Osteoporoz Nedir, Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Paylaş:

Halk arasındaki anlatımıyla “kemik erimesi”, tıp dilindeki ifadesiyle “osteoporoz” vücuttaki kemik kütlesinde azalma ve kemik yapısının zayıflaması sonucunda, kemik kırılganlığında ve kırık riskinde artış ile kendini gösteren bir iskelet hastalığıdır. Osteoporoz için sıklıkla kullanılan “kemik erimesi” terimi aslında osteoporoz sorununu tam olarak yansıtmıyor olabilir. Zira osteoporozda kemiklerin eriyip, akıp gitmesi söz konusu değil, kemiklerin yoğunluğunun azalması sorunu vardır. Osteoporozda kemiklerin dolgu maddesi azalmış, gözenekleri büyümüş, kemikler daha güçsüz ve kolay kırılabilir bir dokuya sahip olmuşlardır. Uzmanlar osteoporozun önemli ve sinsi bir hastalık olduğunu ifade etmekteler, bu hastalığın kişinin kemiklerinin dokusundan her geçen gün bir miktar çaldığını, yok ettiğini, ancak uzun bir süre boyunca kişinin bununla ilgili bir belirtinin farkında olmadığının altını çizmekteler.

Osteoporoz belirtileri nelerdir?

Öncelikle belirtmekte fayda var ki, yukarıda da anlatıldığı üzere osteoporoz aslında sinsi bir hastalıktır ve vücutta herhangi bir kemikte kırık oluşana kadar da belirti vermeyebilir. Ancak osteoporozda en sık görülen şikayetlerden birisi sırt ağrısıdır. Bu da osteoporozun sırt omurlarında yol açtığı küçük kırıklardan kaynaklanmaktadır. Oluşan bu kırıkların sayısının artışı ile de omurlarda çökme meydana gelirken, hastanın sırtında belirgin bir kamburluk oluşur ve hatta hastanın boy kısalır. Hastanın sırtındaki kamburluğun artması ile beraber göğüs ve karın boşluğunda daralma olur, karnı öne doğru çıkabilir ve hasta bu evrede kilo aldığını düşünebilir. Osteoporoz vakalarında henüz teşhis konulmadığı aşamalarında hasta fiziksel güç gerektiren ağır aktivitelerde nefes darlığı yaşayabilir. Hastanın omur kemiklerinin yanı sıra, kalça ve önkolda da kırık görülme riski yüksektir.

Osteoporoz riski kimlerde daha yüksektir?

Osteoporozun genetik bir geçiş izlediği bilinmektedir. Bu bakımdan akrabalarında osteoporoz olan kişiler, fiziksel olarak zayıf, açık renk tene sahip olanlar, hareketsiz bir yaşam süren ve normalden daha erken yaşta menopoza giren kişilerde osteoporoz daha sık olarak görülür. Osteoporozun ortaya çıkması bakımından diğer risk faktörleri ise; düşük kalsiyum alımı, sigara kullanımı, aşırı alkol ve kafein tüketimi, kortizon ve tiroit hormonları gibi bazı ilaçların kullanılması şeklinde sıralanabilir.

Osteoporoz neden olur?

Tiroit hormonunun fazlalığı,
Çocuk yaşta diyabet,
Cinsiyet hormonlarının gereğinden az salgılanması,
Kortizonlu ilaç kullanımı,
Sara ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar,
Kalsiyum, D ve C vitamini açısından yoksun beslenme,
Psikojenik iştahsızlık yaşamak,
Kısa bir süre içinde aşırı zayıflama,
Mide ve bağırsakların ameliyatla alınması,
Böbrek yetmezliği sorunu,
Sigara ve alkol tüketiminin osteoporoza yol açtığı bilinmektedir.

Normal şartlar altında sağlıklı her kişinin vücudundaki kemik dokusunun her gün bir miktarı yıkılmakta ve bir miktarı da kendiliğinden yapılanmaktadır. Bu nedenle kemik dokusu aslında kendini her gün yenileyebilmektedir.

Bu yapım ve yenilenme hızı çocuklarda ve gençlerde çok daha yüksek, orta yaşlardaki kişilerde ise kemik yapımı ve yıkımı miktarı, hızı birbirine eşit ilerlemektedir. Orta yaşın da üzerine gelip yaş ilerledikçe yıkım, yapımdan daha fazla olur ve buna bağlı olarak da kişinin kemik kitlesi zamanla azalır. Bu değişim de çok doğal ve normal olandır.

Ancak osteoporoz söz konusu olduğunda bu ilahi denge bozulur. Kemik yapıları, dokuları olması gerekenden çok daha erken yaşta ve daha hızlı bir şekilde eksilir, azalır.

Osteoporoz kadınlarda daha sık görülür!

Uzmanlar, kadınlarda östrojen denilen hormonun kemiklerin yıkımını önlediğini ifade etmekteler ve bu bağlamda da kadınlarda menopoza girişle birlikte bu hormonun salgılanma düzeyi azaldığı için kemik yıkımı da hızla artar.

Bundan dolayı da kadınlarda osteoporoz erkeklerden daha sık olarak yaşanır. Zira her kadın ortalama 45 – 50 yaşından sonra menopoza girer ve östrojen salınımı azalır. Bu sorunun kadınlarda daha sık görülmesinin bir nedeni de kemik kütlelerinin erkeklere oranla yüzde 25 daha az olmasına bağlıdır. Kadının ilk adet kanamasının geç yaşlarda başlaması, bebeğini uzun süre emzirmesi, 4’ten fazla sayıda doğum yapması veya tersine hiç doğum yapmaması gibi nedenler de kadınları osteoporoza girmesine sebep olabilmektedir.

Osteoporoz nasıl teşhis edilir?

Osteoporoz; kemik dokusunun, yoğunluğunun azalması durumudur. Osteoporoz tanısı için kişinin kemik yoğunluğunun ölçülmesi gerekir. Bunun amaçla kullanılan birçok farklı yöntem bulunmaktadır. Ancak günümüzde osteoporoz tanısında en sık olarak kullanılan ve güvenilen ölçüm yöntemi DEXA’dır. DEXA ölçümü, hastaya herhangi bir ağrı vermez ya da hastada rahatsızlık uyandırmaz. Aynı zamanda elbette ki çok korkulan bir husus olan radyasyon konusunda da DEXA daha güvenilirdir. Zira ölçüm sırasında hasta ciddi bir radyasyona maruz kalmaz. Bu işlemde hastanın el omurları, kalça ve el bileğinden ölçüm yapılmaktadır.

Osteoporoz sorunu özellikle erken dönemlerde hiçbir belirti vermemektedir. Bundan dolayı da osteoporoz gelişme riski yüksek olan kişiler, menopoza girmiş kadınlar ve 50 yaşın üzerindeki erkekler herhangi bir şikayet olmasa da doktora başvurmalılar.

Osteoporozdan korunmak hangi önlemler alınmalı?

Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme osteoporoz sorununun önlenmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu bakımdan bebeklikten başlamak üzere kalsiyumdan zengin bir beslenme programı, yeterli vitamin alımı önerilmektedir.

Kişi günlük yaşam içinde her daim omurgasını korunmalıdır.
Düzenli bir şekilde egzersiz yapmak, en azından her gün yürümek ihmal edilmelidir.
Mümkün olduğu kadar her gün güneşten yararlanabilmek gerekir.
Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklarda ve kafeinden uzak durulmalıdır.
Aşırı miktarda şeker ve tuz içeren besinler tüketilmemelidir.
Fazla kilo almamak için ideal vücut ağırlığı korunmalıdır.
Ev, işyeri ve diğer yaşam çevresi daha güvenli hale getirilmeli, düşmeler mümkün olduğunca engellenmelidir.
Özellikle de bel ve sırt korunmalıdır.

Osteoporozdan korunmak için özellikle magnezyum ve C vitamini takviyesi alınmalı önemlidir!

Herkesin ilerleyen yaşlarının rahat geçebilmesi için tüm hastalıklarda ve özellikle de osteoporozda erken tanı ve teşhis çok önemlidir. Bu bakımdan kemik yoğunluğu hekimin uygun göreceği periyotlarla ölçtürülmelidir. Sağlıklı olan ve sağlıklı kalmak isteyen herkes süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin bol miktarda tüketmeli, ancak yağsız ya da yağı azaltılmış ürünleri tercih etmelidir. Ancak özellikle de hem doğal beslenme yoluyla hem de gerekiyorsa takviye olarak magnezyum ve C vitamini alınmalıdır. Yeterince C vitamini ve magnezyum almak demek kemik yoğunluğunu korumak ve kemik yıkımını da azaltmak demektir. Bir de beslenme programına lifli besinleri bolca katmak osteoporoz riskini azaltacaktır.

Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

Bu konuda en önemli husus hastanın yeterince eğitilmesidir. Osteoporozun ağrılı döneminde ağrı kesiciler ve kemik yıkımını azaltan ve kemik yapımını arttıran ilaçlar da kullanılmaktadır. Bu bağlamda en sık kullanılan ilaçlar kalsiyum ve D vitamini içerenlerdir. Ağrılı sürecin daha rahat geçebilmesi için doktor yatak istirahati önerebilir. Aynı bağlamda fizik tedavi uygulamaları da ağrı giderici özellik göstermektedir. Hastaya duruş eğitimi ve güçlendirici egzersizler vermek, yürüyüşler, ağırlık çalışmaları, aerobik egzersizler, tenis, merdiven çıkma gibi aktiviteler önermek de faydalı olur. Hastanın bir süreliğine korse kullanması da önerilebilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar