Paylaş:

Her çift yaşamının belli bir döneminde bir ya da birkaç çocuk sahibi olmak istiyor. Ancak bu her zaman da tam da istenildiği zaman gerçekleşmeyebiliyor. Aslında gerçek şu ki; bebek sahibi olmak isteyen üreme çağındaki çiftlerin % 15’i doğal yolla bebek sahibi olamazken, yine sadece % 30 kadarı planladığı dönemde, yani denemeye başladıktan sonraki kısa süre içinde gebelik elde edebiliyor. Bu bakımdan üreme çağındaki çiftlerin istedikleri anda gebelik elde edebileceklerini düşünmeleri de çok mantıklı ve herkes için geçerli olmayabiliyor. Bebek sahibi olmak isteyen çiftler yaşları 35’in altında ise yaklaşık 1 yıl, 35 yaşın üzerindekiler de ortalama 6 ay boyunca düzenli aralıklarla korumasız cinsel ilişki yaşadığı halde gebelik elde edilememişse kısırlıktan şüphe etmeliler. Aksi halde evliliklerinin üzerinden kısa bir süre geçmiş ve gebelik oluşmamış veya bir kez çocuk sahibi olmuş, ancak ikinci kez gebelik elde edemeyenlerin hemen telaşa kapılmaları mantıklı değildir. 

Gebe kalmak için neler yapılmalı?

Gebelik elde edilebilmesi için normal şartlar altında çiftlerin haftada 2 – 3 kez korumasız cinsel ilişki yaşamaları önerilmektedir. Özellikle de korumasız cinsel ilişkinin yumurtlama döneminde olması kadının gebe kalma olasılığını ciddi oranda artırmaktadır. Bu sebeple de kadının yumurtlama dönemini bilmesi önem taşımaktadır. Şöyle ki; düzenli olarak adet gören bir kadının gebe kalması için en uygun dönem, adet kanamasının başladığı ilk günden itibaren sayıldığında 10. ve 16’ncı günler arasıdır. İşte bu şekilde yumurtlama tarihini takip ederek gebelik şansını artırmak mümkün olacaktır. Bunların yanında bebek sahibi olma şansını artırmak için beslenme ve yaşam koşullarını sağlıklı yönde değiştirmek önerilir. Bu bağlamda sigara ve alkol kullanımı bırakılmalı, protein ağırlıklı beslenmeye ve düzenli olarak egzersiz yapmaya özen gösterilmelidir.

Gebe kalamama şikayeti ile ne zaman doktora gidilmeli?

Yukarıda anlatıldığı üzere doğal yolla gebelik elde edebilme denemelerinin ne kadar devam etmesi gerektiği hususu yaşla ve özellikle de kadının yaşı ile ilgilidir. Zira kadının yaşı ilerledikçe doğal yolla gebe kalma şansı da düşmektedir. Bu bakımdan 35 yaşın altındakiler 1 yıl, 35 yaş üzerindekiler ise 6 ay kadar düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik gerçekleşmemişse daha fazla vakit kaybetmeden doktora başvurmak önerilir. 

Gebelik elde edememe kimi zaman erkeğe, kimi zaman kadına bağlı sebeplerden kaynaklanırken bazen her ikisinden de kaynaklanabilmekte, kimi zaman da detaylı bir araştırma yapıldığı halde ne kadında ne de erkekte kısırlığa sebep olan etken bulunamayabiliyor. Kısırlığa sebep olan etken her ne olursa olsun günümüzün tıbbi gelişmeleri göz önünde bulundurulduğunda mutlaka uygulanabilecek bir tedavi bulunabilmektedir. Özellikle de tüp bebek tedavisi sayesinde neredeyse imkansız koşullara sahip olan çiftler bebek sahibi olabilmekteler. 

Kadında kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir?

  • Yaşın ilerlemiş olması,
  • Aşırı zayıf ya da kilolu olma,
  • Tüplerde hasar ya da tıkanıklık olması,
  • Endometriozis (çikolata kisti),
  • Yumurtalama bozuklukları,
  • Prolaktin seviyesinin yüksek olması (Hiperprolaktinemi),
  • Poliksitik over sendromu,
  • Erken yaşta menopoza girme,
  • Miyom varlığı,
  • Pelvik yapışıklıklar,
  • Kullanılan bazı ilaçlar,
  • Tiroit hastalıkları,
  • Kanser türleri ve uygulanan tedaviler,
  • Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklar,
  • Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olmak,
  • Hormonsal bozukluklar,
  • Fazla kafein tüketimi,
  • Geciken puberte ya da amenoreyle ilgili tıbbi sorunlar, Cushing hastalığı, orak hücre hastalığı, böbrek hastalığı ve diyabet gibi hastalıklara sahip olmak kadınlarda kısırlığa sebep olabiliyor.

Erkekte kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir?

  • Sperm sayısının az olması ya da menide hiç sperm bulunmaması,
  • Sperm kalitesinin düşük olması,
  • İnmemiş testis sorunu (kriptorşizm),
  • Testis tümörleri,
  • Testiküler travma (yaralanma),
  • Varikosel,
  • Enfeksiyonlar,
  • Üreme kanallarında tıkanıklık olması,
  • Sistemik hastalıklara sahip olma,
  • Geriye boşalma,
  • Sinir sistemi sorunları,
  • Genetik sorunlar,
  • Uzun süreli antibiyotik kullanımı,
  • Kemoterapi ve radyoterapi almak,
  • Hormonsal bozukluklar erkelerde kısırlığa sebep olabilir.

Gebelik elde edebilme süreci nasıl işler?

Gebelik gerçeklemesi için üreme çağı içindeki kadın ve erkeğin korumasız cinsel ilişkiye girmesi ve gebeliğe engel herhangi bir sorunlarının da olmaması gerekmektedir. Şöyle ki; kadının sağlıklı ve düzenli bir şekilde yumurtlayabiliyor olması ve erkeğin de sperm kalitesi ve sayısının gebelik için uygun olması zaten en çok gerekli olan hususlardır. Bunların tam olarak istendiği gibi olduğu hesaba katıldığında gebeliğin gerçekleşmesi için gerekli pek çok koşul ve aşama bulunmaktadır. 

Spermin yumurtayla birleşmesi için çok sayıda faktörün aynı anda istenen şekilde gelişmiş olması gerekmektedir. Şöyle ki; bir sperm hücresi yumurtaya yaklaştığında önce yumurtanın etrafındaki hücre yığınlarının oluşturduğu bariyerleri geçmek durumundadır. Bunun için de başının önünde taşıdığı kesedeki enzimleri ortama salmaktadır. Erkeğe yapılan tahlillerde sperm sayısı, hareketliliği, hatta morfolojisi normal olan bir erkekte bile bu enzimlerden biri eksikse, sperm yumurtaya erişemeyeceği için döllenme de olmaz, gebelik de gerçekleşmez. 

Spermin bu bariyerleri geçtiği ve yumurtaya dokunduğu zaman başı yana doğru eğilir, sperm yan yüzüyle yumurtaya temas eder. Bunun için de fertilin-beta adlı proteinin yeterli olması gerekiyor. Yani fertilini eksik bir erkekte sperm yumurta ile birleşemez ve gebelik oluşmaz.

Spermin fertilini varsa yumurtayı delip, içine girebilir. Bu işlemin ardından fosfolipaz-C ve nitrik oksid adlı 2 madde ortama salınır ve bunlar yumurtanın içindeki depolardan kalsiyumu dışarı boşaltmaktadır. Bu şekilde dışarı çıkan kalsiyum çalışmaya başlaması ve yarım kalan bölünmeyi tamamlaması için yumurtayı uyarır. Bu bakımdan fosfolipaz-C ve nitrik oksit eksik olan kişilerin de çocuğu olmaz. 

Yukarıda sıralanan etkenlerin yerli yerinde ve yeterince olduğu vakalarda asıl önemli olan, spermin yumurtanın içine taşıdığı ve RNA adını verilen küçük molekül parçacıklarıdır. Bu RNA, yumurtanın çekirdeğindeki DNA olarak bilinen genetik makineye bağlanarak, embriyonun gelişmesi için gerekli protein yapı taşlarının üretimini başlatmaktadır. Bunlar içinde 6 tanesi tanımlanmıştır. Sperm tarafından getirilen bu RNA parçacıklarından biri yumurtaya girince yumurtanın çekirdeğindeki DNA’ya bağlanarak clusterin adlı proteinin yapımını sağlar. Clusterin de embriyonun oluşmasında görev alan önemli bir maddedir. Dolayısıyla da spermin içinde RNA eksikse, embriyonun gelişmesi söz konusu olmaz. 

İşte yukarıda sıralanan hususlar aslında çok basit bir süreçmiş gibi algılanan gebe kalabilmenin aşamalarından sadece bilinenlerdir. Oysaki bilinmeyen, henüz keşfedilmemiş de pek çok faktör ve aşama olduğu tahmin edilmektedir. İşte bu sebeple, her türlü tedaviye rağmen gebeliğin sağlanamadığı çiftlerde henüz açıklanamayan, belirlenemeyen etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Bu tür durumlarda genellikle ilaç ya da destekleyici ürünlerle testisleri besleyerek elden geldiğince sağlıklı sperm üretimini sağlamaya çalışmakta, aynı şekilde kadının yumurta kalitesini ve üreme sağlığını artırabilmek adına hem ilaçla desteklemek hem de sağlıklı beslenme ve yaşam koşulları önermek şeklinde bir yol izlenmektedir. Özellikle de bebek sahibi olmak isteyen çiftin yaşam koşullarında düzenlemeler yaparak çevresel zararlı etkenlerden koruyucu önlemler alınarak gebe kalabilirliği artırmak mümkün olabilmektedir. Üreme tedavilerindeki gelişmelerin de hızla devam ettiği düşünüldüğünde doğal yolla gebelik elde edemeyen çiftlere; anne adayına yumurta takibi, baba adayına ilaç tedavisi, aşılama tedavisi ve tüp bebek tedavisi uygulanarak gebelik elde edilebiliyor. 

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar