Paylaş:

Menopoz, kadınların yaşamlarının yaş ilerlemesiyle birlikte görülen doğal bir sonucudur. Normal şartlar altında kadınların üreme için en elverişli oldukları yaş aralığı 18 – 25 yaş olarak bilinir. Ancak kadınlar dünya genelinde 45 yaşına kadar yumurtlama yetisine sahip olurlar. 45 yaş sonrası, hatta 40 yaş sonrası ise doğal yolla ve üremeye yardımcı tedavi yöntemleriyle gebe kalabilmenin çok da mümkün olmadığı dönemdir. Zira menopoz, yani üreme çağının bitiş süreci bu yaşlarda başlar. Menopoza girişin beklenenden erken olması ise pek çok sorunun hem göstergesi hem de nedeni olabilir.

Erken menopoz nedir?

Tüm dünyada menopoza girmenin doğal karşılandığı yaş aralığından daha erken dönemde yumurtlama faaliyetlerinin kaybedilmesi durumu “erken menopoz” olarak tanımlanmaktadır. Normalde her kız bebek doğumda belirli sayıda yumurta deposu ile doğar, ergenlik döneminde yumurta rezervi bir miktar daha azalır ve her adet döngüsünde giderek azalarak menopoz sürecine girilir. Kadınların yumurtlama süreci menopoza girişte son adet kanaması ile birlikte neredeyse tükenme aşamasına gelir.

Normal şartlar altında doğal menopoz yaşı ortalama 49 iken, bu yaş 45 – 53 yaşları arasında değişkenlik gösterir. Bir kadının 40 yaşından önce menopoza girmesi ise “erken menopoz” olarak tanımlanır. Dünyada 40 yaşın altında olan her 100 kadından birinde, 30 yaşın altındaki her 1000 kadından birinde, 20 yaşın altındaki her 10000 kadından birinde erken menopoz sorunu görülebiliyor.

Normal üreme çağı içinde adet düzensizliği ya da adet gecikmesi olan her kadında erken menopoz sorunundan söz etmek doğru olmaz. Ancak 40 yaşın altında olan en az 4 ay süre ile seyrek adet gören ya da adet gecikmesi yaşayan ve kan hormonlarından FSH değerinin 25 mIU/ml üzerinde olduğu tespit edilen kadınlara “erken menopoz” tanısı konur. Normalden daha seyrek adet görme ve adet gecikmesi sıklıkla erken menopozla ilişkili olsa da her kadında böyle olmaz. Kimi zaman adetleri çok düzenli kadınlarda da aniden adetten kesilme sorunu olabilir. Bunun tam tersi şeklinde çok sık adet görme şikayeti de olabilir. Erken menopoz sorunu yaşayan hastaların şikayetleri genel olarak; sıcak basması, uyku düzensizlikleri, duygusal hassasiyet, vajinal kuruluk şeklinde sıralanabilir.

Erken menopoz tanısı nasıl konur?

Üreme yaşları arasında olduğu halde adetten kesilme şikayetiyle doktora başvuran kadınların erken menopoz tanısında birtakım testler yapılarak nedene yönelik araştırma yapılır. Bu hastalara pek çok test yapılmakla birlikte 10 hastanın yaklaşık 9’unda erken menopoz için belirgin bir sebep ortaya konulamaz. Hastaların büyük çoğunluğunda her ne kadar net bir sebep ortaya konulamasa da kadının aile öyküsünün, yakın akraba olan kadınlarda erken menopoz hikayesi olup olmadığının sorgulanması önemlidir. Çünkü erken menopoza giren 10 kadından 1 ya da 2’sinin kız kardeşi, anne ya da teyzesi de erken dönemde menopoza girmiştir. Çünkü ailesindeki kadınlardan birisinde erken menopoz olan kadınlarda 45 yaşın altında menopoza girme riski 4 -9 kat kadar artmaktadır.

Erken menopoz neden olur?

Erken menopoz sebeplerini belirlemek için yapılan tetkiklerde hastaların yaklaşık 10’da 6’sında belli bir neden bulunamamaktadır. Tetkiklerle tespit edilebilen nedenlerin de başında genetik özellikler gelirken, bunun yanında kadının kendi hücrelerine karşı “antikor” adı verilen hücrelerin gelişerek yumurtalıklara hasar vermesi de erken menopoz sebepleri arasındadır. Ayrıca kadının sigara kullanımı, aşırı kahve tüketiminin de yumurtalık rezervinin azalmasına yol açabildiği bilinmektedir.

Erken menopoz nasıl tedavi edilir?

Erken menopoz tespit edilen kadınlar, detaylı olarak bilgilendirildikten sonra gebelik isteği olup olmamasına bağlı olarak ya hormon takviyesi ya da tüp bebek uygulaması yapılabilir. Bu bağlamada erken menopoz öyküsü olan kadınlar gebe kalmak istediğinde tüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta büyütücü ilaçlara olumlu yanıt alma şansı oldukça düşüktür. Bu sebeple de yumurta toplama aşamasına geçemeden tedavi sonlanabilir. Ancak henüz yeni sayılabilecek bir uygulama olan PRP tedavisi ile menopoza girmiş kadınlarda da yumurta hücrelerini uyarmak, pasif yumurtaları aktif hale getirebilmek mümkün olmaktadır.

PRP nedir?

PRP tedavisi, kişiden alınan az miktardaki kanın ayrıştırılarak bileşenlerine ayrırılması ve elde edilen “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın” yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla verilmesidir. Birtakım işlemlerden geçirilen kan trombositler bakımından zengin bir kan ürünü haline gelmekte ve uygulandığı alanda canlanma, yenilenme, gençleşme, daha aktif hale gelme etkisi göstermektedir. PRP; vücuda enjekte edildiği bölgelerdeki kök hücreleri uyarıp, aktif hale geçirerek dokuların yenilenmesine yardımcı olmaktadır. Hal böyle olunca da PRP; cilt gençleştirme, yenileme, ortopedik alandaki yaralanma ve doku hasarını giderme gibi alanlarda kullanılırken, rahim zarının inceliği ve yumurta rezervinin düşüklüğü sebebiyle gebelik elde edemeyen kişilerde tüp bebek tedavisine yardımcı olarak da kullanılmaktadır.

Vücutta kanın pıhtılaşmasını sağlayarak onarımı gerçekleştiren trombosit hücrelerinin görevi vücutta oluşan herhangi bir hasar durumunda doku onarımını gerçekleştirmektir. PRP tedavisinde de amaç; ayrıştırma işleminden geçirilerek elde edilen plateletlerin ve büyüme faktörlerinin ihtiyaç duyulan bölgeye ulaşıp orada onarım yapmasıdır.

Tüp bebek tedavisinde PRP

Tüp bebek tedavisi zaten başarılı bir üremeye yardımcı tedavi yöntemi iken, bu tedaviyi desteklemek için uygulanan ekstra işlemlerle başarı şansı artıyor. Tüp bebek tedavisini destekleme amaçlı yapılan uygulamalardan birisi olarak PRP işlemi başarı oranını artırmaktadır. PRP, tüp bebek tedavisinde kadının işleme alınan kanından elde edilen trombosit bakımından zengin plazmanın tekrar kendisine verilmesidir. Tüp bebek tedavisinin başarılı olmasında yumurta rezervi ve rahim zarının kalınlığı çok önemliyken PRP tedavisi ile bu mümkün olmaktadır. PRP tedavisi ile normalde gebelik şansı düşük olan kadınlar da gebe kalabilmekteler.

Tüp bebek tedavisinin başarılı olması için sağlıklı bir embriyo elde edilmeli, bu sağlıklı embriyo sağlıklı rahim zarına sahip olan rahim içine yerleştirilmeli ve embriyonun rahme tutunması için de uygun bir rahim ve rahim zarı reseptivitesi (alabilirlik) olmalıdır. İşte rahim zarının embriyoyu alabilirliği de gerekli olgunlaşma, kalınlaşma ile mümkündür. PRP tedavisi de bunu sağlayabilmektedir.

Erken menopozda Pıhtılaşma Hücrelerinden Zengin Plazmanın yeri var mıdır?

PRP, yani pıhtılaşma hücrelerinden zengin plazma, hastanın damarından kan alınması yoluyla elde edilen kanın ayrıştırılması sayesinde elde edilen serum konsantrasyonudur. Elde edilen bu serumun içinde 800’den fazla türde protein molekülü, hormon ve büyüme faktörü bulunur. İşte serum içindeki bu maddeler vücuda yeniden verildiğinde hücre çoğalmasını, büyümesini ve farklılaşmasını uyarmakta, desteklemektedir.

PRP tedavisinin zengin serum bileşiminin tıpta pek çok alanda doku iyileşmesinde faydalı olduğu, dokularda kanlanma artışı, hücre göçü, dokuların çoğalması gibi etkiler gösterdiği bilinmektedir. Bu bağlamda PRP günümüzde kadın hastalıkları, üroloji, cildiye, çene cerrahisi, ortopedi, spor hekimliği ve göz gibi çok farklı klinik alanlarda kullanılmakta, başarılı sonuçlar vermektedir.

PRP tedavisinin kadın hastalıkları alanında yumurtalıklara yönelik uygulanması ile ilgili olarak tıp alanında yapılan araştırmalarda erken menopoz tanısı olan hastalarda gebelik elde edebilme şansını artırdığına dair bilimsel araştırma sonuçları bulunmaktadır. PRP tedavisi üreme tıbbında henüz yeni uygulanmakta olduğundan elbette ki bilgiler henüz kısıtlıdır. Ancak yumurtalıklara PRP uygulaması sonrasında yumurta sayısında artış, kan hormonlarında iyileşme de tespit edilmiştir. Şöyle ki; PRP tedavisi sonrasında kadınlar kimi zaman doğal yolla, çoğunlukla da tüp bebek tedavisi ile gebelik elde edebilmekteler. 

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar