Paylaş:

Kısırlık Neden Artıyor?

Doğal yolla gebelik elde edilememesi durumu, düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik olmaması durumu halk arasında “kısırlık”, tıpta ise ‘infertilite’ olarak adlandırılmaktadır. Bir çiftte kısırlıktan şüphe edilebilmesi için; 35 yaşın altındalarsa yaklaşık 1 yıl, 35 yaşın üzerindekiler ise 6 ay düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye girmelerine rağmen gebelik elde edilememiş olması gerekiyor. “Düzenli cinsel ilişkiden” kast edilen haftada 2 -3 kez ilişkiye girilmesidir. Her gün ya da 10 günde bir gibi aralıklarla cinsel ilişkiye girmek ise gebelik şansını azaltıyor. Çünkü her gün cinsel ilişkiye girmek erkeğin menisinde yeterli sayıda ve kalitede sperm birikmesine fırsat vermezken, çok seyrek ilişkide ise kadının yumurtlama dönemini denk getirmek zor olabiliyor.  Bu bağlamda düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik olmadığında daha fazla vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurmak en doğru yol olacaktır.

Kısırlık, yani doğal yolla gebelik elde edememe sorunu hem dünyada hem de ülkemizde çok yaygın bir sorundur ve bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık % 15’i üremeye yardımcı tedavi yöntemlerine ihtiyaç duymaktalar. Dünyada ve Türkiye’de görülen kısırlık oranları birbirine oldukça yakındır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye’de % 10-20 arasında olan oran dünyada ise yine yaklaşık % 15 civarındadır. Yani her 7 çiftten birini etkileyen kısırlık dünyada 80 milyondan fazla iken, ülkemizde ise yaklaşık 2 milyon çift için çok ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

Kadının yaşı çok önemlidir!

kadın yaşı ve tüp bebek

Bebek sahibi olabilmek hususunda çiftlerin yaşı çok önemliyken, özellikle de anne adayının yaşının ileri, yani 35’in üzerinde olmamalıdır. Son 20 yıldır kadınların eğitim imkanlarının ve dolayısıyla da çalışma, kariyer yapma olanaklarının hızla artması, gebeliği ertelemelerine sebep olmuştur. Kadınlar için doğurganlık 20- 25 yaş arasında maksimum seviyedeyken sonrasında giderek düşmektedir. Özellikle de 32 yaşından sonra daha hızlı bir inişe geçer ve 35 yaşından sonra ise gebe kalma şansı sadece % 50’lere düşmektedir.

Eğitim ve iş olanaklarıyla doğru orantılı olarak yükselen gebe kalma yaşı kısırlığa yol açıyorken bunun yanında, Obezite, GDO’lu, tarım ilaçlı ve katkı maddeli gıdaların tüketimi, alkol, sigara alışkanlıkları, elektronik cihazların kullanımı, stres ve yorgunluk da kısırlığı tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. Bu bağlamda bebek sahibi olmak isteyen kadınlar hem gebelik yaşını mümkünse 35’in altına çekmeli hem de beslenme ve yaşam alışkanlıklarını daha sağlıklı şekilde düzenlemeliler.

Kadınlarda kısırlığın her geçen gün yaygınlaşmasında; kilonun artması, aşırı ağır spor, fiziksel aktiviteler ve aşırı katı, ani diyetler yapılması çok etkilidir. Çünkü bu tür olumsuz koşullar kadının yumurtlama düzenini bozuyor. Ayrıca cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar da rahim içinde ve tüplerde yapışıklıklara neden olduğu için döllenmeyi, döllenme olsa bile embriyoyu ve embriyonun rahme tutunabilmesini engelleyebiliyor.

Tüp bebek tedavisi de başarısızlıkla sonuçlanabilir!

Tüp bebek tedavisi günümüzde kısırlığın en önemli ve en başarılı çaresi olmaktadır. Tüp bebek tedavisinde; kadının ve erkeğin üreme hücreleri vücut dışında laboratuvar ortamında bir araya getirilerek döllenme sağlanıyor ve bu şekilde elde edilen embriyo anne adayının rahmine transfer ediliyor. Doğal yolla gebelik elde etmeye çalışırken gebeliğe engel olan pek çok sorun da tüp bebek tedavisi ile saf dışı bırakılabiliyor, sağlıklı bir gebelik elde etmek mümkün olabiliyor. Ancak kimi zaman ve aslında nadiren de olsa tüp bebek tedavisi ile de bebek sahibi olamayan çiftler bulunuyor. Birkaç kez denendiği halde gebelik elde edilemeyen vakalarda bahsedilen “tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı” sorununa ise üreme tıbbı alanında çözüm aranmakta, buna sebep olan faktörler saf dışı bırakılmaya çalışılmaktadır. “Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı” çiftlerin 3 tüp bebek denemesinde toplamda en az 4 tane kaliteli embriyo transfer edilmesine rağmen gebe kalınamaması durumudur. Bu tür vakalar için de sayısız çalışma yapılmakta ve gebeliği mümkün kılacak uygulamalar üzerinde çalışılmaktadır.

Rahmin uygunluğu ve embriyo kalitesi başarıda en önemli kriterlerdir!

İster doğal yolla olsun, isterse üremeye yardımcı tedavilerle, tüp bebek tedavisi ile olsun gebeliğin gerçekleşip devam edebilmesinde embriyo kalitesi çok önemlidir. Bu bağlamda anne ve baba adaylarının üreme hücrelerinin kalitesi önem taşıyor. Sağlıklı ve canlı bir yumurta ve bir sperm hücresinin sağlıklı bir şekilde döllenmesi ile gebelik için en uygun kalitede embriyo elde edilebilir. Bu tür bir durumda da gebeliğin canlı doğumla sonuçlanma olasılığı çok yüksek olur. Aynı şekilde rahmin embriyoyu tutabilme, geliştirip büyütebilecek olgunluğa erişmiş olabilmesi de çok önemlidir. Üreme hücrelerinden kaliteli embriyo oluşmasına rağmen embriyonun rahime tutunamaması sorunu da gebelik kaybına ya da daha en baştan hiç tutunamadığı için gebeliğin gerçekleşememesine sebep olabilir. Rahimde doğuştan var olan anomaliler, miyomlar, kistler ya da rahim içi dokusunun yeterli kalınlığa, olgunluğa erişememesi de gebeliği engellemektedir. İşte bu bakımdan gebelik oluşmadığında ya da erken dönemde kaybedildiğinde hem embriyo ile ilgili hem de rahim ile ilgili faktörler dikkatlice incelenmelidir.

Erkeğin sperm sayısı ve kalitesi yeterli olmalı!

Yeterli sayıda ve kalitede sperm rezervine sahip olmayan erkeklerin doğal yolla ya da tüp bebek tedavisi ile baba olabilme şansı azalmaktadır. Modern çağın yaşam ve beslenme alışkanlıklarındaki olumsuzluklar tıpkı kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de üreme yetisini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar; erkeklerin sperm sayısında geçen yüzyıla göre % 50 oranında azalma olduğunu belirtiyorlar. Hem dünyada hem de ülkemizde hem kadından hem de erkekten kaynaklanan kısırlık vakaları artıyor. Türkiye’de her yüz çiftten 15’inde kısırlık sorunu olmakla birlikte, bunların da yaklaşık % 40’ı erkeklere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de 10 milyon çift bulunduğu düşünülürse, bunlardan 1.5 milyon çift çocuk sahibi olamama sorunuyla karşı karşıyadır. Olumsuz yaşam ve beslenme koşulları devam ettikçe de bu sayının her geçen gün artması muhtemeldir.

Erkeklerde sperm sayısı hızla azalıyor!

Son yıllarda erkeklerde sperm sayısı hızla azalıyor ve bu da erkek kısırlığının artmasına sebep oluyor. Erkeklerde sperm sayısının azalmasının en önemli nedenleri çevre kirliliği ve erkeklerin maruz kaldığı olumsuz koşullardır. Bu bağlamda midye gibi deniz ürünleri kesinlikle tüketilmemesi gereken riskli besinlerdir. Çünkü midyenin deniz kirliliği bulunan yerlerde suyu süzen bir yapısı bulunmakta ve bu tür midyelerin tüketilmesi halinde ise cıva ve kurşun gibi ağır metallerin vücuda alınması söz konusu olmaktadır.

Çocuk sahibi olmak isteyen bir erkeğin sigara, alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin kullanılması, birtakım hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli olarak aşırı ısıya maruz kalmak da spermlerin azalmasına, hatta yok olmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda erkeler; çok sık sauna veya hamama girmemeliler, buralarda uzun süre kalmamalılar, sıcak ortamlarda çalışmamaya özen göstermeliler, uzun süre oturarak iş yapmamaya gayret etmeliler. Çünkü normalde vücut ısısı 37 derecedir, ancak testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için ısının birkaç derece daha düşük olması gerekir. Uzun süre ısıya maruz kalmak ya da oturmak da testislerin gereğinden fazla ısınıp sperm üretiminin yavaşlamasına, durmasına sebep olabiliyor.

Kısırlığı tarihe gömecek yeni yöntemler var!

Tüp bebek tedavisi pek çok çift için kısırlığı sona erdiren bir tedavi yöntemidir. Tüp bebek tedavisinde başarıyı artırmak için;

  • Histeroskopi, yani rahim içine girilerek rahmin tüp bebek tedavisine uygun olup olmadığını saptayan yöntem,
  • Karşılaştırılmalı Genomik Hibridizasyon, yani embriyonun tüm kromozomların incelenmesi, DNA miktarındaki değişikliklerin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilebilmesi,
  • ERA testi, yani rahmin embriyoyu kabul edeceği en uygun zamanı belirleyen çok ileri genetik test,
  • Mikro cip yöntemi, yani kaliteli sperm seçmeyi sağlayan işlem de uygulanabilmekte, baba olma şansını artırılabilmektedir.
Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar