Paylaş:

Kadınlarda kısırlık sorunundan bahsedildiğinde buna sebep olan etkenlerin başında yumurtalıklar, rahim ve tüplerle ilgili sorunlar gelmektedir. Yani tüpler kadınların üreme sisteminde, üreyebilme yeteneğinde başrolde olan unsurlardan birisidir. Kadınların tüpleri, bir diğer adıyla “fallop tüpü” şeklinde de anılmaktadır. Tüpler bu ismi İtalyan doktor Gabriele Falloppio’dan almıştır. Bu fallop tüpleri, kadının karın boşluğunda yer alan, bir çift uzun dar kanaldan oluşan ve yumurtalıklarda olgunlaşan yumurtaların rahme taşınmasını sağlayan kadın üreme sistemi organlarıdır. Fallop tüpleri, yumurta kanalı veya rahim tüpleri olarak da isimlendirilmektedir. Tüpler, rahmin her iki yanında bulunan yumurtalıklar ile rahim arasında köprü görevi gören, kaslı bir yapıya sahip olan yatay J harfi şeklindedir. Bunlar 4 ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümleri rahimden yumurtalıklara doğru saymak gerekirse;

  • Rahme açılan en dar ve kısa bölüm olan istmus,
  • Fallop tüpü bölümlerinin en geniş olanı, döllenmenin çoğunlukla meydana geldiği yer olan ampulla,
  • Yumurtalığa en yakın olan, huni şeklinde açılan bölüm olan infundibulum,
  • Latince saç anlamına gelen ve infundibulumun ucundaki saçaklı kısım olan fimbria ya da pilus şeklinde sıralanabilir.

Bu 4 bölümden ilk üç kısmın mikro yapısı ve çapları birbirinden farklı olmakla birlikte, fallop tüpü içindeki tabakada üç çeşit kas yapısı bulunmaktadır. Tüplerin rahme yakın olan istmus bölümündeki kas grubu genelde spiral yapıda, orta kısımdaki kaslar ise daha dairesel yapıdadır. Bununla birlikte istmus duvarındaki kaslar daha kalındır ve yumurtanın rahme salabilmesi açısından bu çok önemli bir özelliktir. Aynı zamanda ampulla bölümü de yumurtayı ya da embriyoru itebilmesi için oldukça kaslı bir yapıya sahiptir. Ayrıca her fallop tüpü yaklaşık olarak 10 – 13 santimetre uzunlukta ve 0,5 – 1, 2 santimetre çapında olur. Tüplerin içlerinde yoğun kıvrımlar ve kabarcıklara sahip mukoza tabakası bulunmaktadır.

Fallop tüpleri en basit anlamda olgunlaşan yumurtanın rahme taşınmasını sağlamaktalar. Bu tüpleri kaplayan mukoza tabakası spermin ve yumurtanın taşınmasına ve döllenme için hayatta kalmasına yardımcı olan salgıları salgılamaktalar. İşte bu salgının bileşenleri arasında; kalsiyum, sodyum, klorür, glikoz, yani şeker, proteinler, bikarbonat ve laktik asitler bulunmaktadır. Salgının içindeki bikarbonatlar ve laktik asit korumasız cinsel ilişki ile gelen spermin oksijeni kullanabilmesi çok önemli olmakla birlikte, yumurtanın beslenmesi ve döllenmesinden sonraki süreçte gelişimine de yardımcı olmaktadır. Bileşikler içinde bulunan glikoz, yumurtanın beslenmesinde kullanılan tek madde olmakla birlikte, yukarıda sıralanmakta olan diğer kimyasallar da döllenmenin gerçekleşmesi için en uygun ortamı sağlamaya yardımcı olurlar. Bu bağlamda yaklaşık 12 santimetre uzunluğu olan fallop tüpleri yumurtayı kendi içinde geçirerek rahme ulaştırır, bu geçiş esnasında görevli olan hücreler de hareketi kolaylaştırıcı hareketli tüylerle kaplıdır.

Kadında tüplerle ilgili sorunlar nelerdir?

Kadınlarda kısırlığa sebep olan faktörler arasında tüplerle ilgili sorunlar ilk 3 sırada yer almaktadır. Zira tüpleri tıkalı, hasarlı, sorunlu olan kadınların doğal yolla gebe kalabilmeleri ya çok zor ya da imkansız olabilmektedir. Kadınlarda; tüplerin tıkalı olması ya da hasar görmüş olması, rahim ağzı ile ilgili çeşitli sorunlar ve çikolata kistleri doğal yolla gebeliğin önündeki önemli engeller arasında sayıldığı için tüpler üremede çok önemlidir. Kadınlarda kısırlık konusu söz konusu olduğunda; gebelik elde edemeyen çoğunluğunda yumurtanın kalitesinin iyi olmaması, yumurta rezervlerinin iyi olmaması, tüplerdeki yapışıklık, tıkanıklık, endometriozis (çikolata kistleri) ve rahim bozukluğu gibi problemler sıralanmaktadır. Bu bağlamda tüplerin işlevlerini tam olarak yerine getirebiliyor olması, kadının üreyebilmesinin en önemli etkenlerindedir.

Tüpleri tıkalı olan kadınlar anne olabilir mi?

Yukarıda da anlatıldığı gibi kadınların gebelik elde edememe sebepleri içerisinde tüplerle ilgili problemler ilk sıralardadır. Kısırlıktan şüphe edildiği için araştırma yapılan adaylarda, ultrason ve sperm tahlili normal sonuç vermiş ise, rahim filmi çekilmeli ve kesinlikle kanalların durumu kontrol edilmelidir. Özellikle de birden fazla kürtaj yapmış, sezaryen ile doğum yapmış, patlamış apandisit gibi karın içi operasyonları yaşamış kadınlarda tüplerde sorun var olma riski yüksektir. Bu tür şüphelerle çekilen rahim filmi sonucunda tüplerden bir ya da ikisinde tıkanıklık olduğu görülmüşse, bir sonraki aşama laparoskopi ismi verilen bir yöntemle tanılama yapılmasıdır. Laparoskopi;  genel anestezi altında uygulanan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesi prensibine dayanan bir işlemdir. Eğer kadının tüplerinden biri açık diğeri kapalı ise aşılama tedavisi ile gebelik sağlanabilir. Bu tür vakalarda çok nadiren de olsa doğal yolla gebelik elde edilebilme şansı da bulunmaktadır. Ancak kadının yaşının ileri olduğu durumlarda daha fazla vakit kaybetmeden doğrudan tüp bebek tedavisine geçilmesi daha uygun olabilir.

Tüplerde tıkanıklık neden olur?

  • Pelvik enfeksiyonlar

Kadının rahmi, yumurtalıkları ve tüpleri gibi iç genital organları etkileyen karın içi enfeksiyonlar, Chlamydia, Gonorrhea, Tüberküloz vb. pelvik enfeksiyonlar kişide çok ciddi rahatsızlıklara yol açmaz. Bu bakımdan herhangi bir rahatsızlık vermediği için de elbette ki kolaylıkla fark edilmeden apse oluşumuna kadar ilerleyebilir. Bu pelvik enfeksiyonlar; hem tüplerle yumurtalıkların ilişkisini bozar hem de tüpte sıvı birikimine, yani hidrosalpinksa yol açar. İşte bu sebeple de tüplerin işlevleri bozulur. Özellikle de bu patolojinin 2 taraflı olması durumunda kısırlık dahi söz konusu olabilir. Çünkü her iki tüpünde de sorun olan kadının doğal yolla gebe kalabilmesi çok da mümkün olmayabilir.

  • Daha önceden geçirilmiş cerrahi operasyonlar

Kadında var olan birtakım sorunların tedavisi için uygulanan ameliyatlar tüplerde sorunlara sebep olabiliyor. Örneğin; myomektomi, over kisti eksizyonu, barsak operasyonu gibi işlemler tüplerde tıkanıklığa yol açarak gebeliğin önüne engel olabilir.

  • Endometriozis (çikolata kisti)

Endometriozis, yani halk arasındaki adıyla çikolata kisti, kadının rahim içi dokusunun rahim dışındaki alanlara yayılması, dağılması sorundur. Bu dokunun yayılma durumuna göre tüplerin işlevlerinde bozulma, yumurtalık ve tüp ilişkisinde bozulma meydana gelebiliyor.

Tüplerle ilgili sorunlarda nasıl teşhis konur?

  • Histerosalpingografi (HSG)

Kadının adet döneminin bitiminde, rahim ağzından opak bir madde verilir. Bu madde sayesinde skopi altında rahim ve yumurtalıklar görüntülenir. Bu opak madde ile rahim boşluğunun normalliği, tüplerin kapalı ya da açık oluşu hakkında net bilgi sahibi olmak mümkün olur. Histerosalpingografi (HSG); rahim ağzını, rahim iç yapısını, tüplerin işlevselliğini gösterebilmesi açısından çok önemli bir röntgen filmi olarak tanımlanır. HSG’nin adet bitiminden hemen sonra çekilme sebebi de hamilelik olmadığından emin olmak ve filmin daha net çıkabilmesidir. Zira kadın adet döneminde ise ve vajinal- servikal enfeksiyondan kaynaklı bir akıntı varsa HSG çekilmez.

HSG kim tarafından çekilir?

HSG, kesinlikle uzmanlık gerektiren bir işlemdir ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ya da radyoloji uzmanı tarafından çekilebilir. 

HSG nasıl çekilir?

HSG işleminde hasta, sırt üstü uzanır ve jinekolojik muayene pozisyonu alır. Kadının rahim ağzından, histerograf adı verilen bir alet ile kontrast ilaç verilmesi ile film çekilir ve birkaç dakikada bu işlem kolaylıkla tamamlanır.

HSG ağrılı bir işlem midir?

HSG esnasında kullanılan ilaçtan kaynaklı olarak rahim gerilmesi olur ve bu nedenle de bir miktar ağrı hissedilebilir. Bunu önlemek ya da azaltmak için de HSG öncesinde hastaya ağrı kesici ve antibiyotik verilebilir. HSG işlemi sonrasında enfeksiyon ya da kullanılan ilaçlara karşı alerjik reaksiyon çok nadiren rastlanan sorunlardır. HSG genellikle sorunsuz bir şekilde uygulanan bir işlem olduğundan, sonrasında istirahat gerekmez ya da günlük yaşamın sekteye uğraması söz konusu olmaz.

HSG sonrasında ne olursa doktora başvurmak gerekir?

HSG sonrasında hastanın ateş ya da kasık ağrısı gibi sorunlar hissetmesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Zira bu tür sorunlar kesinlikle beklenmediktir.

HSG öncesinde nelere dikkat edilmelidir?

HSG öncesinde doktorun hasta ile ayrıntılı şekilde görüşmesi önemlidir. Zira hastanın; iyota karşı alerjisi, astım hastalığı, kalp kapak hastalığı, cinsel temasla bulaşan hastalığı, aktif genital akıntısı mevcutsa HSG yapılması uygun bulunmaz ya da öncelikle bunları ekarte edecek bir işlem yapılması gerekebilir.

HSG sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

HSG sonrasında;

  • İlk 2 gün banyo yapmamak,
  • İlk 2 gün cinsel ilişkide bulunmamak,
  • İlk 2 gün vajinal tampon kullanmamak gerekir.

HSG ne için kullanılır?

  • Rahim ağzındaki daralmalar,
  • Yapışıklıklar,
  • Rahim içindeki polip ve miyom gibi yapılar ve yapışıklıklar,
  • Rahim içindeki septum (perde),
  • Rahimdeki çift rahim, yarım rahim, üstü çökük rahim gibi şekil bozuklukları,
  • Tüplerdeki daralma, tıkanıklık, sıvı birikmesi gibi sorunları teşhis etmek için kullanılmaktadır. 

Rahim içinde neden yapışık olur?

  • Daha önceden geçirilmiş enfeksiyonlar,
  • Miyomektomi gibi operasyonlar,
  • Gereğince yapılamamış kürtaja bağlı olarak rahim içi yapışıklıklar meydana gelebilir. Bu yapışıklıklardan dolayı kadının adet kanamalarında azalma meydana gelebilir, doğal yolla gebe kalmak zorlaşabilir, gebelik oluşursa da iyi tutunamadığı için bebek düşebilir.

Rahimdeki şekil bozuklukları; gebe kalmaya engel olabileceği gibi, gerçekleşen gebeliğin de düşükle sonlanmasına ya da erken doğuma yol açabilir.

Rahim ağzındaki darlık ve yapışıklıklar,  kadının doğal yolla gebe kalınmasının önünde engel olabilir.

Tüplerin kapalı olması; yumurta ve spermin buluşmasına ve dolayısıyla döllenmeye engel olur, döllenme gerçekleşmezse de gebelik oluşamaz.

Tüplerde sıvı birikmesi; enfeksiyona sebep olabilirken, bunun yanında oluşan gebeliğin rahim içine yerleşmesine engel olabilir.

  • Laparoskopi

Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen laparoskopi, tüplerin incelenmesi için bilinen en güvenilir yöntemdir. Laparoskopi sırasında kadına vajinal yoldan bir sıvı verilir ve bu sıvı, rahim ve tüpleri geçtikten sonra batın içinde gidişi bir ekrandan takip edilir. Tüplerin tıkalı olduğu vakalarda bu sıvı geçemeyecektir. Laparoskopi sayesinde batın içerisinde kısırlığa yol açabilecek farklı patolojiler de tespit edilebilir.

  • Salin infüzyon sonografisi (SİS)

SİS işleminde vajinal yoldan rahim ağzına bir sıvı verilir ve sıvının gidişi esnasında ultrasonografi uygulanır.  Bu sırada rahim içine dolan sıvı ile rahim iç duvarında yer kaplayan polip, miyom gibi sorunların varlığı değerlendirilebilir. 

Tüplerle ilgili sorunlar tedavi edilebilir mi?

Yukarıda da ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere tüplerde meydana gelen tıkanıklık, tüpün rahme yakın bölümünde (proksimal) ya da tüpün yumurtalığa yakın bölümünde (distal) oluşabilir. Tıkanıklık proksimal, yani rahme yakın yerde ise; mikrocerrahi yöntemleri ile % 60-70 oranında başarı elde edilebilir. Burada tüp içerisinden kanülasyon uygulanır ve var olan tıkanıklık açılmaya çalışılır.

Hastada tüp içerisinde sıvı birikimi (hidrosalpinks) tespit edilmişse ve takipte bulguların gerilemediği saptanmışsa, bu sıvı embriyo gelişimine olumsuz etkide bulunacaktır. Bu sebeple laparoskopi veya açık ameliyat ile bu tüpün tamamen alınması gerekebilir. Ancak cerrahi işlemler ile tüp tıkanıklarının tamamen giderilmesi genellikle mümkün olmaz ve bu hastalara yardımcı üreme yöntemleri önerilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar