin vücudunda kemik yapımın desteklenmesini sağlaması için; flor, Paratiroid hormon ve D vitamini takviyeleri uygulanmaktadır.

Kemik erimesi ilaç tedavisi dışında, hastanın tedavi süresince beslenmesine dikkat etmesi, spor ve egzersiz yapması, güneş ışınına çıkması, hayat tarzını sağlıklı yönde değiştirmesi oldukça önemlidir.

Kemik erimesi tespiti için yapılan testlerde, kemik erimesi sorunu görülmüş ise; günlük olarak alınan kalsiyum ve D vitamini takviyesi dışında destekleyici ilaçlara da başlanması gerekebilir.  Kemik erimesi tedavisinde pek çok farklı ilaç kullanılmaktadır. Örneğin bir kadında, kalça kemiği erimesi sorunu tespit edilmişse farklı, omurgada kemik erimesi sorunu varsa farklı ilaçlar kullanılmaktadır. Bunların yanında hastanın kullanması gereken günlük, haftalık aylık ve yıllık olarak kullanılan bazı ilaçlar da bulunmaktadır.

Kemik erimesi sorununda ilaç tedavisi dışında esas olarak hastanın hareketli bir yaşam sürmesi, düzenli olarak egzersiz yapması, en azından her gün yarım saat, 1 saat yürüyüş yapması oldukça önemlidir.  Menopoz dönemine giren kadınlar ise her yıl düzenli olarak kemik erimesi ölçümü yaptırmalılar.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar