Paylaş:

Doğal yolla bebek sahibi olabilmek için; kadının hormonsal dengesinin, yumurtalama düzeninin, ürem organlarının yapısal durumunun ve fonksiyonel işleyişinin doğru şekilde ilerliyor olması ve kronik ya da genetik ciddi bir hastalığının olmaması gerekiyor. Aynı şekilde bir baba adayının da üreme organıyla ilgili ciddi bir sorununun olmaması, sperm üretiminin iyi olması, sperm sayısı ve kalitesinin de istenen düzeyde olması gerekiyor. Bu bağlamda bakıldığında doğal yolla gebelik için kusursuz işlemesi gereken pek çok fonksiyon bulunuyor. Oysaki tüp bebek tedavisi; pek çok farklı kısırlık sorununun çözülmesinde etkili olan başarılı bir tedavi yöntemidir. Az sayıda da olsa kendi üreme hücresi olan, üreme çağında bulunan kadın ve erkeklerin pek çoğu tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olabilmekteler. Hatta tüp bebek tedavisinde uygulanmakta olan PRP yöntemi sayesinde menopoza giriş döneminde olan kadınların, TESE, TESA gibi yöntemlerle de menisinde hiç sperm bulunmayan erkeklerin bile bebek sahibi olabilmeleri mümkündür.

Tüp bebek tedavisinde sperm sayısı, hareketliliği ve şekil anomalileri önemli!

Günümüzde kısırlık sebepleri incelendiğinde bunların % 40’ının erkekten, diğer % 40’ının kadından, geri kalanının da bir bölümünün her ikisinden, bir bölümün ise belirlenemeyen bir sebepten kaynaklandığı görülmektedir. Yani kısırlıkların yaklaşık % 40’ı erkek faktörlü sperm anormalliklerinden, sperm sayısının, kalitesinin düşüklüğünden, sperm şekillerinin bozukluğundan kaynaklanabiliyor. Erkek kısırlığında sperm faktörü hususunda sperm sayının azlığı, hareket bozukluğu ve şekil bozukluğunun beraberinde getirdiği DNA anormallikleri söz konusu olabilmektedir. Eğer erkeğin sperm sayı ve hareketliliğinde bir anomali varsa bu faktörü ortadan kaldırıp gebelik elde edebilmek için aşılama (IUI) ya da mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemleri kullanılabilmektedir. Fakat şiddetli sperm sorunu olan hastaların yaklaşık % 20’sine uygulanan tüm işlemlere rağmen tüp bebek denemelerinde başarısızlık olabiliyor. Bu başarısızlığın temelinde de; sperm sorunu olan pek çok erkekte zaten yetersiz olduğu için seçmekte zorlanılan spermlerin içindeki DNA anormallikleri yer almaktadır.

Sperm faktörlü kısırlıklarda tüp bebek tedavisi ile % 100 başarı sağlanamamasının sebebi bugüne kadar kullanılan ICSI (mikroenjeksiyon) tekniklerinde sperm seçmek için sadece spermin şekli/ morfolojisi ve hareketliliğine bakılabiliyor olmasıdır. Bundan dolayı da sperm DNA anormallikleri göz ardı edilmekte buna bağlı olarak elde edilen embriyo kalitesi kötü olmaktaydı. Hal böyle olunca da embriyo transferi öncesinde istenen 5. gün blastokist embriyosu oluşumu yetersiz kalmaktaydı. Oysaki günümüzde yeni yeni yaygınlaşan “mikroçip” işlemi sayesinde, bu spermdeki DNA anormalliklerini ayrıştırılabiliyor ve elbette ki başarı şansı da artıyor.

Tüp bebekte sperm seçiminde mikroçip yöntemi

Tüp bebek tedavisinde sperm kaynaklı başarısızlıkların önemli bir sebebi olan DNA anomalileri, her geçen gün yaygınlaşan bir yöntem olan mikroçip yöntemi ile aşılabilmektedir. Erketen alınan çok sayıda sperm içinden “mikro akışkan çip yöntemi” ile sağlıklı spermler sağlıksız olanlardan ayrılarak sperm sıvısındaki % 40-50 olan sağlıklı sperm miktarı % 90’lara kadar çıkarılabiliyor. Bu sayede de eldeki spermler arasında DNA yapısı en ideal olan spermi seçmek mümkün olabiliyor.

Mikroçip yöntemi var olan spermler arasından sağlıklı bir gebelik için DNA özellikleri bakımından en uygun olanların seçilmesine imkan tanıyor. Tüp bebek tedavisinde en önemli husus da en kaliteli embriyoyu elde etmek olduğundan kaliteli sperm bulabilmek çok önemlidir. Mikroçip işlemi sayesinde daha iyi embriyo elde edilebiliyor ve sağlıklı gebelik oranlarında da artış oluyor.

Sperm seçiminde mikroçip nasıl yapılıyor?

DNA anomalileri olmayan spermleri seçebilmek için kullanılan mikroakışkan çip, bir süzgeç gibi birçok minik kanaldan oluşuyor. Sperm sıvısındaki spermler bir taraftan kanallara bırakılıyor, mikro kanallardan yüzerek karşıda toplanıyor. Bu işlem esnasında sorunsuz bir şekilde yüzerek karşıya geçebilen ve karşıda toplanan spermler DNA bakımından hasarsız ve kaliteli olanlar olarak belirleniyor, anomalili olanlar ise bu kanaldan geçemiyor. İşte bu sayede tüp bebek için kaliteli sperm seçmekte rast gele yöntem değil mikro akışkan ayrıştırma tekniği kullanılmış ve gebelik için daha uygun spermler seçilmiş oluyor.

Erkeğin ağır sperm anormallikleri dolayısıyla gebelik elde edemediği vakalarda, özellikle de çok fazla sigara içen erkeklerde tüp bebek tedavisinde mikroçip yöntemi ile sperm seçmek en doğru yaklaşım olabilir. Çünkü mikroçip işlemi ile seçilen spermle mikroenjeksiyon yaparken DNA’sı en kaliteli olan spermler kullanılabiliyor. Bu sayede de mümkün olan en kaliteli spermlerle oluşturulan embriyoların DNA yapısı oldukça iyi olur, transfer edilen embriyo rahme daha kolay tutunur ve dolayısıyla da gebelik sağlıklı bir şekilde gelişir, eve canlı bebek götürebilme olasılığı artar.

Sperm sayısına bakmak için tekrarlayan sperm testi yapılmalı!

Tüp bebek tedavisi yapılacak olan bir çiftte sperm sayısının azlığından şüphe ediliyorsa, bunun için tek bir sperm testi yeterli olmaz. Erkeğe 2 hafta arayla en az iki sperm testi yapılarak sperm sayısının yetersiz olup olmadığı tespit edilir. Eğer hastanın menisinde hiç sperm tespit edilemediyse, genetik araştırma yapılıp yumurtalığında sperm olup olmadığı araştırılmalıdır. Ayrıca bu tür durumlarda erkeğin idrarının sperm açısından kontrol edilmesi, spermin dışarı çıkmak yerine mesaneye gidip gitmediğinin de araştırılması önemlidir.

Ne zaman aşılama, ne zaman tüp bebek tedavisi yapılmalı?

Erkeğin sperm sayısının az, ama sperm hareketliliğinin gebelik için yeterli olduğu tespit edilmişse, bu durumda sadece iyi spermler toplanarak bunlarla aşılama yapılması doğru bir tedavi yaklaşımı olur. Ancak baba adayının sperm sayısının çok düşük olduğu, spermlerde ciddi şekil bozukluğu veya ciddi hareket sorunlarının tespit edildiği durumlarda elde edilen spermlerle tüp bebek tedavisi yapmak çok daha olacaktır.

Neden mikroenjeksiyon yapılır?

Sperm kaynaklı bir kısırlık tespit edildiğinde erkeğin yumurtalıklarında sperm olup olmadığını kontrol edebilmek için TESE, TESA yöntemleri kullanılabilir. Bu işlemler hastada sperm olduğunu gösteriliyorsa, hastanın üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir. Eğer menide hiç sperm bulunmadı ise mikrotese ile yumurtalık mikroskop altında incelenir ve sperm hücresi aranır. Bu şekilde bulunan spermlerle hastanın eşinin yumurtalığına mikroenjeksiyon yapılarak döllenme gerçekleştirilir ve embriyo elde edilerek gebelik gerçekleştirilebilir. Mikroenjeksiyon yöntemi için baba adayından gebelik için sadece bir tane bile sağlıklı sperm alınması yeterli olabilir. Alınan sperm hücresi direkt olarak yumurta hücresinin içine enjekte edildiği için de döllenme ve embriyo elde edebilme garantiye alınabilir. Bu bakımdan mikroenjeksiyon yöntemi sperm sayısının azlığından kaynaklanan kısırlık vakaları için çok önemli ve başarılı bir tedavi yoludur.

Tüm bunlara dayanılarak; sperm sayısının çok az olduğu durumlarda mikroenjeksiyon yönteminin tercih edilmesinin çok önemli olduğu söylenebilir. Çünkü tüp bebek uygulamalarında yoğun olarak kullanılan mikroenjeksiyon işleminde canlı sperm hücresi 400 kat kadar büyütülebiliyor. Bu büyütme sayede de spermin baş, boyun ve kuyruk yapısı gibi genel morfolojik özellikleri detaylı bir şekilde incelenebilir. Bunun bir ileri uygulaması olan IMSI yöntemiyle ise büyütmeli objektifler ve özel optik sistemler aracılığıyla spermler 8000 kata kadar büyütülerek sperm başı içerisindeki bozuk yapılar da ayırt edilebiliyor. Hal böyle olunca da en kaliteli, normal ya da normale en yakın spermlerin seçimi mümkün olabiliyor.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar