İster doğal yolla gebelik olsun, isterse tüp bebek tedavisi ya da üremeye yardımcı diğer tedavilerle gebelik isteniyor olsun en önemli hususların başında anne adayının yumurtalık rezervi geliyor. Zira yeterli kalitede ve sayıda yumurtanın olmadığı kadının gebe kalabilmesi zordur. Bu bakımdan gebelik isteyen, üremeye yardımcı tedavileri araştıran, düşünen kadınların hemen hepsinin aklını kurcalayan konuların başında gelen yumurtalık rezervine dair tüm soruların yanıtlarını ayrıntılı olarak vermeye çalıştık.

yumurtalık
yumurtalık

Yumurtalık rezervi nedir?

“Yumurtalık rezervi” bir kadının doğumla getirdiği yumurtalıklarında bulunan yumurtaların hem kalitesi hem de niceliği ile ilgili olan bir ifadedir. Zaten yumurtaların hem sayısı hem de kalitesi hamile kalmak için çok önemlidir. Burada kadının doğal yolla mı, yoksa doğurganlık tedavisi yoluyla mı gebe kalmaya çalıştığının hiçbir önemi yoktur. Ne kadar kaliteli ve çok sayıda yumurtaya sahipse, kısa sürede gebe kalabilmesi o kadar kolay olacaktır. Eğer bir kadının düşük kaliteli yumurtaları varsa ya da sayıca gerekenden daha azsa veya her ikisi birlikteyse gebe kalabilme konusunda işler gerçekten zorlaşır.

Yaş, yumurtalık rezervinin en önemli belirleyicisidir!

Gebe kalabilmek hususunda en net veri kesinlikle; yaşlandıkça, yumurta sayısının ve kalitesinin hızla düştüğüdür. İşte bu sebeple de uzmanlar artık kadınlara bebek sahibi olma hayalinin ertelememeleri konusunda ya da en azından yumurtalarını dondurma konusunda öğütler veriyor. Çünkü kadınlarda kesinlikle zaman, üremeye yetisinin aleyhine çalışıyor. Yaş 40 olduğunda, hatta bazıları için kırka yaklaştığında doğal yolla gebelik zorlaşıyor, kırkı geçince de tek çare tüp bebek tedavisi oluyor, hatta bazen tedaviye rağmen gebelik elde edilemeyebiliyor. Madem öyle yaş ilerlemeden, yani 35’i geçmeden ya gebelik olmalı ya da yumurtalar dondurularak ileriki yıllara saklanmalıdır.

Kadınlar kaç yumurta ile hayata başla? Ve onları ne kadar sürede bitirir?

Her kız bebek, kendi üreme yetisini gösteren tüm yumurtalarla, yani yumurta rezerviyle doğar ve doğumda aslında yumurtalıklarda yaklaşık iki milyon yumurta bulunur. Ancak ergenlikten itibaren ayda bir yumurta kaybederek hayat devam ederken, kadın 84 yaşına geldiğinde hala yaklaşık 1 milyon yumurtaya sahip değildir. Peki, neden? Çünkü yumurtalıklarındaki yumurtalar sadece ayda bir tane yumurtlama ile değil, genetik, psikolojik, çevresel pek çok olumsuz faktörle birlikte hızla tükeniyor.

Yani aslında, hemen hemen sürekli olarak yumurta kaybı olur, hatta çocuklukta bile karşılaşılan olumsuz koşullar yumurta kaybetmeye sebep olabilir. Bu şekilde devam ederken ergenliğe gelindiği zaman, zaten son 350. 000 yumurta kalmıştır ve ergenlikten sonra her ay yaklaşık 1.000 yumurta kaybedilir. Nasıl yani? Kötü, ama gerçek ki; 2 milyon yumurta ile doğan bir kız bebek ergenlik çağına geldiğinde yumurtalıklarında yalnızca 350. 000 tane yumurta kalmış olur. Bunların da her ay 1000 tane olarak kaybedildiği düşünüldüğünde menopoz dönemi olan 40 – 45 yaş sonrasında yumurta kalmaması da normal karşılanabilir.

Yumurtalıklardaki 2 milyon yumurtaya ne olur? 

Üreme çağı içinde ortalama döngü sırasında, yumurtalıklarda az miktarda yumurta içeren folikülün büyümesini uyarmak için Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) serbest bırakılır. Yumurta içeren foliküllerden sadece biri döllenme için yeterince büyük ve güçlü olacak şekilde büyür ve bu nedenle sadece bir yumurta fallop tüpüne bırakılır, diğerleri ise ölür.

Peki, bu durumda “1,000” sayısına nasıl ulaşılır? Her ay ölen birkaç “uyarılmış” folikülün yanı sıra, her bir döngüde yaklaşık 1000 tane yumurta kaybedilir. 

Eğer düzenli olarak ayda 1.000 yumurta kaybediliyorsa, 35 yaşından sonra nasıl oluyor da gebelik zorlaşıyor?

Bir kadın 35 yaşına geldiğinde, kesinlikle 34 yaşında olduğundan çok daha az sayıda yumurtaya sahip oluyor. Çünkü bir yıl bile olsa yaşlandıkça yumurtaların tükenme hızı da artar. 30 yaşına geldiğinde, yumurtalarının yaklaşık % 12’si bitmiş oluyor. 40 yaşına geldiğinde ise yumurtaların son % 3’ü kalmış oluyor. Bundan birkaç yıl sonra da neredeyse hepsi bitmiş oluyor. Zaten buna bağlı menopoz da tipik olarak 48 -55 yaşları arasında yaşanır.

35. doğum gününü kutlayan kadın elbette ki hemen daha fazla yumurta bırakmaya başlamıyor. Ancak doktorlar bu yaşı hem doğal yolla hem de üremeye yardımcı yöntemlerle gebe kalma olasılığını belirlemek için bir kısa yol olarak kullanma eğilimindeler. Kısırlık tedavisi söz konusu olduğunda da 35 yaş çok önemli olmakla birlikte, bazı uzmanlar ve klinikler 35 yaş yerine bunun yerine 37 veya 40 yaşını baz alır.

Tabii ki, kadınların hepsi aynı sayıda yumurtayla yaşama başlamazlar. Ve onları kaybetme oranları da birebir aynı olmamakla birlikte, aslında az çok benzerdir. Her husus gibi yumurta rezervi de vücudun doğal eğilimlerine bağlıdır ve bu yüzden kadınların menopoza girme yaşları da biraz farklılık gösterir. 

Adet görmeye geç başlama yumurtaları kaybetme yaşını etkiler mi?

Hayır. Yukarıda anlatıldığı gibi kadınlar her döngüde 1000 tane yumurta kaybeder ve 1 – 2 yıl daha az ya da daha fazla adet görmenin bir sonucu olarak ölen birkaç yumurtanın totalde yumurta rezervini çok fazla etkilemesi söz konusu değildir. Aynı açıklama uzun yıllar doğum kontrol hapları kullanan kadınlar için de geçerlidir. Onlar da yine ayda binlerce yumurta kaybediyorlar ve birkaç yüz tane “kurtarılmış” yumurta gerçekten hiçbir şey ifade etmiyor.

Yumurta kaybını yavaşlatmak için yapılabilecek bir şey var mı?

Aslına bakılırsa, bir kız bebeğin doğumla birlikte getirdiği yumurtaların sayısı ve onları kaybetme oranı en baştan belirlenir. Her ne kadar olumsuz çevresel ve yaşamsal koşullar etkili olabilse de, bu çok da fazla önem taşımayabilir. Elbette ki, çok ciddi önemli faktörler olmamışsa böyle düşünülebilir. 

Yumurta rezervinin düşüren önemli yaşam faktörleri arasında bir tanesi var ki, yumurta sayısı ve kalitesini çok ciddi şekilde düşürebiliyor: SİGARA. Pratik olarak tüm bilimsel çalışmalar sigara içmenin yumurta kaybını hızlandırdığını ve kalitesini düşürdüğünü göstermektedir. Bundan kaynaklı da sigara menopoza girme yaşını bile birkaç yıl daha öne alabilir. 

Yumurta rezervine dair dikkat edilmesi gereken diğer iki önemli faktör ise radyasyon tedavisi ve kemoterapidir. Her ikisinin de yumurta miktarını ve kalitesini azalttığı bilimsel bir gerçektir. 

Kalan yumurta sayısı öğrenilebilir mi?

Aslında direkt olarak değil, ancak birkaç farklı test, “çok”, “az” veya “çok fazla”, “çok az” yumurta kalıp kalmadığını gösterebilir. Yumurta rezervini öğrenmek isteyenler aşağıdaki ölçümler hakkında daha fazla bilgi edinmeliler.

  • FSH seviyelerinin ölçülmesi
  • AMH seviyelerinin ölçülmesi
  • Östradiol seviyelerinin ölçülmesi
  • Antral folikül sayımı için tarama

Yumurta rezervi ölçüm testleri nereden alınabilir, nerede yapılabilir?

Eğer bir tüp bebek tedavisi için kliniğe başvurulduysa genellikle başlangıçta bu testler yapılır. Onun dışında yine isteğe bağlı olarak kliniklerde ölçümler yapılabilir.

Peki ya bir süredir doğal yolla gebelik deneyip, ancak tüp bebek tedavisi düşünmeye başlamak için çok erken olduğunu düşünenler veya ailesinde erken menopoz geçmişiniz var olanlar bunun kendisini de etkileyip etkilemeyeceğini görmek isteyenler ya da henüz bir gebelik düşünmeyen, ancak zamanın lehine mi, yoksa aleyhine mi işlediğini bilmek isteyenler hemen yumurta rezervini ölçtürmeli mi? Kesinlikle evet! Bu tür sebepleri olduğunun farkında olduğundan yumurta rezervini daha erkenden ölçtürmek isteyenler çok doğru bir yaklaşım izlemekteler.

Çoğu doğurganlık kliniği zaten en başta “yumurtalık rezervi” testi sunar. Genellikle östradiol, FSH ve AMH düzeyleri için kan testleri ve ayrıca bir antral folikül sayımı taraması yapılır.

Alternatif olarak,  maddi açıdan çok daha ucuz olan evde AMH testlerini satın almak da mümkündür. AMH seviyelerinin yumurtalık rezervi için test edilecek hormonların en doğrusu olduğu düşünülür ve evde yapılabilen AMH testlerinin klinik versiyonlar kadar doğru olduğuna inanılır. AMH testleri kişiye elbette ki gerekli olan tüm veriyi sunamaz. Çünkü gebelik için yumurta sayısından çok bulunan yumurtaların kalitesi önemlidir ve evde yapılan testler de yumurta kalitesini gösteremez. Ancak zaten kliniklerde yapılan AMH testleri de yumurta kalitesini göstermediğinden, evde yapılması bir eksi değildir.  

Bu konuda söylenecek önemli şey şu ki; doğurganlık klinikleri yumurtalık rezervi testleri yaptığında, “antral folikül sayımı” taraması da yapacaklardır. Antral folikül sayısı, yumurta miktarını ölçmenin en iyi yollarından biridir, ancak bu kesinlikle evde yapılamaz.

Evde AMH testlerinin kısıtlılığı bilindiği sürece, bunları kullanmanın herhangi bir zararı yoktur. Özellikle de 35 yaşından büyük olanlara ve birkaç aydır doğal yolla gebe kalamayanlara evde yapılan bir test, doktora gitmek ve daha fazla araştırma yapmak için gereken bilgileri verebilir.

Yumurta rezervi düşük olan genç kadınlar için en doğru yaklaşım hangisidir?

Yumurta rezervinin azalması çoğunlukla yaşla ilgilidir. Ancak bazı genç kadınlarda da çeşitli nedenlerden dolayı düşük yumurta rezervi sorunu olabiliyor. Yaşı genç olan bazı kadınların yumurta sayısı az olabilse de genellikle yumurtaların kalitesi iyidir ve bundan dolayı da gebe kalabilme şansları ileri yaştakilere göre çok daha yüksektir. Genç yaşta olduğu halde yumurta sayısı az, kalitesi yüksek olan kadınlar çoğunlukla doğal yolla gebe kalabilir, bu olmaması durumunda ise üremeye yardımcı tedavilerle bir tane kaliteli yumurta ile bile gebelik sağlanabilir. 

35 yaşın üstündeki bir kadının hala birkaç bin tane yumurtası olduğu halde temel sorun nedir?

Bazı kadınlar, yaşı 35’i geçtiğinde, yumurtalıklarında birkaç bin tane daha yumurta olduğundan, neden endişelenmeleri gerektiğini anlayamamaktalar. Sonuçta sadece bir veya iki çocuk istiyorsa ve daha birkaç bin tane yumurta varsa kolaylıkla gebelik olabilmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki, 35 yaşını geçmiş olmak demek, daha az sayıda yumurta olması demektir ve bu da hamile kalma şansını elbette ki düşürür. Az sayıda yumurta, döllenme şansını çok düşürür. 

35 yaşın üzerinde olan ve daha birkaç yıl doğal yolla gebeliği denemek isteyenlerin şansının çok da yüksek olmadığını söylemekte fayda var. Çünkü başarılı bir implantasyon ve döllenme için yüksek kaliteli yumurtalar gerekir. Ancak 35 yaşından sonra yumurtaların çoğu “düşük kaliteli” hale gelir, gün geçtikçe durgunlaşır ve güçsüzleşirler, hatta daha da ileri dönemlerde ölür, yok olurlar. Yaş ilerledikçe hem yumurta sayısı azalır hem de var olanların kalitesi düştüğü için çoğu döllenemez hale gelir, çöp olur. 

Doğal olarak hamile kalmaya çalışanlar yaş kaç olursa olsun bunun için haftada 2 – 3 kez ilişkiye girer. Tüp bebek tedavisi ile hamile kalmaya çalışanlar içinse yaş ilerledikçe işler daha da zor olacaktır. Peki, neden? 

Bunun çok temel sebepleri vardır. Şöyle ki; “normal” bir adet döngüsünde, bir tane olgun yumurta döllenme için hazır halde her ay fallop tüpüne serbest bırakılır. Tüp bebek tedavisinde amaç, yumurtaların doktorlar tarafından toplanabilmesi ve laboratuvarda döllenebilmesi için mümkün olduğunca çok sayıda olgun yumurta yetiştirilmesidir.

Yani ne kadar fazla sayıda yumurta, en az birinin döllenmesi için o kadar fazla fırsat olması demektir. İşte eğer kadının normal yumurta rezervinde çok fazla yumurtası yoksa, doğurganlık ilaçlarının yardımı ile bile vücudun tek seferde çok sayıda üretmesi zorlaşır. Bir de üretmeyi başarılan yumurtaların da kaliteli olma olasılığı daha düşük olur. İşte bu nedenle de tüp bebek klinikleri genellikle kendi yumurtaları ile hamile kalmaya çalışan yaşlı kadınları tedavi etmekte zorlanır, bazen de tedavi prosedürüne de başlamayabilir. 

Temelde, yaşı ileri olan kadınların üreteceği yumurta sayısı azdır, yumurta varken bile, toplanabilecek olgunlukta yumurta şansı, bu yumurtalarla canlı doğum oranı genç kadınlara göre çok daha düşüktür.

“Yumurta kalitesi” tam olarak ne anlama geliyor?

Bir yumurta ya “iyi kalitede” ya da “kötü kalite” olur, bunun ortası yoktur. 

Kötü kalitede bir yumurta varsa;

  • Döllenme olmaz VEYA
  • Döllenirse implantasyon olmaz VEYA
  • İmplantasyon olsa bile düşük yapma riski yüksektir VEYA
  • Down Sendromlu olarak genetik bir bozukluğa sahip olan bebek doğma riski yüksektir. 

Yaşlı kadınlarda daha fazla kısırlık, düşük ve genetik bozukluk vakası görülme nedeni de işte bu kötü kaliteli yumurtalara sahip olmalarıdır. 

Yumurta kalitesi neden kötü olur?

  • Enerji eksikliği

Yumurtaların her biri ufacık minik piller olarak düşünülebilecek mitokondri içerir. Bir yumurta döllendiğinde, sürekli bölünmesi ve nihayetinde bir fetüs olması için gereken enerjiyi veren bu mitokondridir. Kadın yaşlandıkça, bu mitokondri daha az az enerji üretir. Sonuçta da, elde başarıyla döllenmiş bir yumurta olsa bile, embriyolar haline gelmeden önce enerjisi bitebilir.

  • Yanlış kromozom sayısı

Yumurtanın sağlıklı ve genetik olarak hastalıksız bir bebek halinde gelişebilmesi için doğru sayıda kromozoma sahip olması gerekir. Yaşlandıkça, yumurtalar gittikçe daha fazla sayıda “yanlış” kromozom içerecektir.

Kaliteli bir yumurta bu sorunlara sahip değildir ve 20 yaşındaki bir kadının yumurtalarının yaklaşık % 80- 90’ı iyi kalitededir. Yaşlandıkça, yumurtalar da yaşlanır ve bir kadın 44 yaşındayken, yumurtalarının yalnızca % 20’si kalitelidir. Ve unutmayın ki, bu daha az sayıda yumurtanın % 20’sidir.

Yumurtaların kalitesini belirlemek mümkün mü?

Çok da garanti olmamakla birlikte, birkaç faktöre bakarak yumurta kalitesini sezgiye dayalı tahmin etmek mümkündür.

  • Yaş

Neredeyse 35 yaşın altındaki tüm kadınların kaliteli yumurtaları vardır. Kadının sahip olduğu yumurta sayısı – FSH, AMH  ve östradiol  düzeyleri için yapılan kan testleriyle ve antral folikül sayımıyla dolaylı olarak belirlenir. Çok fazla yumurta kalmadıysa, muhtemelen bu yaştan kaynaklanır ve yaş yumurtaların sadece sayısını değil, kalitesini de etkiler. 

  • Sigara 

Kadın genç yaşta ve sigara tiryakisi ise, normale göre daha az sayıda yumurtası olacak ve bu yumurtaların kalitesi daha da düşük olacaktır.

  • Daha önceki gebeliklerdeki sorunlar

Daha önceki gebeliklerinde gebe kalması uzun süren veya erken düşükler yaşayan kadınların muhtemelen yumurta kalitesi düşüktür. 

  • Son zamanlarda yapılan herhangi bir başarısız tüp bebek denemesi

Daha önceki tüp bebek denemesinde yumurtaların hiçbiri döllenememiş ya da çok azı başarılı bir şekilde döllenmişse veya döllenmiş yumurtaların implantasyonunda sorun yaşanmışsa yumurta kalitesinde bir sorun olduğunun göstergesi olabilir.

  • İmplantasyon öncesi genetik taramanın (PGS) sonuçları

Tarama embriyolarda kromozomal anormallikleri tanımlar. Bu tanı için de tüp bebek tedavisi gibi bir doğurganlık tedavisi almak gerekir. Genetik tanıda embriyolarda çok sayıda anormallik saptanması, genel olarak yumurtaların kalitesinde bir sorun olduğunu gösterir. Kromozomal anomalilerin % 90’ından fazlasının sperm yerine yumurtadan geldiği düşünülmektedir.

Yaş dışında başka neler yumurta kalitesini etkiler?

Aslında genç insanlar da düşük kaliteli yumurtalara sahip olabilir ve bu da doğal yolla veya doğurganlık tedavisi yoluyla gebe kalmaları konusunda başarı oranlarını da etkiler. Ancak diğer faktörler yaş kadar çok etkili olmayabilir. Çünkü gençlerde genel olarak yumurta sayısı daha yüksektir ve bu da daha iyi yumurtalara sahip olma şansının fazla olması demektir. 

Yaşa ek olarak, yumurta kalitesi aşağıdakilerden etkilenir:

  • Sigara içmek
  • İlaç kullanımı
  • Endometriozis
  • Yumurtalık kistleri
  • Obezite, aşırı şişmanlık
  • Bazı immünolojik bozukluklar
  • Radyasyon tedavisi ve kemoterapi

Yumurta sayısı ve kalitesinde yaş en önemli belirleyicidir. Bu nedenle de 40’lı yaşlarına gelmiş bir kadının yaşam tarzındaki değişikliklerle yumurtalarının kalitesini iyileştirme şansı yoktur. Ancak 20- 40 yaşları arasında olanların vücut kitle indeksini normal aralıklarda tutması, sigara ve uyuşturucudan uzak durması yumurtaların kalitesini artırmasına yardımcı olacaktır. 

Unutulmamalıdır ki, doğal yolla gebe kalmakta zorlanan kadınlar, bu yaşam tarzı değişikliklerini yaparsak aslında doğurganlık tedavisine ihtiyaç duymadan gebe kalabilir. Ayrıca doğurganlık tedavisine ihtiyaç duysa bile başarılı bir sonuç almak daha kolay olabilir.

Yumurta kalitesini yükseltmek için başka neler yapılabilir? Mucizevi bir şeyler var mı?

İnternete girip arama yapıldığında, doğurganlığı artırma ya da yumurta kalitesini artırma iddiasında olan pek çok öneri bulunabilir. Bunların pek çoğunun bilimsel açıdan hiçbir kanıtı yoktur. Örneğin, sıkça önerilen glütensiz beslenme, tam buğday ekmeği yemek gibi öneriler konusunda doğurganlık uzmanları bunların olumlu ya da olumsuz bir etki yapmayacağını düşünmekteler. Bunların yanında zararı olmadığı net olarak bilinen, ancak yararı olabileceği net olmasa da tahmin edilen bazı öneriler de bulunmaktadır. 

Yumurta kalitesini artırmaya faydalı olabilecek öneriler

  • Stres yapmayın.
  • Daha kaliteli bir uyku düzeni oluşturun.
  • Kan şekerinizi dengede tutan bir beslenme programı izleyin.
  • Hormonları dengeli hale getirin.
  • CoQ10 yanı sıra A ve E vitaminleri alarak mitokondriye daha fazla enerji verin.
  • Vücuttaki serbest radikalleri (yumurtaların yaşlanma sürecini hızlandıran) antioksidanlar bakımından zengin bir diyetle etkisiz hale getirin. Bunun için parlak renkli meyve ve sebze, yeşil çay tüketin.
  • Yumurtalıkların insülin duyarlılığını artırarak yumurta kalitesini iyileştirdiği düşünülen Inositol adlı bir B vitamini alın (öncelikle doktora danışın).
  • Doktorunuzla DHEA (dehidroepiandrosteron) adlı hormon hakkında konuşun. Çünkü son araştırmalar yumurta kalitesini artırabileceğini gösteriyor, ancak oldukça güçlü bir hormon ve gözetim altında alınması gerekiyor.

Düşük kaliteli yumurtaları olanlara tüp bebek tedavisi yardımcı olur mu?

Evet, ama bu pek çok faktöre de bağlıdır. Eğer düşük kalite ve ileri yaş birlikteyse, yani 40’lı yaşların sonundaysa doğurganlık tedavisi de yapılamayabilir. Çünkü döllemek için çalışacak çok az sayıda yumurta vardır. Tüp bebek tedavisi başarılı bir gebelik elde edebilme şansını çok ciddi şekilde etkilemektedir. Ancak yumurta sayısı ve kalitesi burada çok önemlidir. 

Genç yaşta olan ve düşük kaliteli yumurtaları olanların tüp bebek tedavisi ile gebe kalabilme şansı vardır! Çünkü: 

  • Tüp bebek tedavisinde amaç, mümkün olduğunca çok sayıda olgun yumurta bulmaktır. Böylece bu yumurtalar doktorlar tarafından toplanabilir ve laboratuvarda döllenebilir. Daha fazla sayıda yumurta demek, en az birisinin yüksek kaliteli olma şansının daha yüksek olması demektir.
  • Elde edilen embriyolar, anormalliklerini kontrol etmek için preimplantasyon genetik taramaya (PGS) tabi tutulabilir. Bu da başarılı bir hamilelik şansını arttırır. Çünkü bu sayede yalnızca sağlıklı bir embriyo rahme transfer edilir. 

Yukarıda anlatılanları özetleyecek olursak;

  • Doğurganlık söz konusu olduğunda yumurta sayısı ve yumurta kalitesi önemlidir.
  • Kalan yumurta sayısı hakkında hiçbir şey yapamazsınız (sigarayı bırakmak dışında).
  • Yumurta kalitesini artırmak için adımlar atılabilir ve bu sayede aslında daha kolay şekilde doğal yolla gebelik olabilir, doğurganlık tedavisine gerek kalmayabilir.
  • İleri yaş her şeyi mahveder: 35 yaşın üzerinde olmak, özellikle de 40 yaşın üzerinde olmak yumurta kalitesini ciddi anlamda düşürür.
  • Göreceli olarak daha genç kadınlarda yumurta kalitesi düşük olsa da, yaşlı kadınlara kıyasla doğal yolla ya da üremeye yardımcı tedavilerle gebe kalma şansı daha yüksektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here