Sorunu Gönder
Paylaş:

Androjen, tam tıbbi açıklamasıyla her iki cinste de bulunan ve çoğunluğu böbrek üstü bezinin kabuk kısmı tarafından salgılanan maddedir. Androjenler “erkek hormonları” olarak adlandırılabilir. Ancak bu ad yanıltıcı olabilir. Çünkü hem erkek hem de kadın bedenleri androjen üretir, sadece miktarları farklıdır. Aslında, androjenlerin kadınlarda 200’den fazla etkisi vardır ve kadın bedeninde östrojenlerden daha fazla miktarda bulunur.

Başlıca androjenler testosteron ve androstenediondur. Elbette androjen, erkeklerin vücudunda çok daha yüksek seviyelerde bulunur, erkek özelliklerinde ve üreme aktivitesinde önemli bir rol oynar. Testosteron ve androstenedionun dışında diğer androjenler arasında dihidrotestosteron (DHT), dehidroepiandrosteron (DHEA) ve DHEA sülfat (DHEA-S) bulunmaktadır.

Bir kadının vücudunda, androjenlerin ana amaçlarından biri östrojen adı verilen kadın hormonlarına dönüştürülmektir.

Kadınlarda androjenler neden var, ne işe yarar?

Kadınlarda androjenler yumurtalıklarda, adrenal bezlerde ve yağ hücrelerinde üretilir. Aslında kadınlar bu hormonların çok fazla veya çok azını üretebilir. Şöyle ki, androjen fazlalığı ve eksikliği gibi bozukluklar kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklar arasındadır.

Kadınlarda androjenler, ergenliği tetikleyen, kasık ve koltuk altı bölgelerinde kıl büyümesini uyaran hormonal durumda önemli bir rol oynar. Ek olarak; bu hormonların üreme yolu, kemik, böbrekler, karaciğer ve kas da dahil olmak üzere birçok organın işlevini düzenlediğine inanılmaktadır. Yetişkin kadınlarda androjenler östrojen sentezi için gereklidir ve kemik kaybını önlemenin yanı sıra cinsel istek ve doyumu desteklediği bilinmektedir. 

Androjene bağlı bozukluklar nelerdir?

  • Yüksek androjen seviyeleri

Vücutta gereğinden fazla miktarda androjen sorun yaratabilir. Androjen fazla olduğunda; akne, hirsutizm (çene veya üst dudak gibi “uygunsuz” yerlerde aşırı kıl büyümesi) ve kafadaki saçların incelmesi (saçsızlık) gibi sorunlar yaşanabilir.

“Serbest” testosteron adı verilen yüksek testosteron formuna sahip kadınların yaklaşık % 10’unda, düzensiz olan veya hiç olmayan adet dönemleri, kısırlık, kan şekeri bozuklukları (prediyabet ve tip 2 diyabet) ile karakterize polikistik over sendromu (PCOS) vardır. Polikistik over sendromlu (PCOS) kadınların çoğu aşırı kilolu veya obezken, yalnızca küçük bir bölümü normal vücut ağırlığına sahiptir. Yüksek androjen seviyeleri tedavi edilmediği takdirde; polikistik over sendromlu (PCOS)  olup olmadığına bakılmaksızın insülin direnci ve diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları ile ilişkilidir.

Yüksek androjen seviyesi, polikistik over sendromuna (PCOS) ek olarak; konjenital adrenal hiperplazi (10.000’de bir kadında görülen adrenal bezleri etkileyen genetik bir bozukluk) ve diğer adrenal anormalliklerine ve yumurtalık veya adrenal tümörlere sebep olabilir. Vücut geliştiriciler ve diğer sporcular tarafından performans artışı için bazen kötüye kullanılan anabolik steroidler gibi ilaçlar da hiperandrojenik semptomlara, yani vücutta fazla androjen olmasından kaynaklı sorunlara neden olabilir.

  • Düşük androjen seviyeleri

Vücutta olması gerekenden daha düşük androjen seviyeleri; düşük libido (cinsiyete ilgide veya cinsel istekte eksiklik), yorgunluk, iyi hissetmeme ve kemik kaybı, osteoporoz ve kırıklara karşı artan duyarlılık gibi etkiler yaratan bir sorun olabilir. Cinsel isteğin azalması ve genel halsizlik gibi semptomların çok çeşitli nedenleri olduğundan, hiperandrojenizm gibi androjen eksikliği genellikle teşhis edilmez.

Düşük androjen seviyeleri kadınları her yaşta etkileyebilirken, en sık menopoza geçiş sırasında veya menopozdan önceki zamanı (genellikle 2 – 8 yıl) tanımlamak için kullanılan “perimenopoz” sırasında ortaya çıkar. Androjen seviyeleri bir kadının 20’li yaşlarında düşmeye başlar ve menopoza ulaştığında, adrenal bezlerde androjen üretimi azaldıkça ve orta döngü yumurtalık androjen artışı tamamen azaldıkça % 50 veya daha fazla düşmüş olur.

Menopozdan sonraki 10 yılda daha fazla düşüş olur ve bu da yumurtalık fonksiyonunun sürekli azaldığını göstermektedir. Birçok kadın için bu androjen düşüşünün etkileri arasında sıcak basması ve hızlandırılmış kemik kaybı sorunları yaygın olarak görülür. Bu etkiler çoğunlukla 50’li yaşlarda hissedilirken, bazı kadınlar için 50’li yaşlarının sonlarına veya 60’ların başına gelene kadar belirgin olmayabilir.

Düşük androjen seviyeleri nasıl tedavi edilir?

Östrojen / testosteron hormonlarının kombinasyonu olan ilaçlar, hem oral yolla almak için tablet şeklinde hem de enjeksiyon formunda bulunmaktadır. Düşük androjen seviyesi tedavilerine yönelik olarak yapılan küçük çaplı çalışmalar, androjen eksiklikleri olan kadınlarda androjen tedavisinin; libido, enerji ve refahı artırmada etkili olmanın yanı sıra kemik kaybına karşı ek koruma sağlamada etkili olduğunu göstermektedir. Bir çalışma, östrojen ve testosteronun kombine şekilde oral formunun alınmasının meme ve endometriyal kanser risklerinin arttığını, ancak bu risklerin diğer tedavi formlarında görülmediğini göstermiştir. Yani bu çalışmaya göre, düşük androjen seviyesi tedavisinin enjeksiyon şeklinde alınmasının kanser riskinin artırmadığı söylenebilmektedir. 

Testosteron ayrıca AIDS ile ilişkili etkili bir tedavidir ve adet öncesi sendromu (PMS) ve otoimmün hastalıkları tedavi etmek için çalışmalar yapılmaktadır. Adet öncesi sendromu yaşayan kadınlar, adet döngüsü boyunca normalin altında testosteron seviyelerine sahip olabilir, bu da bir testosteron takviyesinin yardımcı olabileceğini düşündürür, ancak bu tür tedavilerin etkili olduğu henüz kanıtlanmamıştır.

Androjen bozuklukları nasıl teşhis edilir?

Bir kadının vücudunda androjen seviyeleri normal, çok yüksek (hiperandrojenizm) veya çok düşük (hipoandrojenizm) olabilir. Bir doktor, belirtilerin anormal seviyeler gösterip göstermediğini değerlendirebilir ve hormon seviyelerini ölçmek için bir kan testi isteyebilir. Ancak kan testlerinden elde edilen sonuçlar genellikle yanıltıcıdır ve kesin olmayabilir. Çünkü kadınlarda “normal” androjen seviyelerinin kendini nasıl gösterdiğine, bunun nasıl olduğuna dair net bir veri yoktur. Ayrıca androjen seviyeleri kadının yaşına, adet döngüsünün zamanlamasına ve menopozal durumuna bağlı olarak dalgalanır. Bununla birlikte erkeklerde testosteronu ölçmek için optimize edilmiş birçok standart laboratuvar testi, kadınların seviyelerini doğru bir şekilde ölçecek kadar duyarlı olmayabilir. Sonuç olarak, çok düşük seviyelerden ziyade çok yüksek androjen seviyelerini teşhis etmek daha kolaydır.

Yüksek androjen seviyesi nelere sebep olur?

Hiperandrojenik bir durumu olduğundan şüphe edenlerin, bir tanı yaptırması, bir tedavi planı oluşturması ve tedaviye başlaması çok önemlidir. 

  • Hiperandrojenizm sorunu, kadında genellikle üst dudağında ve çenesinde istenmeyen kıllar gibi rahatsız edici kozmetik semptomlara sebep olabilir. 
  • Psikolojik olarak, hiperandrojeneminin klinik belirtileri (kalıcı akne, aşırı yüz veya vücut kılları, saç derisi ve obezite üzerindeki saç dökülmesi) genç kızlarda ve üreme çağındaki kadınlarda yıkıcı etkisi olabilir ve düşük benlik saygısı, kaygı, depresyon ve antisosyal davranışa sebep olabilir.
  • Aşırı, rahatsız edici cinsel gerginliği, isteksizliği olan kadınların da yüksek düzeyde androjenleri olabilir.
  • Hiperandrojenik durumlar da insülin direnci (diyabetin öncüsü), diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları ile ilişkilidir.

Hiperandrojenik sendromlarda, semptomlar bir şekilde tedavi edilse bile sıklıkla teşhis edilmez. Örneğin, glikoz toleransı açısından değerlendirilmeden veya adet düzenliliği hakkında soru sorulmadan sivilce sorunu için tedavi edilebilir. Bazı hiperandrojenik semptomları birleştirmek, daha entegre bir değerlendirme ve tedavi yaklaşımı istenebilir.

Androjen yüksekliği (Hiperandrojenizm) belirtileri ve semptomları nelerdir?

  • Hirsutizm (aşırı yüz veya vücut kılı),
  • Kalıcı akne ve / veya yağlı cilt,
  • Alopesi (kafada saç incelmesi, azalması),
  • İnsülin direnci,
  • Akantozis nigricans (kaba, koyu pigmentli cilt bölgeleri),
  • Yüksek tansiyon,
  • Düşük HDL kolesterol (“iyi kolesterol”) ve yüksek LDL kolesterol (“kötü kolesterol”),
  • Karın bölgesinde aşırı yağlanma ve obezite,
  • Düzensiz veya eksik adet dönemleri veya sık sık atlanan döngüler,
  • Klitorisin genişlemesi,
  • Derin veya kısık ses

Yüksek androjen seviyesi olan kadının semptomları düzensiz veya eksik adet dönemleri şeklindeyse, hiperandrojenizm ile ilişkili en yaygın durum olan polikistik over sendromu (PCOS) olabilir. Adet düzensizliği seyrek veya eksik yumurtlamayı göstermektedir. Bu da polikistik over sendromunu genellikle tedavi edilebilir olan kadın kısırlığının önde gelen bir nedeni yapar.

Hiperandrojenizmi olan bazı kadınlar kendiliğinden yumurtlama yapabilir ve gebelik oluşabilir. Bununla birlikte, yüksek androjen seviyelerine sahip kadınların gebeliklerinde düşük yapma riski de yüksektir.

Hiperandrojenik semptomlara konjenital adrenal hiperplazi (CAH) adı verilen genetik bir hastalık da neden olabilir. Şiddetli vakalar, genç yaşta genital malformasyon ve virilizasyon (sakal, akne) gibi aşırı etkilere neden olabilir.

Daha hafif hiperandrojeni vakaları; muhtemelen normal dışı sakal, düzensiz dönemler ve yüksek tansiyon gibi semptomlarla birlikte polikistik over sendromuna çok benzerdir. Hafif konjenital adrenal hiperplazi (CAH) sorunu olan kadınlar da; ebeveynlerinden daha kısa boylu olabilir, enfeksiyonlara karşı savunmasız olabilir, aynı zamanda daha kare omuzlar ve dar kalçalarla biraz “erkeksi bir yapıya” sahip olabilirler.

Androjen yüksekliği önemsenmesi gereken ciddi bir sorundur!

Kapsamlı bir tıbbi öykü ve fizik muayene en önemli başlangıç ​​tanı bilgilerini sağlar. Bu bakımdan laboratuvar testleri genellikle kanda çok fazla androjen anlamına gelen tıbbi bir terim olan hiperandrojeneminin varlığını doğrulamaya yarar. Total ve serbest testosteron için kan testi; bir lipit profili (kolesterol seviyelerini ölçmek için), luteinize edici hormon (LH), folikül uyarıcı hormon (FSH), prolaktin ve açlık glikoz testini içerebilir. DHEA veya bunun sülfat formu DHEAS gibi anormal androjen salgılanma yerlerini belirlemek için çeşitli endokrin fonksiyon testleri de istenebilir. Tiroid testleri genellikle değerlendirmeye dahil edilir. Enflamasyon aynı zamanda polikistik over sendromunun bir bileşenidir. Bu nedenle de doktor bazı inflamatuar belirteçleri de ölçmek isteyebilir.

Östrojen ve progestin (bazen hormon replasman tedavisi veya HRT olarak adlandırılır) veya sadece östrojen içeren terapi (ET) ve östrojen içeren doğum kontrol haplarından oluşan hormon tedavisi (HT) yüksek androjen sorunu olanlar için tedavi seçenekleridir. Oral östrojenler, karaciğerde testosteron ve östrojeni bağlayan bir protein olan seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) seviyelerini artırır. Bu da semptomları tetikleyebilecek serbest testosteron seviyelerini azaltır. Genellikle astım veya iltihaplanma için reçete edilen glukokortikoidler (kortizon), androjen üretimini de baskılayabilir.

Androjen eksikliği nedir, neden olur, nelere sebep olur?

Kadınlarda androjen seviyeleri 20’li yaşlarında zirve yapar. Daha sonra kadının hayatı boyunca devam eden günlük androjen üretiminde bir düşüş başlar. Androjen seviyelerinde ani bir düşüşün meydana geldiği tek durum yumurtalıklarının ameliyatla çıkarıldığı durumdur. Zira tüm androjenlerin yaklaşık yarısı kadının adrenal bezlerinde ve yarısı yumurtalıklarında üretilir. Kadın menopoza girdiğinde, kanda androjen seviyeleri zirvede olduğu değerin yaklaşık yarısı kadar olur.

Kadınlarda üreme çağında ve menopozdan sonraki düşük androjen seviyeleri, göze çarpan üç semptomla sonuçlanır. Bunlar düşük libido, yorgunluk ve daha az huzur duygusu olabilir. Düşük androjen seviyeleri kemik kaybına ve osteoporoza (ince, kırılgan kemiklere neden olan bir hastalık) sebep olur. Muhtemelen yumurtalık yetmezliği veya yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması durumlarında bazı kadınlarda aşırı kemik kaybı fenomeni de düşük androjen seviyesi ile açıklamaktadır.

Düşük cinsel dürtü ve vajinal kuruluk, menopoza geçiş sırasında bazı kadınların yaşadığı iki yaygın semptomdur ve bu durum cinselliği rahatsız veya ağrılı hale getirir. Bu değişiklikler düşük östrojen ve düşük androjen seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir. 

Aşağıdaki değişikliklerden herhangi birini yaşayan kadınlar doktora başvurmalılar: 

  • Vajinanın seks öncesinde veya sırasında yağlanmasının uzun sürmesi,
  • Vajinal yağlama miktarının daha az olması, 
  • Vajinal penetrasyon sırasında rahatsızlık veya ağrı olması,
  • Daha az seks yapma isteği olması, 
  • Cinsel uyarmaya daha az tepki veriyor olması, 
  • Orgazma ulaşmakta zorluk çekiyor olması gibi durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Androjen eksikliği nasıl teşhis edilir?

Androjen eksikliğini teşhis etmek için doktor düşük libido ve yorgunluk gibi belirtileri dikkate alacaktır. Benzer semptomlara neden olabilecek diğer koşulların da göz önünde bulundurulması gerekecektir. Testosteron ve Seks Hormon Bağlayıcı Globulin (SHBG) için kan testleri muhtemelen değerlendirmenin bir parçası olacaktır. 

SHBG testosterona bağlanır ve hücresel eylemleri etkilemek için daha az kullanılabilir hale getirir. SHBG seviyeleri menopozdan sonra oral östrojen tedavisine veya oral kontraseptiflere yanıt olarak önemli ölçüde değişebilir. Bazı kadınlarda SHBG değişiklikleri daha hafif düzeydedir ve serbest androjen seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahiptir, diğerlerinde ise büyük ölçüde artabilir ve cinsel dürtü azalması veya azalmış serbest testosteron, akne ve hirsutizm gibi yan etkilerin azalmasına neden olabilir.

Hipoandrojenik kadınlarda testosteron için kan testi problemlidir. Doktorlar, kadınlarda nelerin düşük androjen seviyesine sebep olduğuna dair bir fikir birliğine varmamıştır. Bu bakımdan piyasada bulunan birçok laboratuvar testiyle ölçülmesi zordur. Bu nedenle Endokrin Derneği Klinik Uygulama Kılavuzları da aslında androjen eksikliğinin resmi tanısı koyulmasını önermemektedir.

Androjen eksikliği neden olur?

Androjen eksikliğinin nedenleri çeşitlidir. Düşük androjenin en yaygın nedeni ise yaşlanmaktır. Androjen eksikliğinin belirtilerinin kadını rahatsız etmesi durumunda, doktor androjen replasmanına karar verebilir.

Androjen eksikliği aşağıdaki durumlarda özel bir sorun olabilir:

  • Yumurtalıklar çıkarıldığında,
  • Erken menopoz geçirildiğinde (genellikle 40 yaşından önce meydana gelen menopoz olarak tanımlanır),
  • İki X kromozomundan biri veya bir kısmı eksik olduğunda ortaya çıkan 2.000 kızdan birinde meydana gelen genetik bir büyüme bozukluğu olan Turner sendromu olması durumunda (bir kadın için iki X kodu, bir erkek için bir XY) yumurtalıklar gelişemez,
  • Menopoz sonrasında,
  • Kanser için kemoterapi veya radyasyon tedavisi gördüğünde androjen eksikliği görülür.

Düşük testosteron ile ilişkili diğer durumlar arasında hipotalamik amenore (aşırı diyet ve egzersizden kaynaklı olarak adet kanamasının olmaması) ve hiperprolaktinemi (kadın emzirirken süt üretimini yönlendiren hormon olan yüksek prolaktin seviyeleri ile karakterize edilir) bulunur. Ek olarak çeşitli hipofiz bezi tümörleri düşük testosteron üretimi ve diğer hormonlarla da ilişkilidir.

Bazen androjen eksikliğinin belirgin bir nedeni yoktur. Aksi takdirde, üreme çağındaki sağlıklı kadınlar, kan testleri ile doğrulanabilen ve düşük libido ve yorgunluğun diğer potansiyel nedenleri ortadan kaldırıldıktan sonra düşük androjen seviyesinden mustarip olabilir.

Düşük libido ve yorgunluğun diğer potansiyel nedenlerini dışlamak için doktor, hastaya geçmiş psikolojik veya ilişki sorunları hakkında soru sorabilir ve depresyon, hipotiroidizm, demir eksikliği gibi diğer olası yorgunluk nedenlerini kontrol edebilir.

Postmenopozal dönemde olan ve hormon replasman tedavisi alan (tek başına östrojen veya bir östrojen / progestin kombinasyonu alan) kadınlarda doktor, östrojen hormonu seviyesinin yeterince yüksek olduğundan emin olmak için östrojeni kontrol edilebilir. Oral estrojenler (oral estradiol) ve konjuge östrojenler (konjuge at estrojeni veya sentetik konjüge estrojenler) veya esterleştirilmiş östrojenlerle tedavi zor olabilir. Çünkü oral estrojenler, ölçülmesi zor olabilen östrorona metabolize edilir, konjuge ve esterleştirilmiş östrojenler büyük ölçüde piyasada bulunan hormon testlerinde ölçülemeyen östrojenik bileşiklerdir. Transdermal östrojenler (yamalar, jeller, enjeksiyonlar gibi) ticari laboratuvar testleri ile daha kolay değerlendirilir.

Androjen bozuklukları nasıl tedavi edilir?

Androjen bozuklukları tam olarak tedavi edilemez, ancak genellikle ilaçla dengelenebilir. Aşırı kilolu olan kadınlarda, vücut ağırlığında % 5 – 10 kadar azalma olması, androjen fazlalığı olan bazı kadınlarda doğurganlığı geri kazandırabilir ve hirsutizm sorununu azaltabilir.

  • Östrojen ve progestin içeren haplarla tedavi

Androjen bozukluğu tedavisi oral kontraseptifleri de içerebilir. Üreme çağında olan, doğru oral kontraseptif seçimi hiperandrojenik semptomlarını azaltabilmekte, ancak yanlış ilaç tercihinde sorunlar daha da kötüleşebilmektedir. Oral kontraseptifler veya doğum kontrol hapları, çoğunlukla kombinasyon haplarıdır, hem östrojen hem de progestin içermektedir. Kullanılan östrojen, hemen hemen her formda değişen dozlarda etinil estradioldür. Ancak çeşitli dozlarda da çok sayıda progestin kullanılır. Burada temel olan dahil edilen progestin türüdür. Bazı progestinler androjenleri taklit edebilir ve semptomları daha da kötüleştirebilir. Ancak bazıları bu problemden kaçınır, doğum kontrol haplarındaki östrojenin seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) seviyelerini yükseltmesine, serbest testosteronun kan seviyelerini azaltmasına ve semptomları iyileştirmesine yardım eder. Standart doz doğum kontrol hapları, 35 mcg etinil estradiol içeren bu durumlarda, daha düşük dozlarda etinil estradiol içeren haplara kıyasla tercih edilebilir. Androjen etkisi olmayan ve norgestimate, drospirenon veya desogestrel gibi SHBG’yi yükselttiği bilinen progestinli bir hap formülasyonu hakkında doktordan bilgi almak gerekir.

  • Spironolakton ile tedavi

Bazı kadınlar için, yüksek androjen seviyelerinin en rahatsız edici semptomları akne ve hirsutizmdir. Bu semptomları olan kadınlar için spironolakton (Aldakton veya Spironol) reçete edilebilir. Bir diüretik olan ilacın birkaç yan etkisi vardır ve yüksek dozlarda yağlı cildi temizleyebilir, istenmeyen kılları daha ince hale getirebilir. Spironolakton ve oral kontraseptiflerin kombinasyonu sıklıkla kullanılır. Bununla birlikte gebe kalmak isteyen kadınların bu ilacı almaması gerekir. Zira hem gebelik oluşumunu zorlaştırabilir hem de hamilelikte rahimdeki bebeğe zarar verebilir.

Kıl büyümesi üzerindeki etkilerin görülmesi yaklaşık dokuz ay kadar sürebilir ve en iyi etkiyi elde etmek için bir yıl kadar beklemek gerekebilir. Bu süre zarfında kıllar görünür, ancak genellikle daha yavaş büyür, daha hafif ve daha ince olur. Elektroliz veya tekrarlanan lazer tedavileri saçlardan uzun süre veya kalıcı olarak kurtulmanın tek yoludur.

  • 5- alfa redüktaz inhibitörleri

5-alfa redüktaz inhibitörleri adı verilen bir ilaç sınıfı, bazı kadınlara sadece aşırı dikkatle alınmaları durumunda tedaviye yardımcı olabilir. Bu ilaçlar testosteronun dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülmesi için çok önemli olan bir enzimi inhibe eder. Finasterid (Propecia ve Proscar) ve flutamid (Eulexin) bu sınıftadır. Propecia da erkek tipi kellik için bir tedavi olarak reçete edilirken, erkeklerde prostat büyümesini ve kanseri (aşırı androjen seviyeleri ile şiddetlenir) tedavi etmek için tasarlanmıştır. Bu ilaçlar, kadınlarda kullanım için özel olarak onaylanmamıştır ve üreticiler bunları alan kadınlara karşı birtakım tavsiyede bulunmaktadır. Eğer doktor bu ilaçları reçete ederse, doğum kontrolü konusunda özellikle dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu ilaçların her ikisi de doğum kusurlarına neden olur. Flutamid, nadiren de olsa ölümcül karaciğer toksisitesine yol açabilir.

Konjenital adrenal hiperplazi (CAH) tedavisi biraz daha karmaşıktır. Çünkü CAH sadece yüksek androjen seviyeleri ile değil, aynı zamanda diğer iki hormon olan kortizol ve aldosteron ile de karakterizedir. Yetişkin bir kadında tedavi, eksik kortizolü telafi etmek için prednizon gibi bir glukokortikoid içerebilir.

Androjen eksikliği tedavisi

Androjen eksikliği olanlar, hormonal bir takviyenin faydaları, böyle bir ilacın kendisi için doğru olup olmadığını araştırmalı, uzman kontrolü olmadan ilaç ya da takviye alınmamalıdır. 

  • Testosteron takviyeleri ile tedavi

Tipik olarak sadece osteoporozu önlemek için reçete edilmemesine rağmen, testosteron takviyelerinin çeşitli çalışmalarda sadece kemik kaybını yavaşlatmakla kalmayıp, aynı zamanda postmenopozal kadınlarda ve cerrahi olarak menopozlu kadınlarda kemik oluşumunu teşvik ettiği gösterilmiştir.

  • Bitkisel karışımlar

Bazı eczanelerde, hormonun daha hedefe yönelik olarak verilmesi için vulvaya uygulanan testosteron kremleri bulunabilir. Ancak bu tür formüller çok yaygın olarak bulunmaz ve de tam olarak etkisi konusunda soru işaretleri bulunmaktadır. Bu karışımların etkin olup olmadığı ve özel olarak yapılmış karışımların her seferinde tam olarak aynı içerikte olup olmayacağı konusunda güvenliği gösteren veri eksikliği vardır.

  • Östrojen ve testosteron kombinasyonu hapları

Androjen eksikliği ile mücadeleye yardımcı olabilecek reçeteli bir kombinasyon östrojen (esterlenmiş östrojenler) ve testosteron (oral metiltestosteron) hapı da vardır. Bu haplar, bu tür kullanımlar için resmi olarak onaylanmamıştır ve potansiyel olarak büyük ölçüde değişebilir. Tıp dünyasında östrojen ve testosteron kombinasyonunun faydalarının, meme ve endometriyal kanser riskinin artması, kan kolesterolü ve karaciğer toksisitesi üzerindeki olumsuz etkileri içerebilecek risklere göre daha ağır basıp basmadığına dair çelişkili kanıtlar ve görüşler vardır. Yani androjen eksikliğini tedavi etmeye çalışırken, meme ve endometriyal kanser riski, kan kolesterolü ve karaciğer toksisitesinin olumsuz etkilenmesi gibi riskler göz ardı edilemez.

Bu konuda yapılan pek çok çalışmadan elde edilen bilgiler, hipoandrojenizmi tedavi etmek için kullanılan östrojen ve androjen kombinasyonunun meme kanseri riskini artırabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, diğer çalışmalar ise androjenlerin meme kanseri riskini azaltabileceğini gösterdi. Kadın sağlığına dair yapılan takip çalışmaları, östrojen alan ve progestojen almayan kadınların kardiyovasküler hastalık (KVH) ve meme kanserinde önemli bir azalma gösterdiğini bulmuştur. Bu da östrojenlere eklenen androjenlerin yeniden değerlendirilmesine neden oldu. Ama yine de bu konuda net bir karara varmak için androjenler veya östrojen artı bir androjen içeren herhangi bir ilacın kanserler bakımından güvenliğinden bahsedilmesi için daha fazla zamana ve araştırmaya ihtiyaç vardır.

  • Dehidroepiandrosteron (DHEA) tedavisi

Androjen eksikliği olan kadınlar, adrenal bezler tarafından üretilen bir hormon olan dehidroepiandrosteron (DHEA) ile tedaviden yararlanabilir. DHEA, ABD’de reçetesiz satılan bir üründür ve FDA tarafından resmi olarak önerilmemektedir. Bu ürünün androjen eksikliğinin sebep olduğu cinsel işlev bozukluğu gibi yan etkileri artırabileceği düşünülmektedir. Bununla bakımdan her ne kadar reçetesiz alınabiliyor olsa da, doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır. 

Mevcut preparatlarda bulunan DHEA’nın miktarı ve kalitesi, kontaminantlar veya kıvam için rutin olarak izlenmez veya test edilmez. Bu nedenle doktorların DHEA’nın kan seviyelerini, metabolik ürünlerini (östrojenler ve androjenler) ve hormon kullanılıyorsa yan etkileri izlemesi önemlidir.

DHEA kadınlarda östrojen ve testosterona dönüştürüldüğünden, DHEA alırken bu hormonların seviyeleri de ölçülmelidir. Androjen eksikliği olan erkeklerde ve kadınlarda DHEA takviyesinin yararları üzerine yapılan çalışmaların sonuçları karışıktır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, kadınlarda hipoandrojenizm semptomlarının tedavisinde oral DHEA’nın etkinliği için ikna edici bir kanıt bulunmamıştır.

Androjen takviyelerinin yan etkileri nelerdir?

  • Androjen takviyeleri genellikle kadınlar için reçete edilen dozajlarda güvenlidir. Ancak olası yan etkiler arasında; yüzde tüylenme, sesin kalınlaşması, saç incelmesi ve akne gibi sorunlar bulunur.
  • Androjen takviyelerinin kozmetik olmayan yan etkileri arasında; sıvı retansiyonu, karaciğer toksisitesi ve periyodik olarak izlenmesi gereken kolesterol seviyelerindeki olumsuz değişiklikler sayılabilir. 
  • Eğer yan etki ortaya çıkarlarsa, daha düşük androjen dozları ile en aza indirilebilir veya ortadan kaldırılabilir ve genellikle tedavinin kesilmesi sorun biter. Daha yüksek dozlarda androjen takviyesi alımı, çok fazla sesin kalınlaşmasına veya geri dönüşü olmayan klitoral genişlemeye neden olabilir. Bununla birlikte bu sorunlar genellikle kadınlar için uygun şekilde reçete edilen dozlarda görülmez. 
  • Androjen takviyelerinin erken dönem yan etkileri (tedavinin ilk 90 gününde görülenler) genellikle yağlı cilt veya hafif akne şeklindedir. Bu etkiler geçici olabilir ve kendi başlarına kaybolabilir. Eğer ortaya çıkarsa, daha ciddi yan etkiler oluşmadan önce dozu düşürmek için doktorla konuşmak önerilir.
  • Testosteron yamaları, cilt jelleri ve kadınlarda androjen seviyelerini artırabilecek vajinal fitiller veya kremler üzerinde araştırmalar hala devam ediyor. Testosteron içeren cilt jelleri, burun spreyi ve vajinal fitiller ile ilgili klinik çalışmalar devam ederken FDA onayı bekleniyor. Aynı zamanda DHEA içeren vajinal fitiller de vulvar ve vajinal atrofi açısından araştırılmaktadır.
  • Androjen takviyeleri, özellikle hirsutizm, akne veya incelmiş saç gibi androjen fazlalığı belirtileri olan, cinsel isteğinde düşüş olan ve kendini sürekli yorgun hisseden herkes için kesin çözüm değildir. Özellikle de hamilelik ya da emzirme dönemi gibi durumlarda bu tür ilaçların kullanılması sakıncalıdır.

Androjen bozuklukları önlenebilir mi?

Araştırmacılar hala androjenlerin kadınlardaki rolünü ve androjen bozukluklarının doğasını tam olarak karakterize etmek için çalışmaktalar. Bununla birlikte androjenle ilgili bozuklukların en kötü sonuçlarından bazılarını önlemek mümkün olabilir. 

Hiperandrojenik olanlar (androjen yüksekliği olanlar); glikoz intoleransı, diyabet ve yüksek kolesterol için daha yüksek risk altında olabilir. Androjen seviyesini düşüren ilaçlar bu riskleri azaltabilir. Ancak bu durumları izlemek ve riski azaltmaya yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri (diyet ve egzersiz gibi) hakkında doktorla görüşmek işe yarayabilir.

Hipoandrojen olanlarda (androjen eksikliği olanlar); testosteron takviyesi kemik kaybını ve osteoporozu önlemeye yardımcı olabilir, cinsel yaşamda ve enerji seviyelerinde bir artış sağlayabilir. .

Androjen hakkında bilinmesi gerekenler

  • Androjen, sadece bir erkek cinsiyet hormonu değildir ve androjenler; yumurtalıklarda, adrenal bezlerde ve diğer dokularda üretildiklerinden kadın vücudu için de doğaldır.
  • Testosteron muhtemelen daha önceden duyulmuş olan androjendir. Diğer androjenler arasında; dihidrotestosteron (DHT), androstenedion ve dehidroepiandrosteron (DHEA) ve DHEA sülfat (DHEA-S) bulunur.
  • Androjenler ergenlik çağındaki büyüme evresinden kısmen sorumludur ve üreme yolu, kemik, böbrekler, karaciğer ve kas dahil olmak üzere birçok organın işlevinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır.
  • Androjenlerin bir kadının cinsel dürtü veya libido, bilişsel yetenekleri, enerji seviyesi ve refah duygusunda önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.
  • Androjenler, doğrudan veya dolaylı olarak östrojene dönüşüm yoluyla kemik hücrelerini veya kemik hücrelerini çevreleyen ortamı etkiler ve daha iyi kemik sağlığına imkan verir.
  • Vücutta androjen üretimi yaşlandıkça düşer. Menopoza ulaşıldığında, 20’li yaşlardaki zirveden % 50 veya daha fazla düşmüş olur.
  • Androjen seviyelerinde ani bir düşüşün gerçekleştiği tek durum, yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarmış olmasıdır (tüm androjenlerin yaklaşık yarısı kadının adrenal bezlerinde ve yarısı da yumurtalıklarında üretilir).
  • Androjen takviyesi alındığında sakal büyümesi, kafadaki saçların incelmesi ve sesteki değişiklikler gibi yan etkilere dikkat etmek gerekir. Alınan androjen dozu çok yüksekse, kolesterol seviyeleri üzerinde de olumsuz etkileri olabilir.
  • Androjen bozukluklarının tedavisi için doğru oral kontraseptif seçimi yapmak, hiperandrojenik semptomları azaltabilir, yanlış seçim ise sorunları daha da şiddetlendirebilir. Burada anahtar rol oynayan bileşen, dahil edilen progestin türüdür. Progestin bileşeni drospirenon, desogestrel veya norgestimate olan bir hap formülasyonu için doktorla konuşmak gerekir.
  • Hiperandrojenizm belirtileri olanlar (hirsutizm, akne ve / veya düzensiz dönemler) mutlaka vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Eğer semptomlar polikistik over sendromundan kaynaklanıyorsa, kalp hastalığı ve diyabet için daha yüksek risk olabilir.

Kadınlar neden androjenlere ihtiyaç duyar?

Androjenler daha önce “erkek cinsiyet hormonları” olarak düşünülüyordu. Ancak şimdi kadınlarda androjen seviyeleri her ne kadar erkeklerden çok daha düşük olsa da, önemli bir rol oynadıklarını biliyoruz. Kadınlarda androjenler; cinsel dürtüyü sağlıklı bir seviyede tutmak, yorgunluğu önlemek ve bir kadının genel refah duygusuna katkıda bulunmak da dahil olmak üzere 200’den fazla hücresel etkiye sahiptir. Ayrıca kemik kaybını ve kemik hastalığını önler ve östrojen oluşumunda rol oynar.

Vücut yeterli androjen üretmezse ne olur?

Cinsel dürtü veya libido düşebilir ve genel refah duygusunda düşüş, yorgunluk hissi olabilir. Düşük androjen seviyeleri kemik kaybına ve kemik hastalığına katkıda bulunabilir.

Vücut çok fazla androjen üretirse ne olur?

Kadınlarda androjen seviyeleri yirmili yaşlarında zirve yapar. Daha sonra bir kadının hayatı boyunca devam eden günlük üretimde bir düşüş başlar. Androjen seviyelerinde ani bir düşüşün meydana geldiği tek durum, yumurtalıkların çıkarılmış olmasıdır. Zira tüm androjenlerin yaklaşık yarısı kadının adrenal bezlerinde ve yarısı yumurtalıklarında üretilir. Kadın menopoza girdiğinde, kan androjen seviyeleri zirvedeyken olanın yaklaşık yarısıdır.

Androjen seviyeleri normal aralığın üzerine çıktıkça, yüz kıllarında artış, androjenik alopesi (saçlarda azalma), akne ve yağlı cilt gibi olumsuz etkiler görülebilir. Bu kozmetik etkilere ek olarak androjen fazlalığı; polikistik over sendromu (PCOS) ile ilişkili ise, yumurtlama olmadığını gösteren düzensiz adet dönemleri olabilir. Hiperandrojenizm veya polikistik over sendromu kalp hastalığı, glikoz intoleransı ve diyabet riskine sebep olabilir.

Hipoandrojenizmi tedavi etmek için ilaç var mı?

Evet, oral metiltestosteron esterleştirilmiş östrojenlerle kombinasyon halinde reçete edilen ilaçlar vardır. Bununla birlikte bu kombinasyonun riskleri olabilir. Bu sebeple de bu tedaviyi düşünenler bu riskleri doktorla konuşmalılar. Ek olarak, hem östrojenlere hem de androjenlere dönüştürülen bir hormon olan DHEA çoğunlukla reçetesiz satılmaktadır. Ancak bunlar FDA tarafından önerilmemektedir. Bu nedenle bu hormonu alan herkes için serum estradiol ve testosteron seviyelerinin ve yan etkilerin izlenmesi önemlidir. Aynı zamanda eczanelerde bazı karışımlar ve kremler de bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, otoriteler tarafından güvenliği onaylanmamış ilaçlar ve takviyeler pek çok risk barındırmaktadır. 

Androjen bozuklukları tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri nelerdir?

İlacın dozu çok yüksekse, sakal büyümesi, akne veya yağlı cilt, klitoral genişleme ve hassasiyet veya sesin kalınlaşması gibi hiperandrojenizm belirtileri yaşanabilir. Androjen takviyeleri de kolesterol seviyelerini olumsuz etkileyebilir (böylece kalp hastalığı riski artar). İlaç kullanımında herhangi bir yan etki fark edilmesi durumunda, derhal doktora bildirilmelidir. Daha düşük bir doz genellikle yan etkileri çözebilir ve ilaç almayı bırakmak yan etkileri ortadan kaldırabilir.

Hipoandrojenizm belirtileri olduğu halde doktor ilaç ya da takviye reçete etmeyebilir mi?

Düşük androjen seviyelerinin belirtileri; azalmış libido ve enerji, halsizlik hissi ve diğer birçok bozukluk olabilir. Doktor, özellikle 40 yaşın altındayken ve yumurtalık yetmezliği gibi hipoandrojenizme neden olacak başka bir durum yoksa, testosteron replasmanını düşünmeden önce dikkatli olmalıdır. Doktor bu tür bir durumda hastanın sağlık geçmişini araştırmak ve hipotiroidizm, demir eksikliği gibi durumlara bakmak için testler isteyebilir. Zira sorun hipoandrojenizm değilse, ilaç kullanımı ve sonrasında yaşanacak yan etkileri önlemiş olur.

Hiperandrojenizm tedavisi için ilaç kullanılabilir mi?

Evet, çeşitli ilaçlar testosteronu azaltmaya veya aktif bir forma dönüşmesini önlemeye yardımcı olabilir. Oral doğum kontrol hapları (drospirenon, desogestrel veya norgestimate ile); bir diüretik olan spironolakton (Aldakton veya Spironol) ve prostat büyümesi, prostat kanseri ve erkek tipi kellik tedavisinde erkeklerde kullanılan flutamid (Eulexin) ve finasteride (Propecia) gibi ilaçlar hiperandrojenizm tedavisinde kullanılır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar