Rahim Duvarı Kalınlaşması (Endometrial Hiperplazi)

Paylaş:

Kadınların üreme organlarından birisi olan rahim, genel olarak kaslardan oluşan bir organdır. Rahmin vajinaya açılan iç tabakası bezlerden ve bağ dokudan oluşmaktadır. Tıp dilinde endometrium olarak adlandırılan ve genelde rahim duvarı olarak bilinen bu iç tabaka her ay adet döneminde kanama ile birlikte dışarı atılan bir dokudur. Şöyle ki; her ay yumurtalama sürecinde olası bir korumasız cinsel ilişki sonucunda gerçekleşebilecek bir gebelik için rahim duvarı doğal olarak kalınlaşır. Eğer o ay başarılı bir döllenme ve gebelik meydana gelirse oluşan embriyo kalınlaşan bu rahim duvarına tutunur. Ancak gebelik oluşmazsa kalınlaşan rahim duvarı kendiliğinden çatlar, pul pul dökülür ve adet kanaması ile birlikte vücut dışına atılır.


Rahim kalınlaşması, yani tıp dilindeki adıyla endometrial hiperplazi de bu tabakanın normalden daha fazla kalınlaşması sorunu olarak tanımlanmaktadır. Adet başlangıcı ile birlikte yumurtalıklardan salgılanan östrojen hormonu rahim tabakasındaki hücrelerin hızla çoğalmasını sağlar. Bu şekilde çoğalma işlemi yumurtlama döneminde ortaya çıkan ve kalınlaşmayı yavaşlatan progesteron hormonu ortaya çıkana kadar aynı şekilde devam eder. İşte kadın vücudunda bu iki hormonun ahenkli çalışması, yukarıda da anlatıldığı gibi oluşacak bir gebelik durumunda embriyoya uygun bir yuva, tutunacak bir alan hazırlamaktadır. Eğer o ay gebelik gerçekleşmemişse bu iki hormonun yavaş yavaş azalması ile adet kanaması tekrarlanır ve kanama ile beraber de bu doku dışarı atılır. Bu olay doğal fizyolojik bir durumdur ve üreme çağındaki sağlıklı her kadınlarda her ay düzenli şekilde gerçekleşir.

Endometrial hiperplazi, yani rahim duvarı kalınlaşması rahim duvarının (endometrium) normalden fazla kalınlaşması halidir. Bu durum sanılanın ve endişe duyulanın aksine kadının kanser olduğu gibi bir anlam taşımaz.

Ancak tedavi edilmezse kansere neden olabilecek bir oluşuma da işaret eder. Anormal rahim duvarı kalınlaşması sorunu kadınlarda sıkça görülebilen sorunlardan birisi olmakla birlikte, bazı kadınların bu konuda daha yüksek risk taşıdıkları da bilinmektedir.

Kimler rahim duvarının kalınlaşması riski taşımaktadır?

Menopoz öncesi dönemde (40 yaş üzeri) olan kadınlar
Aylık adet dönemlerinde sıkça gecikme ve düzensizlik olan kadınlar
Obez ya da şişman kadınlar
Şeker hastalığı olan kadınlar
Polikistik over sendromu yaşayan kadınlar
Progesteronla dengelenmemiş uzun süreli östrojen kullanan kadınlar

Rahim duvarı kalınlaşması genel belirtileri nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşmasının en sık bulgusu, normalden daha uzun süren ve bol miktarda olan düzensiz adet kanamalarıdır. Bu tür vakalarda kadınlar çok ağrılı ve özellikle de kasıklarda ağrı olan adet dönemleri geçirirler.

Çocuk yaşta görülen ve menopoz dönemine girişten sonra görülen tüm vajinal kanamalar miktarı az da olsa kesinlikle dikkatle araştırılmalıdır. Zaten rahim duvarı kalınlaşmasının da en sık olarak karşılaşılan semptomlarından birisi anormal seyreden vajinal kanamadır. Bu bakımdan karın ve kasık bölgesinde ağrıya eşlik eden anormal vajinal kanamalar kesinlikle endometrial hiperplazi açısından değerlendirmeyi gerektirmektedir.

Anormal kanaması şu şekilde değerlendirmek daha doğru olur: Rahim duvarı östrojen ve progesteron adındaki kadınlık hormonlarının etkisi altındadır. Üreme çağındaki kadınlarda normal adet dönemi 28 gün kabul edilmekte ve bu bağlamda da ilk 14 günü östrojen hormonunun etkisiyle rahim duvarı kalınlaşmaya başlamakta, 14. günün sonunda ovulasyon, yani yumurtlama gerçekleşmektedir. Bu sürecin sonunda gebelik oluşmmışsa son 14 gün progesteron hormonunun etkisinde kalır ve hormonun salgılanma düzeyinin azalmasıyla da normal adet kanaması görülür.

Kadının vücudunda östrojen etkisi progesteron hormonu ile karşılanamazsa anormal rahim duvarı kalınlaşması meydana gelir. İşte böyle bir durumda kanama, progesteron hormonu etkisi ile değil, östrojenle aşırı kalınlaşmış rahim duvarının dökülmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bazı rahim duvarı kalınlaşması vakalarında hücreler anormal bir yapılaşma gösterebilir. Hal böyle olunca da atipik endometrial hiperplazi oluşur ve zamanında müdahale edilmediğinde rahim kanserine bile neden olabilir.

Rahim duvarı kalınlaşması tanısı nasıl konur?

Rahim duvarı kalınlaşması riski ya da şüphesi söz konusu ise doktor ilk olarak vajinal ultrason önerecektir. Bu aşamada tercihen vajinal olarak yapılan ultrasonografik inceleme ile duvar kalınlığı milimetrik olarak ölçülür.

Bununla birlikte adet düzensizlikleri ve ağrılar gibi şikayetler de hesaba katılarak, ultrason muayenesinde kitle olup olmadığı da tespit edilir.

Bu tür bir şüphede rahim içine ameliyat gerekmeden kolayca ulaşılır ve ince plastik bir tüp ile örnek, biyopsi alınabilir. Bu şekilde erken tanı ve tedavi sağlanırken birçok kanser vakasına göre çok daha sevindirici sonuçlar alınabilir. Bunun için daha detaylı bilgi gerekirse histeroskopi adı verilen kameralı bir sistemle rahim içine girilerek şüpheli alanlar hem gözlenebilir hem de o alandan örnek alınabilir.

Rahim duvarı kalınlaşması tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Ultrasonografi: en sık kullanılan ve en kolay şekilde gerçekleştirilen işlemdir. Ultrason sayesinde rahmin duvar kalınlığı milimetrik olarak ölçülür.
Biyopsi: İnce bir tüp yardımı ile rahim içinden hücre alınması işlemidir ve bu şekilde alınan hücreler patoloji bölümünde mikroskopla detaylı olarak incelenir.
Dilatasyon ve Kürtaj: Öncelikle rahim ağzı genişletilir ve küret adlı özel bir aletle rahim duvarından örnek doku alınır, sonrasında alınan doku patoloji bölümünde mikroskopla incelenir.
Histeroskopi: Işıklı ince boruya benzer bir aletle rahim içine girilerek şüpheli alanlardan görerek örnek alınır ve patolojide incelenir.

Rahim duvarı kalınlaşması nasıl tedavi edilir?

Endometrial hiperplazi, yani rahim duvarı kalınlaşması sorunu genellikle ilaçla (progesteron) tedavi edilmektedir. Bu amaçla uygulanan tedavinin dozu ve uzunluğu hastaya ve duruma göre değişmekle birlikte doktor en uygun tedavi planını sunar. Tüm tedavi süreci tamamlandıktan sonra yeniden endometrial biyopsi gerekebilir. Bunun sonucunda sorunun devam ettiği tespit edilirse diğer tedavi seçeneklerine veya cerrahi müdahale düşünülebilir. Çocuk isteği olmayan ve biyopsi sonucu atipik hiperplazi olan hastalar içinse en iyi seçenek rahmin alınması olacaktır.

Rahim duvarı kalınlaşmasından korunmak mümkün müdür?

Neredeyse tüm rahatsızlıklardan olduğu gibi bu sorundan da bazı önlemler alınarak korunmak mümkün olabilir. Bu bağlamda yapılabilecek işlemler:

Menopoz döneminde kadınların kullanmak durumunda kaldıkları sadece östrojen içeren ilaçlardan kaçınmak, bunların etkilerinin progesteron ile karşılanması rahim duvarı kalınlaşması riskini ve sonrasında kanser oluşma riskini azaltır.

Adet dönemleri düzenli olmayan kadınlar rahim duvarının aşırı kalınlaşmasını önlemek için doktorun onayıyla progesteron içeren ilaçlar alırlarsa rahim duvarı kalınlaşma riski azalır.

Fazla kilolu olan kadınlar kendileri için normal, ideal olabilecek kiloya indiklerinde rahim duvarı kalınlaşma riski azalır.

Gebelik ve emzirme süreçleri de rahim duvarı kalınlaşma riskini azaltır.

Rahim duvarı kalınlaşması gibi sorunlardan kaçınmak için ne sıklıkta doktor kontrolü yapılmalı?

Kadının hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayene ve smear testi yapılması birçok hastalık ve kanser türleri ile ilgili riski azaltmaktadır. 40 yaşın üzerinde olan düzensiz ve çok miktarda kanaması olan, menopoz sonrası dönemde ise az miktarda bile olsa vajinal kanaması olan kadınlar en kısa zamanda doktora gitmeliler.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar