Paylaş:

Doğal yolla ya da üremeye yardımcı tedavilerle bir bebek sahibi olabilmek çok pek çok çiftin hayalidir. Bu hayali gerçekleştirmek için yapılan denemelerde her defasında sağlıklı bir şekilde gebeliğin oluşması, gebelik sürecinin mümkün olan en sağlıklı şekilde geçmesi ve bunun canlı, sorunsuz bir doğumla sonlanması beklenmektedir. Gebe olduğunu öğrenen tüm anne adaylarının en büyük endişesi rahimde büyümekte olan bebeğin sağlığı ve doğumun nasıl gerçekleşeceği hususundadır. Çünkü gebelik süreci başlı başına pek çok komplikasyonun gerçekleşebileceği 9 aylık bir dönemken, aynı şekilde doğum da ister sezaryen isterse normal doğum olsun pek çok riski barındırmaktadır. Bu bakımdan anne adaylarının zaman zaman endişe yaşamaları da normal karşılanabilir. Doğumda yaşanması muhtemel problemlerden birisi olarak bebeğin boynuna kordon dolanması sorununa sık rastlanmaktadır.

Kordon nedir?

plasenta nedir, ne işe yarar?

Kordon, anne ve bebek arasındaki besin alışverişini sağlayan, bebeği besleyen, bebeğe giden oksijeni taşıyan bir uzantıdır. Kordonun bir ucunda plasenta diğer ucunda da bebeğin göbeği bulunur ve bebeğin yaşamı, gebeliğin devamı için kordon hayati önem taşımaktadır. Bu bakımdan kordonun olması gereken yapısal özellikleri taşıması, olması gerektiği gibi olması, herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması önemlidir.

Kordonunun işlevleri nelerdir?

Bebeğin anneye ve dolayısıyla da yaşama tutunmasını sağlayan kordon;

  • Bebek ve plasenta arasındaki damarları korur.
  • Bebeğe oksijen ulaşmasını sağlar.
  • Bebeğin besin ihtiyacını karşılar, bebeğe besin iletimini sağlar.

Kordon dolanması nedir?

Kordon dolanması çoğunlukla anne adaylarını endişelendiren sorunlardan birisidir. Bebeğin kordonunun boynuna dolanmasıyla, bebeğe besin ve oksijen gitmemesi durumunda bebek kayıplarının yaşanabileceği ciddi bir problemdir. Genellikle rahimde alan dar olduğunda bebek için hayati önem taşıyan göbek kordonu bebeğin boynuna dolanabilir.

Kordon bebeğin boynuna nasıl dolanır?

Bebeğin kordonunun boyu normalde 55 – 75 cm arasında değişir. Ama kordon dolanması sorunu yaşayan bebeklerin çoğunluğunda kordonlarının olması gerekenden çok daha uzun olduğu tespit edilmiştir. Yani kordonun boyu bebekler arasında farklılık gösterebiliyor, çok uzun kordonu olan bebeklerin de kordon dolanması sorunu yaşama riski daha yüksektir. Normal doğumlarda kordon dolanması yaşanma ortalaması % 30 civarında olmaktadır. Bazı vakalarda kordon bebeğin boynuna bir defa dolanırken, bazılarında 3- 4 kez daha dolanabiliyor. Aynı zamanda bebeğin kordonu sadece boynuna değil, el ve ayaklarına da dolanabiliyor. Kordon ister boyna, iterse ellere, ayaklara dolanmış olsun gebelikle ilgili ciddi bir soruna yol açabilir.

Kordon dolanması ne sıklıkta görülür?

Kordon dolanması sıklıkla yaşanan sorunlardan birisidir. Normal doğumlarda yaklaşık % 30 oranında kordon dolanması olur. Bebek büyüdükçe, rahimdeki alan kısıtlandıkça kordon dolanması riski de artıyor. Bu bağlamda kordon dolanmasının en çok ikiz ve daha fazla sayıda çoğul gebeliklerde görüldüğü biliniyor. Bir başka açıdan da erkek bebeklerde, kız bebeklere oranla kordon dolanmasının daha sık görüldüğü de bir gerçektir. Aynı zamanda kordon dolanması sorunu yaşayan bebeklerin plasentasının rahim duvarına daha çok yakın olduğu da tespit edilmiştir.

Kordon dolanması olursa neler olur?

Kordon, bebeğin besin ve oksijen alışverişi sağlayan hayati bir uzantıdır. Dolayısıyla da kordon dolanması durumunda öncelikle bebek yeterince oksijen ve besin alamaz. Bebeğin kalp ritmi bozulur ve kalp atışları yavaşlamaya başlar. Kordon dolanmasının doğum yaklaştığında, yani annenin doğum sancıları başladığı sırada olması durumunda zaten anne hastaneye gitmiştir ve anneye NST adı verilen kalp atışlarını kontrol eden cihaz takılır. Bu sayede bebek ve annenin kalp atışları izleniyordur. Eğer bebeğin kalp atışlarının yavaşladığı tespit edilirse yapılan ultrason muayenesi yapılır ve bu muayenede kordon dolanması görülür. Bu tür bir durumda bebek sezaryenle dünyaya gelir. Zira kordon dolanması söz konusu olan bebeğin normal doğumla dünyaya gelmesi mümkün değildir. Kordon dolanması da genellikle gebeliğin son haftalarında yaşanan bir sorun olduğundan ve anne adayları son dönemde çok sık doktor muayenesine gittiklerinden genellikle tespit edilir ve bebek sorunsuz bir şekilde dünyaya getirilir.

Kordon dolanması neden olur?

Kordon dolanmasının sebeplerine dair pek çok görüş olsa da, çok net bir neden gösterilemez. Bununla birlikte bebeğin kordonunun normalden daha uzun olması, rahim içinde bebek için yeterli yer olmaması ve çoğul gebelikten dolayı alanın kısıtlanması gibi sebeplerin kordon dolanması riskini artırdığı biliniyor.

Kordon dolanması tanısı nasıl konur?

Kordon dolanması genellikle gebeliğin son haftalarında ve özellikle de doğum sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda yapılan ultrason muayenesinde kordon dolanması tespit edilir. Bu konudaki veriler çoğunlukla kordon dolanmasının hamileliğin 36. haftası ve sonrasında görüldüğünü ve ultrasonografi ile belirlenip müdahale edildiğini gösteriyor.

Kordon dolanmasının ne gibi zararları vardır?

Kordon dolanması sorunu gebeliğin erken evrelerinde görülen bir sorun olmadığında çoğu uzmana göre bebeklere bir zararı olmadan müdahale edilebilir. Bazı uzmanlar ise kordon dolanmasının doğum sırasında oldukça riskli olduğu görüşündeler. Genel kanı, kordon dolanmasının ailelerin endişelendiği kadar büyük tehlikeler oluşturmayacağı yönündedir. Ancak elbette ki gebelikteki her husus gibi kordon dolanması da dikkat edilmesi gereken bir normal dışı durumdur. Bu bakımdan anne adayları özellikle da hamileliğin son haftalarına doğru bebeklerinin hareketlerini kontrol etmeliler. Eğer bebeğin hareketleri azaldıysa ya da hiç hareket hissedilmiyorsa kordon dolanması da dahil olmak üzere pek çok şüpheli durum olabilir. Kordon dolanması sorunu yaşayan bebeklerin yeterince hareket edebilmeleri mümkün olamayacağı için anne adayları bunu rahatlıkla fark edebilirler. Zaten gebelikte anne adayı mutlaka bebeğin hareketlerini kontrol ediyor olmalıdır. Çünkü kordon dolanması riski de dahil olmak üzere bebekle ilgili pek çok sorunun ilk belirtilerinden birisi bebeğin hareketlerinin yavaşlaması ya da hiç hissedilememesidir. Bu bağlamda her riske karşı anne adaylarının tedbirli olmasında yarar vardır.

Kordon dolanması bebek kayıplarına yol açar mı?

Kordon dolanması sorunu gebeliklerin yaklaşık % 30’unda görülen, çok sıklıkla rastlanan bir sorundur. Bu bakımdan bebeklerin çoğu boyunlarına bir kez kordon dolanmış halde doğar. Bunun taşıdığı risk bakımından ne kadar uzun süredir kordonun boyuna dolanmış halde durduğu ve kordonun uzunluğu önem taşımaktadır. Çünkü bazı bebeklerin kordonu olması gerekenden daha uzun ve bir kez değil birkaç kez dolanmış olabilir. Bebeğin kordonu olması gerekenden ne kadar uzun ise bebeğin boynuna dolanma riski de o kadar fazladır.

Yukarıda sıralan tüm bilgiler ışığında sonuç olarak; kordon dolanmasının çok ciddi bir sorun teşkil etmeyeceği, normal şartlar altında bebek ölümlerine yol açmayacağı söylenebilir. Yani genellikle kordon dolanması gebeliğin son haftalarında ya da doğum sancılarının yaşandığı süreçte olursa bebek için hiçbir risk oluşturmaz. Ancak doğumun şeklini etkileyebilir. Çünkü kordon dolanması sorunu yaşayan bebeğin normal doğumla değil, sezaryenle dünyaya gelmesi gerekir.

Kordon dolanması önlenebilir mi?

Rahimdeki bebeğin boynuna kordon dolanmasını annenin önleyebilmesi mümkün değildir. Ancak bunun olumsuz sonuçlarını önleyebilmek adına yapılacak en önemli şey özellikle gebeliğin son aylarında bebeğin hareketlerini takip etmektir. Şöyle ki; normal şartlar altında bebeğin günde 10 kereden daha fazla hareket etmesi gerekirken, bu sayının 10’un altına düşmesi ya da her gün 15 kez hareket eden bebeğin hareket sayısının 5’e düşmesi kordon dolanması ve daha pek çok risk açısından değerlendirilmesini gerektirir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar